09:39 21 Ekim 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Türkiye, Musul'da Sünni entitenin alternatifini yaratma peşinde'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 11
    Abone ol

    Musul’u IŞİD’den kurtarma operasyonunun eli kulağındayken Irak’ta diplomasi trafiği hızlandı. Moşe Dayan Merkezi’nden araştırmacı Cenk Sağnıç’a göre IKBY Başkanı Barzani'nin son Bağdat ziyareti 'harekat öncesi anlaşmanın' işareti olurken 'Türkiye de Musul’da kurulacak Sünni entitenin alternatifini yaratma peşinde'.

    Gerek Iraklı yetkililerin gerekse ABD öncülüğündeki koalisyonun 'eli kulağında' diye işaret ettiği IŞİD'in kalesi Musul'a yönelik askeri operasyon gündemdeyken, Irak iki önemli ziyarete sahne oldu. Önce HDP heyeti Irak Kürdistanı'nı ziyaret edip Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Başkanı Mesut Barzani ile görüştü. Ardından Barzani 3 yılın ardından ilk kez Bağdat'ı ziyaret etti.

    HDP-Barzani görüşmesinde 'sınırın her iki tarafındaki Kürtler arasında diyalogun sağlanması ve Türkiye'de yeni çözüm süreci mesajları öne çıkarken, Erbil-Bağdat hattında yeni pazarlıklar gündemde.

    Musul operasyonu öncesi Irak'taki diplomasi trafiğini, operasyonun detaylarını, Suriye ve Iraklı Kürtlerin akıbetini ve Türkiye'nin Kürt sorununa ilişkin çözüm seçeneklerini Moshe Dayan Merkezi'nden Ortadoğu araştırmacası Cenk Sağnıç ile konuştuk.

    'İBADİ-BARZANİ ARASINDA KAZAN KAZAN DURUMU MEVCUT'

    Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani - Irak Başbakanı Haydar el İbadi
    © REUTERS / Azad Lashkari/ Arşiv
    Hem Irak hem de Kürdistan tarafının Irak'ın kuzeyindeki Sünni-Kürt hattın geleceği ile ilgili tartışmalarda belirli bir gelişme kaydedildiğini söyleyen Sağnıç "Burada biraz kazan-kazana benzer bir durum mevcut. Özellikle İbadi ile Barzani arasında. Çünkü Irak'ın içerisinde yükselen Şii Arap milliyetçiliğinin, Irak hükümetinin kabinesine karşı dönme gibi bir riskinin olduğu bir dönemde İbadi için dengeleri ilişkileri devam ettirmek, özellikle Irak'ın içerisindeki diğer aktörlerle geliştirdiği dengeli ilişkiler üzerinden ABD ve ABD koalisyonu ile olan ilişkilerinde güçlenmeye devam etmek gibi bir amacı var. Benzer bir amaç da Kürdistan tarafında mevcut" dedi.

    'IRAKLI KÜRTLER PETROL ANLAŞMASINDAN SONRA MUSUL'A GİRMEME TAAHHÜDÜ VERDİ'

    Kürdistan tarafının Bağdat ziyaretinde ana motivasyon faktörlerini Kerkük petrollerini masaya yatırmak ve Musul operasyonunda kente önce kimin gireceği konusunda bir istişare sağlamak olarak sıralayan Sağnıç, Irak merkezi hükümeti ve Kürdistan bölgesi arasındaki pazarlığın detaylarınına dair şu değerlendirmeyi yaptı:

    "Kürt tarafı bir süredir Irak'ın içerisindeki Kanun Devleti Koalisyonu'nun Kerkük petrollerini bazı Kürt partilerle anlaşarak İran üzerinden, hiçbir şekilde Kürdistan üzerinden geçmeden pazarlamak gibi bir niyetinin olduğunu söylüyordu. Bunun için özellikle Goran ve Kürdistan Yurtseverler Birliği hareketinin içerisinde bazı grupların Maliki ile görüşmesinin ardından Irak Kürdistan bölgesi bir anda birkaç delegasyon arka arkaya göndererek bu sorunu çözmeye çalıştı. Öyle görünüyor ki bu sorunun çözümünde İbadi'den de destek alınmış oldu. Muhtemelen İbadi de kendi rakiplerinin güçlenmesini istemediği için buna destek verdi. Öte yandan Irak Kürdistan bölgesindeki özellikle KDP tarafından kontrol edilen güçler Musul'a çok yakın bir pozisyonda bulunuyorlar. Yapılan hesaplamalara göre 2 ile 4 gün arasında Musul'un doğu tarafında birçok bölgeye girebilecek güçteler. Hal böyle olduğu için Irak hükümetinin bir şekilde Kürtlerle uzlaşmaya vararak Musul operasyonunu başlatması gerektiği kanısı oluşmuş durumda. Çünkü Irak hükümetinin bir şekilde Musul'da bir lider rol oynamadan, Musul'u Kürtlere veya Kürtlerle beraber desteklenen Sunni gruplara kaptırmış olması, Irak'ın Sünni kimliğine büyük bir darbe vurur. Irak Kürtleri özellikle petrol anlaşmasından sonra ihtiyaç olmaması durumunda Musul'a girmeme taahüdünü Irak'a vermiş gözüküyor."

    'IKBY, TÜRK VARLIĞINI BAĞDAT'A KARŞI BİZ KOZ OLARAK KULLANIYOR'

    Türkiye'nin 'sınırlarının ötesine askeri güç kurma stratejisinin' bir süredir Irak'ta yürütüldüğünü ve Türkiye'nin Irak siyasetinde daha etkin bir rol oynama hesapları yaptığını dile getiren Sağnıç "Türkiye'nin 2015 yılında Musul'un kuzeyindeki Başika bölgesine bir üs kurmasıyla beraber ağır silahlarını takviye etmesi ve eski Musul Valisi Nuceyfi'nin liderliğini yaptığı Haş'ül Vatani denilen gönüllü Sünni milis gücüne eğitim vermeye başlaması Kürt tarafından desteklenen bir proje oldu. Türk devletinin bir süredir yürüttüğü sınırlarının ötesinde askeri güçler kurma stratejisinin parçalarından bir tanesi Başika'daki askeri üs. Irak siyasetinde daha etkin bir rol oynayarak İran'ın genişlemesini sınırlandırmak gibi bir başka çıkar algısı bu projede var. Kürtlerin İran konusunda Türkiye ile kaygıları benzer olsa da, burada Kürtler için önemli olan Bağdat'a karşı kullanabilecekleri kozlarının artmış olması. Nuceyfi'nin başını çektiği Sünni hareket ve Türkiye'nin Musul tarafındaki muhtemel olarak büyüyecek olan askeri varlığına destek vermek Kürtlere daha güçlü kozlar sağlamış oluyor" değerlendirmesinde bulundu.

    'TÜRK ASKERİNİN IRAKLILARIN YERİNE OPERASYONU YAPMASI MÜMKÜN DEĞİL'

    Türkiye'nin askeri etkisinin bölgede bir sınırı olduğunu ve Türk askerlerinin Musul'a girmesi veya Iraklıların yerine Musul operasyonunu yapmasının mümkün olmadığını dile getiren Sağnıç şöyle devam etti:

    "Operasyon ve sonrası ile ilgili Türkiye'nin bölgede, özellikle Musul'un kuzey tarafında ele geçirdiği bir avantaj var. Bu da şu ki, Musul bölgesinin dinamik ve organize olan tek Sünni milis gücü Türkiye ile ortak çalışıyor. Türkiye tarafından destekleniyor ve askerler tarafından eğitiliyor. Bu çok ciddi bir askeri güç olmasa da böyle bir güce dönüşme ihtimali var. Özellikle Türkiye, ABD ve ABD'nin başını çektiği koalisyondan bu Sünni milisler için destek alabilir. Şu ana kadar ABD'nin direk bir desteği olmuş değil, Irak'tan da genel bir destek almış değil. Aslında bunu da Türkiye'nin ilerlettiği proje tamamiyle Musul operasyonu ile ilgili değil fakat Musul operasyonunda sonra, Musul'da kurulacak herhangi bir Sünni entitenin alternatifini yaratan ve ilk alternatifi öne süren bir proje. Hal öyle görünüyor ki süreç bu şekilde devam eder ki, bir şekilde artık gündeme gelmeye başlayacaktır. Bazı iddialara göre küçük ölçekli de olsa bu milis güçler Musul operasyonuna katılacaklar. Musul'u operasyondan sonra kimin yönetceği konusunda bu milisler de bir alternatif."

    'KÜRTLER AÇISINDAN GELİŞMEYE BAŞLAYAN YENİ BİR DİYALOG SÜRECİ'

    Cerablus operasyonundan çok daha önce Türkiye'deki barış sürecinin tekrardan başlaması için Barzani'nin devreye girdiği iddialarını hatırlatan Sağnıç, bu iddiaların Kürdistan hükümetinin bilgisi dahilinde basına verildiğini ifade etti. HDP'nin ziyaretinin bu gelişmeden iki ay sonra yapıldığına dikkat çeken Sağnıç Kürtler açısından gelişmeye başlayan yeni bir diyalog sürecinden bahsetmek olduğunu belirterek, "Burada biraz hem askeri gelişmelerin, hem Suriye'de hem Irak'ta Kürtlerin pozisyonlarını özellikle Suriye'de zora sokmuş olmasıyla ilgili bir durum var. Burada özellikle konuyla ilgisi olan taraf PKK. Bu bağlantının hem Irak hem Suriye'nin kuzeyinde askeri varlıkları var. Bunlara karşı Türkiye'nin attığı bazı askeri adımlar var. Bu adamlar birçok proje ile ilgili Kürtlerin ağlarını değiştirmiş durumda. Son üç aylık süreçte Türkiye ile Irak arasında ciddi görüşmelerin olduğunu duyuyoruz. Özellikle Şengal bölgesinde PKK'ye bağlı yapılara Irak tarafından verilen askeri ve maddi desteğin kesilmesiyle ilgili. Daha keza Suriye Kürdistanı'nda Türkiye'nin Cerablus-Bab hattına girerek, üç kantonun birleştirilmesi projesinde kartları değiştirmiş olması özellikle Türkiye ile ilişkiler açısından birçok kanala sahip olan Barzani üzerinden yeni bir diyalog sürecine, savaşla birlikte devam ettirmek ya da başlatmak gibi bir algının olması çok muhtemel" saptaması yaptı.

    'HDP'NİN İKİNCİ BARZANİ ZİYARETİ, SÜRECİN İŞLEDİĞİNİN GÖSTERGESİ'

    HDP'nin Erbil ziyaretinin Selahattin Demirtaş'ın Barzani'ye yaptığı bir ziyaret olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Sağnıç, heyetin Kerkük dönüşü ikinci defa Barzani ile görüşmesini ise sürecin işliyor olduğunun bir işareti olarak yorumladı. Sağnıç şu aşamada Türkiye'nin yeni bir barış süreci için tahminde bulunmanın zor olduğunu belirterek "Fakat bu süreçte Türkiye ve IKBY tarafında görüşüldüğünü söylemek mümkün. Özellikle Türkiye üzerinden giden enerji hatlarının güvenliği ile ilgil Erbil'in ciddi kaygıları var. Aynı şekilde her ne kadar Suriye Kürdistanı'nda yaşanan gelişmeler her ne kadar bir PKK/PYD hamlesi olarak görülse de dünya Kürtleri için çok ciddi bölgesel önemi olan gelişmeler. Özellikle Akdeniz'e yaklaşmak veya kantonları birleştirmek gibi. Kürtler arasındaki bu yeni diyalog sürecinde Suriye'de ne yapılması gerektiği, Suriye'deki ortak Kürt çıkarlarının nasıl kurulması gerektiği de konuların konuşulduğunu biliyoruz. Suriye'deki PYD projesinin devamlılığı için Türkiye'deki barış sürecinin neticesinin ne olacağını bilmek gerekiyor. Bu yüzden çok şaşırtıcı değil Suriye ve Türkiye konusunun bu ziyaretin gündeminde olması" dedi.

    'SURİYELİ KÜRTLERİN EN BÜYÜK ŞANSSIZLIĞI, PYD'NİN TÜRKİYE MERKEZLİ OLMASI'

    Rojava'da Barzani üzerinden bir sistem inşa etmenin mümkün olmadığını dile getiren Sağnıç "Bugün PKK'ye bağlı güçlerin Suriye'de en azından 50-60 bin kadar çok ciddi savaş tecrübesi olan ağır silahları olan bir gücü var. Bunların toplum içindeki gücü azımsanabilecek bir düzeyde değil. Afaki bir konunun ciddi görüşmeler esnasında konuşulacağını düşünmüyorum. Ama elbette ki Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin Suriye'deki etkinliğinin artması demek, ilişkilerin Türkiye ile biraz daha dengelenemesi neticesini doğurur. İşin hakikatine bakarsak, Suriye Kürtleri'nin Türkiye ile ilişkilerindeki en büyük şanssızlıkları Suriye Kürdistan bölgesindeki ilerici, öncü gücünün Türkiye orijinli bir hareket olması. Hal böyle olduğu için ilişkileri dengeye oturtmak mümkün olmuyor. Çünkü her iki tarafta da yaşanan olaylar bu ilişkileri etkiliyor" değerlendirmelerinde bulundu.

    'TÜRKİYE-YPG ÇATIŞMASINDA, ABD'NİN YPG'YE IŞİD'LE SAVAŞIRKENKİ DESTEĞİ SUNMASI İMKANSIZ'

    Türkiye ile Suriyeli Kürtler arasındaki ilişkinin düzelmesi için, Türkiye ile taban tabana zıt çıkarları olmayan bazı Kürt grupların dengeleyici unsurları olarak bu işin içinde olması gerektiğini söyleyen Sağnıç, bu kanıya PKK tarafının da yakın zamanda varmasının muhtemel olduğunu söyledi. Türkiye ile gerginliğin Suriye'de çok daha uzun süre devam ettirilebilmesinin mümkün olmadığının altını çizen Sağnıç sözlerini şöyle sürdürdü:

    "Özellikle Suriye'deki bölgesel düzlem değişirken ve rejimin Kürtlere olan tavrı değişirken Türkiye hükümetine karşı bir cephe açmanın Suriye Kürtleri açısından da PKK'nin kendi açısından da çok fazla bir sürdürülebilirliği yok. ABD desteği şartlı bir destek. Bunun bazı temelleri var. Bunun başında IŞİD'e karşı olması geliyor. Bu kaygıyı sadece Kürtler yaşamıyor, Irak Kürtleri de yaşıyor. ABD'den çok ciddi biçimde destek almalarına rağmen olası bir Şii-Kürt savaşında böyle bir desteği alamayacaklarını çünkü ABD şartlı desteğinin etik temelini karşılamayacağını biliyorlar. Aynı şey Suriye için geçerli. Yarın Türkiye ile PYD arasında oluşabilecek bir geniş kapsamlı çatışma durumunda ABD koalisyonunun havadan ve karadan YPG'ye IŞİD'e karşı veya rejime karşı vereceği desteği vermesi mümkün görünmüyor. Hal böyle olduğu için çıkar algılarını ayırmak gerek. Suriye ile ilgili PYD'nin çıkar algıları ile Türkiye ile çıkar algıları tamamen birbirinin içine geçmiş durumda. Bu çok komplike bir duruma yol açıyor. Bu durumdan çıkabilmenin yolu, Türkiye'nin çıkarları ile taban tabana çelişmeyen bazı dengeleyici unsurların bu işin içinde ya uzlaşmacı ya da ortak olarak katılması gerek.

    Etiketler:
    PYD, PKK, IŞİD, HDP, Cenk Sağnıç, Mesud Barzani, Selahattin Demirtaş, Cerablus, IKBY, Bağdat, Erbil, Musul, Irak, Suriye, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın