13:21 11 Aralık 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'Erdoğan, Trump'la Suriye'de eli rahatlayacak diye düşünüyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 73

    Gazeteci-yazar Mehmet Ali Güller, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Suriye'ye Esad'ı devirmek için girdik" çıkışının güvensizlik yarattığına dikkat çekti. "Erdoğan gizli ajandasıyla hareket ediyor” diyen Güller, bu çıkışın Trump ABD'siyle Suriye'de elin rahatlayacağı inancı olduğu görüşünde.

    Türkiye'nin ABD'nin desteği, Rusya'nın oluruyla girdiği "Sınırdan IŞİD'i sınırdan temizleme ve Kürt koridorunu engelleme" gerekçeli Fırat Kalkanı operasyonu sürerken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Biz Suriye'ye Esed'in hükümranlığına son vermek için girdik, başka bir şey için değil" sözleri gündeme oturdu.

    Moskova, Erdoğan'ın açıklamalarının ‘açıklığa kavuşturulmasını’ isterken, Şam'dan ‘Erdoğan'ın açıklaması Türkiye'nin saldırganlığının kanıtıdır’ tepkisi yükseldi.

    Erdoğan'ın sözlerini, Suriye'deki son durumu ve Moskova-Şam-Türkiye ilişkilerini Aydınlık gazetesi yazarı, gazeteci Mehmet Ali Güller ile konuştuk.

    'GÜVENSİZLİK ZEMİNİ YARATILIYOR'

    Erdoğan'ın Esad'ı devirme söyleminin tıpkı 5 yıl önce sarf ettiği "Emevi Camii'nde zafer namazı kılacağız" ifadeleri gibi hayal ürünü olduğunu söyleyen Güller, bu açıklamayla Fırat Kalkanı operasyonunuyla ilgili her şeyin yalanlandığına dikkat çekti. Bu durumun uluslararası ilişkilerde güvenilmezlik zemini yarattığına vurgu yapan Güller, "Başka açıklamalarınızda da güvenilemez hale gelir. AB karşı açıklamalarınızda, ŞİÖ konusunda yapmış olduğunuz açıklamalarda da kimse sizi ciddiye almaz" dedi.

    Erdoğan'ın Suriye'de gizli ajandasıyla hareket ettiğini söyleyen Güller, Erdoğan'ın bu açıklamayı neden şimdi yaptığı sorusunu ABD'de Trump'ın seçilmesiyle ve sahada pratik durumla izah etti: "Türkiye Fırat Kalkanı'nı IŞİD'e karşı bir mücadele olarak açıkladı. Diğer bir hedefinin de Suriye'nin kuzeyinde bir Kürt kuşağının kurulmasına karşı Türkiye'nin önlemi olarak söylendi. Bir de aslında Erdoğan'ın başka bir hedefi var. Bunu da Yeni Şafak gibi AKP'nin en ideolojik gazetesi de söyledi: 82. il Halep. Gerilerden gelen bir ajanda da Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde yeni bir bölgeyi denetimine almaya çalışacağı gibi bir gizli ajandasının olduğunu da aslında hepimizin malumuydu."

    'SURİYE ORDUSU TAKTİK DEĞİŞTİRDİ'

    Halep'te Suriye ordusunun ilerleyişi
    © Sputnik / Hikmet Durgun
    Türkiye'nin Rakka operasyonuna gönüllü olmasının ABD'nin Suriye'yi parçalı bırakma siyasetine denk düştüğünü söyleyen Güller, "Bir nevi şöyle bir mutabakat oluşmaya başlamış oldu: ABD, Rakka'yı AKP de Halep'e yönelik operasyonları yaparak Suriye'yi bir omlet biçiminde tutmaya çalışacak" dedi.

    Güller, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın bu planı görüp Rakka'ya yönelen Suriye ordusunu El Bab'a çektiğini savundu. "Çünkü El Bab Türkiye'nin iddia ettiği gibi bir Kürt koridorunu önlemenin adresi değil, Halep'in kapısı" diyen Güller "Erdoğan'ın Rakka ve Halep anlaşmasının bir devamı olarak El Bab'a yönelmesi, Suriye ordusununda bir taktik değişimine neden oldu. Suriye ordu Rakka'dan El Bab'a döndü. Hızla geldiler ve kısmen dün akşamdan belli El Bab'ın bazı mahallelerine girdiği şeklinde bilgiler var. Türkiye TSK'ya yapılmış saldırıdan itibaren durdu. Orada aslında birkaç kilometre daha yaklaşmıştı. El Bab Türkiye ile Suriye'nin karşı karşıya gelebileceği bir noktaya dönüştü. Böyle olduğu için de Erdoğan doğrudan kendi ajandasını açıkça ifade etmeye başladı" tespitinde bulundu. Türkiye'nin Kürt koridorunun engellemek için askeri olarak Menbiç'e siyasi olarak da Şam'a yüzünü dönmesi gerektiğini ifade etti.

    'KÜRTLERE ÇOK TAVİZ VERDİK SÖZLERİ CESARETLENDİRDİ’

    AK Parti hükümetinin Trump'ın bugüne kadar Barack Obama'nın kendilerine Suriye'de vermediği desteği verebileceğini düşündüğü için daha açık oynamaya başladığını söyleyen Güller, şu değerlendirmeyi yaptı:

    "Flynn'ın ‘Kürtlere çok taviz verdik. Bizim Türkiye'ye ihtiyacımız var' açıklamasını avantaj gibi görüyorlar. Diğer yandan AKP karargahında, uçuşa yasak bölge ile güvenli bölge gibi konularda Trump'ın daha önceki açıklamalarının kendileriyle uyumlu olduğu görüşleri var. Trump'ın görevi almasından itibaren AKP hükümetinin Suriye'de elinin rahatlayacağı gibi görüşler var. Bu onları biraz rahatlığa sevketti ve Erdoğan bu rahatlıkla ajandasını ilan etti."

    ‘MOSKOVA ERDOĞAN’I MUHATAP KABUL ETMEDİ’

    Moskova'nın bu çıkış karşısındaki tutumunu da değerlendiren Güller, "’Ankara bize bir açıklamaya muhtaç’ denilerek aslında Erdoğan gibi ülkenin bir numarasından değil de 'Başka bir devlet aklıyla muhattap olmak istiyoruz' diyorlar. Tayyip Erdoğan'ın 'Üç aydır söylediğim doğru değil, aslında bugün söylediğim doğrudur' gibi trajikomik bir açıklama yapması hem kendisinin hem de Türkiye'nin uluslararası ilişkilerde güvenilirliliğini sıkıntıya sokuyor. Rusya'dan gelen açıklamaları toplamı da bu.  Biz Erdoğan'ın açıklamalarını dikkate almıyoruz çünkü ortada bir de mutabakat var' diyorlar. Bir ülke açısından böylesi bir açıklamaya muhattap kalmış olmak hoş değil" vurgusu yaptı. 

    'HALEP İÇ POLİTİKADA BAŞKANLIK İÇİN KULLANILIYOR'

    Erdoğan'ın dış politikasını başkanlık siyasetindeki dengelerle de şekillendirdiğini savunan Güller, bunun sebeplerini de şöyle izah etti: "82. il Halep, 83. il Musul şeklinde AKP tabanının önüne koyduğu sanal bir hedef var. Bu hedefle başkanlık meselesini birleştirmeye çalışıyorlar. Erdoğan'ın başkanlığı öyle sandıkla, anketle, darbeden yararlanan onun ikliminden beslenerek kurumları biçimlendirmeye çalışmakla tek başına olacak şey değil. Kamuoyunun önüne onu birlik ve beraberliğe sevk eden bir milli hedef koyup. Bir fetih noktasında birleştirerek ancak başkanlığa gidebileceğini gördüğü için Erdoğan, Halep konusunu da iç politikanın bir parçası olarak gündeme getirmiş oluyor."

    ‘RUSYA İLE YENİ SÜREÇ DİNAMİTLENİYOR’

    Cumhurbaşkanı'nın bu hedeflerinin Ankara'nın Moskova ile girdiği yeni süreci "dinamitlediğini" ifade eden Güller, şu görüşleri dile getirdi: "Türkiye bir yeni yönelime girmişti. İçinde bir sürü sıkıntı barındırsa da içinde bir sürü Batı'yla pazarlık içine girdiği bir yön olsa da toplamda olumluydu ve Türkiye'nin önünü açıyordu. Buralarda o güvenilmezlik, o bilinememezlik durumu, hedeflerini açık seçik değil de gizli ajanda ile hareket ediyor oluşu, 19 Ekim'den sonra Türkiye'ye hava sahasının kapanmasına neden olmuştu. Türkiye 20 gün boyunca uçuş yapamaz oldu. Ancak 1 Kasım'da Genelkurmay başkanı Rus mevkidaşıyla görüştükten bir hafta sonra uçuşa başlayabilme söz konusu oldu. Ama burada da gizli ajanda yine ortaya çıkınca, Suriye güçlerinin düşürdüğü değerlendiriliyor şeklinde TSK'nın yaptığı açıklamada görüldüğü gibi müdahale edilmiş oldu."

    ‘ŞAM İLE İŞBİRLİĞİ OLMADAN KÜRT KORİDORU ÖNLENEMEZ’

    Ortaya çıkan tablonun Türkiye'nin Fırat Kalkanı operasyonunu esas hedefinden saptırdığı ve hem Şam hem bölge hem de Moskova ile ilişkileri de dinamitlediğine dikkat çeken Güller, şöyle konuştu:

    "Türk devlet aklının hızla oturup bu yapılmış açıklamayı yok sayan ve bunun yerine müsbet olumlu bir açıklamayı koyarak düzeltmesi lazım. Aksi taktirde durum şu noktaya gider; 1. Körfez savaşı öncesinde Çankaya Köşkü'nde Turgut Özal yanında da askeri danışmanı Kemal Yamak ile birlikte TSK'yı bypass ederek Kuzey Cephesi siyasetini Çankaya'dan yürütüyordu. Ne oldu? TSK bir insiyatif koydu vs. Bu süreci engelledi. Ama benzerini Tayyip Erdoğan bir rol model gibi sanki aynısını yapıyor. Bu sefer Beştepe'de yerine SADAT'çı bu ÖSO gibi örgütleri kurup yetiştirmiş SADAT'çı General Adnan Tanrıverdi'yi almış durumda. Türk ordusunun ana hedefini yok sayan bir Suriye politikası inşa etmeye çalışıyor. Bunun sonu Özal'ın yaşadığından daha vahim olur. Ankara'nın bunu görmesi lazım. Bu çok sıkıntılı bir durum. Hızla meseleyi çözecek gerçeğe dönmesi lazım. O mesele de şudur: Eğer Türkiye'nin hedefi gerçekten Suriye'nin kuzeyinde bir Kürt koridorunu engellemekse, bunun sahadaki yeri El Bab değil Menbiç'tir askeri olarak ama siyasal olarak bunun adresi Şam'dır. Ankara Şam ile işbirliği yapmadan Türkiye'nin Kürt koridorunu engellemesi gibi bir durum söz konusu olmaz. Şam'la işbirliği Kürt koridorunun önlenebileceği adrestir. Erdoğan'ın bu tip açıklamalarıyla, gerçekleşmesi mümkün olmayan Moskova'nın desteğiyle Şam'la girilebilecek yeni bir işbirliği sürecini de baltalamış oluyor.”

    İlgili konular:

    Trump ile Ankara'nın Suriye politikası örtüşüyor mu?
    'Trump'ın büyük oğlu, Rusya'nın Suriye'deki rolünün konuşulduğu özel bir toplantıya katıldı'
    ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi: Trump’ın seçilmesi Erdoğan açısından olumlu
    ‘Trump, Rusya ve Türkiye’yle birlikte IŞİD’e saldırmaya hazırlanıyor’
    'Trump dönemi Türkiye ile yeni krizlere gebe'
    Suriye'den Trump yorumu: Düşmanlarımıza değil, müttefiklerimize güveniyoruz
    Etiketler:
    Fırat Kalkanı operasyonu, SADAT A.Ş, Suriye ordusu, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), TSK, AB, AK Parti, Adnan Tanrıverdi, Mehmet Ali Güller, Donald Trump, Beşar Esad, Recep Tayyip Erdoğan, Barack Obama, Menbiç, El Bab, Halep, Suriye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın