05:20 06 Ağustos 2020
Canlı Yayın

    ‘Çin, Suriye'de etkisini artırıyor’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 10
    Abone ol

    İbrahim Varlı’ya göre ABD müesses nizamı, Trump’ın vaatlerine engel oldu. Yeni Afganistan takviyesi bunun son tezahürü. Çin’in etkisinin bölgesi ve Ortadoğu’da arttığına dikkat çeken Varlı, Esad'a baştan beri destek veren Pekin’in Şam Uluslararası Fuarı’ndaki varlığını örnek gösterdi. ABD’nin Ortadoğu’da kalan en büyük yatırımı ise Suriye Kürtleri.

    Donald Trump - Stephen Bannon
    © AFP 2020 / MANDEL NGAN
    ABD Başkanı Donald Trump, ‘Önce Amerika’ sloganının altını dolduracak politikaları uygulayamaz hale düşüp, kurduğu ekibinde görülmemiş düzeyde ‘yaprak dökümü’ yaşarken Amerikan müesses nizamındaki  sarsıntılar dünyadan dikkatle izleniyor.

    Trump son olarak izolasyonist diye nitelendirilen ve dış politikada liberal müdahaleci tutuma karşı çıkan baş stratejisti Steve Bannon’ı kaybetti.

    Küresel çapta da Ortadoğu’da da dikkatler, Trump’ın yasal başkanlık süresini doldurup dolduramayacağı sorusu eşliğinde Amerikan hegemonyasındaki düşüşün sonuçlarına çevrilmiş durumda. Amerikan yönetiminin Asya’da Kuzey Kore’ye yönelik tehditkar retorik eşliğinde Çin ile rekabete odaklanırken, Ortadoğu’da rejim değişikliği ajandasını uygulayamaz hale geldiği politikaları nelere varacak? Küresel sarsıntılar ve Ortadoğu’daki görünümlerini Birgün gazetesi Dış Haberler şefi, gazeteci ve yazar İbrahim Varlı ile konuştuk.

    ‘YENİ DÖNEMİ TRUMP’IN ÇEVRESİNDEKİ GENERALLER BELİRLEYECEK’

    İbrahim Varlı, Trump’ın seçim dönemindeki vaatlerini seçildikten sonra hayata geçiremediğini ve Amerikan müesses nizamın etkisiyle geri adım atarak tersi uygulamalara yöneldiğine dikkat çekti.

    Son olarak baş stratejisti Steven Bannon’ın Beyaz Saray’dan ayrılmasıyla Trump’ın etrafında artık generaller ve küreselleşmeci ekonomi danışmanlarının kaldığına işaet eden Varlı, bundan sonraki döneme de bunların damga vuracağını ifade etti: “Trump’ın etrafında kalan generallerin belirleyeceği yeni bir dönemin işaretlerini Afganistan stratejisi ile çok açık bir şekilde görüyoruz. Trump Afganistan’dan çıkacağını, daha doğrusu Ortadoğu’dan çekileceğini, daha izolasyonist bir politika izleyeceğini vaat ediyordu. Bu vaatlerin de etkisiyle ABD’nin yeni başkanı oldu ama sekiz aylık süre zarfında kendi kadrosunu oluşturamadı. ABD’nin müesses nizamı veya derin devleti devreye girdi. Böyle olunca da, Afganistan stratejisi başta olmak üzere birçok konuda Trump geri adım atmak zorunda kaldı. Seçim döneminde kampanya süresince söylediklerinin tam tersini yapmaya başladı ve bu da hem askeri bürokrasinin hem de diğer ABD asker ve sivil bürokrasisinin etkisiyle olduğu söylenebilir.”

    ‘EMPERYALİST BATI BLOĞU ÇATLIYOR

    ’ABD ve emperyalist Batı ittifakının oluşturduğu bloğun çatlamaya başladığını ve bunun sonucunda küresel emperyal politikalarının sekteye uğradığını vurgulayan Varlı, küresel dünyada Trump’ın izolasyoist politikaları hayata geçirmesinin zor olduğu görüşünde:

    “Trump’ın Afganistan stratejisini açıklarken söylediği Amerikan ordusunun dünyaya demokrasi götürmek gibi bir misyonu olmadığını cümlesinin altını doldurması zor olacak. Çünkü sadece Trump’ın yönettiği bir Amerika değil, bütün olarak bir Batı dünyası ve bu Batı ittifakı içerisinde dağınıklık mevcut. Güçlenen Çin-Rusya ittifakının karşısında ciddi anlamında bocalıyorlar. Bunlar Latin Amerika’da, Orta Asya’da, Uzak Doğu’da, Güney Çin denizinde ve Ortadoğu’da kendisini gösteriyor. Dağınıklık sadece Trump’da değil, İngiltere’nin AB’den ayrılması dâhil, Transatlantik ittifakın ilişkilerine yansıyan boyutu var. Trump da yolunu bulmaya çalışıyor ama kendi ekibini bile kuramamış Trump’ın, seçim dönemindeki fevri çıkışlarını veya laçka söylemlerini uygulayabilmesi zor gözüküyor. Korumacı politikaların ve söylemlerin bugünkü küresel dünya ve denklem içerisinde çok fazla karşılığı yok çünkü bir taraftan Çin çok güçlü bir şekilde geliyor.”

    ‘HENÜZ FARKEDİLMEYEN ÇİN ETKİSİ DÜNYAYA DAMGA VURACAK’

    Çin’in küresel sisteme etkilerinin çok büyük olduğunun altını çizen Varlı’ya göre dünya henüz bunun tam anlamıyla farkında değil. Çin’in yumuşak güçten yavaş yavaş askeri güce geçtiğini belirten Varlı, ilerideki dönemde lokal paylaşım savaşları olacağını ifade etti: “Venezuela’daki olaylara Çin’in dahli söz konusu. Fakat çok fazla ön plana çıkmıyorlar. ABD açısından buradan bir sıkıştırma var, öte yandan Asya-Pasifik hattında, Ortadoğu hattında ve birçok alanda bir sıkıştırma var. Bu duruma Rusya ve diğer birkaç gelişmekte olan ülke de eklenince, ABD’nin küresel hegemonyası ciddi anlamda sarsılıyor. Marksist ideologların ifadeleri ile söyleyecek olursak, gerileyen bir ABD hegemonyası var. Gerilemesine rağmen hala ABD hegemonyası belirleyici bir aktör. ABD hegemonyası geriledikçe, gerilediği alanlarda yeni hegemonik güçler devreye giriyor.

    Çin geçtiğimiz haftalarda Baltık denizine Rusya ile tatbikat yapmak için savaş gemisini gönderdi. Bu aslında çok ciddi bir girişim. Aynı zamanda Çin, geçen ay resmi olarak açılışını yaptığı Cibuti’ye kurduğu üs ile birlikte, hegemonik gücünü bugüne kadar yumuşak güç olarak ekonomik ilişkiler anlamında gösteriyordu. Oysa şimdi yavaş yavaş askeri olarak da sesini yükseltmeye başladı. Buna karşılık olarak diğer aktörler de buna dair konum alıyorlar. Japonya bizim buradaki kırmızı kitaba denk gelen beyaz kitabındaki askeri stratejisi yeniden belirledi. Çin’i çok ciddi bir şekilde eleştiriyor ve kendi çıkarlarını tehdit ettiğini çok bariz ifadelerle 56 sayfa boyunca anlatıyor. Bu eleştiriler Japonya Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitelerinde de mevcut. Böyle olunca da, bugüne kadarki küresel sistem birçok yerde çatlaklar, krizler doğuruyor çünkü ciddi bir yeni hegemonya paylaşımı ve sömürge savaşları söz konusu olacak. Klasik anlamda sömürge savaşları belki yaşanmayacak ama Ortadoğu’da, Latin Amerika’da, Asya’da, Afrika’da daha lokal savaşlar yaşanabilir.”

    ‘KÜRESEL GÜÇLER BÖLGEYİ DİZAYN EDİYOR’

    Çin varlığının Suriye’de de üstü kapalı olarak çatışmaların başından beri mevcut olduğunu ve Esad’ın desteklendiğini ifade eden Varlı, ABD’nin kolayca Suriye’den çekilmeyeceğini ve bu güçlerin birbirlerine karşı bölgenin dizaynı konusunda üstü kapalı bir savaş verdiğini belirtti:

    “Suriye’deki çatışmaların başladığı ilk zamanlardan bugüne kadar dört ya da beş kez Suriye’ye gittim ve her gittiğimde mutlaka bir Çin heyetiyle veya askeri-siyasi misyonlu bir Çinli bir grupla karşılaştım. İran, Rusya gibi çok fazla ön plana çıkmasa da, başından beri Çin hep Suriye’nin arkasında durdu ve desteğini Esad yönetiminden yana koydu. Şimdi de her geçen gün bu varlığını arttırıyor. Desteğini ağırlıklı olarak Rusya’ya destek veya yanında durma şeklinde gösterse de, son olarak Şam Uluslararası Faurı’nda da görüldüğü üzere Çin oradaki bölüşüm, paylaşım ve ‘rant’ı almak konusunda ağırlık koyuyor. Çünkü Suriye altı yıldır yıkıldı, yerle bir edildi, yeniden inşa edilecek ve Çin burada ağırlığını koyacak. Öte yandan ABD kısa vadede Suriye’den çekilmeyecektir çünkü IŞİD sonrasında da Suriye’yi ciddi tehlikeler bekliyor. Bölünmüşlük, bu beş ya da altı parçalı haritanın ortadan kalkması çok kısa vadede mümkün olmayacaktır. IŞİD gitti ama mesela Rakka’yı Suriye Devleti’ne mi verecekler gibi sorular var. ABD her seferinde Suriye Ordu Birlikleri’ni vuruyor veya Haşdi Şabi’nin oraya girmesini istemiyor. Orayı SDG ve ağırlıklı gücü olan Kürtler üzerinden denetlemek istiyorlar ve bu da ayrı sıkıntılar yaratıyor. Deyr ez Zor da eklenirse, Suriye’nin doğusunun nasıl dizayn edileceğine dair ciddi bir anlaşmazlık söz konusu. Bunu da hem bölgesel hem de küresel aktörlerin pazarlık gücü, çatışma gücü ve müzakere gücü belirleyecek. Burada tek bir gerçek var ki, Suriye artık eski Suriye değil fakat şunu belirtmek gerek ki savaşı kazandı ve Rusya ile müttefikleri aracılığıyla ülkenin büyük bir kısmında kontrolü sağladı. İdlib’in bu haliyle bırakılmayacağı ortada ama esas olarak Kürt bölgeleri ve Rakka’nın olduğu zengin petrol ve enerji havzasının olduğu bölgede sıkıntı yaşanıyor. Bu bölge sadece Suriye ile değil, Irak’ın kuzeyindeki gelişmelerle birlikte ele alınacak. Buradaki havzayı birlikte bir şekilde nasıl düzenleyip, dizayn edeceklerini tartışıyorlar.”

    ‘ABD’NİN ORTADOĞU’DAN ÇIKARDIĞI DERS’

    Ortadoğu gibi olayların hızlı yaşandığı bir coğrafyada gelişmelerin takibinin ve yorumlanmasının zor olduğuna değinen Varlı, Suriye’deki yeni gelişmelerin Kürtler üzerinden planlandığını vurguladı:

    “Suriye’deki gelişmeler, ABD’deki yeni stratejik yönelimlerin ve yeni günah çıkarmaların en büyük sonucudur. Suriye’ye de cihatçılar ve diğer muhalifler üzerinden demokrasi getirme söylemleriyle gelmişlerdi ama getiremediler. Bunun küreselleşip kendisine döndüğünü gördükten sonra, ders çıkarmak zorunda hissettiler. Suriye’deki gelişmeler muhtemelen Rusya ve diğer aktörlerle yapılacak planlamalar ve müzakereler neticesinde belli olacak. Görünen o ki şu andaki en büyük yatırımlarını Kürt kartına yapmış durumdalar. Tek bilebildiğimiz, bütün aktörlerin bir şekilde kabul etmek zorunda kaldıkları şeyin Kürtlerin orada öyle ya da böyle bir statüye kavuşmaları olduğudur. ABD’nin de bu konuda bir itirazı yok, esasında Rusya’nın da yok ve diğer bölge ülkeleri de bunu yavaş yavaş kabul etmek zorunda kalacaklar. Türkiye işin Suriye kısmına çok itiraz ediyor ama Kuzey Irak’taki bağımsızlık referandumuna İran kadar itiraz ettiklerini görmüyorum. Türkiye referandumu Irak’ın hem bir şekilde İran’ın tahakkümünden kurtulması, hem de Sünni Kürtler üzerinden mezhepsel kaygılarla politika yürütebilecekleri bir manevra olarak görüyor. Buna ek olarak, Türkiye’nin Barzani yönetimi ile başından itibaren ekonomik ilişkiler ağı yüksek perdeden itiraz etmesinin önüne geçiyor. Böylece Kürtlere Irak’ın kuzeyinde böyle bir hak tanınırsa, diğer bölgelerde ve parçalarda insanların gazı alınmış olacak. ‘Devletsiz Kürtler’ söyleminin önüne geçilmiş olacak.”

    Etiketler:
    Şam Uluslararası Fuarı, Steven Bannon, Donald Trump, İbrahim Varlı, Afganistan, Çin, Suriye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın