11:19 23 Ağustos 2017
Ankara+ 25°C
İstanbul+ 22°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'İdlib karşılığında Afrin için operasyon pazarlığı'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 700843

    Bora Bayraktar’a göre sınır hattında hareketliliği süren TSK geçen sene Fırat Kalkanı’ndaki gibi Afrin’e operasyona girişebilir. İdlib’in Rus üslerine yakınlığına dikkat çekerken, ABD’nin de burası için baskı yaptığını anımsatan Bayraktar, Rusya ve Suriye’nin İdlib’i kontrolü karşılığında Türkiye’ye geçit verilmesini olası görüyor.

    ABD Başkanı Donald Trump, selefi Barack Obama’nın yıllardır uyguladığı ve cihatçı grupların Suriye’de savaşı sürdürmesini sağlayan CIA’nin eğit-donat programına son vermiş görünüyor. Ancak Rakka operasyonu vesilesiyle Pentagon aracılığıyla Suriye’nin kuzeyindeki Kürtlere askeri yardımlar tüm hızıyla sürerken; İdlib’deki cihatçı grupları genel olarak ‘müttefik’, Suriye Kürtlerini ise ‘hasım’ bellemiş olan Türkiye’nin bir sonaki hamlesi merak konusu. Son olarak Amerikalı yetkililer İdlib’de Rusya, Suriye ve İran’ın yıllardır dikkat çektiği ‘el Kaide emirliğinin’ hedef olacağını anmaya başlaması dikkat çekerken, Türkiye’nin sınırdaki askeri hareketliliğini nasıl yorumlamalı? Son durumu Antep’e giderek sahadaki durumu gözleyen gazeteci ve akademisyen Bora Bayraktar ile konuştuk.

    ‘PYD’DEN RAHATSIZ OLAN TÜRKİYE AFRİN’E OPERASYON YAPABİLİR’

    Türkiye-Suriye sınır hattında tedirgin bir bekleyiş olduğunu ve askeri hareketliliğin devam ettiğini aktaran Bora Bayraktar’a göre, Afrin’i tehlike gören Türkiye’nin buraya bir askeri operasyon yapma ihtimali yüksek. “Özellikle Kilis civarında, Azez yakınlarındaki askeri birliklerde sürekli bir rotasyon hali var ve sınırdan Azez’e kadar içeriye girip çıkılıyor sürekli. Akşam saatlerinde belirli zamanlarda Afrin yakınlarından top atışlarının sesleri duyuluyor. Burada karşılıklı bir ateş etme hali söz konusu. Bununla beraber Türkiye’nin de sınırlı bir operasyon hazırlığı yaptığı görüntüsü ve beklentisi hem burada konuştuğumuz yerel kaynaklarda var hem de böyle bir izlenim ediniyoruz bölgede” diyen Bayraktar, başka işaretlere de “Buna ek olarak, son dönemlerde Genelkurmay Başkanı’nın burada bazı birlikleri teftiş etmiş olması ve Türkiye’nin hükümet düzeyinde zaman zaman Afrin’le ilgili ortaya koyduğu irade, burada sınırlı bir operasyonun söz konusu olabileceğini ortaya koyuyor” sözleriyle dikkat çekti. Bayraktar, sınır hattından şu gözlemlerini aktardı:

    ‘AFRİN İÇİN PAZARLIKLAR DÖNDÜĞÜ ANLAŞILIYOR’

    “Dikkatimi çeken bir habere göre Suriye rejimine bağlı güçlerin Afrin’e girişini engelleyen bir YPG kararı var. Bu noktada tabloya baktığımızda, Rusya’nın askerlerinin önemli bir bölümünü çekmiş olması, Türkiye ile özellikle çatışmasızlık bölgeleri konusunda ortaya koymuş oldukları bir uzlaşma zemini, beraberinde birtakım beklentileri de getirdi. Burada pazarlıkların döndüğü anlaşılıyor. Benim öngörüm; özellikle Halep’ten Afrin’e giden karayolu Tel-Rıfat’ın batısından geçiyor ve Menag Hava Üssü’ne doğru gidiyor, ardından da batıya doğru bir dirsek yaparak dönüş yapıyor. Bu yolun ÖSO ve TSK tarafından tutulması, Afrin ile ilişkileri kesebilir. Böyle bir operasyon söz konusu olabilir çünkü Afrin’de YPG-PYD’nin ciddi faaliyetleri söz konusu. Bugün yansıyan haberlere göre orada 765 kişi daha eğitilerek YPG-PYD saflarına katıldı. Böyle bir tehdit algılaması kapsamında, bir operasyon söz konusu olabilir. Geçen sene hatırlanırsa; Fırat Kalkanı Operasyonu 24 Ağustos’ta başlamıştı. Demek ki daha zaman var. Yaz aylarında hava bölgede genellikle çok sıcak olduğu için, eğer böyle bir operasyon planlanıyorsa iklim koşulları da göz önünde bulundurularak, birkaç hafta sonra gerçekleşebilir. Bu yönde bir izlenim edindim ama bu konu ile ilgili resmi bir açıklama yapılmış değil.”

    ‘RUSYA MESELEYİ KOORDİNE EDEN ANA AKTÖR’

    Türkiye’nin Esad yönetimi ile ipleri çok önceden kopardığı için, doğrudan bir diyalog kurulmasını beklemediğini ifade eden Bayraktar, Rusya ve Suriye’nin İdlib’e hâkim olma hamlesi karşılığında ise, Türkiye’nin Afrin harekâtına göz yumabileceği görüşünde:

    “Türkiye ile Suriye yönetimi arasında Rusya üzerinden ilişkilerin yürütüldüğünü düşünüyorum. Burada Türkiye’nin muhatabı Rusya’dır. Suriye yönetiminin Esad’ın muhatabı da Rusya. Dolayısıyla Rusya burada meseleyi koordine eden ana aktör pozisyonunda. Burada çıkarların örtüşmesi söz konusu olabilir. Özellikle Suriye’nin ve Rusya destekli güçlerin şu anda ağırlığı ülkenin merkezine verdiğini ve Deyrül Zor’a doğru çok ciddi bir hamle yaptığını görüyoruz. Herkesin takip ettiği online haritalar yapan web siteleri var ve sürekli güncelleniyorlar bilgiler. Bu bilgileri buradan da doğrulayabiliriz. Suriye Ordusu ve Rusya destekli güçler Palmira’nın doğusunda Sükna kasabasına yoğunlaştılar. Dolayısıyla burada arkayı sağlama almak için çatışmasızlık bölgelerinin yaşaması gerekiyor. Bu anlamda özelikle Suriye’nin kuzeyinde ve İdlib’e Türkiye tamamen hâkim değil ama oradaki güçler üzerinden belki orada bir hükümet sağlama düşüncesi olabilir. Bunun karşılığında da Türkiye’ye Afrin konusunda sınırlı bir operasyon için göz yumabilirler. Bunun Rusya açısından da şöyle bir önemi var; İdlib hemen Hmeymin hava Üssü’nün yanı başında ve Rusya’nın buradaki askeri üslerine çok yakın. Dolayısıyla buranın da belli bir kontrol altında tutulması, El Kaide, IŞİD gibi unsurların eline geçmemesi bu açıdan çok önemli.”

    ‘KÖRFEZ KRİZİ İDLİB ÖZELİNDE SAHAYA YANSIMIŞ DURUMDA’

    Son dönemlerde önemi gittikçe artan İdlib konusunda, ilerleyen dönemlerde Türkiye’nin çok daha net pozisyon almak zorunda kalabileceğine vurgu yapan Bayraktar, Katar ve Suudi Arabistan arasında yaşanan krizin Suriye sahasına da yansıdığı değerlendirmesinde bulundu:

    “Şu anda biraz daha sınır kontrolü, insani yardım ve Ahrar’a verilen destek üzeriden Türkiye oyunun içerisinde. Eğer Afrin Türkiye’ye istediği şekilde sunulursa, belki bunun karşılığında bu radikal unsurlara karşı Türkiye’nin daha etkili bir mücadele sergilemesi beklenebilir. Rusya böyle bir pazarlığın içerisinde olabilir, buradaki pazarlıkları çok da bilemiyoruz elbette ama genel konjonktür ve bölgenin jeopolitiği biraz bunu gerektiriyor. Türkiye’ye burada İdlib konusunda aşırıcı unsurlara karşı elini taşın altına koyması, bunlara karşı Rusya ile ilişki içerisinde bir hareket, tavır içine girmesi beklenebilir. Çünkü bu radikal unsurların da son 10 gün içerisinde şöyle açıklamaları oldu; buradan Katar ve Türkiye’yi çıkartma gibi söylemlerde bulundular. Bu da biraz bana Suudi Arabistan ve Körfez’in söylemi gibi geldi. Dolayısıyla bu gelişmeleri Körfez’deki Katar-Suudi Arabistan geriliminin İdlib’de küçük bir yansıması olarak da değerlendirilebilir. Suudi Arabistan ve Katar arasında her zaman rekabet vardı ama şimdi iş çok fazla sertleşti. Ortadaki anlaşmazlık ve uzlaşmazlık biraz daha çatışma, savaş boyutuna doğru sürükleniyor.”

    ‘TÜRKİYE’NİN REFERANDUM KONUSUNDA TAVRI ANLAŞILMIYOR’

    Bora Bayraktar, sınırın Irak tarafında Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) 25 Eylül’de düzenlemeyi planladığı bağımsızlık referandumuna dair Türkiye’nin tutumunu da değerlendirdi. Ankara’nın referandum konusunda çok net karşı tavır almasına rağmen, bunun altını İran kadar çizmezken, Bayraktar’a göre, bu girişim bir Arap-Kürt savaşına da sebep olabilir. Bayraktar şu yorumları yaptı:

    “İran da hayır dediğini çok net belirtiyor ama İran bir de geçtiğimiz hafta petrol bakanlarının toplantısında çok önemli bir adım atarak ortak petrol ihracat anlaşması imzaladı. Bu görüşmelerde Irak Başbakanı da yer aldı ve Kerkük’teki petrolün İran’daki rafinelerine taşınması da bu anlaşmanın bir parçası oldu. İran Kerkük konusunda taraf olduğunun altını çizdi. Burada Irak Kürtlerinin şöyle bir açmazı var; bir taraftan referandum işi ortaya atıldı, Barzani biraz da iç politik saiklerle bu işin içine girdi. Mart ayında Kerkük’te Kürdistan bayrağının göndere çekilmesinden sonra bu meseleyi üstlendi ve referandum kararı alındı. Fakat bu referandum kararı alındıktan sonra, strateji olarak bunun arkasından hemen bağımsızlığın gelmeyeceğini söylediler. Kürt asıllı Irak Cumhurbaşkanı Fuad Masum da aynı şeyin altını çiziyor. Çünkü bunun ne kadar patlayıcı ve geri dönülemez bir savaş çıkarabileceğinin herkes farkında. Referandum gerçekleştikten sonra, aşamalardan biri geride kalmış olacak. Fiili durum yaratarak burada bir Kürt bölgesi oluşturmak 2003’ten sonra hayata geçti. Daha sonra bağımsızlık referandumu üzerinden yasal olarak durumu ortaya koymuş olacaklar. Ondan sonra dünya çapında bir kampanya başlatarak, biraz da IŞİD ile mücadele meselesini empati kazanmaya çevirerek tanınma bekleyecekler. Fakat hem İran hem de Türkiye’nin tavrı frenliyor bu durumu. ABD Irak Kürtlerinin bağımsızlığına karşı olmadığını söyledi ama zamanı olmadığını söyleyerek çok ikircikli tavır içerisine girdi. Rusya’nın da aynı şekilde karşı olmadığı, dengelerin ne göstereceğini beklediği açıklandı. Rusya geride durarak ‘Bu işi zaten İran ve Türkiye engelleyecek. Biz Kürtlerle aramızı bozmayalım’ düşüncesinde. İsrail ise çok açık biçimde Kürtlerin bağımsızlığını desteklediğini belirtiyor. Kendilerine ittifak arayışı içerisindeler ama Kürt-Arap etnik savaşı bu meseleden patlayabilir.”

    ‘SURİYE KÜRTLERİ IRAKTAKİ KADAR GÜÇLÜ DEĞİL’

    Bayraktar’a göre Suriye Kürtlerinin pozisyonu ise o kadar güçlü değil. Suriye içerisinde aralıkta demokratik federal sistem ilan edildiğini anımsatan Bayraktar, hem Kürt varlığının Irak’taki kadar güçlü olmaması, hem KDP’nin itirazları, hem de ABD desteğinin kafi düzeyde olmaması nedeniyle Suriye Kürtlerinin ayakta kalmasının zor olduğu görüşünde:

    “Suriye’nin kuzeyindeki yapılanma da Eylül’ün 22’sinde seçim yapma kararı aldılar. 3 Kasım’da yerel seçimler yapacaklar. Bu gibi düşünceler var. 1 Ocak’ta parlamento kurmayı hedefliyorlar. Buna hem Suriye yönetiminin hem de diğer bazı Kürt partilerinin, özellikle de Kürdistan Demokratik Partisi’nin (KDP) Suriye ayağının karşı çıktığını görüyoruz. Cepheyi çok da genişletmek istemiyor olabilirler ya da PKK-PYD çizgisi ile KDP’nin kendi içerisindeki Kürt bölgesi egemenliği açısından bir rekabet var ve bununla ilgili olabilir. Bu da ayrı bir çatışma noktası. Suriye’nin kuzeyinde ABD’nin bölgeden çıktığını varsayarsak ya da desteğin bitmesi anlamında Suriye’nin kuzeyindeki yapının allak bullak olacağını söylemek zor değil. Irak’taki kadar güçlü bir yapı olduğunu düşünmüyorum, bu kadar oturmuş bir federal yapı yok. Çok ciddi bir şekilde dışarıdan destekle ayakta duruyor. Burada Irak Kürdistanı’ndaki kadar manalı bir hareket olacağını düşünmüyorum. Orası daha çok ABD’nin denetimi altında bir alan gibi devam edecek. Biraz da bu durum Rakka’nın gidişatına bağlı. Buranın yüzde 50’sinden fazlası şu anda denetim altında ama kolay bitecek gibi değil. Dolayısıyla Suriye’nin kuzeyindeki Kürt yapılanmasının biraz daha işinin zor olduğunu ve Suriye rejiminin de buna çok net bir şekilde karşı olduğunu biliyoruz. Ortada çok ciddi rahatsızlıklar var. Belirli yerlerde Kürtçe’nin dayatılmasından dolayı pek çok Arap ailenin Haseke ve diğer kentlerden ayrılmak zorunda kaldığını görüyoruz. Daha önceki demografik yapı tamamen değişti. Suriye herhalde hiçbir şekilde eski günlerine dönemeyecek çünkü her anlamda alt üst oldu. Bu mesele de durumu daha içinden çıkılmaz bir hale getiriyor.”

    İlgili konular:

    PYD'nin Afrin Kantonu Eş Başbakanı: Afrin'e kim müdahale ederse kendimizi koruruz
    Hiddo: Afrin'de on binlerce kişi, Türkiye'nin eylemlerini protesto ediyor
    'TSK 4 koldan Afrin'e girecek'
    Etiketler:
    Katar krizi, Bağımsızlık referandumu, Suriye Kürtleri, KDP, YPG, CIA, PYD, PKK, Bora Bayraktar, Donald Trump, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), Afrin, İdlib, Katar, Suudi Arabistan, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın