21:50 16 Aralık 2017
Ankara+ 3°C
İstanbul+ 16°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'Yeni içeriklerle, yeni bir ayrılıkçılık yükseliyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Elçin Aktoprak’a göre mali krizden beri AB’de egemenlikleri özerklik yahut kültürel haklarla tanımlı ulusların ayrılıkçılığı yükselişte. İnsan hakları, sosyal adalet ve müzakereci demokrasi ile ‘farklı ulus devlet kurma’ iddiasını aktaran Aktoprak, içinde bölünmeler yaratacağından AB'nin Katalanları destekleyemeyeceğini savunuyor.

    İspanya'nın özerk Katalonya Bölgesi ile Irak'taki özerk Kürdistan Bölgesindeki bağımsızlık referandumları dünya çapında ayrılıkçılık talepleri ve yeni ulus devlet kurma girişimlerini gündeme taşıdı. Avrupa Birliği, Katalonya'nın bağımsızlık referandumunu ve ayrı devlet olarak birliğe katılma taleplerini kabul etmiyor. Liberal Batı dünyası da bu tür hareketlerin gidişatı etkileme potansiyellerini tartışıyor. Gelişmeleri bu konuda çalışmalarıyla tanınan akademisyen Dr. Elçin Aktoprak ile konuştuk.

    ‘YENİ İÇERİKLERLE YÜKSELEN AYRILIKÇI TALEPLER'

    Elçin Aktoprak'e göre var olan ulusal kimlik, milliyetçilik ve bağımsızlık talepleri son dönemlerde ayrılmak ve kendi devletini kurmak isteyen çevre bölgeler üzerinden yeni bir içerik ile yeniden yükselişte. Bu söylemlerle birlikte yeni kavramların gündeme geldiğini belirten Aktoprak, dünya çapında tartışmaları şu sözlerle özetledi:

    "Batı'nın genelinde mali krizden alırsak 2008'den beri, özellikle AB bölgesi üzerinden yeniden yükselen devletçilik, otoriterlik devlet karşıtı milliyetçi hareketlerde veya egemenliği yeniden yorumlayan milliyetçi hareketlerde de kendi devletini kurma arayışlarını beraberinde getirdi. Katalanlar özelinde vurgulayabileceğim ayrışma şurada; Katalanlar son dönemlerde artan bütün bu ayrılma talepleri içinde bu vurguyu en çok yapan hareketlerden birisidir. Kendi kuracakları devletin daha farklı bir devlet olacağı vurgusu özellikle son üç ya da dört senede artarak karşımıza çıkıyor. Bunun teorik olarak elbette tartışmaları da yapılıyor. ‘Özgürleştirici milliyetçilik' gibi yeni kavramlar kullanılıyor. ‘Aslında öyle bir ulus tahayyül ediyoruz ki, insan hakları, sosyal adalet, hukuk düzeni, müzakereci demokrasi gibi aydınlanmanın eleştirilen ve tamamlanması gereken gerçek bir demokrasiyi yaratacağız' vaadiyle karşımıza çıkıyorlar. Dolayısıyla İskoçya'da da bu vardı ve göçmenleri de dâhil eden bir yeni ulus tahayyülü karşımıza çıkarıyorlar. Burada şöyle bir ikilem ortaya çıkıyor; bu tahayyülü hayata geçirmek için ‘eski' devlet ile sorunu çözmek meselesi ortaya çıkıyor ve bu da başka sol hareketlerde veya kendi içlerindeki tartışmayı çeşitlendiriyor."

    ‘MÜZAKEREYİ REDDEDEN PUIGDEMONT ŞİMDİ AB ARACI OLSUN DİYOR, ÇÜNKÜ…'

    Ayrılıkçı hareketleri hem Katalanlar hem de Kürtlerin ayrı devlet kurma talepleri bağlamında değerlendiren Aktoprak, yeni kurulacak devletin ezen-ezilen ilişkisini eskisinden farklı olarak nasıl kuracağının hiçbir garantisi bulunmadığını vurguladı:

    "Kürt hareketi ve bütün dört coğrafya üzerinden baktığımızda, ezilen milliyetçiliği sadece Irak üzerinden değil, dört ülke üzerinden biçimlendirip kullanıyor. Dolayısıyla Soğuk Savaş döneminde çok yaşanan, ‘Ezilenler kendi devletlerini kurduktan sonra ezerler' sözlemine karşı —ki Katalanlar çok zengin olsa da, orada da sömürgecilik vardı- kendi devletlerini kurduktan sonra ezmeyeceklerini söylüyorlar. Bunun garantisinin kimsenin elinde olmaması da soru işaretleri yaratıyor. Katalonya'ya dönersek, oradaki tartışma özellikle Podemos, Birleşik Sol gibi gruplar kendi kaderlerini kullanmalarına karşı olmadıklarını ama aslında çok uluslu bir İspanya'dan yana olduklarını, hep beraber var olan devleti dönüştürerek kurmayı söylüyorlar. Katalonya'da ne olacağı, kimin iktidara geleceği bir sonraki İspanya seçimlerinde kimin iktidara geleceği çok önemli gündem maddeleri olarak karşımıza çıkacak. Bu tartışmalar bu sonuçlara göre de şekillenecek büyük ihtimalle. Katalonya'da bir taraftan herkesi kapsayan bir ulus tahayyül ettiklerini belirtiyorlar. Buna ek olarak polisin baskısı nedeniyle katılım çok düşük kaldı. Çıkan sonuç yüzde 90 olsa da, katılım yüzde 42 olunca, ‘karşı olanlar ne yaptı' sorusunu gündeme getiriyor. Katalan hükümetinin başındaki Puigdemont, bu sorularla karşılaşacağını bildiği için, ‘AB aracı olsun ve müzakerelere başlayalım' dedi, yoksa şimdiye kadar müzakereleri reddediyordu."

    ‘TANINMA MESELESİ KATALONYA'NIN KİLİT NOKTASI OLACAK'

    Devlet olma ve kendi kaderini tayin hakkını kullanma konusunda uluslararası hukukta var olan belirsizliğe dikkat çeken Aktoprak, Katalonya'nın devlet olması halinde İspanya ve AB tarafından tanınmaması ihtimalinin kilit nokta olacağına dikkat çekti:

    "Katalanlar konusunda Yüksek Mahkeme'nin verdiği karardaki vurgusu çok önemli. ‘Anayasa'da hiçbir zaman bizi böyle sıkıştıran bir kalıp olmamalıdır. Dolayısıyla demokrasi, elbette kendi kaderini tayin hakkı ve sonra da buna hep birlikte karar vermek önemlidir' denildi. Özellikle Katalanlar ‘Eğer demokrasi bir seçim hakkıysa, öncelik demokrasi ilkesi olmalıdır ve yasal durum buna göre yorumlanmalıdır' dediler. Dolayısıyla ‘Anayasa bir kalıp olarak karşımıza konmamalıdır' vurgusu öne çıkıyor. Fakat buna birlikte karar verme noktası söyleme alınmıyor. Burada şöyle bir çıkmaz var; bir taraftan bir devlet kurmak istiyorsunuz, bir taraftan da dünyada self determinasyon hakkı devlet kurma yönünde uygulandığı zaman bunun tanınmasının birkaç koşulu var. Uluslararası hukuk da bu bağlamda çok muğlâk söylemlere sahip. Eğer Kosova'da olduğu gibi sizi destekleyen daha güçlü ülkeler varsa, belki BM'ye üye olamazsınız ama tanınırlığınız artıyor. Ya da Güney Sudan meselesinde olduğu gibi karşılıklı yapılan ikili bir anlaşmayla yine tanınabiliyorsunuz. Fakat Katalonya'da hem İspanya tanımıyor hem AB tanımayacağını, bir daha yeniden aday ülke olarak başvuru yapması gerektiğini söyledi. Fakat bir sürü devlet kendi içlerinde de benzer sorunlar olduğu için Katalonya'yı tanımayacaktır. Bu tanımama meselesi de Katalonya için başka bir kilit nokta olacaktır çünkü Avrupa'nın ekonomik olarak en önde gelen bölgelerinden birisi."

    ‘SAĞDAN DA SOLDAN DA BAĞIMSIZLIK KARŞITI OLANLAR VAR'

    Aktoprak, Katalonya mselesinin hep sol hareket üzerinden tartışıldığını, ancak solun da kendi içinde bölünmesi gibi Katalanlar içinde bağımsızlığın destekçileri kadar karşıtları ve meselenin ekonomik boyutunu dikkate alınların bulunduğuna dikkat çekti:

    "Biz şu anda hep sol hareket üzerinden tartışıyoruz ve bu önemli bir şey çünkü farklı bir tahayyül de karşımıza getiriyorlar. Bu aynı zamanda kendi içindeki kilitlere rağmen heyecanlandırıcı bir şey de ama bir taraftan da Katalanların büyük çoğunluğunu kimin oluşturduğuna cevap veremiyoruz. Bağımsızlığı sağdan da soldan da destekleyenler var ama iki taraftan da bağımsızlık karşıtı olanlar da var. Buna ek olarak, her şeyin ötesinde istikrar arayanlar da olacaktır büyük ihtimalle. Dolayısıyla AB'nin dışına atılmış, ticaret yapamayan bir Katalonya kendi ekonomisini döndüremeyen bir Katalonya'ya dönüşürse ne olacağı sorusu başka bir kilit soru olarak karşımıza çıkar."

    ‘FAKİR İSPANYA KATALANLARIN PAZARI'

    İspanya'nın geri kalan ve ekonomik olarak zor durumda olan bölgelerinin aynı zamanda Katalonya için bir pazar olduğu anımsatıldığında zenginliğe rağmen Katalonya'nın yüklü borcuna dikkat çeken Aktoprak, Barcelona'nın kredi almak için merkezi iktidara ihtiyacı olduğunu belirtti:

    "Katalanlar ekonomik olarak refah ama yoksul olarak niteledikleri yerler bir anlamda onların pazarı. Katalanlar yüzde 25 oranında ihracatları var. bir kısmını İspanya iç pazarına, bir kısmını da AB üzerinden dağıtıyorlar ama Barselona ve Katalan bölgesi çok önemli oranda dış yatırım alıyor. Araba sanayisi, kimya sanayisi burada çok yoğun, turizm gelirleri zaten herkesin malumu ve bunların ne olacağı çok önemli çünkü son yapılan bağımsızlık tartışmalarında da belirtildiği gibi bütün bu gelişmiş ekonominin çok fazla borcu var. Katalanların ekonomik krizden sonra çok fazla borcu birikti ve kredi alabilmek için de merkezi iktidara ihtiyaçları oluyor. Dolayısıyla bu bağın nasıl kurulacağı merak konusu ve bu sebeple aracılığa başvurma meselesi biraz da bunların yeniden gündeme gelecek olmasından kaynaklanıyor büyük ihtimalle."

    ‘İYİ MİLLİYETÇİ-KÖTÜ MİLLİYETÇİ TARTIŞMASI BİLE YAPILDI'

    Avrupa'nın kendi içinde benzer sorunlarla karşılaşmamak için Katalanlara destek vermediğini belirten Aktoprak'a göre tüm bu taleper aslında neoliberal dönemin krizinden kaynaklanıyor:

    "Bugün ayrılma meselesi ‘devletsiz uluslar' olarak kabul edilmiş ama egemenlikleri gerek özerklik gerek teritoryal veya kültürel haklar üzerinden tanınmış ulusların ayrılıkçılığı üzerinden tartışılıyor. Şehirlere kalmadan ulusların bile kuracakları devletler görüyoruz. Avrupa Katalanları desteklemiyor çünkü Katalanları desteklemek demek, kendi içlerinde başka bölünmeleri getirmek demek. Fakat bunların hepsi aslında içinde yaşadığımız neoliberal dönemin krizinin çıktıları gibi geliyor çünkü bir taraftan bütün eleştirilerimize rağmen bu dönem egemenliği yeniden tartışmaya açtı. Egemenliği nasıl tanımlayabiliriz? Devlet olmadan ulus olur mu, gibi sorular ve kavramlar çok tartışıldı. Son dönemdeki tartışmalardan teorik olarak en çok rahatsız eden; ezen-ezilen ulus milliyetçiliğini kabul ediyorum ama bir süre sonra kurulacak ulusun nasıl bir devlet olacağının şimdiden tartışılması gerektiğini düşünüyorum çünkü tartışılmadığı vakit başımıza neler geldiğini biliyoruz. İkinci olarak; her ulus inşa süreci, başka bir hegemonik inşa sürecini de beraberinde getiriyor. Dolayısıyla burada yine çok fazla romantize edilmeden, konu çok dikkatlice ele alınmalı. Bu tip tartışmalar Barselona belediye başkanı üzerinden bile döndü. Bütün bu çoğulculuk vurgusu, insan hakları, demokrasi kapsayıcılık —ki tarihsel olarak Katalan milliyetçiliği daha dâhil edici bir milliyetçiliktir- gibi kavramlara rağmen, son dönemde yükselen bu tartışmalarda Barselona veya diğer bağımsızlık yanlısı olmayan partilerin belediyelerine iyi milliyetçi-kötü milliyetçi ayrımı yapılmaya başlandı. Google'da yapılan basit bir taramada, Barselona belediye başkanı daha önce oy vermeyi savunduğunu vurguladı. Bu duruşu bağımsızlık isteyen-istemeyen herkes savunuyor Katalonya'da. ‘Biz bir ulusuz ve oy verme hakkımız var' vurgusu bana göre bağımsızlıktan daha ön planda olan bir taleptir ama şu son dönemde merkezin baskısı bunu biraz değiştirebilir. Öte yandan bir süre sonra iyi Katalan-kötü Katalan ya da iyi milliyetçilik-kötü milliyetçilik ayrımından çıkılamıyor. Bütün bu yapılan siyasi propagandalar sayesinde herkes daha da ateşleniyor, hareketleniyor. Bu yüzden de belki biraz daha sakin bir şekilde değerlendirmek gerekiyor."

    ‘KATALANLARIN TARİHSEL BİRİKİMİ AYAKTA TUTACAKTIR'

    Günümüzde talepler doğrultusunda kurulacak olan devletlerin eski devletlerden daha farklı olabileceği şerhini de düşen Aktoprak, Katalanların zengin bir tarihsel geçmişleri olduğunu ve bu birikimle birlikte kendi devletlerini kurup ayakta kalmalarını daha olası olduğunu ifade etti:

    "1930'ların ulus devletleriyle günümüz ulus devletleri ve kurulacak olanlar da daha farklı dinamiklerle kurulacaktır. Özellikle Avrupa üzerinden düşündüğümüzde halk mücadelesi, Katalanlar özelinde düşündüğümüzde Katalan ulusal kültürü üzerinden müthiş bir oydaşma var hem solda hem de sağda. Hatta sol bağımsızlık talebi üzerinde daha tarihsel bir geçmişe sahip Katalanlarda. Bunun üzerinden düşündüğümüzde, elbette 1930'lardan daha farklı bir devlet kurulacaktır özellikle Avrupa'da. Milliyetçilik en nihayetinde tektipleşmeyi hedefliyor. Nerede, hangi zeminde tektipleşme olduğu tartışılabilir ama sonuçta her milliyetçilik bir tektipleşmeyi kendi içinde barındırır ideolojisinin gereği olarak. Dolayısıyla da genişletebilirsiniz, esnekleştirebilirsiniz ama iyi-kötü ayrımlarını ortadan kaldırmak çok zor oluyor. Katalanlar çok erken kapitalistleşmiş bir toplum ve buradan gelen hem burjuvazinin hem de solun güçlü olması söz konusu. İspanya'dan çok daha erken bir zamanda ulusal kimliklerine sahip olmaları bir taraftan onlara kendi devletlerini kurup idare edebileceklerine dair özgüven veriyor hem de bütün entelektüel gelişimin içinden geçtikleri için de kendilerini daha Avrupalı ve medeni olarak görüp, bu yeni ulus tahayyülünü karşımıza koyuyorlar. Bu noktada bütün provokasyonlara karşın ve belki de bu iddialarını gösterebilmek için süreci çok barışçıl götürdüler ve bunun kesinlikle takdir edilmesi gerekiyor."

    Etiketler:
    Carles Puigdemont, Katalonya, İspanya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın