11:20 23 Ağustos 2017
Ankara+ 25°C
İstanbul+ 22°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'NATO'da Trexit artık gündemde'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 111851110

    Yücel Özdemir’e göre Türkiye ve Almanya arasındaki kriz yeni bir boyuta geçti ve yaptırımlar gündeme geldi. Batılı ülkelerin Türkiye’de yatırım yapıp, destekledikleri siyasal İslam'ın çizgileri aşmasındaki sorumluluklarını da unutmamak gerektiğini belirten Özdemir, sürecin Türkiye’nin NATO’dan çıkacağı bir ‘Trexit’le sonuçlanabileceğini söyledi.

    Almanya-Türkiye ilişkilerinde geçen sene mizah krizi ve Nazi benzetmeleri başlayan ve İncirlik/Konya üsleri üzerinden devam eden gerginliğin ardından ilişkiler ‘kopma noktasına’ dayandı. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Almanya’nın bazı şahıslara sığınma vermesi ve Türkiye’deki OHAL uygulamaları aralarında Almanya vatandaşlarının da bulunduğu aktivistlerin tutuklanması Berlin’le iplerin daha da gerilmesine yol açtı. Sonunda Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabiel’in Türkiye’ye siyasi ve ekonomik yaptırımlar sopasını sallamasına kadar vardı. İlişkilerde nasıl bu noktaya gelindiği ve bundan sonraki olasılıklrı Evrensel Gazetesi Almanya Temsilcisi ve yazarı Yücel Özdemir ile konuştuk.

    ‘ALMANYA’NIN SABRI SONUNDA TAŞTI’

    Almanya’nın Türkiye iyi ilişkileri mümkün olduğu kadar devam ettirmek istediğini fakat son gelişmeler karşısında sabrının taştığını ifade eden Özdemir, ilişkilerin geçtiği süreci şu değerlendirmelerle açıkladı:

    “Bu durumu daha çok İncirlik krizinde de görebiliriz. Almanya İncirlik için uzun vadeli bir plan yapmıştı ve orada kalıcı olmak için hareket etmişti. 56 milyon Euro'luk bir yatırım yapmıştı ver Türkiye bu konuda söz de vermişti. Daha sonra Ermeni soykırımı yasa tasarıcı geçen sene Meclis’te kabul edildikten sonra, Alman milletvekillerinin İncirlik’e geçmesi durduruldu. Daha sonra yapılan pazarlılar sonucu bu kriz aşıldı ama bu geçici bir aşma oldu. Ardından 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Almanya’ya kaçan darbecilerin iade edilmemesi nedeniyle Türkiye tepki gösterdi ve Almanya İncirlik’e konuşlandırdığı askerlerini geri çekmek zorunda kaldı. Bu önemli bir kırılma noktası çünkü bu Almanya’nın planlarına yönelik bir darbeydi. Türkiye’nin bu restleşme hamlelerine karşı çözüm aranırken çeşitli arayışlar vardı ama bunun üstüne insan hakları ihlalleri, Deniz Yücel’in tutuklanması gibi gelişmeler de Almanya’da çok fazla tartışma yarattı. Büyükada’da gözaltına alınan insan hakları savunucusu Peter Steudtner’in tutuklanması akıl almaz bir şey çünkü kendisi sudan gerekçelerle tutukladı ve bu durum Almanya’da uzun zamandan beri Türkiye’nin bu girişimlerine karşı ne yapılabilir? Sorusuna karşı sert bir yanıt verilmesine sebep oldu ve bu yanıt dün verildi.”

    ‘GERİLİMİ ARTTIRAN VE İSTEYEN TARAF TÜRKİYE’

    Güncel durumda iki ülke arasındaki hatların tamamen kopmadığını, fakat belirli alanlarda olumsuz değişiklikler meydana geldiğini vurgulayan Özdemir, ‘Bu sürecin arka planın baktığımızda, bu tırmandırma siyasetinin daha çok Ankara tarafından yapıldığı anlaşılıyor’ dedi ve Ankara’nın sürekli gerilim hattını izlemeye çalıştığını ekledi:

    “İlişkilerde artık önemli iki nokta var; Alman firmalarının Türkiye’deki yatırımlarına devlet güvencesi gözden geçirilecek ve artık bu güvence herkese verilmeyecek. Diğer önemli nokta ise Türkiye turizmine inen darbedir. Almanya’dan Türkiye’ye giden her yurttaşın sorumluluğunu bilmesi lazım. Bu aslında açıkçası Alman vatandaşlarına ve Almanya’da yaşayanlara Türkiye’ye gitmeme çağrısıdır. Bu açıkça belirtilmese de bu anlama geliyor ve zaman ilerledikçe etkili olacaktır. Zaten iki yıldan beridir Almanya’dan Türkiye’ye turizm için gidenlerin sayısında epey bir düşüş olmuş durumda ve bu oran önümüzdeki aylarda da daha da düşecektir. Bu kriz ilk defa yaşanmıyor. 2013’ten bu yana bir Alman televizyonunda Türkiye’yi eleştiren Erdoğan ile ilgili bir şarkı yapıldı ve paylaşıldı. Cumhurbaşkanı bu şaka ve espri üzerine yapılan bu şarkıya olağanüstü sertlikte bir tepki gösterdi. Ardından bir Alman televizyoncu Cumhurbaşkanı’nı eleştiren bir şiir paylaştı ve Erdoğan buna karşı Alman mahkemelerine dava açtı. Türkiye sadece Almanya ile değil AB ile bir gerilim stratejisi izleniyor ama tabii ki de Almanya’nın AB üzerideki egemenliği, politikalardaki belirleyiciliği doğal olarak Almanya ile böylesine bir çatışmayı beraberinde getiriyor. Almanya değil de Belçika veya benzeri küçük bir ülke ile bu tartışma yapılsaydı, bu kadar gürültü kopmazdı çünkü etkili olmazdı. Şimdi Cumhurbaşkanı Avrupa’nın önemli bir ülkesi Almanya ile kafa kafaya gelip, ona haddini bildirmenin siyasetini yapıyor ve burada elbette iç ve dış politikanın hesapları yapılıyor.”

    ‘ALMANYA DARBE GİRİŞİMİ TEZİNİ KABUL ETMİYOR’

    Türkiye’yi Almanya konusunda en fazla rahatsız eden noktanın, Almanya’nın Türkiye’nin darbe konusundaki tezlerini olduğu gibi kabul etmemesi olduğunun ve Almanya’nın elinde bu tezi yanlışlayacak bilgilerin olduğunun altını çizen Özdemir’e göre Almanya’nın siyasi sığınmacılara iltica hakkı vermemesi ihtimali anayasaya aykırı:

    “Türkiye 15 Temmuz darbe girişimi konusunda, kendi tezlerinin birebir kabul edilmesini ve ona göre davranılmasını istiyor. Almanya ise bunu kesinlikle kabul etmiyor. Alman Emniyet Teşkilatı Haber Alma Teşkilatı BND Başkanı aslında ‘gerçekten bir darbe olduğu konusunda endişelerimiz var’ dedi. Öte yandan Almanya’nın elinde bu konuda çok fazla bilgi var. Türkiye’den gelen, Almanya’ya iltica eden askeri yöneticiler ve NATO personeli yani NATO’da görev yapmış Türk ordusunun en üst yöneticileri şu anda Almanya’ya iltica talep ettiler. Bu pek çok bilgiyi verdikleri anlamına geliyor ve Almanya bunu söylerken Türkiye’de gerçek bir darbe olmadığı ve bunun arkasında başka hesaplar olduğunu söylerken başka verilere işaret ediyor. Bu da bu iltica talep eden askerlere olumlu yanıt verilmesi anlamına geliyor ve bu Türkiye için bardağı taşıran son nokta oldu. Alman iltica yasasına göre sığınma başvurusunda bulunanlara, siyasi olarak geldikleri ülkede takibat altında olanlara siyasi iltica verilmesi anayasal güvence altında. Almanya bu hakkı vermezse, ülke içinde büyük bir tepki oluşur ve Almanya bunu biliyor çünkü bu en temel insan haklarının rafa kaldırılması anlamına gelecek.”

    ‘DAVUTOĞLU SONRASI İLİŞKİLER ÇATIŞMAYA EVRİLDİ’

    Ahmet Davutoğlu döneminde gelişen Türk-Alman ilişkilerinin, Davutoğlu sonrası gergin bir döneme geçtiğini ve Türkiye-Almanya arasında çok ciddi konu başlıklarında sıkıntılar yaşanmaya başlandığını ifade eden Özdemir, Almanya’nın  Türkiye’ye karşılık vereceği yeni bir döneme girildiğini belirtti:

    “Davutoğlu dönemine baktığımızda, Türk-Alman ilişkileri yakınlaştırma ve yeni bir revizyona sokma üzerinden yürütülüyordu hatta Davutoğlu ile dönemin Dışişleri Bakanı arasında hem Berlin hem de İstanbul arasında toplantılar yapıldı ve ilişkilerin 250. Yılı dolayısıyla bu yakınlaşmayı hızlandırmayı amaç edindiklerini açıkladılar. Davutoğlu döneminde bu ilişkilere verilen anlam, Davutoğlu’nun gitmesi sonrası tamamen yok oldu ve Almanya’nın için Türk Dış Politikasındaki rolü ortak hareket etmekten çok çatışmaya evrildi. Hâlbuki bu iki ülkenin birçok ortak noktası var. Almanya’da üç milyon Türkiye kökenli yurttaş yaşıyor. Bu önemli kitlenin kimin kontrolünde olacağı konusunda da her iki ülkede tartışma çıktı. Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’nin üzerindeki tartışma, Türkiye’den gönderilen istihbarat elemanlarının Almanya’daki Türkiye muhaliflerini izleme konusunda takip ettikleri politika, Almanya’nın bunları yakalaması ve iade edilmelerini gündeme getirmesi önemli çatışma noktaları oldu. Bu çatışma noktalarında Türkiye hep üste çıkmaya çalıştı. Bunu özellikle seçim, referandum dönemlerinde gördük. Almanya’yı Nazi olmakla suçlama konusu da önemli bir tartışma oldu ve Almanya bu suçlamanın haddini bildirme hesabını yaptı. Rakamlara bakıldığında Almanya’nın eli daha güçlü. Ekonomik açıdan Türkiye ile dış ticareti en yüksek olan ülkelerden biri. 6800 Alman firması şu anda Türkiye’de faaliyet yürütüyor ve Türkiye’nin Avrupa’ya açılan ekonomik kapısı da Almanya bir yönüyle.

    ‘ASIL BÜYÜK SİLAH EKONOMİK’

    Almanya’daki siyasi ve sosyal çevrelerin Almanya’daki iktidara ekonomik yaptırımlar konusunda baskı yaptığını ekleyen Özdemir, şu değerlendirmelerde bulundu:

    Almanya’daki muhalifler, sendikalar, Yeşiller gibi partiler uzun süredir Erdoğan’a karşı en büyük silahın ekonomi olduğunu söylüyor. Sadece siyasi olarak Türkiye’yi mahkûm etmenin Erdoğan’a geri adım attırmayacağını biliyorlardı. Şu anda ekonomik yaptırımın ucu gösterildi biraz. Burada Almanya’nın büyük tekellerinin terör listesine alınması var ve bu listeye bugün Siemens, Daimler gibi firmalar da dâhil edildi. Her ne kadar Ekonomi Bakanlığı bu listede bu firmalar yok dese de, Münih’teki NATO Güvenlik Konferansı’nda Türkiye tarafından Almanya’ya bu listenin verildiği biliniyor. Bu bilgileri de zaten Alman istihbarat birimleri basına veriyor ve bu konuda bir yalanlama yapmıyorlar.”

    ‘TÜRK HÜKÜMETİNİN ÇİZGİLERİ AŞMASINDAN AVRUPA SORUMLU’

    Almanya ve AB’nin bugüne kadar Türkiye’deki iktidarı desteklediğini ve göz yumduğunu hatırlatan Özdemir, Türkiye ile gerilimli ilişkilerin seçim öncesi Almanya’nın bir iç sorunu haline geldiğini ve tüm siyasi partilerin Türkiye’ye verilecek karşılık konusunda hemfikir olduğunu dile getirdi:

    Türkiye’deki siyasal İslam'ın gelişmesinde uzun süre AB ile birlikte destek de verildi müzakere sürecinde. Hatta 1 Kasım seçimlerinden önce Merkel’in Türkiye’ye giderek sığınması anlaşmasını imzalaması, Alman kamuoyunda çok fazla tartışma yaratmıştı. Erken seçim öncesinde Erdoğan ile böyle bir poz vermenin iç siyasette Erdoğan’ın işine yarayacağı yönünde epey eleştiriler gelmişti ama Merkel oldukça karizmatik bir şekilde kendi politik geleceğini ve Almanya’nın bölgesel çıkarlarını gözeterek bu ilişkiyi son ana kadar sürdürdü. Türkiye Almanya için Ortadoğu’da siyaset yapmaya açılan önemli kapılardan biriydi ve bu önemli kapıyı sürekli tutmaya çalıştı. Fakat İncirlik ve Konya’daki üslerdeki Alman askerleri ile ilgili yaşanan krizler nedeniyle Türkiye bu kapıyı kapatmış gibi gözüküyor. Alman Ordusu bir parlamento ordusu olduğu için, parlamento onay vermediği takdirde öyle gözüküyor ki Konya’daki üsden de bir çekilme olacak. Bu gelecek açısından büyük bir problem ama iç politikada ideolojik bir tartışma değil popülist bir tartışma yapılıyor. Almanya’da 24 Eylül’de genel seçimler var ve Türkiye meselesi de facto olarak Alman iç siyasetinin bir konusu olmuş durumda. Her televizyon programında, her gazetede bundan sonra Erdoğan ile nasıl bir ilişki sürdürüleceği konusunda partilere açıklama yapılması, partilerin bu konuda pozisyon belirlemesi isteniyor. Eğer partiler bu konuda Erdoğan’a yakın bir pozisyon belirlerlerse, bunun Alman iç siyasetinde hiçbir karşılığı olmayacak çünkü kendi içerisinde de bu gidişata artık bir dur denilmesi gerektiğini söylüyorlar. Sosyal demokratlar önce bölgesel ve ülkesel çıkarlar için daha yumuşak ilişkiler yürütülmesini savunurken, şimdi Merkel’den daha radikal bir şekilde tepkilerini ifade ediyorlar. Bütün partiler için Türkiye bir iç mesele oldu ve Almanya’daki ırkçı partiler de göçmen ve İslam karşıtlığına bir de Türkiye karşıtlığını ekledi. Böylece bu seçimlerde partiler Türkiye karşıtı tutumlarını daha radikalleştirerek devam ettirecekler.”

    ‘BUGÜNKÜ DURUMDAN ERDOĞAN’A YATIRIM YAPAN AVRUPA SORUMLU’

    Batı’nın Türkiye’de siyasal İslam'a yaptığı yatırım projesinin günümüzde çöktüğünün altını çizen Özdemir, Batılı ülkelerin önümüzdeki dönemde Türkiye’ye karşı topyekûn bir politika belirleyeceğini ifade etti:

    “Çok daha önceden Almanya’da Türkiye ile ilgili bugünkü pozisyonlar belirlenseydi, Türkiye belki bu hale gelmeyecekti. Türkiye’deki demokrasi güçlerine daha fazla destek verilseydi, siyasal İslam'ın gelişmesine destek verilmemiş olsaydı belirli noktalara gelinmezdi. O zamanlar bölgesel çıkarlar için bütün yatırım Türkiye’nin yükselen yıldızı Erdoğan’a yapıldı fakat şimdi ise o defter yavaş yavaş kapatılıyor. Bu durumun aynısı AB için de geçerli. AB de bir zamanlar demokrasi, insan hakları gibi konularda Türkiye’nin bir sıçrama yaptığını ifade ettiler. Şimdi ise Avrupa Parlamentosu’ndan, Parlamenterler Konseyi’ne kadar herkes Türkiye ile müzakerelerin durdurulmasını istiyor ya da en azından askıya alınmasını isteyenler var. Şu anda Türkiye’ye yapılan maddi yardımların kesilmesi isteniyor. Buradan anlaşılacağı üzere Türkiye’nin giderek otoriterleştiği ortada ve Merkel konuşmasında özellikle Avrupa değerlerine aykırı bir gidişat olduğu ve bunun durdurulması gerektiğini belirtti. Bu ne kadar işe yarar bilinmez ama önümüzdeki dönemde AB’nin bütünsel olarak bir politika belirleyeceği ortada.”

    ‘EKSEN TARTIŞMLARI TÜRKİYE’Yİ NATO’DAN AYIRABİLİR’

    Türkiye-Almanya arasında üsler ile ilgili yaşana krizde NATO’da bir görüş birliği olmadığını ve ABD’nin Almanların çekilmesi konusunda Türkiye’yi desteklediğini vurgulayan Özdemir’e göre eksen tartışmaları çerçevesinde Türkiye NATO’dan ayrılabilir:

    “Almanya kendisi baş edemediği İncirlik, Konya gibi meseleleri, topu NATO’ya atarak onun üzerinden Türkiye’ye baskı yapmaya çalıştı ama tam karşılığını alamadı çünkü NATO ‘arabuluculuk yaparız ama bu Türkiye-Almanya ilişkilerini bağlıyor’ dedi. Bu konuda NATO içinde de bir görüş birliği yok. Özellikle ABD bu konuda Almanya’nın istekleri konusuna soğuk bakıyor. Daha önce de Almanya Cumhurbaşkanı Gabriel ABD’ye gitti ve ABD Dışişleri Bakanı ile İncirlik konusunda görüşme yaptı. ABD’nin Almanya’ya bu konuda yardım etmesi için girişimlerde bulunuldu ama ABD bundan yana olmadı çünkü ABD Almanya’nın Türkiye’de bir askeri alan tutmasına olumlu bakmıyor. Bu nedenle Türkiye’den çıkması konusunda Türkiye ile bir görüş birliği içerisinde. Diğer bir konu ise Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşma, diğer bir deyişle eksen değiştirmesinin değişik analizlerde, düşünce kuruluşlarında değerlendirmesi yapılıyor. Bu olasılık Batı Dünyası için ciddi bir tehlike. Bu ne kadar gerçekleşir bilinmiyor ama Batı ile Türkiye arasındaki çelişkiler git gide derinleşiyor. Bugün AB içerisinde nasıl ki İngiltere’nin birlikten çıkması anlamına gelen ‘Brexit’ süreci yaşanıyorsa, gelecekte de NATO içerisinde kopuşlar, ayrılmalar ve çatışmalar olacaktır. Sonuçta NATO bir soğuk savaş örgütü ve eski dengeler üzerine kuruldu. AB için bir ‘Brexit’ süreci yaşandığı gibi, NATO için de önümüzdeki dönemde bir ‘Trexit’ yani Türkiye’nin NATO’dan çıkması yaşanabilir. Bu ihtimal yok sayılmamalıdır. Gittikçe ilişkiler daha karışık hale geliyor ve her ülke kendi çıkarına göre hareket ediyor. Almanya’nın özellikle Kürt meselesi konusunda peşmergeler ile Güney Irak ile daha yakın ilişkiler içerisinde olduğu görüyoruz. Ülkeler bölgede ve dünyada yeniden pozisyon almaya çalışırken, kimse NATO içinde ortak bir hareket stratejisi belirlemeyi düşünmüyor aksine herkes kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyor. Bu çıkarlar bazen NATO ile uyumlu olurken, bazen uymayabiliyor. Türkiye bugün aslında bu çelişkiler üzerinde de oynuyor. Önümüzdeki dönemde AB, özellikle NATO içerisinde ortak hareketi güçlendirmeye çalışıyor. Almanya özellikle Fransa ile birlikte Avrupa Ordusu oluşturma peşinde. ABD ile ilişkilere bakarsak, Trump başından beri Almanların hiç ihtimal vermediği bir kişiydi. Avrupa’nın ortak hareket etmesine karşı olduğu biliniyor. Bu yüzden de bu konuda arada bir uyumsuzluk var buna rağmen gelecek açısından Türkiye-Almanya ilişkileri bağlamında baktığımızda zaten AB’nin kendi içerisindeki evrimi, Türkiye’nin asla AB’ye üye olamayacağını gösteriyor. AB genişleme sürecinde doruk noktasına ulaştı ve şimdi daralma sürecine girmiş bulunuyor. Bu daralma süreci içerisinde, ulusal popülist hareketlerin neredeyse hükümet duruma geldiği bir Avrupa içerisinde, Türkiye gibi otoriter ve giderek tek parti ve tek adam rejiminin olduğu bir ülkeyi AB içerisine katmak, AB için yeni bir problem anlamına gelir. Bunun için de yakın dönemde Türkiye’nin AB’ye alınması mümkün durmuyor. Erdoğan en son BBC’ye verdiği röportajda ‘AB bizi almayacağını söylesin de, biz de rahat edelim’  dedi. Diğer yandan Türkiye de AB’ye girmek istemediği yönünde bir açıklama yapmıyor. Karşılıklı ekonomik ilişkiler ve çıkarlar çerçevesinde süreç böyle belirsiz bir halde sürecek ama ilerleme beklenmiyor.”

    İlgili konular:

    Savunma Sanayii Müsteşarlığı'ndan 'Almanya, Türkiye ile projelerini donduracak' iddiaları hakkında açıklama
    Krizin ardından Türkiye ile Almanya arasında ilk temas
    Almanya Dışişleri Bakanı, Bild'e yazdı: Türkiye'ye yapılan ekonomik yardımları gözden geçireceğiz
    Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan Almanya açıklaması
    Alman gizli servisi: Türk istihbaratçılar Almanya’da faaliyete geçti
    Etiketler:
    Ekonomi, NATO, Almanya, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın