20:28 26 Nisan 2017
Ankara+ 4°C
İstanbul+ 18°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'Söz konusu olan sadece Hollanda değil AB pazarı'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 52513

    Türkiye'nin Avrupa ile 'siyasi propaganda' krizi dinmezken, meselenin ekonomik ayağını değerlendiren TÜSİAD Yönetim Kurulu üyesi Bahadır Kaleağası, önemli ikazlar yaptı. Dostluk ilişkileri ve çıkarlara dikkat çeken Kaleağası, 'yaptırım' tartışmaları için, "Söz konusu olan sadece Hollanda değil AB pazarı" dedi.

    Türkiye'deki başkanlık sistemi referandumu için siyasi propaganda faaliyetinin Avrupa’ya taşınmak istemesinin yarattığı kriz dinmiyor. Siyasi söylemde polemik devam ederken, Türkiye’de de gelişmelerin ekonomik bedelleri tartışılıyor. AB, Türkiye ekonomisinde çok önemli bir yer kaplarken, meseleyi TÜSİAD Yönetim Kurulu üyesi ve Avrupa Birliği Temsilcisi Bahadır Kaleağası ile konuştuk.

    'TEST EDİLMİŞ DİNAMİKLERİN KAYBOLMASININ SIKINTISI'

    Hollanda'nın Ankara Büyükelçiliği önünde protesto
    © AFP 2017/ Emmanuel Dunand
    Krizin eskilere giden bir birikimin sonucu olduğunu ve zaman zaman bu tür sorunların su yüzüne çıkmasıyla ülkelerin iç ve dış politikalarında frekans bozulmalarının yaşanabileceğini belirten Bahadır Kaleağası, bu durumun Türkiye, Hollanda, Amerika ve diğer tüm ülkeler için geçerli olduğunu söyledi.

    “Her şeyden önce Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin çok önemli bir dinamiği vardır ve bu dinamiğin kaybolmuş olması, her iki tarafa da kaybettiriyor” ikazı yapan Kaleağası, şu anki sorunun altında da daha önce test edilmiş bu dinamiğin kaybolmasının yattığı görüşünde. Kaleağası bunları ‘1995’te Gümrük Birliği Antlaşması’nın tamamlanmasıyla başlayan 1999’da Türkiye’nin aday ülke olarak kabul edilmesi, 2002-2003 dönemi Türkiye’nin artık Kopenhag Siyasi Kriterleri’ne yeterince uyan bir ülke olarak ilerlemesi ve bunun sonucunda 2005’te müzakerelerin resmen başlaması’ diye tarif ederek şu görüşü dile getirdi:

    'BİR TARİH LABORATUARINDAN GEÇTİLER'

    “Bu on yıllık süreçte Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerini her iki taraf da olumlu açıdan test etti. Bir tarih laboratuarından geçtiler aslında. Bu süreçle Türkiye’de sosyo-ekonomik kalkınma büyük bir ivme kazandı, demokrasi ve özgürlük ortamı ekonomiye ve topluma büyük bir dinamizm getirdi, Türkiye’nin ihracat ürünlerinin marka değeri arttı, turizmde büyük bir patlama yaşandı, Türkiye’ye gelen yabancı sermaye ikiye hatta üçe katlandı. Türkiye’nin uluslararası sermayeden aldığı payı artırak teknolojik ilerleme yükselişe geçti. Tüm dünyanın gözünde, Avrupa Birliği standartlarında, ilerleyen bir Türkiye’nin değeri bu süreçte arttı. Bu gelişmelerin sadece Türkiye değil AB’ye değer katmasıyla her iki taraf yararına oldu.”

    2005’ten sonra önce Avrupa’da başlayan ve kendisini Kıbrıs konusu, Sarkozy’nin tutumu gibi örneklerle gösteren sorunları anımsatan Kaleağası, Türkiye’nin de kendi iç siyasetinde bir takım sorunlar yaşadığını vurguladı. “Yavaş yavaş daha önce kurulan bu denklem bozulmaya başladı” diyen Kaleağası bu bozulma hızlandıkça her iki tarafın da kaybettiği bir sürece girildiğini söyledi. Kaleağası’nı göre bu sürece karşın Suriye ve sığınmacı krizi ile Gümrük Birliği’nin yeniden güncellenmesi başlıkları süreci toparlayıcı fırsatlar sundu.

    'HEM KARŞILIKLI ÇIKARLAR HEM DOSTLUK İLİŞKİSİ'

    Diğer yandan da Hollanda’nın Türkiye’nin çok önemli ticari ortağı olduğuna dikkat çeken Kaleağası, iki ülke arasında hem karşılıklı çıkarlar hem de dostluk ilişkisine şu sözlerle dikkat çekti

    "Türkiye’ye gelen doğrudan yatırımlarda Hollanda 12 yılda 21 milyar dolarlık pay ile ilk sıralarda yer alıyor. Türkiye’de yaklaşık 2800 e yakın Hollandalı şirket var ve yine ihracatın %2.5'i Türkiye’den Hollanda’ya yapılıyor. Hollanda’dan yapılan ithalatın gelen ithalat içindeki payı ise yaklaşık %1.5 seviyesinde. Öte yandan Hollandalılar Türkiye’yi sıklıkla ziyarete geliyor. Örnek vermek gerekirse 2012 yılında 1 milyona yakın Hollandalı Türkiye’ye gelmiş ve bu rakam son dönemi terör meseleleri sebebiyle dışarıda bırakırsak, her sene artmış durumda."

    'SÖZ KONUSU OLAN SADECE HOLLANDA DEĞİL AB PAZARI'

    Kaleağası, Türkiye’den yükselen ‘yaptırım’ taleplerine karşılık söz konusu olanın salt Hollanda azarı değil Gümrük Birliği nedeniyle aynı zamanda AB pazarı olduğunu da anımsattı. Bu nedenle de Gümrük Birliği Anlaşması çerçevesinde bir ticari ambargonun söz konusu olmadığını belirtti. Kaleağası, yaşanan krizin diplomatik ve siyasi olduğu ve verilecek karşılığın da bununla sınırlı olması gerektiğini belirterek, “Akıl, mantık ve sağduyu zamanı ilişkilerde geri gelmek zorunda” ifadelerini kullandı.

    Buna karşın siyasi krizde hükümet cephesi ve kamuoyu tarafında verilen tepkilerin güven sarsılması yarattığına dikkat çeken Kaleağası, “Kamuoyunda Hollanda ineklerini ve portakallarını kesme gibi örneklerle kendini açığa vuran tepkiler Türkiye’yi dünyada yükseltmiyor, tam tersi Türk insanının onuru ve gururu açısından da olumsuz bir algı yaratıyor” dedi. Kaleağası benzeri tepkilerin Hollada’da aşırı sağ tarafından da verildiğine vurgu yaparken, bunların ötesinde diplomasinin akıl, mantık ve sağduyu zamanının ilişkilerde geri gelmek zorunda olduğuna vurgu yaptı.

    'KRİZİN UZAMASI HAZİN OLUR'

    Dünyada son dönemde yükselen popülizmin, otoriter eğilimlerin demokrasinin geleceğini sarstığını da anımsatan Kaleağası, Sanayi Devrimi ile birlikte gelen ve gelişmekte olan dijital çağ devrimi ile birlikte aynı zamanda bilgiyi manipüle edebilen ve yanlış bilginin çok rahat toplumu belirli kesimlerine aktarılıp, seçim sonuçlarını etkileyebildiği ve örneklerini Briyanya, ABD, Fransa gibi ülkelerin seçim dönemlerinde gördüğümüz bu dönemin sancılı bir geçiş dönemine işaret ettiğini belirtti. “Teknolojinin ve yapay zeka teknolojilerinin ilerlemesiyle birlikte, böylesine zor bir ara dönemden geçerken, birçok güvenlik riski varken ve terörizm riski yüksek iken, büyük göç dalgaları olmuş ve daha da fazlası olabilecekken ve de dünya sosyo-ekonomik kalkınma konusunda henüz kendini ispatlamamış bir uygarlık içinde yaşıyorken, yılların müttefiki ve de entegrasyon konusunda hayli yol almış AB ile Türkiye arasında bir kriz olması ve uzaması çok hazin olur” diyen Kaleağası, AB’nin de kendi geleceğini aradığına dikkat çekti.

    'OLAĞANLAŞMA OLABİLİRSE…'

    Türkiye’nin kendi içinde durumu toparlayıp olağanlaşması halinde G20 başkanlığı yaptığı dönemde tüm dünyanın gözde ülkesi olma sürecine dönebileceğini söyleyen Kaleağası, şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye’nin daha önceki yıllardaki hem Avrupa Birliği ile hem de küresel gündemine geri dönebilir, demokratik reformlarını hızla ilerletebilir ve düşünce suçları gibi sorunlardan kurtulabilir ve de tüm gücünü küresel rekabetin entegrasyon, dünyaya açılmak, eğitim reformu, her alanda özgürlük ortamı gibi temel konularına yönlendirebilir ise –ki bunu yıllar boyu yaptığını söyleyebiliriz- o zaman milli menfaatler yükselecektir ve her alanda Türkiye 2023 hedeflerine de ulaşır, daha ilerideki hedeflerine de diyerek devam etti.

    'GÜMRÜK BİRLİĞİ’NİN ÜZERİNE GİDİLMELİ'

    Bütün bu pratikler için AB ile yapılan Gümrük Birliği’nin oynadığı kaldıraç rolüne işaret eden Kaleağası, bu konunun üzerine gidilmesi gerektiğini vurguladı. “Türkiye’nin artık AB’nin geleceği konularında yer alması gerekli” diyen Kaleağası, Avrupa’nın enerji politikalarının geleceği, güvenlik politikalarının geleceği, dijital pazarın yapılanması gibi konuların artık Türkiye’nin gündeminde olması gerektiğini söyledi. Kaleağası yine İngiltere’nin kendine has bir modele gittiğini anımsatırken, Türkiye’nin tüm bu süreci iyi okuyabilirse, önünde somut adımlarla ilerleyebileceği, kurumsal ve de siyasi iradeyle birlikte teknik olarak yapabilitesi olan ve de başarı güvencesi olan, teslimatı mümkün, makul ve veritabanlı bir vizyona sahip olduğunu belirtti.

    'TÜRKİYE KENDİ POLİTİKALARIYLA ÇELİŞİYOR'

    Türkiye’de siyasilerin Avrupa’da ‘din savaşları’ türünden öngörüleri sorulduğunda bunun sakıncalarına değinen Kaleağası, en başta uzun süredir turizm sektörünün içinde bulunduğu kriz dönemeni atıf yaptı. Türkiye’nin şu anda THY, Turizm Bakanlığı gibi temel turizm kurumlarıyla milyonlarca euro-dolar Avrupa’dan turist çekmek için harcadığını, Avrupa ülkelerinde Türkiye’nin reklamlar yaptığını anımsatan Kaleağası, “Bu çalışmalarla çelişen ortamda uzun süre olmak Türkiye açısından kendi politikalarına birer çelişki teşkil eder. Hollanda gibi dünyada marka değeri yüksek olan bir ülkeyle uzun sürecek bir kriz Hollanda halkının da bir kısmını sadece turizm olarak değil, başka açılardan da Türkiye’den soğutur. Ayrıca Asya’dan diğer ülkelerin gözünde de Hollanda ile kriz yaşamış bir Türkiye, kendisi açısında zor bir durum yaratır” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin böylesine bir girdabın içinde kalmaması gerektiğinin altını çizen Kaleağası, “Siyasi hayatta karşılıklı hatalar her zaman yapılabilir. Önemli olan sorunlar değil, bu sorunların tahribatını sınırlamak, sorunları aşmak ve aşarken de çok daha iyiye taşımaktır” diye ekledi.

    İlgili konular:

    ABKAD Başkan Yardımcısı Baydarol: Türkiye’ye en fazla yatırım yapan üçüncü ülke Hollanda
    Türkiye-Hollanda krizi yurtdışındaki Türkleri zor durumda bıraktı
    Türkiye'den Hollanda'ya 4 maddelik yaptırım
    Etiketler:
    Gümrük Birliği, TÜSİAD, AB, Bahadır Kaleağası, Hollanda, Almanya, Kıbrıs, Fransa, Avrupa, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın