07:09 17 Aralık 2017
Ankara+ 14°C
İstanbul+ 14°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'ABD IŞİD'e karşı Türkiye'yi kaybetmek istemiyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 10

    Washington Institute Türkiye Araştırmaları Direktörü Soner Çağaptay, Türkiye ile ABD arasında Fırat'ın batısı-doğusu ayrımı gözetildiğinden PYD'nin Rakka'ya yönelmesi sıkıntı yaratmadığını söylüyor. Ancak Çağaptay'a göre, Fırat'ın batısında Türkiye'nin desteklediği güçlerin başarısızlığı ABD'nin burada da PYD'yi desteklemesine yol açabilir.

    ABD'de Erdoğan belirleyiciliğindeki yeni dönemde ‘gücün şahsileştirilmesinin' istikrarsızlık yarattığı görüşünü aktarırken, Suriye yüzünden ‘Peşaver etkisinin' tezahürlerinin görüldüğüne dikkat çeken Çağaptay, "ABD IŞİD'e karşı Türkiye'yi kaybetmek istemiyor" dedi.

    Türkiye'de Binali Yıldırım başbakanlığında yeni hükümetin kurulmasıyla iç ve dış politikayı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın damgasını vuracağı bir dönem başladı. Bu dönemde başta Suriye'nin kuzeyine yönelik politikalar ve Kürt meselesi olmak üzerine ABD'nin tutumu nasıl olabilir? Meseleyi Türkiye'yi yakından izleyen ve ABD'nin başkentinin nabzını tutan Washington Institute Türkiye Araştırmaları Direktörü Soner Çağaptay'la konuştuk.

    Çağaptay, Türkiye ile ABD arasında Suriye'de bir konsensüs bulunduğu görüşünde. "Bir tür kompartımanizasyona dayanıyor, yani ilişkilerde kimi sorunların birbirinden yalıtılmış biçimde telakki edilmesi anlayışı var" diyen Çağaptay, PYD ve IŞİD siyaseti üzerinden durumu şu sözlerle açıklıyor: "Ankara, Washington'ın PYD ile Fırat Nehri'nin doğusunda beraber çalışmasına hiç ses çıkartmıyor. Rakka operasyonu bu açıdan manidar çünkü Fırat Nehri'nin doğusunda yer alıyor ve belki de bu operasyon için Türkiye lojistik destek vermeye devam edecek."

    ‘FIRAT'IN BATISI-DOĞUSU AYRIMI'

    CENTCOM komutanı Joseph Votel'in önce Kobani'ye gitmesi, ardından Rakka operasyonuna katılan Amerikan özel birliklerinin YPG sembolleri takması Ankara'nın tepkisini çekse de Çağaptay'a göre bu konuda çok fazla sıkıntı bulunmuyor. "Temel sıkıntı Amerika'nın PYD ile Fırat Nehri'nin batısında beraber çalışmaması, buna ABD riayet ediyor. O konuda PYD'yi geride tutmaya çalışıyor" anımsatması yapan Çağaptay, Türkiye'nin bunun karşılığında ABD'nin PYD ile Rakka'da beraber çalışmasına ses çıkartmadığına dikkat çekti. ABD'nin de karşılığında Türkiye'nin PYD'yi Türkiye sınırlarına yakın olan bölgelerde vurmasına ses çıkartmadığını anımsatan Çağaptay, "ABD'nin PYD ile olan ilişkisinin çok taktiksel olduğunu stratejik olmadığını gösteriyor" değerlendirmesini yaptı.

    ‘TEMEL SORUN TÜRKİYE DESTEKLİ MUHALİFLERİN BAŞARISIZLIĞI'

    ABD'nin arzusunun Azez ve Cerablus arasındaki koridorun Türkiye tarafından, Türkiye'nin desteklediği Suriyeli muhalifler tarafından alınması olduğunu belirten Çağaptay, temel sorunun burada yaşanılan başarısızlık olduğunu söyledi: "Suriye tarafında Türkiye'ye ait özel kuvvetlerin bulunma ihtimalleri mevcut. Amerikan hava desteği var, Türkiye'nin kara desteği var fakat operasyon başarılı olamadı. Uzun süredir çabalamasına rağmen muhalifler Azez'le Cerablus arasındaki bölgeyi alamadıkları gibi ellerindeki ciddi miktardaki toprağı da kaybettiler. Türkiye'nin temel olarak o bölgedeki hava hakimiyeti yok. Rus uçağının düşürülmesinden sonra Türkiye sahadaki hakimiyetini kaybetti ve Amerika hâlâ bekliyor Türkiye'nin desteklediği muhaliflerin o bölgeyi IŞİD'den almasını."

    ‘AZEZ-CERABLUS'TA BAŞARISIZLIK PYD'Yİ DESTEKLETİR'

    ABD ile Türkiye arasında üç kez bu konuda anlaşma yapıldığını ancak başarısız olunduğunu anımsatan Çağaptay, "Bu kez de bundan bir şey çıkmazsa Türkiye'nin desteklediği muhalifler alamazsa, belki Amerika bundan sonra PYD'nin bu bölgeyi kontrol altına almasını isteyebilir. Çünkü bir şekilde bu sınırın kapanması gerekiyor. Türkiye ve Avrupa'ya yönelik IŞİD saldırılar da bu bölgeden kaynaklanıyor. Geçişin önlenmesi için o tampon bölgenin kapatılması gerekiyor" dedi.

    ‘TÜRKİYE'NİN SURİYE SİYASETİ 2011-2012'DE KALDI'

    Çağaptay diğer yandan Türkiye'nin Suriye siyasetinin ‘2011-2012'deki iç savaşa dayalı kaldığını ancak bu süre zarfındaki değişikliklerin gözetilmediğine şu sözlerle dikkat çekti: "O zaman Esad'a karşı bir demokrasi hareketi vardır. Sonra bir demokrasi ayaklanmasına dönüştü. Türkiye hâlâ demokrasi ayaklanmasına destek verdiğini düşünüyor. Ama Suriye iç savaşı o kadar evirildi ki 2012'den bu yana bir demokrasi hareketinden çıktı ayaklanmaya dönüştü, iç savaşa dönüştü. Türkiye'yi de tehdit eden cihatçıların olduğu bir iç savaşa dönüştü. Ankara hâlâ demokrasi hareketini destekliyormuş gibi yapıyor. 2012'den 2016'ya gelmesi lazım Türkiye'nin siyaseti yoksa daha büyük acılara yol açabilir."

    ‘ABD TÜRKİYE'YE ANLAYIŞ GÖSTERİYOR'

    Peki, ABD-PKK-PYD ilişkileri? Çağaptay'a göre, ABD'nin Türkiye ile ilişkilerinde var olan komportımanizasyon aynı şekilde PKK-PYD ilişkisinde de bulunuyor: "Amerika Türkiye'nin PKK ile mücadelesine yüzde 100 destek veriyor, hiçbir şekilde ses çıkartmıyor. Askeri ve siyasi desteğini devam ettiriyor. Dolayısıyla Amerika PKK ile PYD'yi ayırıyor kendi kafasında diyebiliriz. Bir tanesi konusunda Türkiye'den anlayış rica ediyor, diğeri konusunda kendisi Türkiye'ye anlayış gösteriyor diyebiliriz."
    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın mutlak belirleyiciliğinde olacağı anlaşılan yeni dönemde Türkiye-ABD ilişkilerinde değişiklik söz konusu olabilir mi?

    ‘OTORİTERLEŞME İSTİKRARI TEHDİT EDİYOR'

    Soner Çağaptay, iki ülkenin resmi olarak birbirlerinin içişlerine müdahale etmeyeceklerini anımsatırken, ancak gayrı resmi olarak hükümet çevrelerinde ve akademik çevrelerinde Erdoğan konusunda şüpheci kampın ağırlık kazandığına dikkat çekti. "Son birkaç senedir özellikle Gezi hareketinden sonra evet/hayır kamplarının tümüyle ortadan kalktığını ve artık gerek Amerikan hükümeti çevreleri içinde gerek düşünce kuruluşlarında tek bir fikrin ortaya çıktığını söyleyebiliriz; o da Türkiye'de giderek artan bir otoriterleşme eğilimi olduğunu" diyen Çağaptay, bunun aslında Türkiye'nin istikrarını tehdit ettiği konusunda görüş birliği bulunduğunu kaydetti.

    ‘ABD, ANKARA'YLA İLİŞKİLERİNİ İYİ YÜRÜTMEK ZORUNDA'

    Görevden alınan başbakan Ahmet Davutoğlu'nun aslında ideoloji ve siyaset açısından Erdoğan'la farkı bulunmadığını, kendisinin aynı zamanda çökmek üzere olan Ortadoğu politikasının da mimarı olduğunu anımsatan Çağaptay, gidişinin de ‘gücü şahsileştirmenin' tezahürü olduğunu vurguladı. ABD yönetiminin de siyasi ve ideolojik farklılıklara değil, gücün tek elde toplanması ve şahsileştirilmesine baktığını belirten Çağaptay, bunun IŞİD'le mücadelenin gerekli olduğu bir ortamda NATO ülkesi olarak ihtiyaç duyduğu Türkiye'deki istikrardan duyulan kaygıyla bağlantılı olduğunun altını çizdi. Çağaptay, "Amerikan hükümeti işbirliğinin devamı içinde Ankara'yla ilişkilerini iyi yürütmek zorunda. Bir kez daha kompaktmanizyon yapıyor diyebiliriz. Siyasi konularda endişeleri var. Ama IŞİD'e karşı Türkiye'yi kaybetmek istemiyor."

    ‘PEŞAVER ETKİSİ'

    Türkiye'de bazen illiberal olsa bile dışarıda çok kıymet verilen bir demokrasisi varken, Suriye'den gelen kötü tesirlerin etkisiyle belki de bir dönüşüm yaşayabileceğini belirten Çağaptay, ‘Peşaver etkisi' diye andığı sürece dikkat çekti: "Nasıl ki Pakistan Afganistan'daki mücahitlere Sovyetlere karşı destek verirken, Afgan mücahitler ülkeye yerleşti ama bir yandan Afganistan'ın iç sorunlarını, ideolojik sıkıntılarını cihatçılığı ithal ettiler. Bunun gibi etkileri Gaziantep'ten başlamak üzere görmek ne yazık mümkün. IŞİD saldırıları bu civardan gelen kişiler tarafından yürütülüyor. Bu tesadüf değil bu uzun vadeli sorun Türkiye için. Belki de Türkiye'nin Suriye'ye yönelik açık kapı bırakma politikasını bitirme ya da değerlendirmeye alması gerekmekte." Türkiye'nin Rus uçağını düşürmesini de bu anlamda ‘çok ciddi bir hata' diye niteleyen Çağaptay, bu olay yüzünden hava hakimiyetinin yitirildiği ve içerideki muhaliflere destek verilemediğini söyledi.

    ‘(ASKERİ DÖNEMLER HARİÇ) HİÇ BU KADAR KÖTÜ OLMADI'

    Çağaptay, Washington'da Türkiye'nin doğu ve güney komşularında göre daha iyi durumda olmasından hareketle endişeleri olmayan bir kesim olduğunu söylese de genel saptamayı şu sözlerle aktardı: "Türkiye'de ki demokrasi kalitesi açısından askeri idare yılları haricinde hiçbir zaman bu kadar kötü olmadığını düşünüyor. Belki de Türkiye'nin en büyük handikapı bu, uzun vadeli. Şimdiye kadar Türkiye'nin Washington'da destekçisi olan pek çok kişi eskiden olduğu kadar desteği gösteremeyecekler."

    İlgili konular:

    Başbuğ: Türkiye'nin politikası YPG'yi ABD'nin müttefiki haline getirdi
    'YPG'nin vurulması halinde ABD'li askerlerin de ölebileceği mesajı veriliyor'
    Erdoğan'dan ABD'ye PYD tepkisi: Bize verilen söz bu değil, kınıyorum
    ABD: YPG ile çalışmaya devam edeceğiz
    ABD'de okul yıllığındaki IŞİD ve Hitler'den özdeyişler infial yarattı
    ABD: YPG arması izinsiz ve uygunsuz
    Etiketler:
    Soner Çağaptay, Washington, Suriye, Türkiye, ABD, Ankara
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın