14:39 27 Haziran 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Fransa'nın sol gelenekleri karşısında Macron'un işi kolay olmayacak'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 11

    Fransa’da liberal aday Emmanuel Macron’un seçilmesi Avrupa’da olumlu hava yarattı. Sertaç Aktan’a göre iş dünyasının sahip çıktığı genç liderin Fransa’nın sol gelenekleri karşısında işi kolay olmayacak.

    Fransa'da 7 Mayıs'ta ikinci turu gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin galibi oyların yüzde 66'sını alan, En Marche (Yürüyüş) hareketinin 39 yaşındaki genç lideri Emmanuel Macron oldu. Ulusal Cephe'nin kadın lideri Marine Le Pen ise yüzde 34'te kalarak beklendiği gibi seçimin mağlubu oldu. Ancak katılım son 60 yılın en düşüğü olurken, yüzde 10'u aşan ‘boş oy' kullanımı Macron'un zaferinin burukluğunu ortaya serdi. Fransa seçimlerinin sonuçları ve Avrupa'ya etkilerini seçimleri Paris'te izleyen ve Lyon'da bulunan AB uzmanı gazeteci Sertaç Aktan ile konuştuk.

    ‘AB FRANSASIZ OLMAZ'

    Emmanuel Macron'un seçim zaferinin Fransa için olduğu kadar tüm Avrupa için önemine dikkat çeken Sertaç Aktan, Avrupa'nın sonuçtan memnun olduğu görüşünde. "Macron AB, Euro taraftarı ve liberal bir adaydı, göçmenler konusunda ve birçok başka konuda aşırı sağdan farklı hareket ediyordu" diyen Aktan, "Bu seçim tüm kıtayı etkileyebilecek bir seçimdi. Eğer Le Pen kazansaydı, Britanya'nın yaptığı gibi AB'den çıkıp, bir ‘Frexit' söz konusu olacaktı ve bu da AB'nin sonu demekti. Çünkü AB Britanyasız devam edebilir ama Fransa'sız edemez. Dolayısıyla iş bu kadar ciddiydi Avrupa için" vurgusu yaptı. Diğer yandan Aktan, Macron kazansa da aslında Fransızların liberal siyasetçiyi seçmediklerine dikkat çekti. Aktan, "Macron devlette tasarrufa gitmek istiyor, 120 bin memuru işten çıkarmak istiyor, 60 milyar euroluk bir tasarrufa gitmek istiyor. Macron'un bu liberal politikalarına karşı Fransızların ciddi bir tepkisi var. Fransa'da çok ciddi bir sol geleneği bulunuyor ve en ufak bir meselede grevler, protestolar yoluyla hayatı durduruyor Fransızlar. Dolayısıyla Macron'a burada halk, ‘biz seni esasen istediğimiz için seçmedik, Le Pen nedeniyle sana oy verdik, yerini ve haddini bileceksin ve uygulamak istediğin politikaları sana kolay kolay uygulatmayız' mesajı verdi" ifadelerini kullandı.

    ‘LE PEN'E ORTAM HAZIRLAYABİLİR'

    Yarı başkanlık sistemiyle yönetilen Fransa'da halkın ‘hangisi kendileri için daha az kötü ise ona meylettiklerini' anısatan Aktan, sadece Fransa'da değil Avrupa'da da aşırı sağ tehkilesinin geçici olmadığını da söyledi. Macron'un popülist politikalar ile halk-iş dünyası arasındaki dengeyi tutturmak zorunda olduğunu belirten Aktan şu tespitleri yaptı:

    "Fransa'da aslında Macron'a karşı ‘Le Pen'i istemiyoruz ama Macron'a oy vermeye de elimiz gitmiyor' denilerek bir tepki gösteriliyordu. Bu sebeple katılım yüzde 75'lerde kaldı. Genellikle bu oranlar daha fazla oluyordu. Tıpkı Hollande gibi Macron da eğer birtakım sözlerini yerine getiremezse, Le Pen çok daha güçlü bir şekilde dönebilir. Diğer yandan Macron'un politikalarında birtakım popülizmler çok ciddi şekilde var. Macron 60 milyar euro tasarruf yapmak istiyor ama bu rakamı öğrenciler, işsizler ve çeşitli birtakım yatırımlar yapmak için de harcayacak. Macron'un buradaki politikası devletin işveren olmasından ziyade, özel sektörün işveren olmasını istiyor. Devletin üzerindeki yükü kaldırmak istiyor. Kurumlar vergisini 33'ten 25'e çekmek gibi, asgari ücretin üzerindeki neredeyse tüm vergileri kaldırmak gibi ve pek çok harcama kalemlerini kısmak gibi birtakım hedefleri var. Fakat her ülkede olduğu gibi, sistem burada Macron'un önüne set çekecektir. Aslında Ekonomi Bakanı iken de hayata geçirdiği politikalar, daha çok sol-liberal politikalardı. İş dünyası Macron'dan iş dünyasının önüne engelleri kaldırmasını, vergileri azaltmasını, rekabet ortamını daha da arttırmasını, içeride ve dışarıda ticaret konusunda daha liberal politikalar izleyerek Fransa'nın ekonomisini büyütmesini ve Fransız şirketlerinin önünü açmasını beklediler. Fakat Fransa'da çok ciddi bir sol gelenek var ve sosyal haklar, iş güvenliği gibi konularda çok hassaslar. Dolayısıyla Macron bunları da göz önüne almak zorunda. Çünkü Macron'un adamı yok ve siyasette kimse kendisini tanımıyor. Altı hafta içerisinde Fransa'da genel seçimler var, eylülde senatonun yarısı değişecek."

    ‘YENİ ELİT KESİM DOĞUYOR'

    Aktan, Fransızların Macron'a alternatif olarak ve dengeleme işleviyle solun adayı Mélenchon'un güçlenmesi gerektiği kanaati taşıdığına da dikkat çekti. "Macron'un bazı söylemlerini Fransızlar ‘aşırı' bulmaktalar ve set çekmek isteyeceklerdir, bunu gerekirse Le Pen, gerekirse de Mélenchon yoluyla yapacaklardır" öngörüsünde bulunan Aktan, partisi bulunmayan ve siyaseten çok tanınmayan Macron için bu durumun uzun vadeli sorun olmayacağı görüşünde:

    "Şunu belirtmek gerekiyor ki, güç her yerde güçtür. İnsanların eğilimleri ve zaafları olduğu için artık başkan konumuna gelmiş bir insanın etrafında kümelenmeler olacaktır. Bu anlamda Macron'un çok fazla problem yaşayacağını sanmıyorum. Siyasette yeni yüzler göreceğimiz kesin. Fransa'nın yeni gündemi kabinesine hangi isimleri seçeceği. Acaba Trump gibi işadamlarından mı seçecek, ne yapacak? Bunlar merak ediliyor. Yeni dahi olsa, siyasette ‘kirlenmemiş' bile olsa, her siyasetçinin finansmana, desteğe, kampanya yapmaya ihtiyacı var. Dolayısıyla iş adamları da hem ona destek olmak, hem de ondan imtiyaz almak için ona birtakım yardımlar yaptılar. Macron'un eşinin ailesinin burada enteresan bir desteği var. Kendileri milyon euroluk cirosu olan bir şirkete sahipler ve kampanyayı büyük ölçüde finanse ettiler. Bu sebeple Fransa'da yeni bir elit kesim doğuyor ve o elitin etrafında iş adamları kümeleniyor. Bunlar her ülkede olan şeyler ve olması kaçınılmaz."

    ‘FRANSA REFORM DEĞİL DEVRİM YAPAR'

    Fransa gibi ülkelerde kazanılmış haklarla oynamadının kolay olmadığına da dikkat çeken Aktan, şu değerlendirmede bulundu:

    "Fransa'da nasıl bir geleneğin olduğu konusunda bugüne örnek olması açısından bir anekdot verelim. 19. yy ortalarında Britanya'da liberal ekonomi, serbest ticaret ve korumacılık arasında kavga oluyor. O dönemde Britanya serbest ticarete yöneliyor, kotaları kaldırıyor ve emperyal amaçla her tarafa ürünlerini satmak için böyle bir yola giriyor. Britanya'nın ardından diğer Avrupalı devletler de aynı reformları yapıyorlar fakat Fransa ağırdan alıyor. İngiliz bir parlamenter, Fransa'da Napolyon Bonapart'a benzer reformları yapıp yapmayacaklarını soruyor. Napolyon ‘bizim için reform yapmak zor iştir. Biz çok iyi devrim yaparız fakat reform yapamayız' diyerek çok enteresan bir cevap veriyor. Dolaylısıyla Fransa'nın geleceği enteresan olacak."

    ‘BREXİT'TEN TERS ETKİ YAPABİLİR

    Diğer yandan Aktan Brexit sonrası Hollanda ve Avusturya'da avro bölgesi ve Brüksel eleştirilmekteyken ilk kez AB'nin kurucu ülkelerden birisinde AB taraftarı bir liderin seçilmesinin de önemli olduğunu vurguladı. Macron'un da toplumu yatıştırıcı ve birleştirici çağrılar yapmasının önemine değinen Aktan, "Macron, beş yıl boyunca Le Pen'e oy verenlerin gerekçelerini ortadan kaldırmak için çalışacağını belirtti. Onun politikaları eğer işe yararsa, özel sektörde ekonomi politikaları istihdamı arttırırsa, bu tıpkı Britanya'nın birlikten çıkmak konusunda birtakım ülkeleri etkilediği gibi, aynı etkiyi ters şekilde yapabilir" diye konuştu.

    ‘MACRON'UNKİ LİBERAL POPÜLİZM'

    Macron'un bir yandan "Fransız kültürü diye bir şey yoktur" derken, ülkenin göçmenlerle birlikte zenginliğine atıf yaptığını, diğer yandan da sıkı eğitimden geçirerek topluma adaptasyonlarını gündeme getirdiğini anlatan Aktan, "Böyle diyerek bütün kesimleri bir şekilde memnun edecek tam bir orta yolcu, popülist politikalar güdüyor. İş yüzde 50'nin üzerine çıkmak olunca, bazı kesimlerle uzlaşı içine girmek zorunda. Siyaset ödün verme sanatıdır ve politikacının icraatlarına bakılır. Eğer her şey yolundaysa, siyasetçi siyasetçiliğini yapar. Bunlar her ülkede olan siyaset yapma tarzlarıdır" vurgusu yaptı. Macron'un da popülizm yaptığını ancak bunu farklı bir boyutta yaptığını belirten Aktan, "İşçi alana teşvik primi verdiğiniz, kurumlar vergisini indirdiğiniz zaman buna da popülizm diyebilirsiniz ama buna farklı olarak liberal popülizm demek gerekiyor. O zaman da bütün ideolojilerin popülizm tarzı var diyebiliriz. Aşırı sağ da göçmen almayacağız' diyerek popülizm yapıyor aslında. Her tür vaat bir popülizmdir sonuçta çünkü halk içindir ve oy almak içindir" diye ekledi.

    ‘MACRON'UN FİKİRLERİ MERKEL'DEN İLERİ'

    Aktan, Macron'un Almanya lideri Merkel ile ‘dizinin dibinde çekilmiş' fotoğrafının yarattığı tartışmalar eşliğinde itaatkar bir ilişkisi olacağı yorumlarına ise itiraz etti:

    "Birisi ile aynı fikirde olmanız, onunla aynı politikaları güdüyor olmanız, ondan farklı politika yapamayacak olmanızdan dolayı değil, aynı politikaları yapmak istediğinizden dolayı da olabilir. Burada tabi yaşının verdiği tecrübesizlik ve daha önce hiç siyasette bulunmamış olduğu için acemilikler olabilir. Macron'un karşısında 15 yıldır Avrupa'nın, euronun lideri konumunda bulunan Merkel var. Macron onu etkileyemez, tam tersi olur ve o ne derse o olur gibi bir görüntünün çıktığı doğru. Fakat bazen ummadık taş baş da yarabilir. Bir yanda bakarsınız Macron liderliği ele almış ve bir adım önde giden o olmuş. Hatta Macron zaten euro bölgesinde üst bir birlik oluşturulması ve euro konusunda İtalya, Fransa, gibi ülkelerin bir araya gelmesi ve daha sıkı kriterlerin belirlenmesi, bu kriterlere uymayan ülkelerin de euronun ikinci bölgesine alınması yönünde daha federalist, daha konfederalist görüşleri var. Macron'da daha fazla birleşmiş bir Avrupa vizyonu var. Merkel'in görüşleri bu kadar ileri değil ve belki Merkel onun gerisinde kalıp, ona yetişmeye çalışacak."

    Etiketler:
    Ulusal Cephe (FN), Jean-Luc Melenchon, Emmanuel Macron, Marine Le Pen, Avrupa Birliği, Fransa, Avrupa
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın