19:35 18 Ağustos 2017
Ankara+ 18°C
İstanbul+ 29°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'Erdoğan, Batı'yı korkutmak için 'Rusya'ya yanaşıyorum' diyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 237921

    Gazeteci Kadri Gürsel'e göre Erdoğan darbe girişiminden 'zayıflayarak' çıktı. Erdoğan'ın en çekindiği ülkenin ABD olduğunu belirten Gürsel, "Batı'yı korkutmak için 'Bakın Rusya'ya yanaşıyorum' veya 'Beni sevmiyorsunuz madem ben de Rusya'ya giderim' gibi bir tutum geliştirdi ki, tehdit algısının ne kadar vahim düzeyde olduğunu gösteriyor" dedi.

    15 Temmuz başarısız darbe girişiminin ardından Türk-Amerikan ilişkilerinde soğuk rüzgarlar esiyor. Fethullah Gülen’in iadesine dair bilek güreşi sürerken, Ankara darbenin arkasında gördüğü ABD’ye yükleniyor. En son CENTCOM komutanı General Joseph Votel'in darbe ile TSK’da yaşanan tasfiyelerin IŞİD’le mücadeleyi etkileyeceği beyanatlarına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan 'Sen kimsin' tepkisi yükseldi.

    Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinin düzeldiği, İran’a sıcak mesajlar verildiği, Suriye politikalarında elde kart kalmadığı anlaşılan bir dönemde ABD’ye yönelik tutumun sebebi ne? Türkiye-ABD ilişkileri nereye gidiyor? Cumhuriyet gazetesi yazarı Kadri Gürsel ile konuştuk.

    'VOTEL’İN AÇIKLAMASI SİYASİ DEĞİL'

    Kadri Gürsel, General Votel’in açıklamalarının askeri ve teknik nitelikte olduğunu ve yanlış anlaşıldığını söylerken, "Açıklamanın kendine atfedilen siyasi içerikten yoksun olduğunu düşünüyorum. Askerden askere olan ilişkilerde ABD tarafı Türkiye’yi müttefik olma sıfatıyla görüyor. Ve birlikte çalıştıkları muhattapları yerinde değiller. Darbeye karıştıkları iddiasıyla tutuklanmışlar. Bence hadise bundan ibaret” diye konuştu. “Bazı teknik ifadeler Türkçe’ye çevirilince çeviride kayboluyor. Aslında karşılaştığımız durum da anlamın çeviride yitiminden ibaret” diyen Gürsel, “Ama bu Türkiye ABD ilişkilerinin sütliman olduğunu göstermiyor" anımsatması yaptı.

    'ERDOĞAN DIŞA KARŞI, İÇTE İTTİFAKLARLA GÜÇLÜ GÖRÜNME PEŞİNDE'

    Ülke dışında darbe sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘güçlendiği’ yolundaki yorumlara katılmadığını, aksine bir ‘zayıflama’ olduğunu savunan Gürsel, Erdoğan’ın içeride muhalefetle ilişkileri normalleştirme adımlarını da bu duruma bağladı. Gürsel şöyle dedi: “Erdoğan’ın iktidara geldiği günden bu yana Türkiye’yi kutuplaştırarak yönetti. Darbe sonrası bir şey oldu ve 19-20 Temmuz’da bu değişti. Milli birlik zemininde ittifak arayışına yöneldi. Türkiye’ye darbe barışı getirmek istiyor. Bir istisna ile, HDP’yi dışlayarak. Erdoğan, CHP ve MHP’yi yanına alıp kutuplaşmaya ve kutuplaştırıcı projelere şimdilik ara verip dışa karşı yeni ittifaklar zemininde güçlü görünmeye çalışıyor. Bunun da nedeni özellikle 19 Temmuz’da maddileştiğini tespit ettiğim bir dünya okuması.”

    'BATI'DAN KURU, RESMİ VE ASGARİ TEPKİ SOĞUK DUŞ YARATTI'

    Recep Tayyip Erdoğan
    © REUTERS/ Murat Çetinmühürdar/ Cumhurbaşkanlığı
    Ankara’nın 15 Temmuz darbe girişimini atlatıp, 16’sında şoku üzerinden attıktan sonra ilk tepkiyi ABD’ye verdiğini ve Gülen’in iadesini talep ettiğini anımsatan Kadri Gürsel, 17-18 Temmuz günlerinde Batı’dan gelen ‘kuru’, ‘resmi’ ve ‘asgari’ reaksiyonların her şeyi değiştirdiği görüşünde. Gürsel ana izleği şöyle aktardı:

    “Bu bence soğuk duş etkisi yaratmış olmalı. Sonuçta Türkiye’ye bir darbe teşebbüsü oluyor ve buna karşılık Batı başkentlerinden, Avrupa’dan, ABD’den siyasi destek anlamında güçlü bir ses yok. Medya ise darbe girişiminden ziyade, iktidarın kendisini savunmak için yaptıklarına odaklandı ve hükümetin yaptıklarının ülkede demokrasiyi sakatlamaması hususunda bir duyarlılık içinde. Bunlar elbette kaşların kalkmasına neden oldu Ankara’da. Bu siyasi okumaya zeki ve içgüdüleri çok canlı bir siyasetçi olan Erdoğan hemen tepki gösterdi. Tabi bu siyasi tepkiye 19 Temmuz’da ABD Başkanı Barack Obama’yla yaptığı telefon görüşmesi de rol oynamış mıdır, bilemiyorum. Ama reaksiyonu şu oldu: 20 Temmuz’dan önce CHP’nin istanbulda pazar günü bir miting düzenlemesine yeşil ışık yakıldı. Ardından enteresan gelişmeler yaşandı. Ankara’da, HDP’yi dışarıda bırakan, bir liderler buluşması oldu. Ankara’da AKP genel merkezine dev bir Atatürk posteri asıldı. Erdoğan liderlere açtığı geri çekti. Ardından ise ‘Parlameter demokrasiye devam edeceğiz’ gibi ‘Başkanlık sistemi gündemimizde değil’ mealinde demeçler verdi. Bunlar aslında, 14 yıldır sürdürdüğü ülke içini kutuplaştırarak güç tahkim etme politikasına şimdilik ara verdiğini gösteriyor. Çünkü dünyada yapayalnız olduğunu bu acı tecrübeyle gördü.”

    'İRAN’IN DÜŞÜNCESİ: BETERİN BETERİ VAR'

    Gürsel, Rusya ve İran’ın darbe girişimini jet hızıyla kınadıkları anımsatılınca, İran’ın tepkisini şöyle yorumladı: "İran’ın tepkisi savunmaya yönelikti. Eğer bu darbeyi yapanlar başarılı olsaydı Türk-İran ilişkilerinin bundan ne kadar kötü etkilenirdi, bunu görecek kadar uyanık zeki insanlar tarafından yönetilen bir ülke. İranlılar bu darbenin omurgasını ve beynini Fethullah Gülen Örgütü’nün ordu içindeki yapısının oluşturduğunu gördüler. Bu hareketin de İran’a karşı hasmane olduğunu da biliyorlardı ve elbette istemediler. Kısaca ‘Beterin beteri var’ diye baktı İran. Erdogan’la ve onun rejimiyle, Suriye ve daha önce de NATO politikaları nedeniyle adı konmamış bir soğuk savaşı yaşayan bir İran’ın, buna da razı olacağını varsaymak gerekir."

    'RUSYA İLE İLİŞKİLER BATI'YA ALTERNATİF OLAMAZ'

    Rusya konusunda ise darbe girişimi sonrası Türkiye’nin Batı hattını bırakıp Rusya’ya yöneleceği görüşleri öne çıkarken, Gürsel, bunu mümkün görmüyor:

    “Türkiye’nin Rusya ilişkileri bu çağda asla Batı’yla olan ilişkilerin alternatifi olamaz. Rusya asla Türkiye’ye Batı’nın sunduklarını sunamaz. Hiçbir bakımdan. Ne direkt sermaye yatırımı, ne inovasyon, ne teknoloji, ne de hizmet sektörü… Bu bakımdan bu sadece Batı’yı korkutmak için “Bakın Rusya’ya yanaşıyorum ben” veya  “Siz beni sevmiyorsunuz madem ben de Rusya’ya giderim” gibi bir tutum geliştirdi ki duyguların dışavurumu da burada tehdit algısının ne kadar vahim düzeyde olduğunu gösteriyor.”

    'EZBERCİ YORUMLAR YANLIŞ, ERDOĞAN GÜÇLENEREK ÇIKMADI'

    Erdoğan’ın France24 kanalına verdiği mülakattaki "Ölseydik batılı dostlarımız zil takıp oynayacaktı" sözlerini hatırlatan Gürsel, "Bu ‘Batılı dostlarım benim ölmemi arzulamamı istiyormuş’ demek. Onun açısından bir farkındalık çıkarmış ortaya. Bu psikolojide yaşayan bir insan Erdoğan. Ve bu tehdit algısı sürdüğü müddetçe Türkiye’de milli birlik zemininde bir ‘darbe barışı’ politikası sürdürecek ki dışarıya karşı içeride kaybettiği gücü dengeleyebilsin" diye konuştu.

    Gözlemcilerin, analistlerin genel geçer ve ezberci biçimde Erdoğan’ın darbe girişiminden ‘güçlenerek çıktığı’ saptamasını yanlış bulan Gürsel, "Tersine güç kaybederek çıktı. Bunun yanlış olduğunu da ilk önce Erdoğan fark etti ve pozisyonunu aldı. Bunun da uygun pozisyonunu 19-20 Temmuz’da aldı. En hızlı reaksiyonu gösteren kişi oldu. Bu da bence takdire şayan" yorumunu yaptı.

    'POZİSYONUNU ABD'YE BAKARAK TANZİM EDİYOR'

    Erdoğan’ın zeki bir politikacı olmasının yanında, politik manada çok basit olduğunu da söyleyen Gürsel, şu değerlendirmede bulundu:

    "Erdoğan'ın politik karakterinde uzlaşma yok. Oyununu oynarken lineer, yani ileri ve geri hareket ediyor. Güç kaybını güçle aşmaya çalışarak, krizlere karşı da kriz yaratarak… Ancak burada artık bu politikaların bittiğini görüyoruz. Çünkü Erdoğan’ın gözlemlerden hareketle biliyoruz ki onun dünyada haklı olarak en çok çekindiği ve dikkat ettiği ülke ABD. Ve ilişkilerini aslında herşeye rağmen iyi tutmaya gayret ettiği ülke de ABD. Bu da onun büyük çelişkisini oluşturuyor. Bugüne kadar ABD ile zıtlaşarak ortadoğuda yürüttüğü politikaların bugün yol açtığı vehamet karşısında yine yapabileceği tek şey var. O da pozisyonunu ABD’ye bakarak tanzim etmek. Ama ölümcül olarak algıladığı bu tehdidi nasıl aşacağını düşünürken, tek başında AKP ile bunu yapamayacağını da biliyor. Bu yüzden, en azından ülkede yalnız olmamayı tercih etti.”

    'TÜRKİYE RUSYA’YLA 24 KASIM'DAN ÖNCESİNE DÖNMELİ'

    Dış politikada atılan ‘normalleşme’ adımlarının bir sonuç vermeyeceğini de savunan Gürsel şu öngörüde bulundu: "Erdoğan’ın kartlarının geçerliliğinin, bir vadesi ve bir taşıma kapasitesi olduğunu düşünüyorum. İsrail'le ilişkilerin normalleşeceğini sanmıyorum ama Mavi Marmara krizini çözerek bir şeyler yaptı. Suriye'de de pozisyonunu gerçeğe uydurması lazım. Yani rejimi değiştirme gibi bir imkanı kalmadığı için cihatçılara desteğini çekmesi lazım. Nusra da Kaide ile ilişkilerini kestiğini açıklayarak kendine düşen desteği verdi. Halep kuşatıldı. Yani artık Türkiye’nin Suriye’de politikası kalmadı. Yapabilecekleri çok belli. Onu bu darbe olmadan da yapmak zorundaydı, şimdi yine yapmak zorunda. Eğer Türkiye ve özellikle Erdoğan bu darbeden sonra ‘ABD’den aldığı tehdide’ uygun karşılık vermek istiyorsa, Suriye’de artık ciddi manada IŞİD karşıtı koalisyonun aktif üyesi olmak zorunda."

    Kadri Gürsel, Türkiye’nin Rusya ile ilişkileri için ise şu değerlendirmeyi yaptı: "Türkiye’nin Rusya’yla yapabileceği şey, 24 Kasım’dan veya Suriye savaşından önceki pozisyona gelmek. İki ülkenin de yapabilecekleri sınırlı. Türkiye’yi Rusya mutlu edemez. Rusya’yla çok yakınlaşma görüntüsü Batı’yı elbette rahatsız eder. Batı’nın buna karşı ne gibi tedbirler alabileceğiniyse ben bilemiyorum. Zira İran'la ilişkilerin de bir sınırı var. Bunlar sınırlı ilişkiler olacağı için ben bir karşılık ve bir denge oluşturacağı kanaatinde değilim. Bunlar riskli sulardır, ilişkilerdir. Çünkü reaksiyon doğurabilir. Onun da ne olacağını şimdiden kestirmek mümkün değil."

    İlgili konular:

    Türkiye'de darbe girişimi ve olası rotaya soldan bakış: Erdoğan sanıldığı kadar güçlü çıkmadı
    Erdoğan: Yeni bir darbe girişimi mümkün
    Independent yazarı Cockburn: Erdoğan’ın ikinci darbe korkuları orduyu ve ülkeyi çökertebilir
    Çandar: Erdoğan darbe girişimini kendi kurgulamış olabilir
    ‘Başarısız darbe girişimi güç dengesini Erdoğan’ın lehine değiştirdi’
    Etiketler:
    CENTCOM, IŞİD, Joseph Votel, Fethullah Gülen, Recep Tayyip Erdoğan, Barack Obama, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın