18:34 20 Nisan 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    İnsel: Fransa'da özgürlükler zedelenir, Türkiye'ye hiper otoriterizm gelir

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 01

    Fransa'da OHAL'in terör saldırıları sonrasında dar bir radikal İslamcı çevreye uygulandığını anlatan Ahmet İnsel'e göre, "Güçler ayrılığı ilkeleri oturmuş, bürokrasisi liyakat üzerine kurulmuş bir ülkede OHAL ilanıyla özgürlükler zedelenir. Demokrasi ve güçler ayrılığı ilkeleri oturmamış, otoriter bir rejimde ise OHAL hiper otoriterizmi getirir."

    Darbe teşebbüsünün ardından fiili OHAL halinden, yasal OHAL’e geçiş yapan Türkiye, şimdilik üç ay sürmesi planlanan bu yeni süreci anlamlandırmaya çalışıyor. OHAL’in özgürlükleri nasıl etkileyeceğinden, günlük hayatta karşımıza neleri çıkaracağına dek vatandaşın aklında sorular birikti. Peki Paris saldırılarından sonra OHAL yönetimine geçen Fransa’da bu süreç nasıl işledi? Hukuk ne kadar askıya alındı? İnsan hakları ne kadar kısıtlandı? Türkiye’de önümüzdeki süreçte nelere tanık olacağız?

    Bu soruları Fransa'da yaşayan akademisyen ve gazeteci yazar Ahmet İnsel ile konuştuk.

    'FRANSA'DA DAR BİR RADİKAL GRUBA YÖNELİK'

    Fransa’da OHAL’i sadece istasyonlarda havalanlarında üniformalı askerlerin dolaşması dışında farketmenin mümkün olmadığını savunan İnsel "Çünkü Fransa’daki OHAL uygulaması çok dar, radikalleşmiş islamcı çevreye karşı önlem alınmasıyla ilgili yürütülmüştü. Onun dışına da taşmadı” dedi. İşçi haklarını kısıtladığı gerekçesiyle neredeyse isyana dönüşen iş yasası eylemlerinin de OHAL altında yapıldığını hatırlatarak “Hükümet özellikle EURO 2016 öncesi yasaklamaya çalıştı. Ancak başaramadı" dedi. İnsel şöyle devam etti:

    'SIKIYÖNETİM BİLE İLAN EDİLEBİLİRDİ, DİYECEK BİR ŞEY YOK'

    "Burada aslı olmayan bir darbe girişiminden bahsetmiyoruz. Talat Aydemir ayaklanması sonrasında kısa dönem bir sıkıyönetim de uygulanmıştı sanırım. Eğer hükümet orduya güveniyor olsaydı sıkıyönetim bile ilan edebilirdi, bir şey de diyemezdik. Fransa'da Paris saldırısı oldu. Ancak o kişiler Fransa devletini ele geçirme niyetinde değillerdi. Bu durumda OHAL ilan ettiler. Türkiye’de çok daha ileri noktada bir hareketten bahsediyoruz. Buna diyecek birşeyim yok."

    'TEMİZLİK HAREKATINA YASAL KILIF’

    "Belki olayın üzerinden üç dört gün geçtikten, olaylar yatıştıktan sonra neden bunu yapıyorsunuz sorusunu sorabilirsiniz. Onun da daha ne için yapıldığını biliyoruz. Temizlik harekatına bir yasal kılıf getirmek ve geri dönüşü mümkün kılmamak için yapılıyor. Demokrasi ilkeleri oturmuş, güçler ayrılığı ilkesi oturmuş, devlet bürokrasisi partizanlık değil gerçekten liyakat üzerine kutulmuş bir ülkede OHAL ilan ettiğinizde temel hak ve özgürlükler ister istemez zedelenir. Fransa’da da zedelendi. Fakat bunun tam tersinde otoriter bir rejimde OHAL ilan etmek, hiper otoriterizmi getirir" dedi.

    FRANSA’DA OHAL NASIL İŞLEDİ?

    İnsel’in paylaştığı verilere göre Fransada OHAL’in olduğu 6 ayda toplam idari kararla yani savcı ya da sorgu hakiminden izin almadan, mülki idare amirinin bazen de bakanın doğrudan kararıyla yapılan arama sayısı 3 bin 540. İlk üç ayda 3420 ikinci üç ayda 120’ye düşmüş. Fransa’da bu aramalarda 740 tane silah bulunmuş. Bunun 75’i savaş silahı. Ve bu aramalar sonunda 592 savcılık soruşturması açılmış. Bunların 222’si silah bulundurma suçundan, 206’sı uyuşturucu bulundurmadan 167’siyse diğerlerinden. Toplam 67 kişiye ceza verilmiş. Şu ada 56 kişi tutuklu var.

    'ANKARA GAR SALDIRISINDA NİYE YAPILMADI?'

    Bu veriler ışığında, Türkiye’de OHAL ilan edilmeden önce yaşananlar ve OHAL’den sonra da devam eden duruma bakıldığında bir karşılaştırma yapmanın bile mümkün olmadığını söyleyen İnsel “Türkiye’de 10 bin kişi gözaltında olduğu söyleniyor. 60 bin civarında işten el çektirilenler var. Bu sayıyla Fransa’daki sayıyı karşılaştırmak mümkün değil. Derseniz ki Fransa’da OHAL’i çıkaran nedenle buradaki OHAL’i ortaya çıkaran neden arasında kıyaslama yapılmaz. Bu kabul edilebilir. Arada olgu farkı var çünkü” dedi. “Ankara garındaki terör saldırısı sırasında da bunu yapabilirdi. Ama etmediler. Karşılaştırma sadece bahane bulma bir meşruiyet bulma dışında pek anlamlı değil. Ama şunu diyeyim OHAL ilan edilmesinin somut gerekçeleri var. Buna karşı çıkmak darbeyi ciddiye almamak demektir” yorumunda bulundu.

    AİHS’İN ASKIDA OLMASI NE ANLAMA GELİYOR?

    Darbe girişimi nedeniyle gözaltına alınan askerler
    © AFP 2019 / Bülent Kılıç
    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, OHAL sebebiyle Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 15’inci maddesi uyarınca sözleşmesinin askıya alındığını söyledi. Hukukçular da AİHS’in askıya alınmasını prosedürle bağdaştıran açıklamalar yaptı. İnsel Fransa’nın da OHAL ilanından sonra benzer bir deklerasyonda bulunduğunu söyleyerek “Zaten deklarasyonda bulunmasanız dahi OHAL zaten bazı temel hakları sınırlayacağım demektir. Söylemeseniz de bunu yapıyorsunuz. Bir dizi insan hakları savunucusu Fransa’daki idari ev hapsine itiraz etti. Mahkemelere gidildi. Bazıları bu kararları iptal ettiler” dedi. İnsel şöyle devam etti:

    'HER İSTEDİĞİNİ YAPMA ÖZGÜRLÜĞÜ VERMEZ'

    Ankara Adalet Sarayı'nın önündeki polisler
    © AP Photo / Burhan Ozbilici
    "Yani bu ‘İstediğim herşeyi yapabilirim’ anlamına gelmiyor. Bazı durumlarda bazı hakların sınırlandırılması demek. Mesela gözaltına alınanların avukatlarıyla görüşme hakkından mahrum edilmesi anlamına gelmiyor. Gözaltına alınan kişi etkisiz hale geldiği için adil yargılanma hakkına sahiptir. OHAL gözaltı süresinin uzaması hakkını yaratıyor örneğin. Ama gözaltında kötü muameleyi doğrulamıyor.Ama AİHS sözleşmesini askıya almadan önce hükümetin bürokrasisinin AİHS’e uymayan o kadar çok eylemi var ki haliyle bunu askıya aldığında nasıl birşey doğacak endişesi doğuyor."

    'AB'NİN ETKİSİ SIFIRA YAKIN'

    OHAL’in ilanıyla Avrupa Birliği’nden (AB) ve üye ülkelerden ardı ardına gelen tepkiler yağıyor. Özellikle Türkiye’nin AB üyeliği bu süreçte daha da çok sorgulanır oldu. Ancak Türkiye, AB’den gelen uyarılara neredeyse hiç kulak asıyormuş gibi gözükmüyor. İnsel’e göre gelinen bu süreçte AB’nin de payı var. AB’nin her gün konuşsa da yarattığı etkinin sıfıra yakın olmasını Türkiye’nin üyeliği konusunda ‘Ne olursa olsun üye olmayacak’ fikrini yaymış ve yerleştirmiş olmasından kaynaklandığını söyleyen İnsel, “Avrupa Konseyi’nin etkisi daha fazla. Zira Türkiye en azından oraya üye” yorumunu yaptı.

    'DIŞ ETKİYLE DÜZELME BEKLEMEK GERÇEKÇİ DEĞİL'

    Türkiye’nin ABD ile ittifaka her zaman daha ilgili olduğunu söyleyen İnsel “ABD’nin de Türkiye’de ne olduğuyla çok detaylı ilgileneceğini zannetmiyorum. Geçmişte de ilgilenmediler. Sonuçta onların gözünde Türkiye bir NATO ülkesi ve istikrar unsuru. ABD bir NATO üyesi olan Türkiye’deki ordunun, TSK’nın çökmesinden endişe duyuyor olabilir. Ama buna nasıl çare bulurlar bilmiyorum. Dış etkiyle Türkiye’deki durumun biraz daha düzelmesi ya da diktatörlüğe gitmememesini beklemek gerçekçi değil”  dedi.

    'İSTİKRARSIZLIK BUNALIM YARATABİLİR'

    Olayın ekonomik boyutuna dikkat çeken İnsel, "Diğer taraftan AKP sokaktaki fanatikler partisi değil. Bir orta sınıf partisi ve Türkiye’nin içine girdiği bu istikrarsızlık hali çok ciddi bir çalkantı ve bunalım yaratabilir. Bu çalkantı ve bunalım bir müddet sonra o orta sınıfın ‘Ya nereye gidiyoruz, yoksullaşmaya başladık. Birden bire dışarı çıkamaz olduk’  sorularını sormasına neden olabilir. Örneğin herhangi bir memur bile pasaportuyla dışarı çıkamıyor” diye konuştu ve ekledi:

    'BÜTÜN MUHALEFETİ HAREKETE GEÇİRMELİ'

    "Bu sadece muhalifleri vuracak bir baskı rejimi değil. Türkiye’de bunu kabul etmeye meyilli bir azınlık olduğunu biliyoruz. Esas olarak bu darbeye karşı, gerçekten amasız, fakatsız, en az AKP kadar direnmiş, karşı çıkmış, sokağa inmiş, bütün muhalefet unsurlarını harekete geçirip bunun bir AKP devleti restorasyonuna ve bir baskı rejimine dönüşmesine izin vermemek gerekir.”

    'NE İSTEDİLERSE VERDİM DİYEN KİM? NE VERDİN?'

    Recep Tayyip Erdoğan
    © REUTERS / Murat Çetinmühürdar/ Cumhurbaşkanlığı
    Darbe girişimi sonrası Erdoğan’ın kazandığı kadar kaybettiğini savunan İnsel, "Erdoğan, Muhalefetin darbeci, FETÖ’cü, üst akılcı olduğunu kullanma imkanını kaybetti. Bugün muhalefetin Erdoğana hesap sorma hakkının olduğu bir dönemdeyiz. ‘Madem bunlar Türkiye’yi ele geçirmeye çalışıyorlardı. Peki ya sen bunlara destek olmadın mı? Ne isterlerse verdim diye kim dedi? O zaman biz soralım şimdi: Ne verdin?’ diyebileceği bir dönem.Muhalefetin bu olağanüstü devlet yapılanmasının süreklilik arzetmemesi açısından çok ciddi sorumlulukları var. Bunu konuşma, isteme yetkisine geçmiştekinden daha fazla sahiptir" diye konuştu.

    Etiketler:
    OHAL, Ahmet İnsel, Fransa, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın