20:46 19 Temmuz 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'Bu anayasa ile AB'de yeriniz yok'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 54

    AB uzmanı Cengiz Aktar'a göre, Avrupa'da 'yeni anayasa ile Türkiye'nin kabul görmeyeceği bir 'ortak akıl' oluşuyor. "Sadece AB değil bütün Avrupa kurumlarıyla papaz olduk" diyen Aktar'a göre, 'Türkiye artık yol ayrımında.' Krizin ekonomik bedellerine dikkat çeken Aktar, "Hakikaten bu ağız dalaşının sonuçlarının hesaplanmasında fayda var" dedi.

    Türkiye’deki başkanlık sisteminin değişmesine yönelik referandum süreci, zaten tıkanmış olan AB yolunu tümüyle rayından çıkartmaya aday. AK Parti’nin referandumla ilgili siyasi propaganda faaliyetlerini Avrupa cephesine taşımasının yarattığı kriz dinmezken, gelişmelerin askıya alınmış görünen AB üyeliği sürecine etkilerini AB uzmanı Cengiz Aktar ile konuştuk.

    'AVRUPA’DA ORTAK AKIL OLUŞTU'

    Cengiz Aktar’a göre, yaşanan son krizde Avrupa başkentlerinden gelen mesajlar, açıkça çıkartılmak istenilen yeni anayasa ile Türkiye’nin AB’de yeri olmadığına işaret ediyor. “Kısa süre önce Avrupa’nın genişlemeden sorumlu komiseri Johannes Hahn, Avusturya gazetesine verdiği demeci kendisi retweetledi. Orada referandumdan bahsediyor ve bu anayasa ile Türkiye Avrupa Birliği’nde olamaz diyor” diye aktaran Aktar, benzer mesajların başka başkentlerden de geldiğini anımsatırken, artık Avrupa’da ‘bir ortak akıl oluştuğunun’ altını çizdi. Aktar, buna karşılık hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş’un “Bizim işimize karışamazsınız, size ne, aziz milletimizin istediği değişiklikler geçerlidir” tutumunu anımsattı. “Şimdi burada artık Avrupa’nın bir taraf olduğunu görüyoruz” diyen Aktar, bir senedir zaten çıkmaza girmiş AB ile ilişkilerin akıbeti hakkında şu değerlendirmede bulundu:

    “AB tarafı şunu demeye getiriyor, bu yeni anayasa ile sizin Avrupa Birliği’nde yeriniz yok. Gerçi ‘hayır’ çıksa ne olacak o ayrı bir konu. Burada Numan Kurtulmuş’un verdiği cevap değil. Siz artık AB asgari norm prensip ve standartlarına uyamaz hale geliyorsunuz. Fiiliyatta zaten öyle ama artık resmen ve hukuken o yöne gidiyorsunuz. Bu kavgayı küçümsememek lazım.”

    'BU İŞİN BÖYLE GİTMEYECEĞİ AÇIK'

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
    © AA / Cumhurbaşkanlığı / Yasin Bülbül
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da "16 Nisan'dan sonra eteklerimizdeki taşları dökeceğiz" demeye getirdiğini anımsatan Aktar, “Ne demek istediğini zamanla göreceğiz. Bu işin böyle gitmeyeceği açık. Zaten biliyorsunuz ki fiiliyatta artık müzakere filan yok. Bakanlıklarda AB uyumu üzerinde çalışan birimler bazı bakanlıklarda neredeyse lağvedildi. Herhalde sadece tabelaları kaldı. Türkiye artık AB konusunda bir adım atmıyor, yeni fasıl açılmıyor ve açılmayacak da zaten çünkü Avusturya açık bir şekilde artık yeni bir faslın açılmasına ve var olan açık olan fasıllardaki müzakerelerin devam etmesine karşı” ifadelerini kullandı.

    'AVRUPA KONSEYİ’YLE DE PAPAZIZ'

    Meselenin AB dışında bir de Avrupa Konseyi tarafı olduğunu belirten Aktar, “Neredeyse bütün Avrupa Konseyi kurumlarıyla amiyane tabirle papaz olmuş durumdayız” anımsatması yaptı. Venedik komisyonu, AHİM, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muijnieks ve hatta Genel Sekreter Thorbjorn Jagland’ın “Üç aydan sonra OHAL kalkacak” dediklerini aktarırken, OHAL’in çok farklı bir yere gittiğini vurgulayan Cengiz Aktar, nisanda Türkiye’nin muhtemelen 9 ülke ile birlikte ikinci kümeye düşeceğini yani izlemeye alınacağını kaydetti.

    'TÜRKİYE BİR YOL AYRIMINDA'

    Aktar’a göre AGİT ile ilişkiler de yolunda gitmiyor. “Sıklıkla dile getiriyorum AGİT gözlemcileri Türkiye’deki son 1 Kasım 2015 seçimlerindeki uygulamanın adil ve özgür olmadığının altını çizmişti. Zaten bunu anlamak için de referandumun bilfiil olmasına gerek yok” diyen Aktar, “Referandum kampanyasına bakmak yeterli bunun adil ve özgür olmadığını görmek için” diye ekledi. Türkiye’nin bir yol ayrımında olduğuna dikkat çeken Aktar şu tespitlerde bulundu:

    “Yol ayrımından kasıt şu ki, tüm bu bahsedilenler güncel hadiseler. Fakat büyük resme bakıldığında, 200 yılı aşkın süredir Batılılaşan veya Batılılaştırılan Türkiye artık ‘Batısızlaştırıldı’ veya Batı’dan ters istikamette. Oranın da artık neresi olduğu belli değil. Tabii Şangay İşbirliği Teşkilatı değil, kendi başına bir yerlere gittiğini görüyoruz. Geriye bir tek ilişki olarak NATO kaldı. Onun da mucizesi Türkiye’nin karakaşına kara gözüne değil. Yani içinde bulunduğu coğrafyanın Batı açısından Rusya ile olan ilişkileri çerçevesinde stratejik değeri. Çünkü Batılılar bugün Türkiye’ye hala belirli konularda müsamaha gösteriyorlarsa, bu tamamen Rusya’nın etki alanına düşmemesi içindir.”

    'SIĞINMACI KARTI BULUNDUĞU DA TARTIŞMALI'

    Bu durum karşısında Ankara, Avrupa ile ‘sığınmacı anlaşmasını’ iptal etmekten söz ederken, Cengiz Aktar’a göre artık bu da ‘çok geçerli bir koz’ değil. Türkiye böyle bir yola giderse anlaşmanın iptalinden Yunanistan’ın etkileneceğini, zira hala Yunan ve Ege Adaları’na salt Suriyeliler değil diğer sığınmacıların da geçişlerin devam ettiğini anlatan Aktar, ancak Türkiye’nin eline ne geçeceğinin de ‘tartışmalı olduğu’ görüşünde. Aktar, “Türkiye’nin Sığınmacı Anlaşması’nı tehdit olarak dile getirirken karşılığında ne istediği belli değil. Şimdi AB müzakere süreci desek o defter kapandı, vize defteri diyen var, o defter de kapandı. Ne istiyor karşılığında Türkiye AB’den o belli değil. Her kafadan bir ses çıkıyor” diye konuştu. AB Bakanı Ömer Çelik’in sözünü ettiği liderler düzeyinde  zirvenin de öngörülebilir bir zaman diliminde toplanabileceği kanaatinde olmadığını belirten Aktar, tüm bunların bedelinin ekonomik olabileceğini ekledi.

    'RETORİĞİN SONUÇLARININ HESAPLANMASINDA FAYDA VAR'

    Hal böyleyken Türkiye’nin bir numaralı ticari ve sanayi ortağının AB üyesi ülkeler olduğunu ve buna Norveç ve İsviçre'nin de eklenebileceğini anımsatan Aktar, “Dolayısıyla bu ilişkinin ikamesi önümüzdeki on yıllar boyunca olmayacak. Atıp tutarken ülkenin bekasını asla gözden kaçırmamak gerekiyor” uyarısında bulundu. Bu çerçevede en başta 2016’da revize edilmesi gereken ancak bir buçuk yıldır bekleyen Gümrük Birliği Anlaşması’nın bir ‘milli mesele’ olarak gözden geçirilmesi gereğine dikkat çeken Aktar, son krizle bu fırsatın da kaçtığını düşünüyor:

    “Diğer ülkelerle yapılan serbest ticaret anlaşmaları, ulaştırma meselesi, iş adamlarının vize meselesi falan bunlar ciddi konular. Bunun gözden geçirilmesi söz konusuydu. Bu ilişkilerin bu hale gelmesi ve özellikle Avusturya’nın ve Türkiye ile asla masaya oturmak istemeyen pek çok başka ülke var arkasında. Ve Avusturya’nın arkasına saklanan bu ülkelerin gümrük birliğinin revize edilemeyeceği çıktı ortaya. Bu durumu artık kimse telaffuz etmiyor.”

    Aynı şekilde uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının devamlı not indirdiğini, sorunların biriktiğini anlatırken, “Ondan sonra bütçe açığı artıyor, Türkiye’nin bir numaralı doğrudan yatırım kaynağı olan AB ülkelerinden yatırım sermayesi olarak bir kuruş para gelmiyor. Sadece yüksek faizden faydalanan sıcak faiz geliyor” anımsatması yapan Aktar, “Hakikaten bu ağız dalaşının, bu retoriğin sonuçlarının da hesaplanmasında fayda var” ikazında bulundu. Aktar, “Bir numaralı ortağımız ile ilişkilerin daha da bozulması… Böyle bir lüksümüz var mı? Hakikatten karar verenlerin ve demeç verenlerin bu soruyu akıllarında tutmalarında fayda var” dedi. 

    'KÖRFEZ’İN PARALARINI DA BATILILAR YÖNETİYOR ZATEN'

    Aktar’a göre gelinen bu noktada AB’nin de kabahatleri eksik değil. Ancak “O aşamayı çoktan aştık ve başka yerlere geldik” diyen Aktar, “Türkiye artık Avrupa yolunda değil, başka yerlere doğru gidiyor ve nereye gittiği de belli değil” saptaması yaptı. Aktar şöyle konuştu: “Ortadoğu’ya doğru da gitmiyoruz. Şangay işbirliği Teşkilatı’na da. Körfezin petrol zengini ülkeleriyle çok fazla bir yol alınmaz. Onların paralarını nereye yatıracakları konusunda yönlendiren danışmanları İngiliz ve Amerikalı. Yani Körfez ülkelerinin de arkalarında Batı var. Petrol zengini Arapların sermayelerini İngiliz ve Amerikalılar yönetiyor.”

    İlgili konular:

    Prof. Dr. Ataman: Bu Türkiye-AB ilişkilerinde değil, AB’nin kendi içinde yaşadığı bir kriz
    ‘AB, Türkiye’yi masadan kalkan taraf olmaya zorluyor’
    Rus senatör: Türkiye'nin AB'ye üyelik şansı artık sıfır
    Etiketler:
    16 Nisan anayasa değişikliği referandumu, Gümrük Birliği, Şangay İşbirliği Teşkilatı, AK Parti, NATO, Cengiz Aktar, Ömer Çelik, Numan Kurtulmuş, Recep Tayyip Erdoğan, AB, İsveç, Avusturya, Norveç, Ortadoğu, Avrupa, Türkiye, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın