05:46 21 Kasım 2017
Ankara+ 1°C
İstanbul+ 6°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'Deyr ez Zor kuşatmasının kırılması, ABD planlarını zora düşürdü'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 152531

    Hasan Sivri’ye göre, ABD’nin SDG ile birlikte Suriye’nin doğusuna yönelik parçalama planları Suriye ordusunun Deyr ez Zor kuşatmasını kırmasıyla boşa düştü. Bundan sonraki hedefin Irak sınırının kontrolü olduğunu belirten Sivri, Şam’ın ABD’nin kırmızı çizgilerini kabullenmeyeceğini vurguladı.

    Suriye ordusu, Rusya Hava ve Uzay Kuvvetleri’nin desteğiyle Temmuz 2014’ten beri yaklaşık iki yıl on aydır ülkenin kuzeydoğusunaki Deyr ez Zor kentindeki IŞİD kuşatmasını kırdı. İki koldan Deyr ez Zor’a ilerleyen Suriye ordusunun Süheyl Hassan liderliğindeki Kaplan Kuvvetleri, Deyr ez Zor kentini IŞİD’e teslim etmeyen General İsam Zahreddin komutasındaki 137. Tugay ile nihayet buluştu. 100 bin civarında ifade edilen sivilin yaşadığı şehirde bayram havası eserken, gözler savaşın son sahnesinin yaşanacağının düşünüldüğü İdlib’e çevrildi. Türkiye’nin operasyonunun eli kulağında olduğu iddiaları, ABD’nin kuzeyde Kürtler ile işbirliği halindeki yönelimi ile Rusya ve İran’ın bundan sonraki tutumları merak konusu. Deyr ez Zor kuşatmasının kırılmasıyla birlikte Suriye sahasında değişen dengeleri Arap medyasındaki yorumlarıyla tanınan gazeteci Hasan Sivri ile konuştuk.

    ‘ABD’NİN KIRMIZI ÇİZGİLERİ SURİYE TOPRAKLARINDA GEÇERSİZ’

    Hasan Sivri, Suriye ordusunun yaklaşık üç yıldır devam eden Deyr ez Zor kuşatmasını bu kadar kısa sürede kırmasının beklenmiyor olduğuna dikkat çekti. Düşünülenin aksine ordunun Halep doğusunda başlattığı operasyonlardan itibaren altı aydır bu operasyona hazırlık yaptığını belirtilen Sivri, ABD destekli SDG’nin de buraya inme planlarının operasyonu hızlandırdığına dikkat çekti. Sivri, ABD’nin Suriye ordusunu da bir çok kez engellediğini anımsattı. Kentin etrafındaki enerji kaynaklarıyla birlikte ekonomik olarak kıymetine değinen Sivri’ye göre ABD’nin ‘Fırat’ın doğusu’ diyerek belirlediği kırmızı çizgilerin Suriye yönetimi açısından manası yok:

    “ABD hamleleriyle Deyr ez Zor’a giden Suriye ordusunun önünü kesmek istedi. Sıklıkla bahsedildiği gibi bu kentin de stratejik bir önemi var. Deyr ez Zor Humus’tan sonra Suriye’nin en büyük kentidir ve bölgedeki en verimli gaz sahaları ve petrol kaynaklarına sahiptir. Savaşın bir yönü de ekonomik ve petrol ile gaz kaynakları ile de ilgili. Öte yandan Deyr ez Zor bulunduğu konum itibariyle Tahran-Bağdat-Şam koridorunu sağlıyor. Bu sebeple ABD ve İsrail’in de bu yönde baskıları olduğu söyleniyor. ABD daha fazla Suriye’ye yerleşen İran’ın kara yoluyla uzanan elini kesmeye çalışıyordu ve bu yüzden ABD’nin kırmızı çizgileri oldu. Elbette ABD’nin Halep, Hama, Lazkiye için de var olan kırmızı çizgilerini hatırlıyoruz. Bunların her biri aşıldı ve buna dair Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad son konuşmasında Suriye ordusunun önünde hiçbir kırmızı çizgi bulunmadığını, IŞİD işgali altındaki bütün toprakların Suriye toprağı olduğunu ve Suriye ordusunun müdahalesinin en doğal hakkı olduğunu vurguladı. Dolayısıyla Deyr ez Zor kentinin birçok açıdan önemi bulunuyor. Bu kuşatmanın kırılmasının en büyük sonuçlarından biri, Suriye’ye yönelik özellikle savaş başlar başlamaz oluşturulan değişik senaryoların boşa düşürülmesiydi. Bu senaryolardan birisi Batı medyasında genişçe yer bulan iki devlet, üç devlet, batıda Alevi devleti, doğuda Sünni devleti şeklinde veya Hama, Humus Suriye ordusuna kalsın, Deyr ez Zor Sünni devletinde kalsın şeklinde değişik senaryolar vardı. Bugün Deyr ez Zor’un Suriye ordusu tarafından alınmasıyla bu projeler büyük bir darbe aldı ve bu kuşatmanın kırılmasının en büyük sonuçlarından biri de Suriye’yi parçalamaya yönelik planların boşa çıkartılması oldu.”

    ‘SURİYE ORDUSUNUN BİR SONRAKİ HEDEFİ IRAK SINIRI’

    ABD’nin asıl amacının Suriye ordusunun ülkenin doğusuna ve Irak sınırına yaklaşmasının engellenmesi olduğunu ve bu yönde kırmızı çizgiler belirlediğini belirten Sivri, IŞİD’in üst düzey kadrosunun Deyr ez Zor’dan kaçtığını ve Suriye ordusunun sonraki hedefinin Irak sınırı olacağını ifade etti: “Deyr ez Zor’dan Irak sınırına doğru bir IŞİD hattı var ve ABD’nin de SDG ile birlikte o bölgeye yönelik belirlediği kırmızı çizgiler var. ABD daha önce 2015’in sonlarında, Deyr ez Zor’da Suriye ordusunun mühimmat ve yakıt depolarını vurdu. ABD yine 2016’da Suriye ordusuna bağlı 82 tane özel kuvvet mensubunu bombalayarak öldürdü. Bu bombalamadan sonra IŞİD bu bölgede kontrol sağladı. Bütün bunların hedefinde Suriye ordusunun ülkenin doğusuna ve Irak sınırına yaklaşmasını engellemek vardı. Aynı şekilde, iki gün önce YPG’nin basın ofisinden bir açıklama yapıldı. Açıklamada, ‘rejimin hamlesine karşılık bizim de güneye doğru bir hamlemiz olacak’ denildi. ABD’nin daha önceki Suriye ordusuna yönelik Suriye doğusundaki saldırıları ve hamleleri bitmişe benzemiyor. Önceki gün, bazı IŞİD komutanlarının bölgeden ABD yardımıyla çıkarıldığına dair bazı iddialar var. Savaş boyunca bu tür iddialar hep dolaşıma giriyordu ve hiçbir şekilde önem atfedilmedi bunlara fakat ABD hamlelerine bakıldığında bunun mümkün olabileceğini düşünmemek elde değil. Dolayısıyla, Suriye ordusu saha komutanları sınıra kadar gideceklerini söylediler. Devlet Başkanı Esad da benzer şekilde kırmızı çizgi olmadığını, Suriye toprağı üzerinde IŞİD kontrolündeki her yeri özgürleştireceklerini söyledi. ABD her ne kadar kırmızı çizgimiz var dese de, Suriye ordusu ve müttefiklerinden bu kırmızı çizgilerin aşılacağını ve hedeflerinin de Irak sınırına doğru gitmek olduğu karşılığını alıyor. Suriye ordusu komutalarından bir tanesi de yaptığı açıklamada, Deyr ez Zor kent içi temizlendikten sonra, Suriye ordusuna bağlı 5 bin-7 bin arasındaki silahlı gücün, Deyr ez Zor ve Irak sınırına doğru bir temizlik harekâtına başlayacağını söyledi. Şu anda IŞİD’in üst düzey komuta kademesi kaçtı fakat ona bağlı bazı yerel aşiretlerin kentin içinde bu savaşı sürdürdüğü söyleniyor.”

    ‘DEYR EZ ZOR HAMLESİ ABD’NİN PLANLARINI SUYA DÜŞÜRDÜ’

    ABD’nin bu bölgeye SDG ile birlikte hâkim olmak istediğini, Körfez güçlerinin de bu işte payları bulunduğunu söyleyen Sivri’ye göre ordunun hamlesi sonrası bu plan suya düştü:

    “SDG’nin Deyr ez Zor’a girme ya da etrafındaki petrol yataklarını ele geçirme gibi bir hamlesi var. Fakat bu Suriye ordusunun hızlıca ilerlemesinden önce planlamış bir hamleydi ve yaklaşık 15-16 civarında Deyrez Zor’a bağlı kuzeydoğudaki köyleri ele geçirdiği söyleniyor. Daha önce de Körfez Arap ülkeleri ile ABD huzurunda, PYD’li yetkililerle bu bölge için konuşulduğu ve Körfez’in PYD’ye destek vereceği iddia edildi. Elbette bu iddia şeklinde kaldı, fakat iddiaya göre PYD’nin Deyrez Zor’dan Irak sınırına doğru olan bölgede yer alması ve Suriye yerleşim planının en azından karadan uzanan elinin kesilmesi için böyle bir işbirliğine gidildiği iddia ediliyor. Şu anda Körfez Arap ülkelerinin hatta özellikle her yerde savaşı kaybeden Suudi Arabistan’ın dün bir bakanı aracılığıyla Lübnanlılara ‘Ya Hizbullah ya da tarafınızı seçin’ şeklinde çağrısıyla, artık İran ya da İran’a yakın güçlerle Suriye’de savaş yerine, artık savaşı direkt muhataplarına yöneltmiş durumdalar. Dolayısıyla SDG ile girilen bu işbirliğinin amaçlarından biri bu yöndeydi fakat bu Suriye ordusunun hızlıca ilerlemesinden önceydi. Özellikle Pazar gününden itibaren, SDG’nin kuzeydoğuda hiçbir hareketliliği söz konusu değil. SDG’nin askeri manada şu anda Rakka’da hareketliliği var.”

    ‘ZAHREDDİN PAŞA SURİYE’NİN TAMAMEN KOPUŞUNU ENGELLEDİ’

    Sivri, Deyr ez Zor’daki ordu birlikleriyle birlikte direnerek Suriye kamuoyunda büyük sevgi beslenen bir kahraman haline gelen General İsam Zahreddin’in kazandığı desteğe de dikkat çekti. Dürzi asıllı Zahreddin’in üç seneye yakındır kuşatılan Deyr ez Zor’u başarıyla savunduğunu belirten Sivri, bu sayede Suriye ordusunun ülkenin doğusunu tutabildiğini anımsattı:

    “İsam Zahreddin Paşa özellikle ona bağlı güçlerle, Suriye ordusunun 2014’te IŞİD’in giderek büyümeye, güçlenmeye ve şişirilmeye başlandığı zamanlarda daha fazla beliren bir komutan. Kendisi ve ona bağlı güçlerle birlikte, çok stratejik bölgelerde hem Deyrez Zor’un düşmesinin önüne geçti hem de Suriye ordusunun ülkenin doğusunda tutunmasını sağladı. Özellikle 2016’da IŞİD, Deyrez Zor’daki Suriye ordusunun hâkim olduğu bölgeleri ikiye de böldü, çok sert bir kuşatma yaptı ve askeri havaalanın yönelik en güçlü birlikleriyle sürekli saldırılar düzenledi. Bütün bu tamamen kopuşun önüne geçen Zahreddin Paşa’ydı. Suriye tarih olarak da Fransız işgaline karşı, değişi etnisite ve inançlardan komutan ile şahsiyetlerin direnişi ile karşı koymuştu. Şu anda bu savaşta da, değişik mezheplerden, inançlardan oluşan komutanlardan söz ediyoruz. Zahreddin Paşa Dürzi kökenden. Bu şekilde hem Süheyl Hassan, hem İssam Zahreddin hem de diğer komutanlar geçmişte Fransız işgaline direndikleri gibi, hiçbir şekilde kendi mezhep, inanç vs özelliklerini öne zümreden ya da kullanmadan, sadece Suriyelilik üzerinden ve ulusal vatandaşlık üzerinden direnip, önemli stratejik bölgelerde yer tuttular. Bu yüzden de Suriye halkının gönlünde büyük yer edindiler.”

    ‘HİZBULLAH-IŞİD ANLAŞMASI ÇATLAKLARI DERİNLEŞTİRMEK İÇİN KULLANILDI’

    Suriye’nin batısında Lübnan sınırındaki Kalamun bölgesinde Hizbullah’ın ve Suriye ordusunun ilk defa IŞİD ile yaptığı anlaşmaya da değinen Hasan Sivri’ye göre Hizbullah tarihsel olarak hesabı yapılmış taktiklerle ve derin bir tecrübeyle hamleler yapıyor ve bu anlaşmayı buradan okumak gerekli. Bu anlaşmayı karşıt cephedekilerin çatlakları derinleştirmek için kullandığına dikkat çeken Sivri, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Hizbullah’ın IŞİD ile yaptığı anlaşma savaş süresince olduğu gibi hem medyadan hem politik taraflardan çatlakları derinleştirmeye yönelik hamlelerle aktarıldı ve değerlendirildi. Türkiye, Türk İhvancılar, özellikle Rusya-İran çatlağını büyütme ve fitne tohumları ekme niyetindeler. Belirli tartışmalar söz konusu ve şimdiye kadar belirgileşmiş değil. Buna dair tartışmalar şu anda Arap medyasında da dönüyor. İbadi-Maliki arasında da bununla ilgili bir çatlak, sertleşme söz konusu. Dolayısıyla bunun hesabının yapılmış olduğunu, özellikle ABD’nin bu çatlağı korumaya yönelik helikopterin eşlik ettiği operasyonlarıyla bunu büyüttüğünü düşünüyorum. Fakat bunu birbirine ihtiyacı olan, özellikle aynı eksende hala IŞİD’e karşı beraber mücadele eden gruplar arasında çok daha önemsendiğini düşünüyorum. Medyanın da bunu şişirmesi söz konusu. Nihayetinde bölgede Suriye’nin batısından Irak’ın doğusuna kadar beraber hareket eden, beraber operasyonlara katılan ve tamamen koordinasyon içerisinde olan gruplardan, politik hatlardan söz ediyoruz. Dolayısıyla bu küçük ittifak ya da IŞİD’i Lübnan’dan çıkaran anlaşmanın çok fazla bir önemi olduğunu düşünmüyorum bu taraflar açısından.”

    ‘SURİYE İKİNCİ FIRAT KALKANI’NA İZİN VERMEZ’

    Türkiye basınında son dönemlerde sıklıkla yer alan Deyr ez Zor sonrasında İdlib’e operasyon iddialarının Türkiye’nin Suriye’deki sıkışmışlığının bir göstergesi olduğunu ifade eden Sivri, Suriye yönetiminin ikinci bir Fırat Kalkanı Harekâtı’na izin vermeyeceğini ve savaşın son sahnesinin İdlib olacağını belirtti: “Özellikle Suriye’nin böyle bir operasyona Fırat kalkanı Harekâtı’ndan sonra izin vereceğini düşünmüyorum. Fırat Kalkanı’nın hala yanlış olduğunu çok sert bir şekilde dile getirenler var. Dolayısıyla İdlib’de Türkiye’nin daha önce Musul, Tel Abyad, El Bab, Rakka için sıkışmışlığın göstergesi olarak sundukları ve hiçbir gerçekliği olmayan senaryolar olduklarını düşünüyorum. Elbette şu an İdlib konuşulmuyor ve askeri olarak Deyr ez Zor’un artık bittiğini söyleyebiliriz. Bu durum müzakereleri mutlaka etkileyecektir. Sahadaki durum da İdlib’i etkileyecektir. İdlib’deki savaş için final diyebiliriz ve herkes burada yer edinmeye çalışacak. YPG önünde bir tampon bölge oluşturmak isteyen Türkiye için müzakerelerde yer almak kaçınılmaz olarak gerekiyor, dolayısıyla bu sıkışmışlığı gösteren senaryolar ortaya atılıyor ama bunun İran ve Suriye’de karşılığı yok gibi gözüküyor.”

    İlgili konular:

    Suriye ordusu Deyr ez Zor'da IŞİD'le çatışmalara devam ediyor
    IŞİD'in Deyr ez Zor'daki kalesinin gizemleri ortaya çıktı
    Rusya: Deyr ez Zor'daki IŞİD mevzilerinde Rusya ve BDT ülkelerinden militanlar vardı
    Etiketler:
    Fırat Kalkanı Harekatı, Suriye ordusu, Hizbullah, IŞİD, General İsam Zahreddin, Deyr ez Zor, İdlib, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın