22:22 20 Temmuz 2019
Canlı Yayın
    Eksen

    'Hizbullah ve Suriye'nin IŞİD ile anlaşmasına İbadi'nin gösterdiği tepki siyasi'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Lübnan ordusunun son dönemde harekete geçmesi eşliğinde Hizbullah ile Suriye ordusunun Kalamun’daki operasyonları ve IŞİD’le ilk kez yapılan anlaşma tartışılıyor. Musa Özuğurlu’ya göre Lübnan’ın IŞİD’den tamamıyla temizlenmesini sağlayan bu anlaşmaya ABD ile birlikte hareket eden Irak Başbakanı İbadi’nin tepkisi ‘siyasi’.

    Lübnan ordusunun son dönemde harekete geçmesi eşliğinde Hizbullah ve Suriye ordusunun eşzamanlı operasyonları Suriye-Lübnan sınırında IŞİD’in varlığının da sonu oldu. Lübnan savaşın başından bu yana ilk kez radikal İslamcı örgütten temizlendi. Sıkışan IŞİD militanları Hizbullah’a ateşkes taleplerini iletti. Ateşkesin ardından IŞİD’in elinde rehin tuttuğu Lübnan askerleri ile Hizbullah militanlarının hepsini öldürdüğü anlaşılırken, buna rağmen ilk kez IŞİD ile yapılan anlaşma uyarınca 300 kadar militanın ailelerinden oluşan 600 kadar siville birlikte batıdaki Kalamun bölgesinden doğudaki Deyr ez Zor cephesine aktarılmasına başlandı. Bu durum ise sınırın öte tarafındaki Irak’ta tepkiyle karşılandı. Irak Başbakanı Haydar el İbadi’nin sert çıkışı eşliğinde ABD ordusunun konvoyu durdurduğu haberleri geldi. Hizbullah lideri Nasrallah ise bu olayı ‘zafer’ olarak ilan etti.

    Suriye-Lübnan hattındaki son durumu ve IŞİD’la savaşan müttefikler arasında çatlak yapan bu gelişmeyi gazeteci, yazar ve Tele1 tv yorumcusu Musa Özuğurlu ile konuştuk.

    ‘ANLAŞMANIN PRATİK SONUÇLARI SURİYE VE HİZBULLAH LEHİNE’

    Suriye-Lübnan sınırındaki, IŞİD unsurlarından Lübnan ordusu ve Hizbullah ve ortaklığı ile temizlenmesinin, Suriye ordusuna birliklerini başka yerlere aktarma şansı vereceğini ve bu durumda Hizbullah’ın da bölgede ve Lübnan içinde güçlendiğini aktaran Özuğurlu’ya göre bu anlaşmadan sonra diğer örgütler içinde de çözülmeler başladı:

    “Lübnan-Suriye sınırında IŞİD ile yapılan anlaşma birkaç açıdan değerlendirilebilir. İlk olarak belirtilmeli ki; İsrail yaşanan krizde Suriye ile sürekli bir rekabet ve çatışma ortamı olduğu için, şu ana kadar özellikle Suriye sınırındaki ve içindeki birtakım unsurları destekliyordu. Bunun amacı Suriye ordusu çeşitli cephelerde savaştığı için, gücünü ne kadar dağıtırsa o kadar zayıflayacağı düşüncesiydi ve bu strateji izleniyordu. Fakat son dönemde Lübnan tarafında ağırlıklı olarak Hizbullah’ın verdiği mücadele ile birlikte IŞİD’in çıkarılması ve bu durumda aynı zamanda Suriye sınırının da bir şekilde güvene alınmış olması, Suriye’nin oradaki birliklerinin başka yerlere yönelmesine imkân tanıyacak. Hatta Cumhuriyet Muhafızları’ndan bir birliğin, bugün itibari ile Dera’nın diğer tarafında El-Badiye denilen bölgeye doğru hareketleneceği ve oradaki birliklere destek vereceği yönünde birtakım haberler var.  Bu durumun hemen pratikte böyle bir sonucu ortaya çıkıyor. İkinci olarak, Hizbullah Suriye içerisinde birçok noktada savaşıyor ama aynı zamanda o bölgede ve Lübnan içerisinde bir mevcudiyeti söz konusu. Dolayısıyla, Hizbullah da ne kadar o bölgede IŞİD, El Nusra ya da diğer örgütlerle meşgul olursa, bu İsrail açısından yine o kadar iyi bir durumdu. Ancak şu anda daha önce Nusra’nın o bölgeden çıkarıldığı gibi IŞİD’in de çıkarılmasıyla, o bölgede Hizbullah da rahatlamış oldu. Aynı zamanda Hizbullah oradaki varlığını daha da güçlendiriyor ve İsrail’e karşı daha operasyonel bir hale geliyor. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın son açıklamalarından da bunu anlayabiliyoruz. Daha önce Suriye egemen bir devletti ama bu savaş sürecinde fiilen sınırlar ortadan kalkmıştı. Türkiye bir taraftan, Ürdün, ABD, Rusya ve İsrail’in desteklediği gruplar başka bir taraftan Suriye’nin içerisindeydi. Fakat şu anda Lübnan-Suriye sınırının güvence altına alınmasıyla birlikte, artık Hizbullah o bölgeden de çekilip Suriye’nin başka yerlerinde de Suriye ordusuyla birlikte operasyonlara katılabilecek. Bu durumda Suriye- Lübnan sınırı, egemen Suriye Devleti ordusunun hâkimiyeti altına girmiş olacak. Bundan sonra artık İsrail’in herhangi bir müdahalesi, doğrudan Suriye ordusuna ve Suriye Devleti’ne yönelik olmuş olacak. Bütün bunları Lübnan üzerinden okuyoruz ama o bölgede hala IŞİD varlığı söz konusu. Doğrudan bir IŞİD varlığı diyemeyiz ama IŞİD’e bağlılığını bildiren birtakım gruplar var ve bunlar IŞİD olarak sayılıyor Ürdün, İsrail ve Suriye üçgeninde. Aynı zamanda Kuneytra Bölgesi’nde Dera ve batısında İsrail’e doğru olan kısımda da El Nusra ve diğer örgütler mevcut. Hizbullah ve Suriye ordusunun böyle bir başarısından sonra, diğer gruplar arasında çözülmeler başladı. Nitekim Dera tarafında bazı gruplarla bazı anlaşmalar yapıldı.”

    ‘HİZBULLAH’IN AHLAKİ YAPISI ANLAŞMAYI BOZMAYA İZİN VERMEZDİ’

    Suriye ordusunun 300 militanın Deyrez Zor’a gitmesini kabul ettiği anlaşmanın yoğun eleştirilere maruz kalmasına değinen Özuğurlu, ‘Acaba Suriye mi anlaştı yoksa çok zor duruma düşen IŞİD mi anlaşma yoluna gitmeyi seçti sorularını da değerlendirmek lazım’ dedi. Pazarlıkların çok önceden başladığını ve karşılığında ‘esir askerlerin’ geri verilmesinin söz konusu olduğunu belirten Özuğurlu, şu değerlendirmelerde bulundu: “Daha sonra bazı Lübnan askeri ve Hizbullah militanlarının öldürülmüş oldukları ortaya çıktı. Sonuç itibariyle, ne olursa olsun anlaşmanın bir de pratik yönü var. Anlaşmaya göre böyle bir durumun olmaması gerekirdi ama diğer yandan IŞİD zaten oradan çıkartılacaksa, esirlerin geri alınma fırsatı vardı ve bu anlaşmanın böyle de bir yanı var. Pratikte, bu askerler ya da militanlar öldürülseydi de öldürülmeseydi de, IŞİD her durumda çıkmayı kabul etti. Devlet veya örgüt bu anlaşmaya bu açıdan da bakıyor yani bu savaşın doğal süreci içerisinde herhangi bir şekilde ölen insanlar olarak görülecekler ve bu anlaşmaya bu nedenle de uyulduğunu söyleyebiliriz. Diğer yandan, Hizbullah’ın ahlaki yapısının bu anlaşmayı bozmaya izin vermeyeceğini de belirtmek lazım. Hizbullah bir örgütten daha fazlasıdır, prensipleri vardır ve ona göre hareket ediyorlar. Aynı şekilde Suriye de bir devlet olduğu için, onlar da bu anlaşmaya uydular ama bunun pratikte şöyle bir sonucu var; oradaki militanlar oradan alındı, Irak sınırına gönderildi ve bu sınır temizlenmiş oldu.”

    ‘GÖNDERİLEN 300 KİŞİ SAVAŞIN SEYRİNİ DEĞİŞTİRMEZ’

    Irak Cumhurbaşkanı tarafından IŞİD’lilerin Irak-Suriye sınırına gönderilmesine tepki gösterildiğini ifade eden Özuğurlu, bu 300 kişinin savaşın seyrine çok büyük etkileri olmayacağını ve İbadi’nin çıkışının siyasi olduğunu vurguladı: “Irak’ta da, Suriye’de de binlerce militan var ve bu anlaşmayla gönderilen 300 kişiden bahsediyoruz. Bunların canlı bomba olacak olmasının, savaşacak olmasının oradaki çatışmalara nitelik açısından çok büyük bir önemi ve katkısı yok. Dolayısıyla, İbadi’nin bu çıkışı daha çok siyasi bir çıkıştır. Militanların gideceği yerler zaten onların elinde ve zaten Suriye ve Irak arasında IŞİD’in orada sıkıştırılması için daha önce birtakım anlaşmalar, istihbarat paylaşımları yapılmıştı. Bu yüzden İbadi’nin çıkışı çok da geçerli bir çıkış değil çünkü pratik açıdan baktığımızda sadece 300 kişiden bahsediyoruz. Ayrıca El-Nusra nasıl İdlib’e toplanıyorsa, IŞİD’de Deyrez Zor tarafına toplanıyor. Irak’ın Suriye sınırı tarafına toplanıyorlar ve muhtemelen orada izole edilecekler ve bir operasyon yapılacak bu kitleye. Belirli bir strateji içerisinde o bölgeye gönderildi IŞİD militanları ve bu gönderilen 300 kişinin intihar bombacısı olduğunu düşünürsek, orası çöllük bir bölge de Irak ordusu veya Irak güvenlik güçlerinin buna göre bir tedbir alması gerekir. Çünkü bu devam eden bir savaş ve u yüzden İbadi’nin çıkışları çok da anlamlı gelmedi.”

    ‘İDLİB OPERASYONU ÖNCELİĞE ALINMIŞ OLABİLİR’

    Türk askeri
    © AFP 2019 / ARIS MESSINIS
    IŞİD’lilerin topladığı Deyr ez Zor ve El Nusra ve ÖSO’cuların toplandığı İdlib’in iki önemli operasyon noktası olduğunu ve son dönemlerdeki haberlere göre İdlib’in daha öncelikli olduğunun konuşulduğunu ifade eden Özuğurlu, İdlib operasyonunun Rusya Türkiye ortaklığında yapılabileceğini ve ABD-Türkiye destekli kuvvetlerin karşı karşıya gelmesinin Türkiye için tehlikeli olacağını belirtti:

    “Tüm bunlara ve önceliklere sahadaki askeri operasyonları yürüten akıl karar verecektir. Bir taraftan şu anda Deyrez Zor’a girilmesinin İdlib için bir şey değiştirmeyeceğini ve tam tersinin de geçerli olduğunu görmek lazım. Dışarıdan durumu biz böyle görüyoruz ama içeride nasıl bir strateji düşünüldüğü şimdiye kadar açık edilmiş değil. Yapılan bütün açıklamalar İdlib üzerine ve bunu Türkiye ve Rusya arasındaki siyasi gelişmelerle ve görüşmelerle ilgisi var çünkü Türkiye bir taraftan Kürtlerle ilgili kaygılarını ortaya koyuyor, diğer yandan Türkiye’nin bu kaygılarına karşılık, Rusya ve İran da İdlib kaygılarını dile getiriyorlar. Dolayısıyla bu nedenlerle şu anda İdlib dile getiriliyor. Zaten uzun zamandır Suriye ordusunun Hama kuzeyine yoğun bir hazırlığı ve yığılması söz konusuydu ama şu ana kadar harekete geçilmedi. Bu yönde söylentiler olmasına rağmen, bu operasyon Türkiye ile beraber mi yapılır yoksa Rusya tek başına mı yapar belli değil. Rusya’nın tek başına bir operasyon yapması bir başarı sağlamaz aslına bakılırsa, daha doğrusu uzun vadeli bir savaş gerektirir ama Türkiye ile yapılırsa daha pratik olacaktır. Diğer yandan ÖSO ve ABD birlikleri arasında çıkan çatışmanın sebebi bilinmemekle birlikte, Türkiye buradaki örgütleri yönlendirebiliyor. Tam da Türkiye ile ABD’li yetkililerin görüşmede olduğu bir anda, ABD’nin yolladığı bir mesajımıdır bu bilemiyoruz ama asıl önemli olan ABD’nin Koalisyon Güçleri Sözcüsü Ryan Dillon yaptığı açıklamada Türkiye’yi uyardıklarını söyledi. Neden ABD burada ‘ÖSO ile çatıştık’ açıklamasıyla yetinmiyor ve doğrudan ‘Türkiye’yi uyardık’ ifadesi kullanıyor? Bu durum bana çok tehlikeli geliyor. Şu anda bu bir vekâlet savaşı gibi devam ediyor ama bir süre sonra bu konuyla alakalı ABD ve Türkiye arasında çok daha ciddi sorunlar yaşanabilir.”

    ‘ABD’NİN FIRAT'IN DOĞUSU TEHDİDİNİN KARŞILIĞI YOK’

    ABD’nin Rakka’dan sonra Fırat’ın doğusunun da Kürtlere geçmesini istediğini ve devamında Deyrrez Zor’un hedef olduğunu belirten Özuğurlu, ABD’nin bunun karşılığının olmadığını gördüğünü ve Suriye ordusunun Deyrrez Zor’a ilerlemesine karşılık vermeyeceğini vurguladı: “Rakka’dan öncesi ile yetinilmedi ve Rakka’ya varıldı, sonrasında da Deyrez Zor ve ABD bir doğal sınır olarak Fırat Nehri’ni düşünüyordu. Bundan bir süre önce de Suriye birliklerinin Fırat’ın doğusuna izin vermeyecekleri yönünde bir açıklama yaptılar ama bunun karşılığını olmadığı görüldü. Şu anda Suriye ordusunun Deyrez Zor’a yürümesine ABD itiraz etse de bir karşılık vermeyecek ve sadece Rakka ile yetinecek. Sonrasında da Rakka ile ilgili yerel halkın etnik kökeninden, yönetim yanlısı olup olmadıklarına kadar birtakım tartışmalar söz konusu. Pratikte ABD SGD’nin ya da daha özelinde söyleyecek olursak, YPG’nin bütün bu sahayı kapsayacak bir gücünün olmadığının farkında. Bu durumda ABD’nin kendi güçlerinin sahaya inmesi gerekiyor fakat zaten ABD bundan kaçınıyor.  Dikkat edilecek olursa, ABD IŞİD ile mücadele ettiğini argümanı üzerinden şu anda Suriye’de bulunuyor. Bundan sonra ABD’nin doğrudan böyle bir şeye kalkışması, Suriye gibi egemen bir devlete müdahale anlamına gelir ve bu mümkün değil. Suriye’nin Irak olmadığını ifade etmek gerekiyor. ABD Suriye’de geri vites yaptı ve bu çatışma bölgesindeki yoğunlukta görece bir azalma söz konusu. Bundan sonrası için ‘Savaş bitti’ diyebiliriz ama bu savaşın bittiği anlamına gelmiyor. Savaş bu örgütlerle sahada devam edecektir, yani bölgenin şekillenmesine yönelik başta ABD ve Rusya olmak üzere siyasi bir savaş olarak devam edeceğini söyleyebiliriz. Muhtemelen de şu anda bu durumun öncesindeki bir sessizlik dönemi yaşıyoruz.”

    İlgili konular:

    Sputnik, Lübnan ordusu ile birlikte IŞİD’den kurtarılan bölgelerde
    'ABD, Lübnan'ı askeri yardımları kesmekle tehdit etti'
    Nasrallah: 28 Ağustos Lübnan tarihinde zafer günü olarak yazılacaktır
    Nasrallah: Amacımız Lübnan-Suriye sınırını IŞİD'den temizlemek
    Lübnan ordusu, IŞİD tarafından kontrol edilen bölgenin yüzde 80'ini geri aldı
    Etiketler:
    Lübnan ordusu, Nusra, Hizbullah, IŞİD, Musa Özuğurlu, Haydar el İbadi, Lübnan, Irak, Suriye, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın