15:38 17 Kasım 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘Türkiye, Fırat’ın doğusunda ve batısında Halep’te de elini güçlendirebilir’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 20
    Abone ol

    ABD ile Rusya arasındaki Cenevre anlaşması bir hafta içinde çökmüş görünürken, Türkiye'den Suriye sahasında açılan yeni imkanları kullanma işaretleri geliyor. ORSAM'dan Oytun Orhan'a göre, "Türkiye, Fırat'ın doğusunda da YPG ile gerekirse bütün imkanlarını kullanmak isteyecek".

    Türkiye'nin başlangıçta Rusya'nın çizdiği sınırlar içinde kalacağını söyleyen Orhan, "Ama çok başarılı bir askeri operasyon yapan ve Bab'dan Mınbiç'e Türkiye-Suriye sınır hattı boyunca istikrar sağlar ve yönetim modeli açısından da başarılı bir model ortaya koyabilirse, eli daha da fazla güçlenebilir. Ve Fırat'ın doğusunda ve batısında Halep'te de elini güçlendirebilir. Böyle bir durum ABD ve Rusya'yı Türkiye ile daha fazla işbirliğine itebilir" dedi.

    ABD ve Rusya'nın ‘husumetlerin durdurulmasını' içeren ‘askeri ve siyasi koordinasyon anlaşması' ömrü ancak bir hafta sürerken, Suriye sahasında kendisine alan açılan Türkiye'den de Fırat Kalkanı'nı güneye doğru genişletme alametleri geliyor. Öyle ki Rakka ve sınırın Irak tarafında da Musul operasyonlarında rol oynama arzularını dile getirmeye başlayan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, öncelikle el Bab'ı işaret ederken, 'gereken her yere gideceklerini' söyledi. ABD-Rusya ‘ateşkes girişimi' ve Türkiye'nin bölgede genişleyen rolünü ORSAM'dan (Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi) Oytun Orhan ile konuştuk.

    ‘OPERASYONUN BİR BİRLİKTELİK SINIRI VAR'

    Rusya ile yaşanan uçak krizi sonrası Türkiye'nin Kuzey Suriye'de etkinliğinin azaldığını anımsatan Oytun Orhan, diğer yandan son dönemde durumun değişmesi ve Moskova ile ilişkileri normalleştirmenin ortaya çıkardığı olanaklara dikkat çekti.

    Fırat Kalkanı operasyonunun Türkiye'nin Rusya'dan aldığı yeşil ışık sayesinde hayata geçirilebildiğini belirten Orhan, Türkiye'nin bundan sonraki hedeflerini şöyle ortaya koydu:

    "Coğrafi açıdan bakıldığında ilk aşamada Türkiye muhtemelen 100 kilometre genişlikteki Cerablus hattı ve 50 kilometre derinliğe sahip bölgede, kendisine yakın grupların kontrolünde bir güvenli bölge kurmak istiyor. Ancak bu coğrafi bir hedef. Birinci hedefin ise YPG olduğu aşikar. Her ne kadar Azez — Cerablus hattı YPG'den kurtarılsa bile Türkiye halihazırda sınırların büyük bir bölümünde YPG ile yüz yüze kalmış durumda. Daha uzun vadede Türkiye, Fırat'ın doğusunda da YPG ile gerekirse bütün imkanlarını kullanmak isteyecektir. Çünkü eğer bu hatta gücünü kontrol edebilirse bir sonraki aşamada gerekirse Rakka operasyonuna desteklediği unsurlar aracılığıyla mücadeleye girişebilir."

    ‘SİYASİLER OPERASYONUN NEREYE GİDECEĞİNİ BİLMİYOR'

    Türkiye'deki karar alıcıların operasyonun nereye kadar varabileceği konusunda net bir bilgiye sahip olmadığını savunan Orhan "Daha çok sahadaki şartlar, bu operasyonun başarılı olup olmaması ve Bab sonrası, İran başta olmak üzere ABD gibi bölgesel önemli aktörlerin nasıl tepki vereceği, Türkiye'nin genişlemesi konusunda belirleyici olacaktır" dedi.

    ‘ABD OPERASYONDAN MEMNUN DEĞİL'

    ABD'lilerin Fırat Kalkanı operasyonundan çok da memnun olmadıklarını söyleyen Orhan "Burada IŞİD ile mücadele ediliyor ve IŞİD önemli bir kayba uğratılıyor olsa da, IŞİD'den doğan boşluğun ABD tarafından çok da makul görülmeyen gruplarla doldurulması ABD'de bir güven eksikliğine denk geliyor. İkincisi ise, ABD kendisinden ziyade Türkiye'nin daha etkili olduğu bir bölge oluştuğu kanısında. Yani burada sahada, güvendiği aktörler üzerinden düzen kurma arayışı içerisinde. ABD burada memnun olmasa da eli zayıf konumda. Özellikle Rusya ile yaşanan kriz ABD'nin Türkiye'yi dizginlemek için çok geçerli bir argümanıydı. Ancak son zamanlarda Rusya ile yaşanan yakınlaşma bu argümanı safdışı bıraktı" saptaması yaptı.

    'YPG'NİN REJİMLE İLİŞKİSİ RUSYA İLE İLİŞKİLERİNİ DE ETKİLER'

    Rusya'nın YPG ve PYD'ye desteğinin ABD'den farklı olarak stratejik düzeyde olmadığının altını çizen Orhan, uçak krizinden sonra Rusya ile PYD/YPG yakınlaşmasında dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu:

    "Rusya bu yakınlaşmayı uçak krizi sonrası Türkiye'yi cezalandırmanın bir aracı olarak gördü. ABD'nin ise YPG'yle ilişkisi çok daha derin. Tamamen koordineli hareket ediliyor. Kuzey Suriye'de oluşmaya başlayan YPG bölgesi ABD'nin nüfuz bölgesi olarak değerlendiriliyor. Rusya açısından, YPG ile ilişkiler hem rejimle olan, kimi zaman yakın ilişkileri nedeniyle, Halep'te rejimle işbirliği yapması gibi nedenlerle veya Türkiye'yi zaman zaman cezalandırma aracı olması nedeniyle destek gördü. Diğer taraftan da ABD'yi Suriye'ye çeken, buradaki askeri varlığını artırmasına imkan sağlayan, ABD'nin buradaki askeri varlığını artırmasına imkan sağlayan bir araç olarak da görüyor. Dolayısıyla Rusya bunun bir noktada dengelenmesini arzu ediyor diye düşünüyorum. Burda da tabi Türkiye'ye yol verilmesi yeşil, ışık yakılması, Rusya'nın denge politikasının bir sonucu olabilir ama tabi ki de YPG'nin tamamen ortadan kaldırılmasına varacak düzeyde, Türkiye ile bir iş birliğine gitmesi de gerçekçi değil. Halihazırda bir çok bölgede rejimle YPG arası ittifak devam ediyor. Ama bu ittifakın anlamını yitirdiği noktada Rusya tarafından YPG'ye bakış da değişebilir. YPG tamamen ABD'nin Suriye'deki kolu konumuna geçtiği oranda Rusya'nın bakışı değişecektir. Rusya'nın sınırı muhtemelen Bab ve Mınbiç ile sınırlı olarak diye düşünüyorum. Bunun ötesinde Rusya'nın bu açıklamaları bunun sonrasına ilişkin Türkiye'nin tek taraflı adım atmaması konusunda uyarılar olduğunu düşünüyorum.

    'TSK'NIN HAMLELERİ ABD VE RUSYA'YI DAHA FAZLA İŞBİRLİĞİNE İTEBİLİR'

    Operasyon öncesinde Türk ve Rus tarafların görüştüğünü ve bu toplantılarda operasyonun sınırlarında anlaşmalarının da muhtemel olduğunu söyleyen Orhan, "Türkiye o noktaya kadar gidecektir. Ama çok başarılı bir askeri operasyon yapan ve Bab'dan Mınbiç'e Türkiye-Suriye sınır hattı boyunca istikrar sağlar ve yönetim modeli açısından da başarılı bir model ortaya koyabilirse, eli daha da fazla güçlenebilir. Ve Fırat'ın doğusunda ve batısında Halep'te de elini güçlendirebilir. Böyle bir durum ABD ve Rusya'yı Türkiye ile daha fazla işbirliğine itebilir" diye konuştu.

    'TÜRKİYE'NİN HEDEF DEĞİŞTİRMESİ AKTÖRLERİ YUMUŞATTI'

    Halep kentinin Türkiye açısında hem mevcut yönetim tarafıyla, hem tarihsel nedenlerle, hem ekonomik toplumsal olarak geçmişi olması gibi nedenlerle ayrı bir önemi olduğunu söyleyen Orhan, Türkiye'nin Halep'teki isyancıları en fazla destekleyen ülkelerin başında geldiğine dikkat çekti. Orhan, Türkiye'nin Suriye politikasında gittiği değişikliğe dikkat çekerek şu değerlendirmeleri yaptı:

    "Burada Türkiye'nin iki sene üç sene önceki bakışından farklı bir bakışı olduğunu da görmek lazım. Türkiyenin bu müdahalesine eğer Suriye rejimi dahi çok yoğun bi tepki göstermiyorsa, bunu Türkiye'nin operasyonun temel amacını Esad rejimini devirmeye yönelik bir hamle olmaktan ziyade, YPG'nin ve IŞİD'in Türkiye sınırlarından uzaklaştırmasına yönelik bir hedef çerçevesiyle yürütmesine bağlamak lazım.Türkiye'nin Suriye'deki öncelikleri değişiyor. Söylevinde yumuşama var. Suriye ile normalleşme dahi Başbakan tarafından dile getirildi. Tabi bunlar Türkiye'nin operasyonunun hedefini başka bir şekilde koyduğunu da ortaya koyuyor. Tüm bunlar Rusya ve İran'ın da tepkilerini azaltan bir nokta" dedi.

    'GÜVENSİZLİK VARKEN SİYASİ ÇÖZÜM MÜMKÜN DEĞİL'

    Suriye savaşının bir dünya savaşına dönüşeceği yorumlarını gerçekçi bulmayan Orhan, "ABD açısından şöyle bir yorum yapılabilir: ABD Suriye meselesine sadece ve sadece IŞİD'le mücadele perspektifinden yaklaşıyor. ABD yönetimi tamamen siyasi çözüme hedeflenmiş durumda olduğunu söyleyemeyiz. Daha çok Musul ve Rakka gibi yerleri kurtarıp kendi döneminde büyük bir başarısızlık olarak belirlediği IŞİD hamlelerinde geri kazanım elde etme çabası içerisinde. ABD'nin son olarak Suriye ordusunu vurması da yanlışlık olarak söylense de bunun Rusya'ya bir mesaj olma ihtimali var. Alttan alta ABD ve Rusya arasında çok ciddi bir güvensizlik var. Her iki taraf da sahada birbirilerinin desteklediği grupları vuruyor. Güvensizlik ortadayken siyasi çözümün çok mümkün olmadığını düşünüyorum. Ama yine de bunun bir dünya savaşı boyutuna ulaşması ihtimali çok küçük" dedi.

    Türkiye, YPG'yi, PKK’nın Suriye’deki uzantısı olarak görüyor ve bu yapıyla ilişkili DSG gibi örgütlerin de 'terör örgütü' olarak kabul edilmesini istiyor. Ancak, Başta ABD olmak üzere Batılı güçler, Ankara’nın bu görüşünü kabul etmiyor. Ankara, ayrıca YPG'ye silah verilmesine de sert bir şekilde karşı çıkıyor.

    İlgili konular:

    Fırat Kalkanı operasyonunda vurulan YPG hedeflerinin yerden çekilen ilk fotoğrafları
    Türkiye, Cenevre'de uyardı: YPG, Suriye'nin parçalanmasına yol açabilir
    YPG: Suriye’deki ateşkes anlaşmasından memnunuz
    Etiketler:
    Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi (ORSAM), YPG, PYD, IŞİD, Oytun Orhan, Recep Tayyip Erdoğan, Fırat Nehri, Cerablus, Rakka, Musul, Halep, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın