06:23 19 Nisan 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'İdlib operasyonu Türk-Rus mutabakatını etkiler'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 01

    Suriye savaşını altıncı yılında değerlendiren Bora Bayraktar'a göre, dış güçler müdahil olmasaydı savaş daha kısa sürebilirdi. Türkiye'nin Suriye'nin geleceğinde tek başına karar veremeyeceğini söylerken İdlib'de köktendinci örgütlere karşı tavır alınması gerektiğini belirten Bayraktar, "Aksi halde Türkiye-Rusya mutabakatı zarar görebilir" dedi.

    Suriye meselesinin böylesine büyük bir yıkım olmadan da atlatılabileceğini savunan Bayraktar, dışarıdan güçler vekilleriyle müdahil olmasalardı savaşın daha kısa süreceği görüşünde. Dışarıdan güçlerin müdahelesinin bir altyapısı olduğuna dikkat çeken Bayraktar, "Suriye rejiminin geçmişten bu yana sorunlu bir rejim olduğunu biliyoruz. Fakat bu yönetim ilk iş başına geldiğinde, Hafız Esad döneminden sonra bir takım denemeler oldu. 2000-2001 yılında bir Şam Baharı denemesi olmuştu. Fakat rejim o dönemde buna müsade etmedi. Esas olayların fitili orada" dedi.

    Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın yönetime gelmesinden sonra kendi inisiyatifi ile Şam Baharı’nı gerçekleştirdiğine işaret eden Bayraktar, "Burada Çin modeli bir ekonomik kalkınma ve liberalizm düşündü. Siyaseten çok gevşetmeyeyim ama ekonomik liberalizm olsun, yavaş yavaş Avrupa ve ABD ile entegre olayım diye bir açılım denedi. Fakat kontrolünden çıkacağını düşündüğü anda, rejimin bekçileri de bu işin bu yola gittiğini gördükleri anda bundan vazgeçtiler. 2000’li yılların ortasında burada yurtsuz bırakılan Kürt azınlıkla ilgili bir takım değerlendirmeler oldu. Ama burada esasında Körfez’den ziyade bu rejimi değiştirmek isteyen Batılı ülkeler ve ABD idi” değerlendirmesini yaptı.

    ‘TÜRKİYE’NİN TUTUMU ARAP BAHARI DENİLEN OLAYLA DEĞİŞTİ’

    2003’te Irak savaşından sonra ABD’nin çok ciddi bir şekilde Suriye’ye baskı yaptığını hatırlatan Bayraktar, “Yine İntifada sırasında Filistinli örgütlerin liderlikleri hep Şam’daydı. Yani burada İsrail ve ABD’ye yönelik bir pozisyondaydı. Lübnan da etkiliydi. Hariri suikastinden sonra Esad’ı devirmek için aslında çalışmalar başlamıştı. Fakat burada Türkiye’nin o dönemki politikası Esad ile iyi geçinerek Suriye rejimini tutmak üzerineydi. Fakat bu durum 2011 Arap Baharı denilen olayda bir değişikliğe girdi.

    ‘BELİRLEYİCİ FAKTÖR BATI’NIN ENERJİDE RUSYA’DAN KURTULMA ÇABASI’

    Bayraktar 2011 Arap isyanlarında asıl önemli olan faktörü ise şöyle özetledi: “Batılı ülkeler Rusya’nın enerji konusundaki hegemonyasından kurtulmak için Suriye üzerinden Körfez’e açılan bir yol açmak istedi. Güvenli enerjiye ulaşmak için Körfez petrolü ve doğalgazını artık Irak, Ürdün, Suriye üzerinden Batı’ya taşınma düşüncesi vardı. Bununla ilgili 2009’da projeler ortaya kondu. Ruslar buna müsade etmedi. 2010’da Rusya-İran ayrı bir öneri koydu. Burada aslında Esad’ın devrilmesi üzerinden Basra enerjisini Batı’ya taşınmasının bir projesi olarak bence Suriye iç savaşında bu ülkeler taraf oldular. Körfez de bu projeyi destekledi. Bir yandan Körfez biliyorsunuz Hürmüz Boğazı’nda ve Yemen’deki etkisi dolayısıyla İran’ın, İran’ı da by-pass edecek şekilde Körfez de malını, gazını ve petrolünü Akdeniz’e çıkarma düşüncesiyle destek oldu.”

    ‘SURİYE FİİLEN DÖRT PARÇAYA AYRILDI, BİRLEŞMESİ ZOR’

    “Şu anki fiili durum Suriye’nin dört parçaya ayrıldığını gösteriyor” diyen Bayraktar’a göre bu bölgeler aynı bayrak altında birleşse bile kendi içerisinde ayrışmış bir halde kalabilir: “Bir yanda Esad’ın tuttuğu Rusya ile birlikte Akdeniz kıyı bölgesi, kuzeyde PYD-ABD destekli Türkiye’nin ve muhaliflerin elde ettiği Kuzey Suriye’deki alan, bir de IŞİD’in şu anda elindeki Orta bölgesi. Bu fiili ayrışma önemli. Bunun bir araya getirilmesi şöyle zor, herkes bir tarafa çekiyor. Türkiye ile Rusya’nın mutabakatı Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması üzerine. Burada ben bir çatlama olacağını düşünmüyorum. A Planı hem Rusya hem Türkiye açısından, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması. Fakat ABD’nin ben burada bu görüşte olduğunu düşünmüyorum. ABD parçalanmış bir Suriye ve kendi etkisindeki bir Kürt bölgesini tercih ediyor bir havada. IŞİD’in tuttuğu alan da var. Rakka operasyonu ile kim buraya girerse Suriye'nin geleceği hakkında söz söyleme hakkına da sahip olacak. Rejimin de zorladığını biliyoruz. Dolayısıyla bir arada tutması çok zor. Ama Türk-Rus hatta İran mutabakatı toprak bütünlüğünü koruma noktasında önemli. Yani Suriye Cumhuriyeti birleşik tutulsa bile fiilen kendi içinde ayrışma göreceğiz gibi beş on yıl.”

    ‘BÖLGEDE KÜRT-ARAP ETNİK SAVAŞI TEHLİKESİ ARTIYOR’

    Türkiye’nin  kesinlikle Kuzey Suriye’de PYD’nin söz sahibi olmasını istemediğine vurgu yapan Bayraktar, “Fakat Rusya bu kartı şu anda elinden bırakma niyetinde değil. İki tarafı da bir şekilde kendi etkisi altında tutmak ve biri üzerinden diğerini belli bir noktaya çekmek için kullanmayı düşünüyor. Türkiye de buna karşı, ‘Buranın gerçek sahipleri Kürtler değildir, buradaki Araplar da Türkmenler de yaşıyor’ savı üzerinden buna alternatif bir güç ortaya koyarak PYD’nin etkisini dengelemeye çalışıyor. ABD de aynı şekilde. Orada oynanan kart çok karşılık bulacak gibi gözükmüyor. Zaten aşiretler toplantısından sonra sonuç çıkmış değil. Ama girişimin altında yatan mantık bu. Ama bunun şöyle bir sıkıntısı var. Bölgede çok ciddi bir Kürt Arap  etnik savaşı tehlikesi var. Bu Rakka üzerinden patlayabilir, Kerkük üzerinden patlayabilir. Bu şekildeki arayışlar da bir yönüyle bu savaşın daha da yakınlaştırabilecek bir etkiye yol açabilir. Bu açıdan riskli adımlar” değerlendirmesini yaptı.

    ‘TÜRKİYE SURİYE’NİN GELECEĞİNE KENDİ BAŞINA KARAR VEREMEZ’

    Türkiye’nin Suriye konusunda ikili bir politika değerlendirmesi olduğunu söyleyen Bayraktar, bunları şöyle sıraladı: “Bir tanesi daha sonuç alabileceği ve etkisini ortaya koyabileceği, sınır güvenliğini sağlamak, mülteci meselesini hafifletmek ve kendine yakın muhaliflerden orada bir tampon bölge oluşturmak. Türkiye bunu zaten kendi imkanları üzerinden Rusya ile anlaşarak Fırat Kalkanı ile başarabiliyor. Bu Türkiye’nin birinci meselesi. İkinci mesele, Esad rejiminin devrilmesi, Suriyeli muhaliflerin içinde olacağı bir Suriye kurulması. Bunda Türkiye kendi başına karar verecek bir konumda değil. Bunu Türkiye kendi başına aşamaz. Ama ilkini yapabilir ve Türkiye şu anda buna odaklanmış gözüküyor. Diğer konularda Türkiye ancak bazı uzlaşmaların üzerinde sörf yaparak sonuç alabilir”

    'TÜRKİYE’NİN KÖKTEN DİNCİ TERÖR ÖRGÜTLERİNE TAVIR ALMASI GEREKİR'

    İdlib’e operasyonun düzenlenmesi halinde bunun Türkiye ile Rusya arasındaki mutabakatı etkileyebileceğine dikkat çeken Bayraktar, “Türkiye’nin burada net bir şekilde buradaki kökten dinci terör örgütlerine karşı tavır alması gerekir ki hem Rusya ile mutabakatı devam ettirebilsin hem de meşru olan muhaliflerle buradaki etkinliğini devam ettirebilsin. Burada tabi tarafların çok ciddi bir şekilde oturup tespit etmesi gerekiyor. Kim nereyi düzenliyor. Kim nereyi elinde tutuyor. Bu konuda da beraber hareket etmesi Türkiye’nin icap ediyor. Aksi takdirde Türkiye ile Rusya arasındaki mutabakat da zarar görebilir. Bu da Türkiye’nin şu ana kadar Fırat Kalkanı ile elde ettiği kazanımları tehlikeye atabilir” tespitinde bulundu. 

    İlgili konular:

    'Türkiye, İdlib’den önce Afrin’i yola sokmak isteyecektir'
    'İdlib, Türkiye'yi tehdit eder hale gelebilir'
    'Türk-Rus ilişkileri İdlib sınavından geçecek'
    Etiketler:
    Fırat kalkanı operasyonu, PYD, IŞİD, Bora Bayraktar, Beşar Esad, İdlib, Ürdün, Lübnan, İsrail, Irak, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın