03:07 23 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'İdlib, Türkiye'yi tehdit eder hale gelebilir'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    196

    Gazeteci-yazar Hamide Yiğit'e göre, Halep'te Suriye ordusunun zaferiyle, Körfez ve ABD'nin bölgedeki planları çöktü ve sıfır noktasına dönüldü. Bu durumda en çok kaybedenin Türkiye olduğunu savunan Yiğit, İdlib'e taşınan cihatçı grupların ileride Türkiye için ciddi bir tehdit oluşturabileceği uyarısı yaptı.

    Rusya'nın desteğiyle Suriye’nin ikinci büyük kenti ve sanayi başkenti Halep’te kontrolü yeniden ele alan Suriye ordusunun zaferi konuşuluyor. Türkiye ile Rusya’nın uzlaşması sayesinde militanların aileleriyle tahliyesine yönelik uzlaşma sağlansa da pürüzler devam ediyor. Militanlar ve aileleri isteklerine göre, ya İdlib’e yahut da TSK ile ÖSO’nun bulunduğu bölgelere taşınacak.

    Peki Halep’in Suriye savaşına, halihazırda Suriye’nin kuzeyinde operasyona girişen Türkiye’nin bölgedeki rolüne ve Ortadoğu’daki dengelere etkisi nasıl olacak? Gazeteci-yazar Hamide Yiğit ile konuştuk.

    'HALEP'TE SIFIR NOKTASINA DÖNÜLDÜ'

    Suriye ordusunun Halep’in doğusunu ele geçirmesi konusunda “6 yıldır süren kuşatmada bir kırılma noktası” yorumunu yapan Yiğit, “Bunca yatırım yapılan, stratejik olarak en önemli kent olan Halep’te ‘sıfır noktasına geri dönüldü’ diyebiliriz. Yani sonuçta projeye, ne tür yatırımların, ne katliamların, ne tahribatların yapıldığı saymakla bitmez. Ama geriye baktıklarında projeciler açısından elde var sıfır” dedi.

    'MUSUL'U IŞİD, HALEP'İ KARDEŞLERİ İŞGAL ETTİ'

    Halep’in tüm Suriye ve Ortadoğu’ya yönelik kuşatmanın önemli bir merkezi olduğuna ve çok fazla yatırım yapıldığına işaret eden Yiğit, süreci Musul’daki duruma benzetti. Bu iki kentin de savaşın stratejik merkezleri olduğuna dikkat çeken Yiğit şu tespiti yaptı: “Bir kere Musul’la kardeş gibi benzerlikleri var. Musul’u IŞİD işgal etti, Halep’i IŞİD’in kardeşleri işgal etti. Özellikle Halep’te çok erkenden başladı bu işgal. 2012’de kışkırtmalardan sonra hatta hain kent ilan edilmişti. Zoraki bir Halep’i kuşatma ve rehin alma durumu söz konusuydu. Bütün batının istihbarat gücünü, Körfez ülkelerinin bütün parasını, Türkiye’nin tüm lojistik gücünü yığdığı bir kent Halep. Çünkü projenin selameti açısından kurgulanan Katar doğalgaz boru hattının güneyden kuzeye doğru yarması gerekiyordu. Bu yarma projesinde en güneyde Dera —ki isyanın başkenti denildi buraya çünkü ilk kıvılcım burada tutuşturuldu- en kuzeyde de tam bir çizgi çizecek şekilde Halep vardı. Halep’i elinde tutan Suriye’yi yüzde 70 oranında elinde tuttu sayılır. İkinci başkenti bir kere. Bu Musul ve Irak için de böyledir. Halep özgürleştirildi Musul da çok yakında böyle bir sonuca varacak demektir. Burada BOP’un sahipleri, teorisyenleri kaybetti ama en fazla kaybeden ülke de Türkiye oldu diyebiliriz.”

    'BAŞI EN FAZLA BELADA OLAN ÜLKE TÜRKİYE OLACAK'

    Türkiye’nin Suriye savaşında işin mutfağında ve cihatçı akışının ana güzergahı olduğunu anımsatan Yiğit, Halep’teki durumun elbette Türkiye’ye bir yansıması olacağını söyledi: “Suriye’yi 6 yıldır kana bulayan herkes, dünyanın dört bir yanından toplanan cihatçıların ev sahipliğini yapan bir ülke olarak elbette geriye yansıması olacaktır. Ama peşinen en son söyleceğimi şimdi söyleyeyim. Arap ülkelerinde basının, analistlerin ilk telaffuz ettikleri şu: Suriye’de asla başarılı olamayacaklar. Bu emperyalist kurgu asla başarılı olamayacak ve sonuçta başı en fazla belada olan ülke Türkiye olacak.”

    'İDLİB DOMİNO ETKİSİ YARATACAK'

    Halep kadar, Suriye ordusunun teslim olmaya bir alternatif olarak cihatçılara sunduğu ‘İdlib’e ailelerinizle birlikte taşıyalım’ önerisi ve yaratacağı sonuçlar da tartışılıyor. Yiğit’e göre İdlib çok önemli bir konu ve bir domino etkisi yaratacak. ABD’nin Rusya ile oturduğu pazarlık masasından kaybederek kalktığını savunan Yiğit, İdlib için şu değerlendirmeyi yaptı:

    "Kaybedilen bir süreç var ve kaybeden BOP. Ama en fazla kaybedecek olan Türkiye dememizin nedeni var. Temmuz’dan itibaren Esad’ın da sözünü ettiği gibi, Deraya’dan başlayıp Şam kırsalında Doğu Guta, Batı Guta ve birçok küçük kasabada, yaklaşık dört yıldır cihatçı kuşatma altındaki tüm bu coğrafyada, ciddi bir temizlik yapıldı. Cihatçılar akın akın İdlib’e gittiler. Temmuzdan bu yana akın akın İdlib’e giden cihatçılardan söz ediyorum. Bu cihatçılar aileleriyle birlikte yeşil otobüslere binip İdlib’e gidiyorsa bu onların tercihidir. Deraya denilen yer, o bölgeye çok daha yakın, çok daha zahmetsiz de gidilebilir ve üstelik onların devriminin başkentidir. Fakat Deraya’ya gelmek yerine İdlib’e gelmeleri önemli bir tercihtir.”

    'SADECE TÜRKİYE İSTİHDAM EDERSE CİHATÇILAR VARLIKLARINI SÜRDÜRÜR'

    Yiğit, Arap basınına dayanarak İdlib’e taşınan cihatçıların ‘Türkiye’nin sözünün geçtiği gruplar’ olduğunu ifade etti. Türkiye’nin artık eskisi gibi politika üretecek durumu olmadığını savunan Yiğit, “Türkiye artık boğazına kadar bu bataklığın içine batmış bir ülke olarak, kendi ektiğini kendi biçme noktasına gelmiştir. Rusya ile artık ‘Bir daha olsa gene düşürürüz’ pozlarında değildir. Lakin öyle bir sürece girmiş bir ülke, ‘Bu cihatçıları ne yapıyorsan yap’ direktifini almış ve muhtemelen ‘Buraya gelin’ demiş de olabilir. Bu bir yorumdur. Bana göre bunların gidecek başka yeri yoktur ve Türkiye istihdam ederse eğer, bunlar varlıklarını sürdüreceklerdir” dedi.

    'HATAY'IN TEHLİKE ALTINDA OLDUĞUNU SÖYLEMEK MÜMKÜN'

    Bu cihatçıların artık normal hayata dönmelerinin mümkün olmadığını ifade eden Yiğit, yüzde 80’inin yabancı olduğunu söylediği cihatçıların çeşitli vaatlerle, aileleriyle birlikte taşındığı Suriye’de mağlup pozisyona düşmesiyle bir intikam durumunun da olabileceği konusunda uyardı: 

    "Sahibinin sesiydi bunlar. Paralı ya da inançlı olarak gelmişlerdir. Ama bu vaatler için gelip yeni hayatları için ailelerini alıp getirmişler. 10 binlerden söz ediyoruz ve bunları ‘Tamam artık gelin İdlib’e, ondan sonra biz sizi eritebiliriz’ gibi bir şeye asla gelmeyecekleri açıktır. Başka nerde istihdam edebilir. Türkiye’nin dediğim gibi bataklığın içinde sadece zedelenme durumu vardır. Kendisi yeni özgün taktik geliştirebilecek durumda değildir. Dolayısıyla bunları eritmenin yoluna bakacaklar gibi bir görüş var. Bunlar kendi ülkelerine gidemeyecekler. Topluca geldikleri Libya gibi Kaide’nin etkisindeki bölgelere de gitmek istemeyeceklerdir. Ama Türkiye’de de kalmak istemeyeceklerdir. Türkiye de burada kalmalarını istemeyecektir. Dolayısıyla bir ‘İhanete uğradık’ hissiyatının dikkate alınması gerekiyor. Sahibe güvensizlik oluştuğu anda namlunun nereye döneceği belirsizleşiyor. Böyle bir tehlike var. Bu cihatçı grupların devasa boyutlara ulaşmasının ayrıca kontrolsüzlük ve Türkiye’ye yansıma tehlikesi söz konusu. Türkiye’nin kontrol edemediği noktada gözden çıkaracağı bir bölge olabilir. Çok fazla uçuk bir şey olur bu ama, Hatay’ın bir tehlike ve risk altında olduğunu söylemek ve görmek mümkün."

    İlgili konular:

    'Halep'te Rusya'nın stratejisi belirleyici oldu'
    Rusya: Halep'in yüzde 98'den fazlası Suriye ordusunun kontrolünde
    Rusya: Halep'ten son 24 saatte 13 bin sivil tahliye edildi
    Etiketler:
    TSK, ÖSO, El Kaide, IŞİD, Hamide Yiğit, Deraya, Dera, Doğu Guta, İdlib, Musul, Halep, Libya, Hatay, Suriye, Türkiye, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın