21:55 24 Haziran 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    Taştekin: Trump, Suriye'ye saldırarak IŞİD ve El Kaide'nin dokunulmazlık kazanmasını savunamaz

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 61

    Fehim Taştekin'e göre Trump, Suriye'ye ABD'deki Neocon'larla bölgedeki müttefiklerini teskin etmek için saldırdı. Operasyon genişleyip 'uçuşa yasak bölge' uygulaması devreye girerse, bunun IŞİD ve El Kaide'nin dokunulmazlık kazanmasına yarayacağını belirten Taştekin, "Bu sonuçları uluslararası alanda kimse göğüsleyemez ve ABD bunu savunamaz" dedi.

    Suriye'de siyasi çözüm ve müzakere gündemi öne çıkmışken, İdlib'deki ‘kimyasal silah' vakası ile Üçüncü Dünya Savaşı kabuslarını hortladı. ABD yönetimi bağımsız bir soruşturmanın ve BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararının yokluğunda Suriye'ye karşı tek taraflı eyleme geçerek kimyasal silah iddialarının odağındaki El Şayrat Havaüssü'nü vurdu. Peki ilk bakışta hafif bir hasara sebep olan operasyonun ‘sınırlı' mı kalacak? Trump yönetiminin tutum değişikliğinin bölgedeki sonuçları ne olacak? Gelişmeleri Suriye sahasını yakından tanıyan gazeteci ve yazar Fehim Taştekin ile konuştuk.

    Fehim Taştekin'e göre Trump'ın Suriye'ye yönelik operasyonunda Suriye konusunda belirlediği politikanın birçok açıdan farklı kesimleri rahatsız etmesi yatıyor. Trump'ın geçen hafta Suriye lideri Beşar Esad'ın akıbetine Suriyelilerin karar vereceği' yolundaki çıkışının ABD'nin İsrail, Türkiye, Suudi Arabistan gibi müttefiklerini rahatsız ettiğine dikkat çeken Taştekin, "Tabi ki sahada CIA'nin sahada şimdiye kadar eğittiği, donattığı ve desteklediği silahlı gruplar açısından da ciddi bir hayal kırıklığı ve kızgınlık vardı ve Trump'ı bu tutumundan vazgeçirmeye dönük bir hamleyi açıkçası ben bekliyordum" dedi.

    'TRUMP BASKILARDAN KURTULMAK İÇİN BİR 'YALANCI BAYRAK' OYUNUNA GİRDİ'

    Taştekin politika değişikliğinin ABD'deki kurulu düzen için de hazmı kolay olmadığına dikkat çekerek, şu değerlendirmeleri yaptı: "2013'te olduğu gibi bir kimyasal facia ya da başka bir şeyle bir oyunun oynanması muhtemeldi. Tabii ki Suriye politikasındaki değişiklik, en azından rejim değişikliğinden vazgeçtiğini duyurması, Amerika kurulu düzeni içerisinde de hazmı kolay bir şey değil. Kongrede Neocon'ların, İsrail lobisinin ve Ortadoğu politikasının eski haliyle sürmesinden yana pek çok unsur memnun değildi. Oradan da bir baskı gelişti. Daha da önemlisi Rusya ile yakınlaşma çerçevesinde bir perspektife sahip. Ancak ekibinden bazılarının Rus diplomatları ile ilişkisi iç politikada fazlasıyla başını ağrıttı. Bu durum istifaları da beraberinde getirdi. Bunun devamının da geleceğine dair birtakım beklentiler vardı. Bütün bu baskılardan kurtulmak için bir 'yalancı bayrak' oyununa girmeyi herhalde göze aldı."

    '2013'TE TRUMP SURİYE'YE MÜDAHALE ETMEK İSTEYEN OBAMA'YI VAZGEÇİRMEYE ÇALIŞIYORDU'

    2013'te (eski ABD Başkanı Barack) Obama, Suriye'de kimyasal silah kullanıldığına dair suçlamalar üzerine kısmi bir saldırıya hazırlanırken, Trump'ın Obama'yı müdahaleden vazgeçirmek isteyenlerin başında geldiğine atıf yapan Taştekin, "Bunu yapma diyen kendisiydi ve bunu çok aşağılayıcı bir üslupla dillendiriyordu. Kendi sözlerine aykırı bir tutum olmasına rağmen, 'Aptal liderimiz, aptal başkan' gibi ifadeler kullanarak o zamanlar Obama'yı aşağılamıştı. Demek ki Trump burada kendisine bir manevra alanı yaratma ihtiyacı duydu" diye konuştu. Taştekin, yine Trump yönetiminin örneğin Türkiye gibi bir müttefikinin hem içeride, hem bölgede Rusya ile 'iş çevirmesinden' rahatsızlık duyduğuna dikkat çekerken, "Trump böylece bölgedeki müttefiklerini bir şekilde NATO çizgisinde ya da ittifak çerçevesinde tutmak için böyle bir manevrayı yaptı" ifadelerini kullandı.

    'ABD BU MÜDAHALE İLE RUSYA VE İRAN'IN TEPKİSİNİ TEST ETTİ'

    Taştekin'e göre, Suriye yönetimi, mevcut haliyle kaldığı sürece, ABD yönetimi ve kurumlarının düşmanı olmaya devam edecek ve ABD her fırsatta Suriye'nin dişlerini sökecek, diz çökmesine sebep olacak her türlü fırsatı değerlendirecet. "Bugün ABD yönetimi bir şey denedi ve başarılı olamadı" diyen Taştekin bu vesileyle karşıt cenahın da tepkisinin ölçüldüğüne şu sözlerle dikkat çekti: "Burada başkanın (Trump) hızlıca cendereye alındığını görüyoruz. Yani birkaç istifa bile, henüz yeni başlamış bir Amerikan yönetimi açısından son derece olağandışı gelişmeler. Bu tarz müdahalelerin devamının gelip gelmeyeceği henüz net değil ama kuşkusuz burada bir şeyi test ettiler. Rusya'nın, Suriye ve İran'ın buna nasıl tepki vereceği önemli. Görünüşte şu anda bunun devam etmeyeceğine yönelik bir izlenim var."

    'İLK İZLENİM RUSYA'YA ÖNCEDEN BİLDİRİLDİĞİ'

    Müdahalenin içeriğinin Rus ve Suriye askerlerinin zarar görmemesi açısından önceden Moskova'ya bildirilmiş izlenimi yarattığını söyleyen Taştekin, bunu da "Operasyonun Rusya'ya bildirmiş olması, görevi sınırlı tutmak ve devam ettirmek istemediklerine yorumlanabileceği" görüşünde. ABD müttefiklerinden Britanya'nın da açıklamalarından operasyonun ilerleyip genişlemeyeceği sonucunun çıkartılabileceğini söyleyen Taştekin, diğer yandan da sahadaki dayatmalara dikkat çekerek müdahale gerekçesi yapılan ‘kimyasal saldırının' tekrar edebileceği ihtimalini dışlamadı.

    'ABD'NİN DE KENDİ KENDİNİ DÜŞÜRDÜĞÜ TUZAKTIR'

    "ABD'nin bu anlamdaki misillemesini kendilerine örnek alarak, başka yerlerde birtakım kimyasal olaylar tezgâhlanarak, ABD'yi başka yerlere saldırmaya yönlendirebilirler" ifadelerini kullanan Taştekin, şu değerlendirmede bulundu: "Bu ABD'nin de kendi kendini düşürdüğü tuzaktır. Tabii bu durumu kendileri de değerlendirmiştir. Obama'nın da içine düştüğü en önemli sıkıntı yarının ne olacağı konusuydu. Diyelim ki bu operasyonlar genişledi, hatta Türkiye, İsrail ve Suudi Arabistan'ın istediği gibi uçuşa yasak bölge uygulaması fiilen ABD tarafından devreye sokuldu. Bunun politikte getireceği tek sonuç IŞİD, El Kaide, Nusra ve müttefiklerinin sahada dokunulmazlık kazanması ve hâkimiyetlerinin genişletilmesi olur. Bu sonuçları uluslararası alanda kimse göğüsleyemez ve ABD bunu savunamaz. Böylesi bir alternatifsizlik sorunu olmasa, bunu 2012 veya 2013'te yapacaklardı. Yarın senaryosu ortada olmadığından, böylesi genişletilmiş bir operasyon planlaması tercih edilmeyecektir. Artık bir Rusya faktörü de var. 2013'te Doğu Guta'da yaşanan kimyasal saldırıda ABD'yi müdahalenin eşiğine getiren o tezgâhta, Rusya sahada değildi. Ama 2015 itibari ile bütün gücüyle sahada ve bunun kuşkusuz ABD'yi düşündüren bir tarafı var."

    'TÜRKİYE FIRAT KALKANI OPERASYONU'NU, RUSYA 'BİTİR' DEDİĞİ İÇİN BİTİRDİ'

    Taştekin, ABD'nin güneyde Kürtlerle işbirliği yaptıkları yerlerde korunaklı bir alan oluşturduğunu, kuzeyde ise İdlib cebi ve Fırat Kalkanı ile boşaltılan alanın, bölgede ağırlığı olan devletler tarafından düşünülüp tartışıldığını anımsatırken, bu bölgelerdeki potansiyel duruma da şu sözlerle işaret etti: "Fırat Kalkanı Operasyonu, Rusya izin vermeseydi gerçekleştirilemezdi. Nitekim Rusya 'işiniz bitti' dedi ve onlar da bu operasyonun bittiğini ilan etmek durumunda kaldılar. Yani Türkiye kendi iradesiyle bitirmiş değil. Türkiye'ye kalsa oradan çıkmayacak. Mesela doksanlardan itibaren Kuzey Irak'ta bir takım işler edinildi ardından Türkiye oradan çıkmadı ve zorlayıcı bir sebep olmadığı müddetçe de çıkmayacaktır."

    Rusya'nın bölgede ağırlı olduğunu anımsatırken, Moskova'dan 'yeşil ışık' garantisi alındığı takdirde, Türkiye'nin tekrar Suriye'ye operasyon yapabileceğini söyleyen Taştekin,"(Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan, bir hava gücü ve desteği olduğu takdirde, Fırat Kalkanı'nın adını değiştirip, İdlib Kalkanı diyerek başlatacağı yeni bir maceraya psikolojik olarak hazır, bunu yapmaya niyetli ve istekli" dedi.

    'TÜRKİYE SURİYE'DE TEK BAŞINA HİÇBİR ŞEY YAPAMAZ'

    Taştekin, Rusya'nın Suriye'de büyük bir operasyon yürüttüğünü, bugün yaptığı karşı çıkışların da çok da sessiz kalmayacağını ve Amerikan saldırısının tekrarına karşı da hazırlıklı olduğunu gösterdiğini söylerken, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bir savaş gemisinin Çanakkale'den Akdeniz'e gönderilmesi, ABD ile havada işbirliğine dair teknik anlaşmanın askıya alınması gibi önlemler, meselenin BMGK'ye taşınması tüm bunlar, Rusya'nın eli kolu bağlı kalmayacağını ve bunun tekrarını önlemek için de kendi caydırıcı gücünü kullanabileceğini ortaya koyuyor. Türkiye burada tek başına hiçbir şey yapamaz."

    'RUSYA, TEKRARINA HAZIRDIR'

    Taştekin, Türkiye'nin bir yandan ABD'ye Kürtlere desteği yüzünden etmedik laf bırakmadığını belirten Taştekin, diğer yandan Rusya ile sürekli ağız dalaşı yapan Ankara'nın İsrail'in arzu ettiği Ortadoğu planına son derece gönüllü bir duruş sergilediği görüşünde. Ancak Türkiye'nin Rusya'ya rağmen böyle davranmaya deam edemeyeceğine dikkat çekerken, şu saptamaları yaptı: "Bunun test edildiği alanlar çok net. Bu bir ülkenin caydırıcılık kapasitesi ile alakalıdır ve bu kapasitenin sahibi olan ülkeler bellidir. Bu yüzden sahada Rusya güçlü bir şekilde var ve Rusya da bu işin bir bataklığa dönüşmemesi için ABD ile belirli bir paslaşma ile bugüne kadar bu meseleyi getirdi ve bu işin diplomasi ayağını eksik etmemeye çalıştı. Bu ‘gerilim kapasitesini düşürme stratejisi' ancak Rusya'nın Suriye'deki planlarını alt üst etmeye varacak bir noktaya geldiğinde başka türlü konuşulacaktır. Yani sözünü ettiğimiz ülke ABD'yi dengeleyen, küresel bir güç. Ayriyeten, Çin var yanında. Çin'in de artan oranda, Suriye'de Suriye konusunda ABD planlarına karşı bir duruş sergilediği daha belirgin hale geldi."

    'TÜRKİYE SURİYE VE IRAK'IN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ HERKESTEN ÇOK SAVUNMALI'

    Kendisinin Türkiye'nin Suriye'ye girme senaryolarına başından beri çok temkinli yaklaştığını, çoğu zaman bunların zemininin olmadığını söylediğini aktaran Taştekin, "Türkiye'nin en büyük çıkarı Suriye'nin ve Irak'ın toprak bütünlüğü ama buraları politikalarla bu şekilde kırılgan hale getiren ve aslında bölünme senaryosuna en çok hizmet eden ülke durumuna düştü. Suriye'de somut olarak etki alanları çok net olarak ayrıldı. Özellikle Kürtlerin kontrolündeki bölgeler ABD ile birlikte ve diğer bölgeler Rusya ile birlikte olmak üzere bir etki alanı oluştu. Yani Fırat'ın doğusu ve batısı şeklinde bir ayrışma yaşandı. Ancak bu bizi bugünden yarına, hemen bir bölünme senaryosuna götürmez. Böylesi bir ihtimal bütün coğrafyalar için her zaman var, sadece bizim coğrafyamız için değil" ifadelerini kullandı.

    'İSRAİL GİBİ BUGÜN EL KAİDE'Yİ DESTEKLEYENLER YARIN SORUN ETMEK ZORUNDA KALACAKLAR'

    Diğer taraftan IŞİD'in ve El Kaide'nin hâkimiyet alanlarının sonsuza kadar bu şekilde kalabileceğini düşünmediğini belirten Taştekin, bu alanların geleceğine şu sözlerle açıklık getirdi: "Bugün belki Ankara'dakiler bu işle uğraşırken çok tedirgin olmayabilirler ama bu en fazla Türkiye'yi vuracaktır ya da Ürdün'ü vuracak bir durumdur. Veyahut İsrail'i de vurabilir çünkü İsrail El Kaide'yi desteklemekte son derece cesur hamleler yaptı ve Golan sınırlarında yapmaya devam ediyor. Ama gelecek açısından bunu kalıcı bir şekilde, ufak bir cepte Talibanistan'a, El Kaideistan'a veya IŞİD hilafetine dönüşmesi ve kalıcı hale gelmesi kolay değil. Eninde sonunda buralar temizlenecek ya da bunları destekleyecek ülkeler için daha büyük bir tehdit haline gelecek. Zaten tehdit ediliyor ama en büyük sorun yaşayacak olan Türkiye'dir. Türkiye'nin sınır hatlarından beslenen, sınırlarına yaslanmış çok ciddi bir El Kaide varlığı var. Bugün bunu sorun etmeyenler, yarın sorun etmek zorunda kalacaklar. Çünkü bunun üzerinden sürekli olarak oyun oynanmaya çalışılacaktır."

    'ABD İKİLİ BİR OYUN SERGİLİYOR AMA…'

    Trump için "Suriye siyasetini değiştirdi" denilirken, Türkiye yahut Suudi Arabistan'ı teskin etmek için sahadaki grupların birkaç hafta önce yeniden organize edilerek İdlib ve Halep'in kuzeyinde Suriye ordusuna karşı hazırlanıldığını belirten Taştekin, "Yani ABD açısından da burada ikili oyunların sergilendiğini görmek zorundayız. Bunun muhatabı bellidir. Rusya'nın burada olmasından ve İran'ın etkisinden son derece rahatsızlar. Suriye'nin İsrail ile kavgalı, İsrail ile teknik olarak savaş halinde bir ülke olarak kalmasından son derece rahatsızlar" ifadelerini kullandı. Son olarak, bu unsurlar devam ettiği sürece maalesef bu cihatçı grupların da desteklendiğin görüleceğini ekleyen Taştekin, "Ama bunun kendi ellerini de yakan bir olguya dönüşmesi kaçınılmaz. Bu yüzden ilelebet burada bu grupların yaşaması mümkün değil" anımsatması yaptı.

    İlgili konular:

    'Libya'da kandırıldığını düşünen Rusya, Suriye'de müdahaleye izin vermez'
    St. Petersburg saldırısı: 'Rusya'nın Suriye politikasında sapma olmaz'
    ‘Irak Kürtleri bağımsızlığa yönelik nabız yokluyor’
    Etiketler:
    yalancı bayrak, İsrail lobisi, Neocon'lar, Fırat Kalkanı harekatı, Kürtler, kimyasal saldırı, Nusra, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), ABD Kongresi, CIA, El Kaide, IŞİD, NATO, Donald Trump, Fehim Taştekin, Beşar Esad, Barack Obama, Şayrat Hava Üssü, Britanya, Doğu Guta, İdlib, Kuzey Irak, Ürdün, Suudi Arabistan, İran, İsrail, Ortadoğu, Çin, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın