04:47 19 Ekim 2017
Ankara+ 5°C
İstanbul+ 15°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'Türkiye'nin IKBY politikası, Türkmenlerin aleyhine'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 92522

    Rebwar Kerim, Kerkük hatta Erbil’in merkezinin Türkmenlerin olmasına kimsenin itirazı bulunmadığını söylerken, “Onlar hiç katledilmedi” dedi. Türkiye politikalarının Türkmenlerin aleyhine olduğunu söyleyen Kerim, Kürtlerin toprak talebinden asla vazgeçmeyeceklerini belirtti. Kerim’e göre, Rusya’nın tutumu ABD’den daha olumlu.

    Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde 25 Eylül’de yapılacak bağımsızlık referandumu yaklaşırken, gözler bir son dakika ertelemesi için Erbil’e çevrilmiş durumda. ABD yönetimi referanduma karşı tutumun usertleştirirken, Türkiye ve İran da giderek daha sert tutum takınıyorlar. Ancak Mesut Barzani yönetimindeki IKBY’den referandumu düzenleme kararlılığına dair açıklamalar geliyor. 25 Eylül öncesinde son durumu ve ABD ve Rusya Federasyonu gibi büyük güçler ile bölge güçlerinin tepkilerinin IKBY’de nasıl ele alındığını, Erbil’den gazeteci, yazar Rebwar Kerim ile konuştuk.

    ‘KİMSE IRAK MERKEZİ YÖNETİMİNİ ELEŞTİRMİYOR’

    Rebwar Kerim’e göre, IKBY’de 25 Eylül’de düzenlenecek bağımsızlık referandumu ile ilgili son dönemlerde bütün şimşekler Barzani yönetiminin üzerinde ancak, Irak merkezi hükümetine kimse eleştiride bulunmuyor. Kerim, ABD’nin 2003’teki işgalinin ardından yazdırılan anayasa ile oluşturulan ortaklığın ise çok uzun süredir sorunlar taşıdığına dikkat çekti:

    “Bütün şimşekler Kürdistan yönetiminin ve Sayın Barzani’nin üstünde. Herkes bu referandumun iptalini istiyor ama ortada baştan beri Sayın Barzani’nin söylediği bir laf var: ‘Bu referandumu bağımsızlık için yapıyoruz ve bu bizi bağımsızlığa götüren bir mekanizmadır. Uluslararası destekli veya garantörlük konusunda eğer bu mekanizmanın alternatifi varsa ve 10 yıl, 15 yıl değil bir veya iki yıl içerisinde bizi bu sürece götürürse biz bu referandumdan vazgeçeriz ve amacımıza ulaşmış oluruz’. Ama şu an tabloyu gördüğümüzde iki nedenle gerçekten biz de şaşırıyoruz, hatta bütün Kürdistan halkı ve siyasi liderler de şaşkınlar. Çünkü bütün Avrupa ülkeleri, bütün insan haklarını savunan, demokratik olduklarını savunan ülkeler referandumun iptalinden bahsediyor ve bu çok saçma geliyor. Demokratik ve insan hakları değerlerini savunan ülkeler referanduma karşılar fakat daha bağımsızlık ilan edilmemiş ki. Sadece referandum isteniyor. İkincisi, bütün baskılar Kürdistan yönetimi üzerindedir. Hiç kimse Irak’tan bahsetmiyor, Şii rejimden bahsetmiyor. Bu 12 yıl içerisinde, 14 yıl içerisinde bunlar iktidardayken bu millete ne yaptılar, ne ettiler? Bağdat Kürdistan’ın bütçeden payını üç yıldır tek taraflı olarak kesmiş ve vermiyor. 2014’te uluslararası garantörlerle BM, Amerika ve İngiltere ile Süleymaniye’de Abadi yönetimini iktidara getiren bir anlaşma var. Orada imzalar atıldı ve bu anlaşmaya göre bütçe geri gelecek, petrol ve doğalgaz meselesi halledilecek bir veya iki yıl içerisinde. Şu an Irak yönetiminde Kürt bir tane bakan, bir tane cumhurbaşkanı kaldı, hele ki milletvekilleri onları da kovacaklar. 2005’te bir anlaşma yapıldı ve bu anlaşmaya göre petrol çıkarılan bölgeler Kürdistan hükümeti denetiminde olacak ama satışı Irak hükümeti tarafından yapılıyor. Irak, defalarca Kürdistan yönetimiyle bu anlaşmalara girdi. Maalesef Kürdistan’ın iki ay üst üste bütün petrol satışı Irak’a verildi, Irak beş kuruş para göndermedi. Daha da krizi derinleştirdi. Buraya beş kuruş para ödemedi, “paramız yok” dedi. Ondan sonra Kürdistan’ı tek taraflı petrol satmakla suçluyorlar. Ama bunu da görmüyorlar. Şubat ayında Sayın Maliki, 2004’te bütçeyi kesti, Kürdistan hükümeti Mayıs ayında petrol satmaya başladı. Yani iki ay geçti, ondan sonra ve bütün partiler son çare olarak bu kararı aldılar.”

    ‘KÜRTLER TOPRAK TALEPLERİNDEN VAZGEÇMEZ’

    Kürtlerin toprak taleplerinde vazgeçmeyeceklerini ve bunun kendileri açısından tarihsel önemi olduğunu belirten Kerim, Kerkük bölgesinin sahip olduğu doğal kaynaklar sebebiyle geçmişten beri sorunlu bir bölge olduğunu söyledi. Kerim, Türkiye ile İran tepki vermeden önce Bağdat’ın Kürtlerin bağımsızlığa daha sıcak baktığını iddia etti:

    “1960 yılından itibaren başlayan bir Kürt devrimi var. Mustafa Barzani 1970’te Irak hükümetiyle anlaştı ama anlaşma beş yıl sonra bozuldu çünkü ortada Kerkük meselesi vardı. Bu belirsizliği hep korudu ve ondan sonra, 1991 ayaklanması sonrası bir süreç başladı. O süreç de Kerkük sorunu yüzünden hüsrana uğradı. Geçici anayasa 58. maddeyle Şiilerle bir anlaşma yapıldı ve bir madde olarak anayasaya girdi. Daimi anayasada 140. Madde olarak konuldu ama hiçbir zaman uygulanmadı. DAEŞ (IŞİD) buraya geldiğinde, Irak ordusu bölgeyi DAEŞ’e bırakmak istedi, Musul gibi bir bölge yaratmak istedi ama peşmerge orayı korudu. Zamanında 2000’li yıllarda Saddam Hüseyin ile bu açık bir şekilde yazıldı ve Saddam şunu dedi; ‘Süleymaniye, Erbil ve Duhok’u yani bu üç şehri istiyorlarsa yarın bağımsızlığı ilan etsinler ben devlet olarak o bağımsızlığı tanıyacağım’. Yani şu an nasıl Türkiye Kıbrıs’tan vazgeçmiyor, Filistinliler Kudüs’ten vazgeçmiyorsa Kürtler de toprak meselesinden vazgeçmiyor. Bu toprak meselesi tarihi bir meseledir, o kadar kolay değil. Ama şu haliyle Irak baştan beri çok ılımlı bakıyordu. Hatta Sayın İbrahim Caferi bir buçuk ay önce Erbildeydi ve ‘Referandumu yapın. Bu çok medeni, çok demokratik bir hak, karşı değiliz’ dedi. Ta ki, İran, Türkiye, dünya ülkeleri buna karşı çıkmaya başlayınca, Irak’ın pozisyonu tamamen değişti. Hatta şu anda uluslararası taraftan gelen herhangi bir öneriyi de kabul etmiyor Irak yönetimi ve diyor ki; ‘Biz hiçbir şekilde uluslar arası bir şeyi kabul etmiyoruz, sadece anayasa var. Başka hiçbir şey yok. Anayasa içerisinde görüşmek istiyorsanız varız. Referandumu derhal iptal etmeniz gerek.’”

    ‘KERKÜK HATTA ERBİL’İN MERKEZİ TÜRKMENLERİNDİ, KİMSE İNKAR ETMEDİ, KİMSE KATLİAM YAPMADI’

    Türkmenler ile Kürtlerin uzun zamandır birlikte yaşadığına ve Saddam döneminde zulme uğradıklarını anlatan Kerim, Türkiye’nin Türkmenlerle ilgili politikalarının Türkmenlerin çıkarlarını korumadığını ve Türkmenlerin sert bir mezhep savaşının ortasında kaldığını ifade etti:

    “Sadece Kerkük’ün merkezinde değil Erbil’in merkezindeki eski evler, eski saraylar hepsi Türkmenlerin ve hiç kimse bunu inkâr etmiyor. Biz bu toplulukla Kürdistan halkı olarak yıllar yılı birlikte yaşıyoruz. Bugüne kadar bir tane Türkmen gösterin Kürtler tarafından Türkmenliğinden dolayı ya da inancından dolayı katledilmiş ya da evinden, köyünden, yerinden edilmiş olsun. Tabi bir zulüm var Kerkük’te o zulüm Saddam Hüseyin’den kalan bir şeydir maalesef.  Türkmenler hiç bir zaman Kerkük’te Kürtlerle işbirliği yapmadılar. Türkmenler şu an Kürdistan’ın en zengin insanları zaten ve ekonomi çarkını çeviren bütün zengin aileler Türkmen burada. Yani bunu herkes biliyor. Kerkük meselesine gelince, Sayın Barzani’nin söylediği federal bir yapı ilan edilecek, eğer bir devlet olursa tek başına federal bir parlamentosu olacak, başbakanı olacak.  Süleymaniye aynı şekilde, her yer aynı şekilde. Bundan daha fazlasını ben zannetmiyorum. İkincisi Türkiye bu politikasıyla asla ve asla Türkmenlere hizmet etmiyor çünkü şu an Türkmenler, Şii bölgesinde kalan yer ve kimliklerini kaybediyorlar. Çok çetin ve acımasız bir mezhep savaşı içerisindeler ve şu an kimliğini inkâr eden Türkmenler var.”

    ‘RUSYA’NIN REFERANDUM KONUSUNDA KÜRTLERİ DESTEKLİYOR’

    Rusya’nın bölgeyi tanıyan bir güç olarak referanduma destek verdiğini ve bu politikalarının ABD’den daha gerçekçi olduğunu belirten Kerim, Türkiye’nin son dönemdeki Irak politikalarının son 10 yıllık periyottan daha farklı olduğuna ve bu dönüşümün 1990’lı yılları hatırlattığına dikkat çekti:

    “Rusya’nın referandum ile ilgili tutumu bütün ülkelerden çok daha iyi. Biz RUDAW televizyonu olarak Sayın Dışişleri Bakanıyla bir iki ay önce bir röportaj yaptık ve orada kendileri referandumun sıkıntı yaratmayacağını, referandum sonrası sürece destek olacaklarını ve Kürdistan ile Bağdat arasında barışçıl bir ayrılık istediklerini belirtti. Suriye ve Rusya bu süreci desteklemek istiyor. Referanduma bir hafta kala bütün şimşekler Kürdistan’ın üzerinde olan bir dönemde Rusya’nın en büyük doğalgaz şirketi Rosneft, referandum sonrasında 3 milyar dolar yatırım yapacağını açıkladı ve Kürdistan yönetimiyle anlaşma imzaladı. Bu büyük bir psikolojik moraldi ve Rusya’nın tutumunu bundan aşağı yukarı anlıyoruz. Rusların bu yöndeki politikaları çok gerçekçi çünkü Rusya bu bölgeyi çok iyi tanıyor. Buranın geleceğinin ne olacağını, nereye gittiğini iyi okuyor. Amerikalılar hala şaşkın, bir gün asker getiriyorlar, öbür gün çıkarıyorlar. Amerika’nın 2003’ten beri izlediği politika kafa karıştırıcıdır yani, hakikaten belli bir tutumu yok. Türkiye’nin en azından son on yılda periyodik olarak buraya bakışı farklıydı, değişmişti ama İran tekrar ortaya çıkınca her şey eskiye geri dönüyor, sanki 90’lı yıllara geri dönüyoruz.”

    ‘KÜRDİSTAN’A ASKERİ MÜDAHALE İMKANSIZ’

    Referanduma tepki gösteren İran ve Türkiye’nin IKBY’ye olası askeri harekâtını değerlendiren Kerim, bu ihtimalin güçlü olmadığını fakat ekonomik ve siyasi yaptırımların gelebileceğini belirtti. Türkiye ve İran başta olmak üzere, diğer ülkelerin de bağımsızlık referandumunu uzun süre çok ciddiye almadıklarına dikkat çeken Kerim, bağımsızlık sürecinin çok iyi idare edilmesi gerektiğini aksi takdirde bölgede kaos olabileceğini belirtti:

    “Bu dönemde Kürdistan’a askeri müdahale mümkün değil, imkânsız çünkü uluslararası toplum bunu kabul etmiyor. Yani biz öyle bir çılgınlık yapmamışız ve kimsenin toprak bütünlüğüne zarar vermemişiz. Komşu ülkeler olarak Türkiye ve İran’a öyle bir saldırı yok ki böyle bir müdahalede bulunsunlar ve kesinlikle insanlar burada ondan kaygılanmıyorlar. Bunun dışında mesela burada konsoloslukları kapatmak, vizeleri kaldırmak, uçak seferlerini sekteye uğratmak, geçici olarak hava sahasını kapatmak gibi ekonomik ya da siyasi yaptırımlar olabilir ama dünyanın sonu değil. Başta İran ve Türkiye başta olmak üzere diğer ülkeler bu konuyu ciddiye almadılar. Referandum meselesi ortaya çıkınca ‘İç dengeler müsait değil’ dediler. Hakikaten çok büyük bir siyasi krizimiz vardı iki yıldır içeride. Kutuplaşmış partiler vardı, bir araya gelmiyorlardı, parlamento toplanmıyordu. İran, ‘Herhalde bu gitmez’ dedi. Türkiye de çok önemsemedi ama son günlere doğru her şey bambaşka oldu. Kürt iç meselesi baya ilerledi, kriz ortadan kalktı, KDP destekledi. Yani İran’ın desteklediği partiler İran’a yüz çevirdiler. Bunu hazmedemediler. Referandum kararı büyük çoğunlukla, parlamentoda alındı. Bu süreç 26’sında başlıyor ve bu süreci iyi idare etmezlerse bölgeyi felakete sokabilir. Şu an referandumdan bahsediyoruz ve bağımsızlık var. Herkes bunun farkında çünkü hiçbir zaman Irak’ın toprak bütünlüğü yoktu. 91’den bu yana biz buradaydık ve Saddam diğer taraftaydı. 2003’ten beri defactolar var ve bu defactolara ne kadar erken müdahale edilirse, ne kadar erken ilişki, bağlantı kurulursa çok daha verimli, çok daha sağlıklı olacak yoksa kaosa yol açabilir.”

    İlgili konular:

    IKBY: Irak parlamentosu referandumu iptal edemeyecek
    ABD: IKBY'nin düzenlemeyi planladığı referanduma sert bir şekilde karşı çıkıyoruz
    ​Türkiye, Irak ve İran'dan IKBY referandumuna karşı ortak bildiri
    IKBY'de referandum heyecanı: 'Yıllardır bekliyoruz, yüzde 90 'evet' çıkacak'
    IKBY: İran ve Türkiye'nin, sınırlarında yeni bir devletin oluşmasına saygı duymasını umuyoruz
    TBMM olağanüstü toplanıyor: Gündem IKBY'deki bağımsızlık referandumu
    Etiketler:
    Rebwar Kerim, Ceyda Karan, IKBY, Türkiye, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın