11:09 16 Ekim 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Herkese meydan okumak duvara toslatır'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 63
    Abone ol

    Serhat Erkmen’e göre, Türkiye, nüfuz alanı gördüğü bölgede ‘öfkeli gençler’ gibi söylemlerle yerel güçler ve akraba topluluklarını küstürdü. Telafer’in konumu ve Haşdi Şaabi’deki Şii Türkmenlere atıf yapan Erkmen, Sünni Türkmenler için ‘uluslararası barış gücü’ önerdi. Erkmen, “herkese aynı anda meydan okuyarak hamle yapmak duvara toslatır” dedi.

    Dikkatler, Musul’u IŞİD’den temizleme operasyonunda yer alan Haşdi Şaabi birliklerinin Türkmen kenti Telafer’e yönelik başlatılacağını duyurdukları operasyonda. Operasyonda Telafer’den sürülmüş Şii Türkmenler de yer almaktayken, mezhebi gerilimin aynı etnik grubu birbirine düşürmesi kaygıları seslendiriliyor.

    Irak sahasındaki son durumu ve Türkmenler arasındaki ilişkileri Ahi Evran Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve 21. Yüzyıl Enstitüsü Ortadoğu ve Afrika Masası Başkanı Serhat Erkmen ile konuştuk.

    ‘ABD’NİN DE TÜRKİYE’NİN DE KAFASI KARIŞIK’

    Serhat Erkmen’e göre, Türkiye’nin Musul operasyonunu yürüten koalisyona katılmasıyla ilgili hem ABD’nin, hem de Ankara’nın kafası oldukça karışık. Erkmen, “Dünyada bütün devletler kendilerine nüfuz alanları açmaya çalışıyorlar. Bunu açarken de sınırlarına yakın ya da kendilerinin akraba topluluklarının yaşadığı bölgeleri tercih ediyorlar. Ortadoğu coğrafyasında da bu çok yoğun” diyerek Türkiye’nin pozisyonuna açıklık getirse de duruşunun sorunlu yanına şu sözlerle vurgu yaptı: “Ama bunu yaparken en azından sahadan müttefikler ya da bölgesel veya küresel güçlerle ittifak halinde yapıyorlar. Hepsine birden aynı anda meydan okuyarak yapmaya çalıştığı hamleler kim yaparsa yapsın duvara tosluyor. Bizim bölgede karşılaştığımız sorunların başında da bu geliyor.”

    TÜRKİYE TÜRKMENLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİ KAYBETTİ

    Musul konusunda diplomasi ayağında işlerin gerektiği gibi götürülmediğini, ancak daha da önemlisi yerel unsurlarla, özellikle de Iraklı Türkmenlerle ilgili ciddi sıkıntıların yaşandığını belirten Erkmen, şöyle konuştu:

    “Bundan birkaç sene öncesine kadar Türkmenler üzerinde etkili olan Türkiye artık etkisini kaybetti. Özellikle 2014’te Musul’un düşmesiyle bu sürenin hızlandığını görüyoruz. Musul’da IŞİD’in kontrolünün hemen ardından, ‘Öfkeli Sünni Araplar’ söylemiyle yola çıkan Türkiye, bu işi biraz basitleştirmeye, ya da anlamını kavrayamadığını göstermeye başladığı andan itibaren Türkmenler arasında da sorunlar oldu. Emirli meselesi örneğin Türkiye’de çok kısa gündeme geldi ama Emirli IŞİD tarafından kuşatıldığında —ki Emirli’nin iki yanı Türkmendir- Türkiye’den ciddi beklenti içine girdiler. Yine orada karşılanamadı. Kerkük’te ve Telafer’de aynı şeyler oldu."

    ‘SURİYE’DE DE TÜRKMENLERLE KOALİSYON FIRSATI KAÇIRILDI’

    Musul operasyonu tartışması öncesinde de Türkiye’nin Irak merkezi hükümeti yanında, doğal müttefiki sayılabilecek Türkmenlerle söylemsel ve pratik nedenlerle bariyerler çektiğini anımsatan Erkmen, aynı problemin Suriye’de de yaşandığını kaydetti. Erkmen şu izahatı getirdi: “Belki Sünni Arap ve Türkmenlerin bir kısmı ile ilişkiler iyi. Ama diğer taraftan daha geniş bir koalisyon oluşturma şansı varken bu fırsatı da kaçırıldı. Bazı iddialar var. Fırat Kalkanı çerçevesinde Türk Hava Kuvvetleri’nin Suriye’ye girmesinin eğer Rusya ve Suriye tarafından engellendiği doğruysa, bu etkinlik anlamında da bir takım sıkıntılar yaratacaktır önümüzdeki günlerde. Bence cepheyi genişletmektense, hedefe ulaşırken yanında müttefik bulmak daha mühim. Bu açıdan Türkiye’nin çok iyi bir sınav verdiğini düşünmüyorum.”

    TÜRKMENLERİN İÇİNE NİFAK TOHUMU EKİLDİ

    Amerikan işgali öncesinde Telafer’de Türkmenler arasında Şii-Sünni gerilimi çok yüksek değilken bölgesel dinamiklere bağlı olarak fitilinin ateşlendiğini anlatan Erkmen, gelişmeleri şöyle özetledi:

    “Telafer’de 2004’ten itibaren gelişen bir direniş vardı. Başlangıçta bu direniş büyük ölçüde ABD işgaline karşıydı. Sünni-Şii bir yanda, ilk Telafer’e ABD ve ortaklık yaptığı durumdan fayda sağlamaya çalışan unsurlar girip de kontrolünü almaya çalıştığı zaman kentte onlara karşı çıkanlar Sünni ya da Şii diye ayrılmamıştı. Telaferlilik kimliği, Telafer’in içinde Türkmenlik kadar önemli bir şey. Ülkenin kendisine özgü dinamiklerinden sonra kaynaklanan bir takım problemler var. Malesef IŞİD’in en önemli kadrosu arasında Telafer’den bir iki tane Türkmen vardı. Bunların kökenleri 1990’lara kadar dayanır. İlk Telafer’deki cihatçı organizasyon 1996’da başladı. Bunlardan birisi IŞİD’in iki numarası Ebu Adnani’ydi. Öldüğü söyleniyor. 2004’ten sonra o dönemde Telafer’i kontrolü altına almak isteyen ABD’lilerin burada Şii Türkmenleri ön plana çıkarmasıyla mezhepçilik oluştu. 2005’ten itibaren birbirlerine çok şiddetli saldırdılar ve dört yıl boyunca Telafer’de iki taraf da çok büyük kayıp verdi. 2009’a geldiğimizde bu biraz azalmıştı ama ateş yanmaya devam ediyordu. IŞİD’le birlikte yeniden canlandı. O zamana kadar en büyük avantaj toplumsal anlamda Türkmenlerin içinde Şii ve Sünni olmasının bir sorun olmamasıydı. Ancak çatışma, insanlar arasında aslında hiç önemli olmayan bu tür farklılıkları etnik ölçüde uzaklaştırdı.”

    Haşdi Şabi
    © AFP 2019 / AHMAD AL-RUBAYE
    Şİİ TÜRKMENLER TELAFER’E DÖNÜNCE NE OLACAK?

    Haşdi Şaabi birliklerinin, IŞİD’den 2014’te kaçmış Şii Türkmenlerden oluşan bir bileşimi olduğuna dikkat çeken Erkmen, Türkiye’nin bunlarla ilgili tedbir almak yerine önemsemez bir dil geliştirdiği de görüşünde. Buna karşılık da Irak tarafında siyasi fayda sağlandığını gördüğümüzü belirten Erkmen, “Haşdi Şaabi'lerin içindeki Şii Türkmenlerin döndüklerinde ne yapacaklarını düşündüğümüzde, problemin çok büyük olduğunu görüyoruz. Çünkü bu geçen süre içinde karşılıklı olarak birbirlerine çok ağır zayiatlar verdiler. Büyük toplumsal travmalar yaşadılar” ikazı yaptı.

    ‘TELAFER’DE KALAN HER SÜNNİ TÜRKMEN IŞİD’Cİ DEĞİL’

    Telafer’de kalan Sünni nüfusun IŞİD’ci gibi görüldüğüne dikkat çeken Erkmen, “Telafer’den çıkamayan her Sünni Türkmen, IŞİD’ci mi? Hayır. Telafer fakir bir yer. İnsanlar kaçamadılar. Yani bir de kaçtıklarında gidebilecek alan da yoktu. Bu yüzden bir sürü insan kalmak zorunda kaldı” dedi. “Kim girerse girsin Telafer’de çok kötü davranacak bu insanlara. Nerden biliyorum?” diye soran Erkmen, Sünnilere yönelik tepkinin IKBY’de de benzer olması örneğini verdi: “Örneğin bundan bir yıl önce Erbil’de bir araç patladı. Otomatik olarak Telaferli ne kadar Sünni Türkmen varsa asayiş güçleri onları gözaltına aldı. Potansiyel terörist olarak görüyorlar çünkü. Bunların akıbetini de bilmiyoruz.”

    ‘TELAFER’DE TELAFERLİ OLMAYANLAR ÇOK’

    Türkiye ve BM’nin Telafer’de meydana gelebilecek kötü koşullara ilişkin tedbir alması gerektiğini de belirten Erkmen, şu değerlendirmeyi yaptı: “Aksi takdirde Balkanlarda yaşadığımız son derece kötü senaryoların orada yaşaması mümkün. Ama bunu çıkıp da ‘Sünni ve Şiiler var orada. Biz burada Sünni’ye bir şey olmasını kabul etmeyiz’ tarzında konuşmak yerine bunu daha çatışmanın olmaması gerektiği perspektifinden anlatmazsınız bu yanlış olur. Basının da etkisiyle daha mezhepçi bir retorik oluşuyor. Öbür türlü Telafer’den kaçan ‘Şii Türkmenler iyi, kalan Sünni Türkmenler kötü’ oluyor. Kerkük, Duhok ve Erbil’e kaçmak zorunda kalan Sünni Türkmenler var. Bunlar da çok kötü ortamlarda yaşadılar iki senede ve çok büyük sıkıntılar çektiler. Bırakın Telafer’in içinde kalıp da dışarı çıkamayanları, bunların dönmesine nasıl bakılacağı bile bir soru işareti”

    Erkmen ayrıca, IŞİD’in ardından Telafer’in nüfusuna oranla en yoğun yabancının yerleştiği yer olduğunu belirterek “Son iki senede dünyanın değişik yerlerinden getirilen kişiler, burada. Çünkü insanların kaçınca bir sürü yerleşim alanı ve tarım alanı kaldı. Bunlar bir yandan ganimet görülüyor. Telaferlilerden daha fazla gelen var Telaferliler dışında. Bunlar ne olacaklar? Onlar neyle karşılaşacak? Bunların hepsi ne açıdan bakarsanız bakın insanı dramlarla karşılaşacak sorunlar ortaya çıkıyor” diye konuştu.

    ‘KÜÇÜK BİR BARIŞ GÜCÜ BİLE OLABİLİR’

    Telafer’in çok ciddi savaş ve çatışma riskini barındırdığını ifade eden Erkmen, şu vurguları yaptı: “Bence burada Türkiye, yapabilirse koalisyonun, olmazsa BM’nin devreye gireceği bir mekanizma geliştirilmeli. Normal bir yerden bahsetmiyoruz. Daha önce örneklerini dünyanın farklı yerlerinde yaşadığımız bir yerden bahsediyoruz. BM’den küçük bir barış gücü getirilse insanlar belki bu tepkiye olumlu tepki bile verebilir. Açık konuşmak gerekirse zaman zaman devletler Ortadoğu’da kendi kuvvetlerini korumak için silahlı kuvvet kullanıyorlar. Bunu yapacaksanız ve bu barışa hizmet edecekse belki yerel aktörler tarafından da zaman içinde kabul edilir. Ama yapamayıp ya da yapamayacakken bunu yapabileceğinizi söylerseniz çatışmayı körüklemekten başka bir işe yaramaz.”

    Etiketler:
    Musul operasyonu, IŞİD, Serhat Erkmen, Telafer, Musul, Irak, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın