21:49 16 Aralık 2017
Ankara+ 3°C
İstanbul+ 16°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'AB ile köprüleri ilk Türkiye atacak'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Faruk Şen’e göre AB, Türkiye’nin üyeliğine karşı hiçbir zaman samimi olmadı ve ilişkilerin en iyi olduğu dönemde bile sadece bir fasıl açıldı. Şen, “AB ile köprüleri ilk Türkiye atacaktır” öngörüsünde bulundu.

    Almanya'da genel seçimler sonrası dikkatler Başbakan Angela Merkel'in kuracağı yeni koalisyonla birlikte Türkiye ile ilişkilerde izleyeceği rotaya çevrildi. Merkel'in Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) ve Bavyaralı ortakları CSU'nun yanı sıra büyük koalisyonun ortağı Sosyal Demokrat parti de büyük ölçüde kan kaybederken, radikal sağcı Almanya için Alternatif'in elde ettiği başarının Alman siyasetini nasıl etkileyeceği merak konusu. Ana akım partilerin AfD'nin etkisiyle sağa yönelmesi beklenirken, Türkiye tartışmalarının yankıları da sürüyor.

    Merkel'in dördüncü dönemindeki Almanya ve Türkiye ile ilişkilerini Türkiye Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı Başkanı Faruk Şen ile konuştuk.

    ‘AfD EKİBİ ELİTİST IRKÇILAR'

    Faruk Şen, Almanya'da 1948'den beri ilk defa Federal Meclis'e aşırı sağcı bir partinin girdiğini anlatırken, AfD'nin diğer aşırı sağcı neo-nazi hareketten farkını ekibinin eğitimli, elit bir kadrosu olarak çizdi. Şen'e göre elde edilen sonuçlarda Alman Sosyal Demokratların fırsatçı politikalarla seçmeni küstürmesinin de etkisi oldu:

    "Geçtiğimiz 2013 seçimlerinde AfD'nin aldığı oy oranı 4, 7 idi fakat daha sonra üç eyalet seçiminde de yüzde 5 sınırını aşarak Eyalet Meclis'lerine girdiler ve Federal Meclis'e girişin ayak seslerini verdiler. AfD'ye baktığımızda, bunlar diğer aşırı sağ partilere benzemiyorlar. Nasyonal sosyalistler ve diğerleri hepimizin bildiği gibi baldırı çıplak, sokakta Türklere ve yabancılarla saldıran bir gruptu. Bunlar ise öyle değiller ve daha elitist ırkçılar. AfD'nin içinde doktor, gazeteci, öğretmen var ve bunlar daha derine inen bir kadro. Hristiyan demokratların bıraktığı boşluktan faydalanarak, aşırı sağ bir parti olarak parlamentoya girdiler. Bunların yükseleceğini iki yıl evvel görebiliyorduk. Merkel iki yıl önce çok hümanist bir çıkış yaparak. ‘Biz Türkiye üzerinden 1 milyon Suriyeli mülteci alır, 10 milyar euro da para ayırabiliriz' dedi. Bundan sonra Almanya'da Sosyal Demokratlar ile büyük bir kopuş başladı. Bu kopuşa rağmen Merkel'in yüzde 33,4'lük bir oy alması büyük bir başarıdır zira Almanya tarihinde ilk defa bir başbakan dördüncü kez iş başına geliyor. Avrupa'da da bunun benzeri bildiğim kadarıyla yok. Bundan sonra AfD çalışmalarını hızlandıracak. Şu anda Almanya'da ekonomik kriz yok ama büyük bir yabancı düşmanlığı, İslam düşmanlığı ve son zamanlarda bütün partilerin katkıda bulunduğu bir Türk düşmanlığı var. AfD'nin bunlardan yararlanarak, bir dahaki seçimlere kadar oy alanını daha da arttıracağını düşünüyorum. Sağa kayan bir Almanya ile karşı karşıyayız. Alman Sosyal Demokratlar iki seçim önce yüzde 40 kadar oy alıyordu oysa şimdi yarı yarıya düştüler. Sosyal Demokratların lideri Schulz çok fırsatçı bir politika izleyerek, Türk düşmanlığını öne çıkartarak oy alacağını zannetti. Fakat bir şeyin hakikisi varken taklidine kimse oy vermez."

    ‘MECLİSE GİREN ALTI PARTİ DE TÜRKİYE KARŞITI'

    Sosyal Demokrat Parti'ye geçmişte Türk kökenlilerin verdiği oy oranının çok yüksek olduğunu fakat bu oranın Türkiye karşıtı politikaları sebebiyle giderek düştüğünü belirten Şen, Meclis'e giren bütün partilerin Türkiye karşıtı olduğuna dikkat çekti:

    "1987 yılında çalıştığım kurumda, Alman vatandaşlığına geçen Türkler hangi partiye oy verirler diye bir araştırma yaptığımda, yüzde 87'si Sosyal demokratlara oy vereceğini söylüyordu. 2013'te yaptığımız son araştırmada bu oran yüzde 54'e düştü ve son olarak bundan dört hafta önce yaptığımız araştırmaya göre Alman Sosyal Demokratların oy oranı yüzde 45'lere kadar düşmüştü. Bunda özellikle Martin Schulz'ün ama Alman Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel'in de Merkel ile yarışır gibi yaptığı Türkiye karşıtlığı önemli rol oynadı. Hatta bir adım daha ileri giderek Schulz, Türkiye düşmanlığında Merkel'i geçti. Acaba bizim bunda nasıl bir katkımız var? diye sormak gerekiyor. Almanya'nın yumuşak karnı Nazi söylemleridir ve çok fazla Nazizm ile bir araya getirdik Almanya ismini ve böyle saldırılar yaptık. Almanlar bunun yeterince dinmesini bekledi ve böyle olmayınca ekonomik ve politik yaptırımlara girişti. Her yaptırımla da kendi seçmenlerinden puan aldılar. Cumhurbaşkanımız ‘Almanya'da Türkiye karşıtı partilere oy vermeyin' diyerek bir çağrı yapmıştı ama Alman parlamentosuna giren Yeşiller, Hristiyan Demokratlar, Sosyal demokratlar, Sol Parti, Hür Demokrat Parti ve AfD'nin hepsi Türkiye karşıtı partiler haline geldiler. Türkiye karşıtı olmak bu politikacılara puan getiren bir durum haline geldi. Bu açıdan elbette biz de biraz zemin hazırladık fakat Almanya burada Türkiye'ye çok fazla saldırdı. Bunlar da olumsuz gelişmelerdir."

    ‘AfD POLİTİKALARI TÜRKİYE'YE GÖÇÜ HIZLANDIRACAK'

    Türkiye'de görece ekonomik olarak refah bir dönem yaşandığını ve Türkiye'ye göç eden Alman sayısında artış olduğuna fakat son dönemlerde bu insanların Almanya'ya geri döndüğüne dikkat çeken Şen'e göre Meclis'e giren AfD Türklerin üzerindeki baskıyı arttıracak ve Türkiye'ye göçler hızlanacak:

    "Türk Avrupa Eğitim ve Bilimsel Araştırmalar Vakfı'nın son tespitlerine göre Almanya'da 3 milyon 200 bin Türk kökenli göçmen yaşıyor. Bunların takriben bir buçuk milyon kadarı, Alman vatandaşlığını aldı ama aynı zamanda çifte vatandaş olan da çok fazla ve bunlarda bir korku başladı. 2006-2012 yılları arasında Türkiye'de ekonomi düzelmişti ve Almanya'da artan aşırı sağ, ırkçılık ve Türk düşmanlığı 253 bin kaliteli Türkün geri dönüşünü beraberinde geri getirdi. Bunu o zamanlar Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'na bildirmiştik fakat maalesef böyle kurumlar Türkiye'de ciddi çalışmıyor. Şimdi bunlar Türkiye'den soğuyarak Almanya'ya geri döndüler fakat bu seçim sonuçlarından sonra Almanya'daki Türk STK'ları ile yaptığım görüşmelerde, artık Türklerin yavaş yavaş Almanya'dan kesin dönüşleri başlarsa şaşırmamalıyız. Zira AfD ve özellikle İç Eyalet Parlamentosunda yer alan bunların parlamenterleri söylemlerini daha da arttırıp, basını etkileyecekler ve Almanya'daki Türklerin konumu güçleşecektir."

    'MECLİS'E GİREN HİÇBİR PARTİ TÜRKİYE YANLISI POLİTİKA ÜRETMEYECEK'

    Almanya'da Meclis'e giren partilerin hiçbirinin Türkiye yanlısı politika üretmeyeceğine ve Almanya'nın Ekim'de Türkiye aleyhinde karar aldırabileceğine dikkat çeken Şen, Türkiye'nin AB üyeliği konusunda köprüyü atacak taraf olacağını ifade etti:

    "Hristiyan Demokrat ve Sosyal Demokrat iktidar Türkiye'ye soğuk bakıyordu ama yine de Sosyal Demokratlarda sağduyulu bir yapı vardı. Şu anda Sosyal Demokratlar koalisyon hükümetine girmedikleri için, Hür Demokrat ve Yeşiller ile Merkel bir ittifak yapacak. Hür Demokratların başındaki Lindner, ırkçılığa kaçan ve Almanya'da şaibeli olan bir siyasetçidir. Alman Devleti'nin kredilerini kullanıp, geri vermemiştir, korkunç bir Türkiye düşmanıdır ve büyük olasılıkla Almanya'da Dışişleri Bakanı olacaktır. Yeşillere bakarsak, Cem Özdemir politikasını sadece Türkiye'ye yönlendirmiştir. Bu açıdan kurulacak yeni hükümet çok uzun süre olmayacaktır çünkü Hür Demokratlar ve Yeşiller'in aynı çatı altında uzun zaman kalmalarını beklemek güç fakat bu üçlü koalisyon Türkiye'nin üzerine çok daha fazla gidecektir. Almanya'da hem Merkel hem de Schulz Türkiye ile ilişkilerin kesilmesini dile getirdi. Almaya ile hep aynı dili konuşan Fransa ve Macron ise buna ‘dur' dedi. Daha sonra İtalya, İspanya, Portekiz, Doğu Avrupa ülkeleri hatta Yunanistan ve Güney Kıbrıs bile buna ‘hayır' dedi. Almanya 17 Ekim'e kadar büyük baskılar yaparak, 16 ülkenin onayıyla ve büyük bir çoğunlukla ‘Türkiye ile ilişkileri dondurma kararı' çıkarabilir. Bu kararı çıkardığı takdirde, bu kararın tekrar bozulması için 28 ülkenin onay vermesi lazım. Zaten artık Türkiye ile AB ilişkilerinin bittiğini söylemek lazım. İki taraf da birbiriyle ilişkileri kesti ama yüzükleri henüz atmadılar. Bu gidişle yüzüğü Türkiye atacak gibi duruyor çünkü AB Türkiye'yi çok oyaladı, çok kazık attı. Erdoğan'a bu kadar çok saldıran AB ülkeleri, 2002'den 2013'e kadar şimdiki Cumhurbaşkanı'nı yere göğe sığdıramıyorlardı fakat bu arada da buna rağmen bir üyelik statüsü vermeyi düşünmediler. Buna da artık Türkiye vakıftır ve bu ilişkiler de yavaş yavaş böyle bitiyor."

    ‘İLİŞKİLER ÇOK İYİYKEN BİLE SADECE BİR FASIL AÇILMIŞTI'

    İlişkilerin en alt düzeye inmesinin, Avrupa ile ilişkileri tamamen kestiğimiz anlamına gelmediğini fakat AB'nin Türkiye'ye verdiği hiçbir sözü yerine getirmediğini belirten Şen, AB'nin Türkiye'yi oyaladığını ve ilişkilerin iyi olduğu dönemde bile sadece bir fasıl açıldığını vurguladı:

    "Yedi yıllık süreç için 4,4 milyar euro öngörmüşlerdi fakat şimdiye kadar 200 milyon euro ödediler. 2016-17 yılları için Suriyeli mülteciler konusunda iki kere üç milyar euro vereceklerdi, onu da vermediler. Tüm bu olaylara bakarsak, AB Türkiye'ye hakikaten kazık attı. Öte yandan Kopenhag Kriterleri 1990'ların başından beri var ve bunlar Almanya'da göçmenlere karşı, Macaristan'da ve Yunanistan'da azınlıklara karşı uygulanmadı. Kıbrıs'ın tam üyeliğinde uygulanmadı ve bu kriterler AB'nin Türkiye'ye dikte etmek istediği şeylerdir ve kendi ülkelerinde uygulanmıyor. Türkiye bu kriterleri tamamen yerine getirse bile, almayı düşünmüyorlardı. Türkiye'nin AB ilişkileri gelişecekse, Ankara'nın kriterlerini masaya koymasını bekliyorum, hatta bunda geç bile kaldık. 15 Temmuz 2016'ya kadar bir darbe teşebbüsü yoktu ve o zamana kadar da AB, Türkiye ile son üç yılda sadece bir fasıl açtı. Bu bakımdan ‘Türkiye demokrasi kurallarına uymadığı için görüşmeleri kesiyoruz' söylemi daha çok bahane gibi gözüküyor. 2002- 2013 yılları arasında Erdoğan'ı eller üzerinde taşıdıkları zaman diliminde de açılan ve kapatılan fasıl bir tanedir."

    ‘MERKEL İLE PUTİN ARASINDA BUZLAR ERİYOR'

    Almanya ve Rusya arasındaki ilişkilere de değinen Şen, "Merkel ve Putin arasında eskiden var olan buzlar artık yavaş yavaş eriyor. Zira Trump özellikle Almanya'ya karşı çok sert bir politika uyguluyor. Almanya ile birlikte AB ülkeleri tarihsel bir hata yaptı ve ABD seçimlerinde kartlarını çok açık bir biçimde Clinton lehinde açtılar ve Trump bunu affetmiyor. Trump iktidarda olduğu sürece, Almanya-ABD ilişkilerinde çok büyük bir düzelme beklemiyorum" dedi.

    Son olarak Türkiye'ye karşı AB gerçekten samimi olsaydı, 2005'te Hırvatistan'a davrandıkları gibi davranacaklarını ifade eden Şen, "Elbette Türkiye'de gazetecilere baskıyı biliyoruz, OHAL uygulamalarını biliyoruz, suçsuz yere adamların atıldığını biliyoruz ama bunların hepsi son bir yıllık olaylardır ve bundan önce neredeydiler bide sormak gerekli" dedi.

    Etiketler:
    Avrupa Birliği, Almanya, Avrupa, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın