18:24 06 Haziran 2020
Canlı Yayın

    'ABD, Türkiye'nin IŞİD'le mücadelede rolünü önemsiyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 21
    Abone ol

    Gazeteci-yazar Fehim Taştekin, Ankara'nın mezhepçi retoriğinin ABD'nin IŞİD'le savaşı yerel güçlerle yürütme planlarına ters düştüğünü söylese de Washington'ın Türkiye'nin rolünü önemsediğini de ekledi. Taştekin, ABD'nin Rakka ve Musul cephelerini ayırma arzusuna dikkat çekse de, "Sahanın gerçekliği kendisini dayatıyor" yorumunda bulundu.

    Ankara’nın tüm muhalefetine rağmen, YPG’nin de içinde olduğu Demokratik Suriye Güçleri (DSG), IŞİD’in Suriye’deki kalesi Rakka’yı temizlemek için düğmeye bastı. DSG'nin operasyonun "Saatler içinde başlayacağını" duyurmasının hemen ardından, ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford’un sürpriz Ankara ziyareti haberi geldi. Şimdi, Musul operasyonuna katılma çabaları boşa çıkmış gözüken ve Başika'da eğittiği Sünni Arapların sürece katkısı belirsizliğini koruyan Ankara’nın, Rakka’da IŞİD’den sonra kurulacak yapının içinde rol alacağı bir süreçten bahsediliyor.

    Peki saha bize neyi söylüyor? Suriye sahasındaki son gelişmeleri ve Türkiye’nin rolünü gazeteci ve yazar Fehim Taştekin ile konuştuk.

    'RAKKA VE MUSUL CEPHELERİ BİRBİRİYLE BAĞLANTILI'

    Rakka ve Musul cephelerinin birbirini etkileyen bir yapıda olduğunu belirten Taştekin,IŞİD’le mücadele sırasında iki cephenin koordinasyon halinde olmasının kaçınılmaz olduğunu belirtti. Washington yönetiminin her iki cepheyi de ayrı tutmayı hedeflediğini belirten Taştekin, her iki cephede ABD’nin farklı çıkarlar güttüğüne dikkat çekerek “Birinde merkezi hükümetle çalışıyor, Irak’ta, birinde ise merkezi hükümetle vekalet savaşını yürütüyor. O yüzden de iki cepheyi ayrı tuttu. Ancak artan oranda sahanın realitesi kendini dayatıyor. Musul’dan çıkan güçler kaçış güzergahı olarak Suriye’ye çekilecekler. Suriye’de cephe ısınacak. Bu yüzden Suriye cephesine ilişkin önlemler alınması gerekiyordu. Ama ABD’nin buradaki hikayesi daha özel. Sonuçta IŞİD’le mücadelede liderliği Rusya’ya ya da başka bir uluslararası aktöre kaptırmak niyetinde değil. Hele hele seçim öncesi Obama yönetimi, Demokratlar dış politikadaki pasifist duruşlarını biraz daha eleştiri boyutundan aktif hale getirdiler” değerlendirmesi yaptı.

    ‘BAŞKANLIK SEÇİMLERİ, MUSUL OPERASYONUNU ÖNE ALDIRDI’

    Musul operasyona 'beklenenden erken başlanmasında' ABD’de 8 Kasım’da yapılacak seçimlerin etkisinin olduğunu ifade eden Taştekin, “Aslında ABD’nin saha planı böyle değildi. Daha doğrusu Türkiye’nin baskılarıyla ABD başka bir şey denedi. O olmadı. Zamanlama açısından mümkün değil ve sahanın realitesine uygun değil. Kürtlere çok fazla işbirliğine girmeden aşiretlerle birşeyler yapabilir miyiz diye sahayı yokladı. Bazı Sünni aşiret üyelerinin de Türkiye’de eğitime alındığına dair ABD’de basınında çıktı. Ancak Pentagon tarafından yalanlandı. Ancak bir yoklama yapıldığını sahada bir Sünni Arap ordusu kurma gibi bir çabaya girişildiğini ve sonuç alınamadığı için de Türkiye ile birlikte operasyon yapmak yerine Obama-Erdoğan mutabakatı çerçevesinde tekrar sahanın daha gerçekçi bir aktörü olan Kürtlerle bu işi yapmaya karar verdiklerini görüyoruz. Seçimin bu işi öne aldığını söylemek lazım” diye konuştu.

    'TÜRKİYE'Yİ TESKİN ETMEK İÇİN'

    Demokratik Suriye Güçleri’nin “Rakka operasyonu saatler içinde başlayacak” açıklamasının hemen ardından gerçekleşen ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford’un Ankara’ya sürpriz ziyaretini de değerlendiren Taştekin şu tespiti yaptı:

    “Bunun birkaç boyutu var. Birincisi Türkiye ABD’nin NATO’da müttefiki ve ittifak ilişkisi gereği böylesine bir güvence verme ihtiyacı duyuyorlar. Birçok konuda da bu güvencelerin sahada da etkileri var. Mesela Menbiç operasyonun orada sınırlı kalması, daha yürümemesi, ABD’nin ‘Durun Türkiye’yi teskin etmemiz lazım’ demesinden kaynaklanıyor. Diğer açıdan da Türkiye’nin oyunda yapıcı yol alması IŞİD’le mücadelede etkinliği artıracaktı. Türkiye bu konuda samimi davranmadı ve kaçak oynadı. ABD yönetimi Türkiye’nin IŞİD’le mücadelede kolaylaştırıcı bir pozisyonda olmasını önemsiyor. Yani bir takım bizim çok detaylarına vakıf olmadığımız özellikle Kürtlere karşı IŞİD’i kayıran ya da onu kullanma çabasında olan bir politika, uluslararası mücadelede önemli bir defodur. Bu defonun giderilmesi gerekiyor. ABD eğer Türkiye’yi yanında yapıcı bir rol ile yer aldığını görmez ise bunun sarpa saracağını ve sahadaki başarının azalacağını düşünüyor.”

    ‘ABD, SURİYE’NİN GELECEĞİNDE KÜRTLER ÜZERİNDEN BİR BASKI KURMAK İSTİYOR’

    Kürt meselesinin ABD’nin bölgeye ilişkin planlarında kilit bir rol oynadığını ifade eden Taştekin, ABD’nin bölgeye ilişkin gelecek planlamalarını daha yapıcı ve yumuşak bir politika ile çizmesi gerektiğini belirterek, “Suriye’de Kürtlerle sonuçta bir ittifak geliştiriyor. Bu ittifak sadece IŞİD’le sınırlı olmayacağa benziyor. Suriye’nin geleceğine de Kürtler üzerinden bir baskı mekanizması kurma ABD’nin siyasal değişimde yedeğinde tutmak istediği birşey olabilir. Ama mesele oradaki Kürtlerle Kuzey’deki Kürtlerin etkileşimi. Bu yüzden de ABD yönetimi daha dikkatli olmaya Kürtlere desteğini daha dolaylı yapmaya mecbur kılıyor. Bunun Güney Kürdistan ile de ilgileri var. ABD yönetimi onu da düşünmek zorunda. Orada yeni denklemler oluştu. O denklemlerde Kürtlerle Bağdat tekrar bir araya geldi IŞİD’e karşı. Bunun Irak’ın geleceğine ilişkin bir takım pazarlıkları da içermesi kuvvetle muhtemel. ABD yönetimi de o arada kolaylaştırıcı bir rolün içerisinde” değerlendirmesinde bulundu.

    'KÜRTLER TÜRKİYE YERİNE ABD VE BAĞDAT İLE ORTAKLIĞI TERCİH ETTİ'

    ABD’nin bölgedeki bu tavrının, Ankara’nın Irak’taki sürece Kürtler üzerinden dahil olma planlarını suya düşürdüğünü söyleyen Taştekin, "Türkiye bu konuda da rahatsız. Çünkü orada Kürtlerle bir yol alma çabasındaydı Ankara. Ama Kürtler bu kritik dönemde ABD ve Bağdat ile ortaklığı tercih etti kendi gelecekleri açısından, Musul’un ve Kerkük’ün statüsü açısından vs. Türkiye’yi oyun dışı tutan bir gelişme var. Ama bir taraftan da Türkiye bağırıyor ABD yönetimine. Başika’nın böyle bir restleşme konusu olmasının temelinde bu hesaplar yatıyor. Bir tarafta Türkiye’yi oyunda tutmak IŞİD’le mücadele için önemli birşey. Ancak bir tarafta da Türkiye’yi çok fazla oyuna sokmak oyunu başka açıdan bozucu bir etki yaratıyor. Irak ve Suriye örnekleriyle bunu ortaya koyabiliriz. Haliyle bu tür sürpriz ziyaretler Türkiye’yi doğru bir hatta tutmak için önemli. Hem teskin etmek için hem de Türkiye’nin izlediği politikaların bölgedeki yeni oluşumlara etkilerini ABD açısından en azından olumsuz bir ivmeye sokmamak için önemli” diye konuştu.

    ‘TÜRKİYE’NİN ROLÜ SAHAYI DEĞİŞTİRDİ AMA…'

    Türkiye’nin bölgedeki rolünü ‘tamamen etkisiz eleman’ olarak tanımlamanın yanlış olacağını savunan Taştekin, Ankara’nın süreçteki rolünün niteliği açısından doğru bir çizgide olmadığını belirterek, şu tespitleri yaptı: "Kürtlerin IŞİD’le mücadele ABD’yi ikna ettiği şey Kobani-Afrin arası bölgeden IŞİD’i temizlemek ve orada rahat bir geniş sağlanamak, ardından da hem siyasi hem askeri anlamda bir düzen kurma idi. Türkiye’nin baskısı ve nihayetinde sahaya asker sürmesi bu planı değiştirdi. Burada bir etkiden tabii ki bahsediyoruz. Sonuç getiren bir etki oldu. Ancak burada bizim tartıştığımız şey bu etkinin hem Suriye’nin hem Irak’ın bütünlüğünün sağlanması ve bu belalardan kurtulması konusunda çok olumlu izler bırakmadığı. Komşuluk ilişkileri açısında da çok sorunları olan bir miras bırakacağı. Kuşkusuz Irak’ta operasyona katılamaması, çok istemesine rağmen bir başarısızlık olarak görülebilir. Kendi eğittiği grup da çok etkili bir şekilde herhangi bir varlık gösteremedi. Zaten çok da mümkün değildi. Bir tarafta 20 binin üzerinde bir askeri operasyon kapasitesi var, bir tarafta 1500-3000 arası bir sayıdan bahsediliyor.”

    'BAĞDAT TÜRKİYE’NİN PLANLARINI BOZMASINI İSTEMİYOR'

    Türk askerlerinin de eğitim verdiği Irak'ın Musul kentine bağlı Başika'daki Zelikan Kampı
    © REUTERS / Thaier Al-Sudani
    Bağdat’ın Türkiye’nin sert retoriğine sert karşılık verse de Türkiye’nin buradaki rolünün kendi oyun planlarına uygun olmasını istediğini belirten Taştekin, “Aksi halde Türkiye’nin bir takım oyun bozucu araçları var. Bunu devreye sokabilir. IŞİD’i zorlayabilir. Burada dürüst oynamaktan bahsediyoruz. O yüzden Musul’a filan kişi girer filan kişi giremez gibi dışarıdan bir dayatmanın Iraklıları kaybetmek gibi bir bedeli olacağını söyleme gereği duyuyorum. Burada yapılması gereken şey tabii ki savaş koşullarında oluşabilecek fecaatı önlemek için bir uyanıklık ve bir farkındalık yaratmak ve bunun için baskı kullanmak. Ama bunu yaparken mezhepçilik yapmamak. Bunu yaparken ‘Irak’ı Iraklılar kurtaracaktır’ demek kucaklayacı birşey” dedi.

    ‘ABD YEREL GÜÇLERLE SÜRECİ YÜRÜTÜRKEN ANKARA’NIN RETORİĞİ UYGUN DEĞİL’

    ABD’nin IŞİD’le mücadelede yerel kuvvetler üzerinden süreci yürüttüğüne dikkat çeken Taştekin, Türkiye’nin mezhepçi retoriğinin bunun sahadaki durum üzerinden tekrar sorgulanması gerektiğine işaret etti:

    "ABD yönetimi de işgalci bir gücü gelişecek reflekslerin Irak’ta nelere yol açtığını gördü ve onlar da bu sefer mümkünse bu işin karar mekanizmasından hepsinin kadar Iraklıların yürüttüğünü söyleme gereği duyuyor. Bu hem ABD yönetimini sahada postallarıyla olmama kararına uygun ama aynı zamanda mücadele ettikleri gücün ‘Haçlı ordusu geldi’ diyip kendi tabanını mobilize edebiliyor, bunu gördüler. Hiç de kolay değil bu mesela. Sadece üç beş insan ya da bin kişilik bir örgütten bahsetmiyoruz. İdeolojiyi besleyen ve çok iyi kullanan bir örgütten bahsediyoruz. O açıdan burada ABD yönetimi yerelliğe vurgu yapma gereği duyuyor. Suriye’de Demokratik Suriye Güçleri diyorlar, onlar sorumludur diyorlar. Sen diyorsun ki Musul’a Şii Türkmenler, Şii Araplar, Şii Kürtler giremez. Bir Arap kanalına söyleyerek bunu herkesin duymasını sağladı. O yüzden tepki büyük. Irak meclisinin kararı, ‘Türkiye işgalcidir’ kararı bu çıkıştan sonra oldu. Onun yarattığı öfkenin sonucu oldu. Bu politikanın sorgulanması gerekiyor. Böyle bir politikanın iyi komşuluk ilişkileri ve böylesine bir beladan kurtulmak için yaratılan ruha uymadığını söylemek zorundayız.”

    İlgili konular:

    ABD: Rakka’nın özgürleştirilmesinin ardından kurulacak yönetimle ilgili Türkiye’yle birlikte çalışıyoruz
    ABD: Türkiye’nin Rakka operasyonundaki rolüyle ilgili görüşmeler devam ediyor
    Işık: ABD, Rakka operasyonunda Türkiye’yle çalışmaya hevesli
    ABD Savunma Bakanı Carter: Türkiye'nin IŞİD operasyonlarına katılmasını istiyoruz
    Etiketler:
    Demokratik Suriye Güçleri, YPG, IŞİD, NATO, Joseph Dunford, Fehim Taştekin, Recep Tayyip Erdoğan, Barack Obama, Menbiç, Afrin, Rakka, Musul, Kobani, Irak, Suriye, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın