13:01 19 Temmuz 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'George W. Bush Amerikası'nı rahmetle anabiliriz'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Orlando saldırısı daha resmi başkanlık yarışı başlamadan Cumhuriyetçi Trump ve Demokrat Clinton arasındaki kapışmayı hızlandırdı. Kadir Has Üniversitesi'den Soli Özel'e göre, Orlando saldırısındaki tutumuyla bir kez daha 'serseri mayın' olduğunu gösteren Trump, seçilirse bütün dünya için felaket olabilir.

    Orlando saldırısı, ABD'deki başkanlık seçimlerinin artık kesinleşmiş gibi görünen iki adayının, Cumhuriyetçi Donald Trump ile Demokrat Hillary Clinton’ın kapışmalarını hızlandırdı. Orlando katliamının ardından Trump’ın zaten sıradışı bulunan söylem ve tutumlarına Başkan Barack Obama’yı 'gizli cihatçılıkla' suçlamaya varan çıkışı eklenirken, ABD kurumsal sisteminde sıkıntılar katlanmış görünüyor.

    Amerika'da resmi başkanlık kampanyası henüz başlamamışken yaşanan bu hareketlenme nelerin tezahürü ve dünyaya etkileri ne olacak? Trump'lı ve Clinton'lı ABD seçimleri nasıl bir çerçeve sunuyor?

    Bu soruları Amerika’yı ve siyasi sistemini yakından tanıyan Kadir Has Üniversitesi’nden akademisyen ve gazeteci yazar Soli Özel ile konuştuk.

    'ZORDA KALAN IŞİD BEN BURADAYIM MESAJI VERİYOR'

    Soli özel, Orlando’da 49 kişinin canını alan Afgan asıllı Amerikan vatandaşı Ömer Matin’in IŞİD’le bağlantısına ikna olmadığını belirtirken, 29 yaşındaki gençle ilgili 'cinsel eğilim sorunları olan kafası karışık tipik Amerikalı’ tipolojisine dikkat çekiyor. IŞİD’in eylemi üstlenmesi için ise, "Bu işin kamuflajı olmuş. IŞİD’in bu işi hemen sahiplenmesini, bugün Felluce düştü, yarın Rakka düşecek. Çok zorda kalan örgütün ‘ben hala buradayım’ mesajı vermesine bağlıyorum, şu anki bilgilerim dahilinde" değerlendirmesinde bulundu.

    'ORLANDO'NUN TRUMP'A ZARAR VERME İHTİMALİ YÜKSEK'

    Demokrat Hillary Clinton ve Cumhuriyetçi Donald Trump
    © REUTERS / David Becker/Nancy Wiechec
    Amerika'da çabucak katliamın Trump’a yarayacağı görüşünün öne çıktığını anlatan Özel, "Trump’ın bu olay karısında verdiği tepkideki bencillik, sürekli kendine yontması, aradaki Amerikalı seçmeni bence tedirgin etti. Bunun ona zarar verme ihtimalini yüksek görüyorum” dedi. Özel, seçimlere henüz beş ay olduğunu belirtip olayın izdüşümünün kaybolacağı görüşünü dile getirirken, “Bizzat Trump’tan kaynaklanan çok rezalet göreceğiz gibime geliyor. Herhalde Amerikan tarihinin en çirkin değilse bile en feci kampanyalarından birisine tanıklık edeceğiz” vurgusu yapıyor.

    AMERİKAN TARİHİNDE TRUMP’LAR…

    Peki ABD siyasi tarihinde Trump 'biricik’ mi? Benzeri popülist figürler hiç yok mu? Soli Özel, yakın geçmişten örnekleri şöyle aktardı: "Hafızaların iyi-kötü yakalayabileceği dönemlerden biri 1964’te Berry Goldwater’ın çıkışı var. Tabii Goldwater, Donald Trump’tan çok daha farklı bir adam. Soğuk Savaş koşullarının çok reaksiyoner sağcı bir siyasetçisi. Fakat bu anlamda popülist bir karşı çıkış anlamında Trump’ın öncülü Alabama Eyalet Valisi George Wallace’dır. 1968 seçimlerine katıldı ve o da vuruldu, ondan sonraki ömrünü tekerlekli sandalyede geçirdi. 1968’de ırkçıydı, 1970’lerin sonunda fikir değişdirdi ve siyahların oyunu da alarak Alabama’ya tekrar eyalet valisi oldu. Benim aklıma gelen bunlar ama sanıyorum Amerikan tarihinde 19. yüzyılın sonunda bu tür insanlar var. Popülist lider olarak Chewy Long, Louisiana eyalet valisi, o da yanılmıyorsam öldürülmüştü."

    '2008 KRİZİ VE TRUMP FENOMENİ’

    Ancak Özel’e göre 'Trump başka bir dönemin popülizmini temsil ediyor.' Özel, "Eğer 2008 krizi olmasaydı, 2008 kriziyle iyiden iyiye açığa çıkmış olan sermaye ve çalışanlar arasında bölüşümdeki bozukluk, kültürel anlamda liberal değerlerle daha folklorik değerler arasındaki çatışma vs. bunlar keskinleşmeseydi ve alt sınıflar sistemin sürekli yukarıdakilere yonttuğu kanaatine 2008 krizinden sonra özellikle varmış olmasalardı, Trump fenomenine tanıklık etmezdik. Bence Brexit’in geçmesi fenomeninden de bugünkü kadar bahsetmezdik. Marine Le Pen’in gelecek sene Fransa’da başkan olmasından da bahsetmezdik" görüşünde.

    ABD'de işçi sınıfının çok yoğun olduğu yerlerde Trump’a ciddi oy çıktığını ve mavi yakalıların kendisine kaydığının görüldüğünü aktaran Soli Özel, bunu bir sürecin de sonlarına gelinmesi olarak şöyle özetledi: "Bu 1980’lerde başlamış olan bir  dalgaydı ABD’de. ‘Reagan Demokratları’ denirdi o zaman onlara, çünkü işçi sınıfı genelde Demokrat Parti’ye destek verirdi. Trump’ın çıkışıyla birlikte o transfer, mavi yakalıların Demokrat Parti’yi bırakarak Cumhuriyetçi Parti’ye ya da popülist bir lidere geçmeleri sürecinin de herhalde sonralarına gelinmiş olundu.”

    'SEÇİLİRSE BÜYÜK FELAKET OLABİLİR’

    Peki Trump'lı bir Amerika ile dünya neye benzeyecek? George W. Bush Amerikası gibi bir görünüm mü çıkacak? Soli Özel, "George W. Bush Amerikası’nı rahmetle anabilirsiniz. Trump Amerikası hakikaten çok büyük bir bela olacak" dedi. ABD’de kurumsal yapının Trump’ı dizginleyeceği görüşlerinin de bulunduğunu anımsatan Özel, şu kaygıya dikkat çekti:

    "Trump seçildiği halde Kongre bütünüyle gene Cumhuriyetçiler’de kalacak demektir. Yani o Kongre ile bu Trump-Obama’nın başkanlığında Kongre’nin neler yapabildiğini gördük. Trump ile birlikte hareket edecek bir Kongre, hakikaten dünya açısından çok büyük bir felaket olabilir. Dolayısıyla Bush döneminden daha büyük bir felaket olacağını düşünüyorum.”

    'SERSERİ MAYIN’

    Ayrıca Trump’ın kadrolarının kim olacağının bilinmediğini vurgulayan Ozel, “Orlando’da yapmış olduğu çıkış bu adamın tam bir serseri mayın olduğunu da gösteriyor. Herhangi bir terkibin içine onu oturtmak, belirli bir disiplin içine onu sokmak, bir Amerikan başkanlığının gerektirdiği bir ağırbaşlı davranmasını beklemek çok zor gibi geliyor. Zaten seçimi ona kaybettirecek faktörlerden birinin de bu olduğunu düşünüyorum şahsen” dedi.

    'CLINTON ZAYIF BİR ADAY'

    Özel’e göre Trump’ın başkan olabilme ihtimalinin tartışılmasının sebeplerinden birisi de Clinton’ın ‘zayıf bir aday’ olması. Özel, “Zayıflığı da yetersizliğinden, akılsızlığından, beceriksizliğinden ya da deneyimsizliğinden değil. Çok uzun zamandır ortada ve kişi olarak sevilemiyor. Böylesine duyguların ayakladığı bir ortamda çok soğuk nevale görüntüsü yaratmasından kaynaklanıyor” derken, Obama’nın desteği ve iki defa seçilmesini sağlayan koalisyonun bir arada tutulabilmesi halinde Clinton’ın kazanacağı öngörüsünde bulundu.

    ‘BEYAZ AMERİKALILARIN KORKUSU’

    Soli Özel, Trump fenomeninin arkasında ise Amerika’ya özgü şu olguya dikkat çekti: “Trump fenomeninin arkasında da, bir açıdan (Demokrat Parti’de adaylık yarışını henüz bırakmamış solcu Vermont senatörü Bernie) Sanders fenomeninin arkasında da beyazların tedirginliği var. Bir tarafta Trump’ta daha az eğitimli olan beyazların ‘biz kaybedenler klübüne üye olduk’ diye korkması; diğer taraftan ‘geleceğimiz ana babalarım kadar parlak olmayacak’ diyen daha eğitimli beyazların kaygısı. Yani popülizmi taşıyanlar bunlar, dolayısıyla Amerika’da ciddi olarak beyazlara özgü bir kriz atmosferi var. Seçmen kompozisyonunda oranları giderek düşüyor. Bütün bunları rahatlatacak bir takım söylemler geliştirmesi lazım. İkincisi de Trump’ı etkisizleştirecek söylemi bulması lazım Clinton’ın. Trump’la ilgili en büyük felaket şu, adamın yalan söylediğini ona destek verenler de biliyor. Fakat fark yaratmıyor. Çünkü birinci gücü yerleşik seçkinlere dayak atmak, onlara bir ders vermek şeklinde kendini gösteriyor.”

    'TRUMP RUSYA, ÇİN, AVRUPA VE LATİN AMERİKA İLE NE YAPACAK?'

    Peki Trump ve Clinton bağlamında dış politika ve Türkiye’nin yeri? Trump’ın dış politikasının kestirilemeyeceğini "Bir tane konuşması var onda da ne dediğini kimse anlamış değil” diye anlatan Özel, ekibinin kim olduğunu görmeden analiz yapmanın güç olduğuna vurgu yaptı. “Türkiye’ye yönelik ne yapacak diye bir soru sormak bizim kendimize vehmettiğimiz öneme bağlı bir soru olur” diyen Özel, "Bu adam (Trump) Rusya ile ne yapacak, Çin’le ne yapacak, Avrupa ile ne yapacak, Latin Amerika ile ne yapacak sorularından sonra Türkiye’ye sıra gelir, Ortadoğu ile ne yapacaktan sonra sıra gelir” derken, Trump seçilirse zaten ‘aşk ilişkisi’ bulunmayan ABD-Türkiye ilişkilerinde bürokrasi yoluyla işlerin yürüyeceği öngörüsünde bulundu.

    Özel, Ankara’nın ‘huyunu suyunu bildiği’, ‘iletişim kurabileceği’ Clinton’ın tercih edileceği görüşünü dile getirdi.

    İlgili konular:

    Trump, Suriye'de 'güvenli bölge' istiyor, parasını da Körfez'den bekliyor
    Trump, coğrafya bilgisiyle 'büyüledi'
    'Orlando saldırısının Trump'a yarayacağı kaygısı var'
    Etiketler:
    IŞİD, Donald Trump, Hillary Clinton, George W. Bush, Orlando, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın