18:57 05 Ağustos 2021
Canlı Yayın

    ‘Erdoğan Rusya’ya karşı ABD güdümündeki Körfez’i seçecek’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 41
    Abone ol

    Gazeteci Musa Özuğurlu’ya göre, başkanlık referandumu sonrası Avrupa ile sorunlar yaşayan Erdoğan, ibresini ABD’ye çevirdi. Yeni dönemde Türkiye’nin Suriye politikasını Trump yönetiminin yönelimlerinin belirleyeceğini söyleyen Özuğurlu, “Erdoğan, Rusya’ya karşı ABD güdümündeki Körfez’i seçecek” dedi.

    Türkiye'de başkanlık referandumu sonrası yeni dönemde Suriye politikaları yine dış politikanın odak noktası. Hükümete yakın medya kaynakları Fırat Kalkanı Operasyonu'nun ikinci aşaması olarak, Irak'ta yeni operasyon hazırlığı iddialarına yer verirken, gözler Türkiye'nin yeni dönemde Rusya ve ABD ile ilişkilerinde. Gelişmeleri gazeteci ve yazar Musa Özuğurlu ile değerlendirdik.

    Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM)
    © AP Photo / Christian Lutz
    ‘AVRUPA İLE SORUNLAR ERDOĞAN'I ABD'YE İTİYOR'

    Özuğurlu'ya göre, Türkiye'nin yeni dönemde Suriye politikalarını Rusya ile pazarlıklarla birlikte, Trump yönetimi belirleyecek. İdlib odaklı kimyasal silah iddiaları sonrası Trump yönetiminin ‘ölçülü bir saldırıda' bulunduğuna atıf yapan Özuğurlu, bunun da referandum sonrasında Erdoğan'ın alanını daralttığını savundu. Erdoğan yönetiminin Avrupa ile pek çok sorun yaşadığına dikkat çeken Özuğurlu, "Bir tarafta ABD, Avrupa Bloğu, diğer tarafta Rusya ve Doğu Bloğu var. Erdoğan'ın Avrupa ile yaşadığı sorunlar kendisini ABD'ye doğru itiyor. Erdoğan bu şekilde hissediyor. Öte yandan, Erdoğan Rusya ile Körfez arasında seçim yaparsa, Körfez'i tercih edecek gibi görünüyor ki bu da Körfez, ABD eksenine girecek demektir. Bu nedenle de bundan sonra Erdoğan'ın Suriye'deki dış politikasını Trump'ın ne yapmak istediği belirleyecek" dedi.

    ‘ABD'NİN ELİNDEKİ KOZLAR'

    ABD'nin Rusya ile Suriye'de bir anlaşmaya gitmeye ve kendi alanını belirlemeye çalıştığı değerlendirmesini yapan Özuğurlu, Suriye Kürtlerinin de denklemdeki önemlerine şu ifadelerle dikkat çekti: "Hâlihazırda Türkiye ile ABD arasında YPG ve Kürtler ile ilgili bir problem varken, Türkiye'nin adım atmasına imkân kalmadı. Ankara buna göre hareket edecek çünkü aynı zamanda ABD'nin elinde Erdoğan'a karşı bir takım kozlar var. Tüm bunları düşündüğümüzde daha önce Erdoğan ‘Bölgede belirleyici olan biziz. Bizim onaylamadığımız herhangi bir politika uygulanamaz' demişti. Referandum sonrası artık bu tamamen ortadan kalkmış gibi gözüküyor çünkü artık arkasındaki Batı Bloğu'nun Avrupa kısmını tamamen kaybetmiş gibi gözüküyor. Bu yüzden ibresini ABD'ye çevirmek zorunda."

    Erdoğan için Rusya ile de işbirliği açıkken, ateşkesin işe yarayabileceğini anlatan Özuğurlu ancak Körfez hattının yeniden belirmeye başlaması ve ABD'nin İran konusundaki tutumunun Türkiye'yi seçim yapmaya zorladığı görüşünde. Özuğurlu, "İran ile Körfez ülkeleri arasında da bir seçim yapmak durumunda kalıp, en sonunda Körfez Ülkeleri'ne kalacak gibi gözüküyor. Bütün bunlar arasında şu an Türkiye ya da Erdoğan'ın belirleyici olma gücü yok" tespitlerini yaptı.

    ‘TÜRKİYE'NİN ESAD'I DEVİRME HEDEFİ HİÇBİR ZAMAN DEĞİŞMEDİ'

    Türkiye'nin Rusya ile işbirliği girişimlerinin hep sınırlı kaldığını anımsatan Özuğurlu, bunda Ankara'nın Esad yönetimini devirme tutumunun hiçbir zaman değişmemesinin rol oynadığını belirtti. Özuğurlu, son kimyasal saldırı iddialarını da işin içine katarak şu değerlendirmeyi yaptı:

    "Türkiye'nin Esad'ı devirmek olan büyük hedefi her zaman mevcuttu ve bundan hiçbir zaman için vazgeçmedi. Erdoğan bulabildiği her fırsatı belki bu hedefe ulaşmak için bir kıvılcım olur diyerek kullanmaya çalıştı. Erdoğan, Rusya'ya rağmen Esad'ın kimyasal silah kullandığı iddiasını kullanmak istediği için böyle bir işe kalkıştı. Burada bunu kesin olarak Erdoğan'ın yaptırdığını diyemeyiz ama Kimyasal Silahları Yasaklama Örgütü'nden (OPCW) gelen sârin gazı bulgularının bulunduğuna yönelik ifadeler ve aynı zamanda uluslararası alanda ortaya atılmış bir takım iddialar söz konusu. Beyaz Miğferlerin Britanya ile bağlantılı olduğu yönünde daha önce birçok iddia söz konusuydu. Erdoğan'ın buna geçit vermesinin arkasındaki sebep, büyük hedefe ulaşma arzusuydu, çünkü Erdoğan ve AK Parti'nin daima açıklamalarında Esad'ın mutlaka devrilmesi gerektiği, Esad'la bundan sonra devam edilemeyeceği gibi birtakım açıklama ve ifadeler söz konusu. Türkiye bu niyetini Rusya'dan saklamıyordu zaten Rusya'da bunun fazlasıyla farkında. Fakat Türkiye, Rusya ile sınırlı bir işbirliği içerisindeydi, dolayısıyla Türkiye'nin bu tavrı Rusya için sürpriz olmadı. Bu nedenle Rusya özellikle kimyasal silah konusunda bu tavrı takındıktan sonra muhtemelen Erdoğan ile ilgili bir kez daha bir revizyona gidecek ve bu durum önümüzdeki dönemlerde daha da netleşecek."

    ‘PUTİN, ERDOĞAN'IN SOMUT BİR HATA YAPMASINI BEKLİYOR'

    Rusya'nın ilişkilerdeki bütün sorunlara rağmen Türkiye'yi kaybetmek istemediğine vurgu yapan Özuğurlu, referandum sonrası Rusya Devlet Başkanı Putin'in Erdoğan ile telefon konuşmasının içeriğinin de bunu ortaya serdiği görüşünde. "Çok açık ve basit bir şekilde Putin'in Erdoğan'ı tebrik etmesi son derece ironikti" diyen Özuğurlu, "Bu telefon bir tebrik telefonuydu ama bu hiçbir zaman için şu anda Rusya ile Türkiye arasında işlerin çok iyi gittiği anlamına gelmiyor. Özellikle Suriye ile ilgili olarak Trump'ın son atağından ve Erdoğan'ın ‘gerekirse biz de rol alırız' demesinden sonra, Putin artık Erdoğan'ın ‘somut' bir şekilde hata yapmasını bekliyor. Dolayısıyla Putin'in tebriğinin hiçbir anlamı yok" saptamasını yaptı. Özuğurlu, Rusya'nın Türkiye politikalarını ‘dengelemeye çalıştığını' söylerken, incelikli mesajları da ihmal etmediğine şu sözlerle dikkat çekti:

    "Rusya'nın doğrudan ve açık bir söylem içerisinde olduğunu söylemiyorum. Fakat Sağlık Bakanı'nın (kimyasal silahlı saldırı iddialarına dair) açıklamasından sonra Kremlin Sözcüsü Zaharova'nın haftalık basın toplantısında yaptığı bir açıklama vardı ve şunları söyledi; ‘bunları araştırmak Türkiye'nin işi değil. Onlar kendi domateslerine baksınlar.' Rusya'dan böyle bir açıklama da geldi. Rusya bir adım ileri, bir adım geri atıyor. Bugüne kadar Rusya hep bu politikayı uyguladı. ABD'ye karşı da benzer politikaları uyguladı. Rusya bu tür olaylarda haklı olduğunu düşündüğü için, Batı'yı bilimsel yöntemlerle gerçeklerin ortaya çıkarılıp ispat edilmesine davet ediyor fakat Batı buna yanaşmıyor. Dolayısıyla Rusya bunu her zaman yapıyor, Türkiye için olduğu gibi. Elbette Türkiye'nin de bu konuda birtakım açıklamaları vardı ama bu Rusya'nın beraber araştıralım açıklamasından çok daha farklı bir anlam taşıyor."

    ‘İRAN VE RUSYA TÜRKİYE'NİN İŞBİRLİĞİNE UYMAYACAĞINI BİLİYOR'

    Şangay İşbirliği Örgütü'nün Astana'da gerçekleştirdiği toplantıya değinen Özuğurlu, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'un açıklamalarındaki işbirliği vurgusuna dikkat çekti ve bu işbirliğine yanaşmayan taraf Türkiye gibi görüntüğünü aktardı:

    "Rusya-Türkiye-İran üçlü mekanizması olduğunu düşünecek olursak ve eğer bir kader birliği söz konusu olacaksa, bunu Rusya ve İran için düşünebiliriz. Çünkü ABD'nin son dönemde İran'a karşı tavrı tamamen değişti. Rusya da ABD ile mücadele halinde ve İran'ın Rusya'nın başarılı olabilmesi için mutlaka ayakta kalması gerekiyor. Dolayısıyla bu üçlü içerisinde ABD ve Körfez tarafına yanaşan ülke Türkiye'nin kendisi. Bu nedenle bu işbirliğine yapılan vurgunun herhangi bir anlamı yok. Rusya ve İran çok büyük bir sabırla, çok uzun vadeli düşünerek daima olması gerekeni, ideal olanı veya doğrudan daha itidale davet eden bir söylem kullanıyor. Bu nedenle orada işbirliğine vurgu yapılmıştır ama Türkiye buna uymayacağını, bu açıklamayı yapanların kendileri biliyorlar."

    ‘TÜRKİYE PKK'YLA SAVAŞMA KARŞILIĞINDA ABD İLE YPG KONUSUNDA UZLAŞABİLİR'

    ABD'nin Türkiye'nin asıl hassasiyetinin PKK'ya yönelik olduğunu bildiğini ve Türkiye'yi ‘YPG'yi bana ver, PKK'yı sen al' formülü ile ikna etmeye çalıştığını belirten Özuğurlu, Türkiye'nin Suriye'ye müdahalesinin bir erken önleme müdahalesi olarak değerlendirilebileceği görüşünde. "Suriye'de özerkliğin herhangi bir şekilde başarıya ulaşması ya da genel itibari ile Kürtlerin başarılı olması durumunda, zaten sınır olduğu için bunun Türkiye'ye sıçraması kaçınılmaz bir durum" diyen Özuğurlu şu değerlendirmelerde bulundu:

    "Türkiye ön cephe olarak Suriye'de aslında YPG'ye karşı savaşıyor. Ama eğer ABD'den Suriye ile ilgili olarak bu sefer gerçekten bir garanti alırsa, ABD'ye de ‘tamam ben orayı sana bırakıyorum, ama benim PKK'yı bitirmem gerekiyor bu nedenle de bana alan tanıyacaksın' pazarlığı yapmış olabilir. Bundan dolayı muhtemelen Sincar Bölgesi'ne böyle bir operasyon gerçekleştirilebilir. Kesin bir şey söylemek için henüz erken. Fakat bunun böyle olduğunu düşündürtecek bir takım veriler söz konusu. Zaten Fırat Kalkanı Operasyonu'ndan sonra önce operasyonun bittiği söylendi. Daha sonra başka bir operasyon olabileceği sinyali verildi. Şimdi de devamı olabileceği yönünde sinyaller var ki geçtiğimiz günlerde hükümete yakın bir gazetede bu yönde bir plan da açıklandı. Muhtemelen Türkiye bundan sonra Irak tarafına vurmaya çalışacak."

    ‘ŞAM, KÜRTLERİN MUHTEMEL ÖZERKLİĞİNİN MEŞRUİYETİNE YÖNELİK DÜZENLEMELER YAPIYOR'

    Özuğurlu, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın YPG ve PYD'ye kapıyı aralık bırakan son değerlendirmelerine şu sözlerle atıf yaptı:

    "Bundan sonra da sorunlu bir bölgesel yapı oluşturacaklarını çok iyi biliyorlar çünkü o bölgede başka etnik unsurlar da var. Bundan dolayı bir anlaşma olmadan böyle bir şey yapmak istemiyorlar. Şam da bunu görüyor ve diğer yanda Kürtleri eskisi gibi yönetemeyeceğinin farkında. Çünkü bir şekilde kazanımlar elde ettiler ve aslında zaten bu kazanımları elde etmeseydiler bile Şam Yönetimi adem-i merkeziyetçiliğe doğru gidiyordu ve yasalarda birtakım değişiklikler yapmıştı. Bundan sonra bu kazanımlardan geri adım atılmayacak ve böyle bir yöne doğru gidecek, bunun sinyali bu. İkinci olarak, referandum olması meselesi. Suriye'de yapılacak anayasal değişiklikler ile ilgili olarak böyle bir yöntem uygulanıyor. Yarın Kürtlerle ilgili X veya Y gibi bir sonuç çıkması durumunda, bunun halkın iradesi olduğu ifade edilecek çünkü Suriye Anayasası zaten herhangi bir şekilde bir bölünmeye ya da başka bir şeye karşı ve burada vatana ihanet söz konusu. Tüm bunların bertaraf edilmesi için Esad bu açıklamaları yapmış olabilir. Diğer yandan yönetim açısından artık Kürtlerin haklarını elde etmeleri konusunda bölünme haricinde herhangi bir itiraz söz konusu değil."

    ‘KÜRTLERİN ABD İLE İŞBİRLİĞİ TAMAMEN KONJONKTÜREL'

    Diğer yandan Kürtlerin ABD ile işbirliğinin yönetim için risk oluşturabileceğine dikkat çeken Özuğurlu, Şam yönetiminin bunun kendi çizdikleri çerçevenin dışında olması durumunda en son Haseke'de olduğu gibi harekete geçeceğini söyledi. "Kürtler de aslında ABD ile tamamen işbirliği halinde değil ve bunu da belirtiyorlar" diyen Özuğurlu şu değerlendirmelerde bulundu:

    "Bunun konjonktürel bir durum olduğunu ve kendileri ile ilgili herhangi bir menfaat söz konusu olduğu için böyle bir işbirliği içerisinde olduklarını ifade ediyorlar. Rusya faktörünü de unutmamak gerekli. Daha da önemlisi, Kürtlerin Şam ile temasları devam ediyor ve Şam Yönetimi bunu da çok iyi biliyor. Bu nedenle Kürtlere karşı çok sert açıklamalar yapılmıyor ve Kürtlerle ilgili olarak çok sert politikalar yürütülmüyor. Dolayısıyla Şam, Kürtlerin ABD ile ölçülü bir ilişki içerisinde olacağını biliyor. Daha sonrasında ABD herhangi bir şekilde oradaki üslerinden ayrılır mı, burada uzun vadede ne yapar bilinmiyor. Onlar büyük bir sorun çıkartabilir ama bu konuda hiç kimse bir öngörüde bulunacak durumda değil. ABD orada daha ne kadar kalacak bunu belirleyecek olan Kürtlerin kendisi değil, ABD'dir."

     

    Etiketler:
    Musa Özuğurlu, Türkiye-ABD ilişkileri
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın