23:30 05 Mart 2021
Canlı Yayın

    'Türkiye'nin liderlik iddiası tamamen geçersiz kılındı'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 1713
    Abone ol

    Prof. Uzgel'e göre, Ankara Şam'da rejim değiştirip liderlik edeceğini düşünerek çok yanıldı. Uzgel, "Türkiye başka bir ülke toprağında, bir başka silahlı güçle savaşıyor ve Türk askeri ölüyor. Suriye BM'de tanınan bir ülke. Yapılacak şey Suriye ile anlaşmak" dedi.

    Türkiye dış politikasını 2016’da Suriye’deki gelişmeler öne çıkarken, hem sahada hem de diplomatik arenadaki çatışmalı ayların ardından müzakere masası için zemin oluştu. Rusya’nın başını çektiği, Türkiye ve İran’ın garantörlüğünde Astana’da Suriye masası kurulması için pazarlıklar yapılırken, bu yeni bloklaşma görüntüsünün Türkiye’nin ABD ve hatta AB ile ilişkilerine de etkileri derin.

    2016’da Türkiye dış politikasını, Suriye üzerinden Ortadoğu’daki yeni şekillenmeyi ve küresel denklemi Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. İlhan Uzgel ile konuştuk.

    'HEM İÇ HEM DE DIŞ POLİTİKADA GERİLEME'

    Prof. İlhan Uzgel’e göre, Türkiye, 2016’da hem iç hem de dış politikada ‘büyük bir gerileme’ içine girdi. Türkiye’nin Ortadoğu macerasının hüsran ve yoğun bir başarısızlıkla sonuçlanmasına paralel olarak ülke içinde demokratik kaygıları artıracak gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Uzgel, gelinen durumu şu sözlerle izah etti:

    "2016’yı buna paralel olarak yeni arayışlara girilen bir yıl olarak görüyoruz. Buna tabi içerde iktisadi olarak kriz belirtilerinin ortaya çıkması eşlik etti. Tablonun tümüne baktığımızda bir taraftan ekonomik kriz göstergeleri diğer taraftan siyasal belirsizliğin artması Türkiye’nin Ortadoğu kaynaklı terör ve şiddet sarmalına girmeye başlaması ve dış politikada da Ortadoğu’ya yönelik 2011’den bu yana sürdürdüğü liderlik iddiasının artık tamamen geçersiz kılınması gibi bir olumsuzluklar dizesi."

    'SİYASETİ ESAD'IN GİTMESİNE ENDEKSLEMEK YANLIŞTI'

    Türkiye’nin Ortadoğu siyasetini Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın gitmesine endeksleyerek en başında hata yaptığını söyleyen İlhan Uzgel, “Sanki Esad’ı devirirse, Ortadoğu’da bütün oyunu yeniden kurabileceğini düşündü. Mısır’ın kaybedilmesini Esad’ın devrilmesiyle telafi edebileceğini düşündü. Batı 2013’te bu siyasetten vazgeçmişti. Rusya bunun karşısındaydı. (Türkiye) Suudi Arabistan ve Katar ile bunu gerçekleştirebileceğini düşündü. İşte sahadaki ÖSO, SUK gibi bazı muhalif güçlerin etkisini ve önemini fazla abarttı. Kendi gücünün sınırlarını çok görmek istemedi ya da göremedi” değerlendirmesinde bulundu.

    'TÜRKİYE HER AKTÖRLE TEMAS KURABİLME ŞANSINI YİTİRDİ'

    Bu politikalar neticesinde Suriye odaklı müthiş bir zemin kaybının yaşandığını ve bedeli çok ağır bir sürecin oluşmasına neden olduğunu belirten Uzgel, bundan dönmek imkanının da yitirildiği görüşünde.

    “2013 bile bu siyasetten dönmek için hala çok geç değildi. Buradan bir yere varılmayacağı çok anlaşılmıştı” diyen Uzgel, Türkiye’nin yapabileceklerini, “Burdan sonra yapıcı bir güç olabilirdi Türkiye. Esad rejimini yıkıcı bir güç değil de, buradaki bütün aktörlerle konuşabilen, bunlara ulaşabilen, ABD ile de Rusya, İran ile de, gerekirse Esad rejimi ile de Suudi Arabistan ile de temas kurabilecek bir ülkeydi. Bunları bir tarafa atıp, orada rejim değiştirme politikasını geçen aya kadar hatta sürdürdü” analizini yaptı.

    'ABD, ÇÖZÜM SÜRECİNİ SABOTE ETMEYE DE ÇALIŞABİLİR'

    Türkiye’nin Astana görüşmelerinde masaya Suudi Arabistan ve Katar’ın oturması yönündeki arzusunu da değerlendiren Uzgel, bunun sebebini, “Türkiye’nin İran ve Rusya karşısında müttefik bulma arayışı” olarak izah etti. Uzgel, “Türkiye, yanına kendisini kollayacak belki de sorumluluğu payalaşacak Suudiler ve Katarlıları görmek istiyor” dedi.

    Öte yandan Uzgel, ABD’nin bu kadar dışında olduğu bir çözüm sürecenin işlemesine dair de kuşkulu: “Bunun bütün diplomatik kaymağını ABD’liler Ruslara yedirmeyebilirler de. Bu blogun dünya siyasetindeki önemini de tekrar öne çıkarabilir. Bu yüzden de çeşitli manipülasyonlarla bunu sabote etmeye de çalışabilirler.”

    'SURİYE'DE ÇÖZÜMÜN ABD'SİZ GERÇEKLEŞMESİ ZOR OLABİLİR'

    Bu bağlamda yeni seçilmiş ABD Başkanı Donald Trump’ın çok karışık mesajlar verdiğine dikkat çeken Uzgel, Astana’da Washington’un temsil edilmediği bir Suriye’de çözüm masası kurulması konusunda ise “Suriye’de çözüm sürecinin ABD dışarıda bırakılarak Rusya tarafından gerçekleştirilmesine ABD sisteminin dünya içindeki global siyasetteki yeri açısından baktığımızda kabullenmesinin zor olacağını düşünüyorum. Bunun doğrudan Trump ile alakalı olmadığını düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.

    'ABD'NİN RUSYA'YA YAKINLAŞMA STRATEJİSİ ÖTEDEN BERİ VAR'

    Küresel zeminde ise ABD’nin Rusya’yı kendine yakın tutarak Çin’den ayrı tutma politikasının 1990’ların başından bu yana var olduğunu savunan Uzgel, “Çin nüfus potansiyeli olarak iktisadi güç olarak fazla büyük. Dolayısıyla Çin’in yanına başka bir güç eklendiğine daha da büyük oluyor. Dolayısıyla bütün ABD stratejisi aslında Çin’in bir şekilde yalnız bırakılması üzerine kuruluydu ve bu genellikle uygulandı” saptamasında bulundu.

    Rusya’nın Çeçenistan ve Gürcistan müdahalelerinin Batı tarafından ‘tolere edildiğini’ öne süren Uzgel, Clinton’ın dışişleri bakanlığı dönemindeki ‘reset’ politikasına rağmen ABD-Rusya ilişkilerinin gerildiğini kaydetti. Uygulanan yaptırımlara da atıf yapan Uzgel, artık işaretleri Trump döneminde ABD’nin Rusya’yı Çin’den uzak tutmaya odaklanılacağına yorarken, dengenin nasıl kurulacağının ise görüleceğini belirtti.

    'AYNI ANDA ESAD, PYD VE IŞİD'İ TEHDİT OLARAK TANIMLAMAK İRRASYONEL'

    Türkiye’nin Suriye’de hem Esad’ı hem PYD’yi hem de IŞİD’i aynı anda tehdit olarak tanımlamasını ‘dış politikadaki en irrasyonel yönelimlerden birisi’ olarak tanımlayan Uzgel, “Şam dediğinizde Rusya ve İran karşınızda, PYD’yi karşınıza aldığınızda ABD karşınızda. İşbirliği yapacağı bir aktör kalmıyor. Sürdürülebilir bir politika değildi zaten” dedi.  2013 civarında ABD’nin Rusya ile Esad’ın kalması karşısında Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt bölgesinin kurulması konusunda anlaştığını savunan Gürsel, şöyle devam etti.

    “Bunun özerkliği pazarlığa tabi olacaktı tabii, ve orada ABD varlığının bulunması konusunda uzlaşmışlardı. Rusya’nın o yüzden de sahaya girmesine ABD ses çıkarmadı. Bu pazarlığın günümüzde devam ettiğini düşünüyorum. İlerde başka parametreler devreye girince bozulabilir. Burada da Türkiye’ye çok fazla bir çıkış olacağını düşünmüyorum. Rusya ve İran’ı bu pazarlığı bozma konusunda Türkiye ikna etmeye çalışacak. Ama şu anda bu kadar büyük bir şeyi göze alacaklarını zannetmiyorum. Burada Türkiye için kendisini zorlama ve bazı bedeller ödeme dışında çok fazla bir hareket alanı kalmadı.”

    'ESAD İLE PAZARLIK YAPILMASI EN AKILLICASI'

    Recep Tayyip Erdoğan
    © AA / Cumhurbaşkanlığı / Murat Çetinmühürdar
    Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonunda Rakka ve Menbiç’e ilerlemesinin ‘çok riskli olacağını’ söyleyen Uzgel, şöyle konuştu:

    “Orası Türkiye’yi çok vurulabilir hale getiriyor. Oradaki en akıllı strateji kesinlikle Türkiye’nin Esad rejimi ile anlaşıp gerekirse gizli pazarlık yapıp askerleri çekip oranın denetimini egemen Suriye ordusuna bırakması. İşin en rasyonel kısmı orası. Türkiye bir başka ülkenin toprağında bir başka silahlı güçle savaşıyor ve Türk askeri ölüyor. Sonuçta Suriye bir ülke. BM tarafından tanınmış bir rejimi var. Temsil niteliği var. Bu devam ediyor. Dolayısıyla da burada yapılacak şey Suriye ile anlaşarak bunun Suriye tarafından yapılmasını sağlamak. Suriye rejiminin yapması gereken işi kendisi bedel ödeyerek yapıyor. Burada diplomasinin başarısız olmasının yarattığı bir askeri sıkıntı yaşıyor.”

    'AB GERİLİMİ İÇ POLİTİKAYA OYNANAN BİR OYUN'

    Türkiye’nin Avrupa Birliği ile yaşadığı gerilimlerin ‘iç politika kaynaklı’ olduğunu ifade eden Uzgel, son olarak şu değerlendirmeyi yaptı: 

    “AB macerası bitirilemiyor çünkü çok korkuluyor. Muhtarlar toplantısında birşeyi dillendirmek kadar kolay değil bu iş. Türkiye dış ticaretinin yüzde 65’ini AB ülkeleri ile yapıyor sonuçta. Yabancı sermaye girişinin önemli bir kısmı AB’den. Burada da bir rol dağılımı var. Cumhurbaşkanı AB’ye çatıyor. Başbakan, Şimşek, AB’nin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. Üyelik bir başka mecra. İşin bir de iktisadi boyutu var. Bu daha çok iç politikaya oynanan bir oyun gibi duruyor şu aşamada.”

    İlgili konular:

    ‘Türkiye Suriye'nin toprak bütünlüğünü gözetip çekilecek, Esad ile masaya oturacak'
    'Suriye'de çözüm için iki metin var' diyen Çavuşoğlu'ndan 'Türkiye çark etti' eleştirilerine yanıt
    Peskov, 'Rusya ve Türkiye Suriye'de ateşkes planında anlaştı' haberini doğrulamadı
    Etiketler:
    Fırat Kalkanı operasyonu, Suriye Ulusal Koaliyonu (SUK), ÖSO, PYD, IŞİD, BM, Donald Trump, Beşar Esad, Menbiç, Rakka, Astana, Mısır, Suudi Arabistan, İran, Çin, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın