02:46 22 Haziran 2021
Canlı Yayın

    'ABD'nin Ortadoğu planı, mevcut sınırları korumak üzerine'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Yazarı
    0 04
    Abone ol

    Amberin Zaman’a göre Suriye’de IŞİD’e karşı Türkiye-Rusya müttefikliği ABD’yi rahatsız etmiyor, asıl rahatsız eden genel bir yakınlaşma. ABD’nin sahada Rusya ile koordineli çalıştığını ve bunun da bölgede kalıcı olmak istemediğinin işareti olduğunu savunan Zaman’a göre ABD’nin Kürt devleti kurma planı yok ve mevcut sınırları korumak istiyor.

    ABD Savunma Bakanı James Mattis, Ortadoğu turunun ardından 23 Temmuz’da Ankara’ya geldi. Kısa bir süre önce İran Genelkurmay Başkanı Bakıri’yi ağırlayan Türkiye’nin, yakında Rusya Genelkurmay Başkanı’nı da misafir edecek olmasından ötürü, Mattis’in ziyareti daha da dikkati topladı.  çekti. Gündemdeki meselelerden birisi Washington’un Suriyeli Kürtlere verdiği destek sebebiyle gergin olan ABD-Türkiye ilişkileriydi. ABD’nin PYD’ye verdiği destek ve silahlandırma, Türkiye’nin Rusya’dan almayı planladığı S-400 savunma sistemi, Irak’ta düzenlenecek bağımsızlık referandumu gibi konular ele alınırken, Suriye’nin geleceğinin ana maddelerden biri olduğu belirtildi. Mattis’in son ziyaretinden hareketle Washington’dan görünen manzadayı Al-Monitor ve Diken internet siteleri yazarı, gazeteci Amberin Zaman ile konuştuk.

    ‘TÜRKİYE ABD’NİN SUNDUĞU FIRSATI DEĞERLENDİREMEDİ’

    ABD’nin özellikle son dönemlerde Türkiye ile ilişkilerini düzeltmek için çok çaba sarf ettiğini ve bu amaçla daha önce de Bakanlık düzeyinde ziyaretler olduğunu vurgulayan Zaman’a göre Türkiye sadece Erdoğan ve AK Parti hükümeti olarak görülmüyor ve çok önemli bir müttefik olarak kabul ediliyor. Türkiye’nin ABD’nin sunduğu fırsatları değerlendiremediğini belirten Zaman’a göre ABD YPG ile iş birliği yapmak zorunda kaldı: “Pentagon’dan bazı generallerle yaptığım görüşmelere göre, Türkiye’nin son derece önemli bir müttefik olduğunu, uzun vadeli baktıklarını ve Türkiye ile ilişkileri mutlaka onarmak istediklerini söylüyorlar. Bu elbette zor bir şey çünkü ABD’nin an itibari ile IŞİD’e karşı YPG ile askeri işbirliği sürmekte ama şu anda Rakka operasyonu sürüyor. Bu operasyonlar Irak sınırı hattında ve daha güneye doğru ilerledikçe, Arap yoğunluklu bölgelere giriliyor ve bu sebeple YPG’nin rolü daha tartışmalı bir hal alıyor. Buna paralel olarak Türkiye ile ilişkilerin düzeltilmesi arzusu yüksek sesle söyleniyor ve tam bu noktada Mattis Türkiye’ye geldi. ABD IŞİD’e karşı kampanyayı Suriye’de başlattığından beri ikilem içerisinde çünkü bir yanda PKK’nin izdüşümü olan YPG var ve diğer yanda da PKK ile 33 yıldır savaşan, NATO müttefiki Türkiye var. ABD burada Türkiye’ye çok fazla fırsat tanıdı aslında. Muhalifler konusunda Türkiye sürekli ‘Bu işi biz yapalım’ dedi ama bir şekilde ABD’nin önüne vaat ettiği şekilde bir Sünni-Arap muhalif gücü koyamadı. Dolayısıyla ABD kaybedeceği vakti olmadığını ve her an IŞİD’in ABD’de de saldırı düzenleyebileceğini belirterek, Türkiye’nin itirazlarına kulaklarını tıkayarak, YPG ile yola devam etti. Fakat Arap NATO’sunun yoğun olduğu bölgelere doğru ilerledikçe, gitgide Suriye Demokratik Güçleri’ne daha fazla Arap alınıyor. Bu yapının omurgasını yine YPG oluşturuyor çünkü oradaki en tecrübeli güç YPG. Bunun nedeni de çok açık çünkü YPG’nin içerisinde PKK’den gelen kadrolar var ve o kadrolar elbette çok tecrübeliler. Yıllardır Türkiye’ye karşı savaşıyorlar yoksa ‘Suriyeli Kürtler doğuştan müthiş savaşçılardır’ diyemeyiz.”

    'ABD TÜRKİYE’NİN GÖNLÜNÜ ALMAYA ÇALIŞIYOR'

    Türkiye’nin YPG’ye verdiği destek sebebiyle tepki gösterdiği ABD’nin, Türkiye’nin gönlünü almaya çalıştığını ifade eden Zaman, Türkiye ve ABD arasında karşılıklı bazı talepler olduğunu, fakat bu talepler konusunda da mutabakat sağlanamayan noktalar olduğunu vurguladı: ABD siyasetine dönecek olursak; bir yandan Pentagon var, diğer yanda da IŞİD’e karşı kurulan koalisyondaki ABD Başkanı özel temsilcisi Brett McGurk var ve kendisi Türkiye’de bir nefret objesi haline dönüşmüş durumda çünkü operasyonların YPG ile olması gerektiği argümanlarını dile getiren kendisidir. Bunun yanında, başından beri Türkiye ile ilişkileri muhafaza etme ihtiyacını sürekli vurgulayan ABD Dışişleri Bakanlığı’nda Avrupa Dairesi var ve oradaki müsteşar yardımcısı Mayıs ayında ABD’de Ortadoğu Enstitüsü’nde bir panelde, ‘YPG’ye herhangi bir söz vermedik, ilişkilerimiz tümüyle taktiksel ve geçici’ demişti. Daha önce aynı mesajı Türkiye’de Tillerson da verdi ve ardından Mattis de benzer açıklamalar yaptı. Buradaki en önemli nokta; Türkiye’nin gönlünü almak için de Kandil’deki bazı PKK’lı komutanların yerlerinin tespit edilmek üzere olduğu belirtildi. Operasyonun düzenlenmesi için Türkiye’ye istihbarat sağlamaktan bahsedildi ve hala ABD’de gündemde bu konu. Harekete geçilip geçilmeyeceği bilinmiyor fakat bu tavrın Türkiye’nin gönlünü almak için ABD’nin ne kadar çaba sarf ettiğinin ifadesi olarak ele alınması gerekiyor ve mühim olan da tam bu noktadır. PKK konusunda, istihbarat sağlamak dışında Türkiye’nin ABD’den bir yer talebi var. Bir de özellikle Türkiye’de darbe teşebbüsünden sonra darbeye bulaştıkları iddiası üzerine Hava Kuvvetleri’nden çok fazla pilot uzaklaştırıldı ve özellikle F-16 pilotları olmak üzere çok fazla pilot eksiği söz konusu. ABD’nin pilot eğitme talepleri de var ve bu konu da masaya yatırıldı. Bunlara ek olarak masada bir de İdlib meselesi var. Bu konuda ABD’nin Türkiye ile yeniden Suriye nezdinde bir işbirliği platformu oluşturmak üzere İdlib’de birlikte hareket etmek gibi bir düşüncesi oldu. ABD elbette bunu Rusya ile birlikte tasarlıyor çünkü o bölgede daha ziyade Rusya hâkim konumda bulunuyor. Bu konu görüşmelerde gündeme geldi ama burada ne kadar ilerleme kaydedildiği şüpheli. Çünkü anlaşılan Türkiye bu işi bizzat askeri operasyon düzenleyerek değil, daha ziyade orada bulunan, yeni adıyla Hay’at Tahrir-uş Şam olan ve El-Kaide bağlantılı, ağırlıklı olarak Nusra militanlarından oluşan örgütle müzakere yoluyla çözme niyetinde gözüküyor ve ABD bu planı hiç gerçekçi bulmuyor.”

    ‘ABD SURİYE’YE TERÖR ODAKLI BAKIYOR’

    Suriye’deki meselenin çözümünde ABD’nin Rusya ile işbirliği yaparak bu işi çözmenin gerektiğine inandığını ve sahada da bu yönde bir işbirliği olduğunu ifade eden Zaman’a göre bu adımlar ABD’nin Suriye’de kalıcı olmak istemediğinin işaretleri: “Sahalara ayrılmış vaziyette işbölümü ve Fırat’ın doğusunda ABD, Batısında da Rusya var. Son kertede ABD, Suriye Demokratik Güçleri’nin ve özellikle YPG ile Kürtlerin bir şekilde rejim ile masaya oturup anlaşması gerektiğini düşünüyor. Burada da garantörlük konusunda Rusya’nın önemli bir rol oynayabileceğini belirtiyorlar. Bu işaretler uzun vadede ABD’nin Irak’ta olduğu gibi Suriye’de kalıp, devlet inşası gibi faaliyetlere girişmeyeceğini gösteriyor. ABD daha ziyade terör odaklı bakıyor Suriye’ye ve terör meselesi olarak – terör derken El-Kaide, IŞİD gibi yapılar kastediliyor- çözüldüğü zaman, bir şekilde minimum istikrar sağlandıktan sonra bölgede kalmayacak gibi gözüküyor. Bu söylediğimiz yarın gerçekleşebilecek bir şey değil, birkaç yıl sürebilir ama neticede Kürtlerin arzu ettiği siyasi desteği ABD verecek gibi gözükmüyor. Bunun tek koşulu YPG’nin PKK ile ilişkilerini kesmesi ve bu gerçekleşecek gibi gözükmüyor.”

    'TÜRKİYE’NİN IŞİD’E KARŞI RUSYA İLE İŞBİRLİĞİ ABD’Yİ RAHATSIZ ETMİYOR'

    Trump’ın İran karşıtı yönelimlerinin çok açık olduğunun fakat asıl belirleyici olanın Pentagon ve asker kökenli yöneticiler olduğunun altını çizen Zaman’a göre Suriye sahasında IŞİD’e karşı kurulan Rusya-Türkiye ittifakı ABD’yi rahatsız etmiyor, asıl rahatsızlık veren genel bir Rusya-Türkiye yakınlaşması: “Trump yönetimini öncelikle İran karşıtı olarak biliyoruz ve bu yönde de Trump’ın, Tillerson ve Mattis’in açıklamaları var. Bunun Suriye’de, geçtiğimiz aylarda özellikle Tanf bölgesinde yansımalarını gördük. İran destekli milislere yönelik saldırılar oldu, kendileri buna saldırı demiyor ve ABD güçlerine doğru ilerlediklerini ve bunun üzerine karşılık olarak bir çatışmaya girildiğini söylüyorlar. ‘ABD ve bu milisler’ çatıştı demiyorum ama onlara karşı önlem alındı. İran menşeli olduğu iddia edilen bazı insansız hava araçlarını da vurdu Amerikan güçleri. Ortada herhangi bir somut plan yok ama İran’a yönelik birtakım hareketler sürekli tartışılıyor. Aynı zamanda Trump, İran ile olan nükleer anlaşmadan da vazgeçmek istiyor ama buna ne Pentagon ne de Dışişleri Bakanlığı pek razı gözükmüyor. Burada Pentagon’un ne dediği çok önemli çünkü bu yönetim göreve geldiğinden beri, Mattis çok ön planda yer alıyor ve yönetimde çok fazla asker kökenli var. Bütün tartışmaları, Trump’ın kampanya süresince Ruslarla yaptığı görüşmeler, temaslar ve Rusya bağlantısı iddiaları etrafında dönüyor. Bu iddialar Trump’ı Rusya’ya karşı daha sert gözükmeye itse dahi, ABD Suriye sahasında Rusya ile zımni dahi olsa bir işbirliği yapma ihtiyacı duyuyor ve zaten işbirliği de yapıyor. Dolayısıyla bu noktada Türkiye’nin Rusya ile Suriye özelindeki işbirliği rahatsızlık vermiyor, daha ziyade S-400 füzeleri ve daha genel manada Türkiye-Rusya yakınlaşması rahatsızlık yaratıyor. Aynı şekilde Türkiye’nin İran ile yakınlaşması, İran Genelkurmay Başkanı’nın Türkiye’ye gelmesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İran’a ziyarette bulunmasının söz konusu olması ABD’de kuşku yaratıyor. Özellikle Trump yönetiminin İran’a karşı birtakım adımlar düşündüğü ama netleştirmediği bir dönemde, ABD’de ‘Hem İran’a karşı, aynı zamanda da Türkiye ile kötü ilişkiler içerisinde olamayız‘ görüşü hâkim.”

    ‘BÖLGEDEKİ HER AKTÖR ÇIKARININ PEŞİNDE’

    PYD’nin stratejik davranarak ABD gibi büyük bir güç ile askeri ittifak kurduğunu ve bu yolla bölgesini güvenliğe aldığını ifade eden Zaman, şu değerlendirmelerde bulundu: “ABD Kürtlere ‘Biz hiçbir şey için söz vermedik’ derken doğruyu söylüyor ve bu ilişkiyi askeri düzeyde tutuyor. Elbette 2014’ten beri arada bir askeri işbirliği var, eğitimler veriliyor ve orada neredeyse 2000 civarında Amerikalı özel kuvvet mensubu var. Sahada çok iyi yürüyen bir ilişki var ve onun kendi dinamikleri içerisinde çok yakın ilişkiler tesis edilmiş olmakla birlikte, ABD’de özel kuvvetler siyasi kararları vermiyor. Dolayısıyla bunu Kürtler de biliyor. PKK de, YPG de stratejik davranan yapılar. Burada herkes kendi çıkarını koruyor, PYD ya da PKK burada bir fırsat gördü ve dünyanın en büyük devleti ABD ile askeri işbirliği yapıyor. Bu işbirliği Türkiye’yi son derece rahatsız eden bir durum oldu. Kürtler genel anlamda sahada fayda sağladı çünkü sonuçta IŞİD Kuzey Suriye’de en çok Kürtleri rahatsız etti. PYD ABD yardımı ile kendi bölgesinden IŞİD’i uzaklaştırdı. Bu çok avantajlı bir ilişki ve Kürtler bunu uzatmanın yollarını arıyor.  Çünkü ne kadar uzatırsa, o kadar fayda sağlar ve kendi gücünü o nispette perçinler. ABD ile olan bu işbirliği bir yandan IŞİD’e karşı fayda sağlarken, aynı zamanda sürekli saldırmaya hazırlanan Türkiye’ye karşı, YPG gözünde rejime karşı caydırıcı bir niteliği var. Bir zaman önce Haseke’de Suriye Rejimi YPG’ye hava operasyonu düzenlemişti, Amerikan uçakları kalkmıştı ve bunun üzerine rejim uçakları bölgeden uzaklaşmıştı. Bölgede herkes kendi çıkarları koruyor.

    'TÜRKİYE VE İRAN’IN KÜRT PARANOYASI'

    ABD’nin bölgede bir Kürt devleti planladığı ve bu sebeple Kürtlere askeri destek verdiği iddialarını değerlendiren Zaman’a göre bu iddialar Türkiye, Irak gibi yoğun Kürt nüfusuna sahip ülkelerin paranoyaları ve ABD bölgede mevcut sınırları korumak istiyor: “ABD’nin bölgede Kürt Devleti kurmak istediği iddiaları, bölgede büyük Kürt nüfusu olan İran, Türkiye gibi ülkelerin paranoyasından kaynaklanıyor. An itibari ile bağımsızlık referandumuna en yoğun muhalefet gösteren ülke ABD ve hala şu anda bile Barzani referandumdan vazgeçsin diye çaba sarf ediyor. Ne Türkiye, ne İran, ne ABD, ne de Bağdat ‘Biz referandumu istemiyoruz, Kürtler ertelesin bunu’ derken, bu ülkelerin hiçbiri ertelenmesi için harekete geçme niyeti sergileyip, yaptırımda bulunmuyor. Burada en büyük koz Türkiye’nin elinde çünkü ekonomik ilişki Iraklı Kürtler için hayati önemde. Petrol boru hattı Türkiye’den geçiyor, Türkiye üzerinden ihracat yapılıyor, Türkiye sınırı Batı’ya açılan kapı Iraklı Kürtler için ve petrol gelirleri Türk Bankası üzerinden kendilerine aktarılıyor. Şu ana kadar Türkiye herhangi bir yaptırımda bulunmadığı gibi, bulunmayacağını da açıkça beyan etti. ABD de Kürtlere güvenlik noktasında yaptırımlarda bulunabilir ama bu işine yaramaz çünkü Irak’ta IŞİD’e karşı hala sahada mücadele devam ediyor ve ABD peşmergeleri dışlayacak birtakım adımlar atmayı göze almak istemiyor. Kürtlerin bağımsızlık noktasına gelmelerindeki esas sebep bir plan değil, daha ziyade ABD’nin genel Irak politikasının bir yan ürünüdür. ABD birtakım başka planlar yaparken, Kuzey Suriye’deki Kürt varlığı gerçekleşti yoksa ABD’nin başından beri Irak’ı parçalamak, üçe bölmek ve Kürt devleti kurmak gibi özel bir çaba sarf ettiğini düşünmüyorum."

    'ABD, DIŞİŞLERİ'NDE KÜRT DEPARTMANI KURMAKTAN VAZGEÇTİ'

    "Bu iddialar sadece Irak için değil, Suriye, Türkiye ve İran için de geçerli ve hala bu iddiayı dile getiren düşünce kuruluşları mevcut. Washington’a geldiğimden beri bu düşünce kuruluşlarının önemini abartmamak gerektiğini gördüm. Bunların ürettikleri raporlar okunmuyor bile. Ayrıca yönetimdeki insanların bu raporları okuyacak zamanları yok çünkü yönetimin kendi ürettiği raporlar var. Öte yandan ABD’nin Irak’taki bağımsızlık referandumuna gösterdiği tepki statükoyu, mevcut sınırları korumak arzusunun en net göstergesidir. Aynı şekilde Suriye için de böyle bir planı olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. 2013 yılında ABD Dışişleri Bakanlığı’nda artık bir Kürt departmanı kurulması gerektiği yönünde bir fikir ortaya atılmıştı. İran, Türkiye gibi departmanlar vardı ve artık Kürtlere bir ulus olarak bakan, sadece X veya Z ülkesindeki azınlık yerine, toplu bir bakış getiren bir birim yaratma önerisi gelmişti fakat bu plan rafa kaldırıldı. Çünkü ‘Kürtler bu ülkelerde azınlıktır ve biz böyle bir şey yaparsak, bu ülkelerle ilişkiler sıkıntıya girer’ denildi. Bu da bize ABD’nin bu sınırları muhafaza etme arzusunu ve Türkiye, Irak gibi ülkelerle ilişkilerini zedeleyecek adımlar atmak istemediklerini gösteriyor. Kürt devletinin şu an itibari ile çıkarlarına hizmet edeceğini düşünmüyor ama ileride ne olacağını bilemiyoruz.”

    İlgili konular:

    'Ortadoğu'da ABD'nin Kürtlere, Kürtlerin ABD'ye ihtiyacı var'
    ABD'de Ulusal Güvenlik Konseyi Ortadoğu danışmanı görevinden alındı
    Güvenlik uzmanı Ağar: Ortadoğu’da kaybeden ABD, satranç tahtasını Karadeniz’e taşıyor
    'ABD yeniden Ortadoğu bataklığına saplanıyor'
    'ABD, Ortadoğu’da '2.Kosova' kuruyor'
    Etiketler:
    IKBY bağımsızlık referandumu, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD Dışişleri Bakanlığı, YPG, PYD, IŞİD, NATO, Muhammed Bakıri, James Mattis, Amberin Zaman, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), İran, Ortadoğu, Irak, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın