04:49 19 Ekim 2017
Ankara+ 5°C
İstanbul+ 15°C
Canlı Yayın
    Eksen

    ‘IKBY’ye ortak askeri harekat uzak ihtimal’

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 654 0 0

    Bilgehan Alagöz’e göre Türkiye’nin IKBY’deki referanduma karşı duruşu ilkesel. İran ve Türkiye’nin Suriye hatalarını Irak’ta tekrarlamak istemediklerini belirten Alagöz, iki ülkenin ortak askeri harekatının ise muhtemel görmüyor. Alagöz’e göre Trump yönetiminin nükleer anlaşmayı rafa kaldırması da Türkiye-İran ilişkilerinin dinamiğini etkilemez.

    Suriye krizindeki farklı tutumları sebebiyle gerilimli bir ilişkiye sahip Türkiye ve İran, önce Rusya’nın öncülüğündeki Astana süreciyle Suriye sahasında, ardından da Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki bağımsızlık referandumu sebebiyle Irak sahasında birlik görüntüsü sergiliyor. Ortak bir ulusal güvenlik algısı sebebiyle Genelkurmay başkanları düzeyinde yapılan karşılıklı ziyaretlere, referandumun ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 4 Eylül’deki Tahran ziyareti eklendi. İki ülkenin IKBY’ye yönelik abluka kıskacı eşliğinde birlikte hareket edeceğinin işaretleri artıyor.

    Türkiye ve İran ilişkilerinin hem askeri hem de siyasi düzeyde, özellikle de IKBY’deki referandum sonrasında alabileceği biçimleri Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Araştırma Enstitüsü’nden akademisyen Bilgehan Alagöz ile konuştuk.

    ‘AYRILIKÇI HAREKETLERE KARŞI DURMAK YERLEŞİK TEAMÜL’

    Bilgehan Alagöz, Türkiye ve İran ilişkilerinin bölgesel dinamiklerle şekillendiğini ve Irak’taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki referandumun da bu dinamikleri etkileyecek unsurların başında geldiğini vurguladı. Alagöz, Türkiye’nin sınırlarındaki her türlü ayrılıkçı unsura karşı olmasının prensip olduğunu, meselenin Kürtlerin kimlikleri olmadığını belirterek şu görüşleri dile getirdi:

    “Türkiye sadece Kürt etnisitesine dayalı ayrılıkçı bir hareket olduğu için karşı çıkmıyor referanduma. Yetkililer daha net bir şekilde, Türkiye’nin kurulduğu günden bu yana sınırlarında ayrı herhangi bir oluşuma karşı durma prensibini geliştirdiği için buna dair bir politika izlediğini ortaya koyarsa, Türkiye’nin dış dünyaya ya da kendi toplumunun ayrılma unsuru olan Kürt nüfusuna vereceği mesaj açısından da doğru olur. Çünkü bu Türkiye’nin yerleşik bir teamülüdür. Mesela İran’da da büyük bir Azeri nüfusu var ve burada da birtakım ayrılıkçı hareketlerin olabileceği zaman zaman dile getiriliyor. Türkiye’nin burada hiçbir zaman kendi etnik bağlılığı olmasına rağmen, açıktan ya da gizliden ayrılıkçı bir harekete destek vermesi söz konusu olmadı. Türkiye bugün Kürdistan referandumuna verdiği tepkinin bir benzerini, aynı şekilde İran’da böyle bir şey söz konusu olursa verecektir. Bu yüzden iç siyaset dengeleri açısından da daha doğru bir şekilde ifade edilmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum bu konuda. Geleneksel Türk Dış Politikasının bu ayrılmaz bir unsurudur. Sınırlarımızda özellikle devletler içerisinde ayrı devletler kurulmasını destekleyen bir politikamız olmadı ve bunu da bir devamlılık politikası olarak görmek gerekir. Elbette bunun bir ulusal güvenlik algısıyla bağlantılı olma durumu da var. Sonuçta Türkiye 30 yıldır bir terör mücadelesi sergiliyor ve aynı zamanda özyönetim iddiasıyla ortaya çıkan bir siyasi hareket var ve bir yandan da Suriye’nin kuzeyindeki gelişmeler var. Dolayısıyla bu gelişmeleri de bununla eklemlendirerek değerlendirmek gerekir. İran’da aynı kaygıları taşıyor.”

    ‘SURİYE’DEKİ HATALARI HER İKİ ÜLKE IRAK’TA TELAFİ ETMEK İSTİYOR’

    Son dönemlerde bölgede yaşanan gelişmelerin Türkiye ve İran’ı hem ayırıp hem de birleştirdiğini ifade eden Alagöz, İran’ın referandum konusunda çok daha net bir tavır aldığını ve bunun sebebinin İsrail ve ABD odaklı gelişmeler olduğuna dikkat çekti. Suriye konusunda her iki ülkenin de yanlış adımlar attığını ve bunu Irak’ta tekrarlamak istemediklerini belirten Alagöz, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “İran’da 2015’te böyle bir pozisyonda değildi. Türkiye’den ziyade, konuyla ilgili İran’ın daha net bir tavır aldığını görüyoruz. 2016’nın ikinci yarısından itibaren İran’da bu anlamda politikalar daha net ortaya çıkmaya başladı. İran’ın böyle bir direksiyon kırma durumunun en etkili sebepleri arasında ABD’nin PYD’yi silahlandırmasını var. Buna ek olarak, Kürdistan referandumuna İsrail’in açıktan destek vermesi de çok etkili oldu çünkü bu İran için doğrudan bir tehdit algısı ve bir çevrelenme psikolojisi yaratıyor. Bu sebeple İran’da hassasiyet şu anda çok daha fazla durumdadır. Dışarıya şu anda çok az bilgi geliyor ve resmi ağızlardan işittiğimiz bilgiler çok kısıtlı. Bu sebeple Türkiye ve İran arasında ne gibi bir bilgi paylaşımı olduğunu bilemiyoruz ama Türkiye’nin Suriye savaşını çok da doğru okumadığını düşünüyorum. Türkiye daha kontrolü elinde bulunduran bir dış politika izleyebilirdi ama burada İran’ın da önemli hataları oldu. Aslında bölgedeki hiçbir devlet çok da rasyonel bir tercihte bulunmadı çünkü sonuç ortada ve şu anda çok önemli bir güvenlik sorunuyla karşı karşıyayız. Her iki ülkenin de bu sorunda bu kadar net ayrışmanın kendilerine dönük ciddi tehdit oluşturduğu algısına şu an için eriştiklerini ve buradan edindikleri bu yanlış tecrübeyi doğru bir katma değere çevirme gayreti içinde olduklarını düşünüyorum. Bu sebeple Suriye’deki bu derin ayrışma her iki ülkeyi bugün ortak bir eğilime de götürmüş durumda. Öte yandan yapılan ziyarette ön plana çıkan Kürdistan referandumu ama açıklanmayan ve iki ülke arasında muhtemel olan bir konunun da ABD’deki Reza Zarrab davası olabileceğini düşünüyorum. Elimde bir bilgi olduğundan değil ama davayı takip edebildiğim kadarıyla, davanın büyük bölümünün İran davası olduğunu ortaya koymamız lazım. İlerleyen dönemde Türkiye ve İran arasında bununla da ilgili görüşmeler olacaktır. Belki bu ziyarette doğrudan görüşülmese de, buna açılan bir yol da olacaktır.”

    ‘TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİNİN KENDİ DİNAMİĞİ VAR’

    ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile dünya güçleri arasında yapılmış nükleer anlaşmayı rafa kaldırmaya kalkışması halinde durumun Türkiye-İran ilişkilerinin doğrudan etkilenmeyeceğini düşünen Alagöz’e göre bu anlaşma olsun ya da olmasın, Türkiye-İran ilişkilerinin kendine özgü bir dinamiği var:

    “Nükleer anlaşmanın önemli paydaşlarından birisi hatta öncüsü AB’dir. Burada muhtemelen Avrupa politikaları çok daha şekillendirici olacaktır ve elbette Rusya anlaşmanın yapılmasında çok etkili bir devletti. Bu sebeple burada Türkiye ve İran ilişkilerinde ziyade AB, Rusya, Çin gibi aktörlerin politikalarının ne yönde olacağı daha önemli bir soru. İran anlaşmanın ABD tarafından sona erdirilmesi ihtimaline karşı, bölgede yeniden bir politika tesis etmeye çalışıyor. Son dönemde İran ve Suudi Arabistan arasında da birtakım diplomatik kanallar açılmış durumda. İran bölgede komşuluk ilişkileri içinde olduğu ülkelerle sorunları minimalize etmeye çalışıyor. Elbette komşularıyla ekonomik ve ticari ilişkilere çok daha fazla ihtiyacı olacaktır böyle bir durumda, bu yüzden anlaşma olsun ya da olmasın Türkiye-İran ilişkilerinin kendi dinamikleriyle şekilleneceğini düşünüyorum.”

    ‘TÜRKİYE’NİN KUZEY IRAK İLE EKONOMİK İLİŞKİSİ ÇOK ABARTILIYOR’

    Bölünme kaygısının ekonomik çıkarlardan daha üstün olduğuna dikkat çeken Alagöz, Türkiye’nin Kuzey Irak ile gerçekleştirdiği finansal ilişkilerin çok abartıldığı görüşünde:

    “Türkiye’nin Kuzey Irak’taki ekonomik faaliyetlerinin çok fazla abartıldığını düşünüyorum. Getirisiyle götürüsünü hesap ettiğinizde, bu size potansiyel bir tehdit üretiyorsa o zaman ekonomik çıkarlar olsa da bunu ikinci plana düşürmek çok daha sağlıklı olacaktır. Şu anda her iki ülke de bu kaygıyla hareket ediyor. Birtakım ekonomik faaliyetler sekteye uğrayacaktır ama unutulmamalıdır ki bazı sonuçlar elde etmek için birtakım ekonomik yaptırımlar uygulamanız gerekiyor. Bugün eğer İran nükleer anlaşmasından bahsedebiliyorsak, ABD’nin istikrarlı bir ekonomik yaptırımı sonucu bu ortaya çıkmıştır yoksa hiçbir şekilde İran o masaya oturmayacaktı. İran’ın banka kodları yasaklanmasaydı, malvarlıkları dondurulmasaydı ve birçok konuda baskı görmeseydi bu diplomatik müzakere süreci ve anlaşma ortaya çıkmayacaktı. Bu sebeple Barzani’nin de bunu oturup düşünmesi gerekiyor. Türkiye ve İran bu noktada baskı uyguladığı sürece, buna direnebilmesi çok ta mümkün değil ve bu sebeple Türkiye ve İran’ın şu anda doğru bir politika yürüttüğü kanaatindeyim.”

    ‘ORTAK ASKERİ HAREKAT ÇOK DÜŞÜK BİR İHTİMAL’

    Her iki ülke birbiriyle bilgi paylaşımı yapsa da, bunun ortak bir askeri harekâta evrilmesinin uzak bir ihtimal olduğuna dikkat çeken Alagöz’e göre ABD Türkiye aleyhinde hamleler yaptıkça, Türkiye yeni politika arayışlarına devam edecektir:

    “Türkiye ve İran’ın daha koordineli bir adım atma olasılığı bakımından sınır güvenliğini sağlamanın ötesine geçecek bir olmadığını düşünüyorum. Her iki ülke birbiriyle bilgi paylaşımı yapacaktır, kendi denetimleri altındaki bölgelerin güvenliğini sağlayıp birbirlerine bu noktada koordinasyon sağlayacaktır ama ortak bir askeri harekât ya da daha ileri bir durumun meydana geleceğini düşünmüyorum. Burada Türkiye’nin NATO üyesi olması daha belirgin olacaktır ve bunu ne İran’ın ne de Türkiye’nin onaylayacağını da düşünmüyorum. Fakat karşılıklı bir bilgi paylaşımı olacaktır. IŞİD ilk çıktığında, İran-ABD arasında dahi böyle bir paylaşım olabildiğine göre Türkiye ve İran arasında da olmasında bir sakınca olmasa gerek. Fakat bu anlamda derin bir askeri işbirliğinin olacağını düşünmüyorum. Buna Rusya ve Türkiye arasındaki yakın zamanda yapılan askeri anlaşmaları da ekleyebiliriz aynı şekilde. ABD PYD’yi silahlandırmaya devam ettiği müddetçe ve bölgede Türkiye’nin aleyhine bu kadar net politikalar çizdiği müddetçe, Türkiye’nin gerek İran ile gerek Rusya ile bu anlamda işbirliği devam edecektir. Türkiye’nin en önemli müttefiki ABD’nin, kendisinin aleyhine yürüttüğü politikalar Türkiye’yi bu anlamda bir politika tayin etmeye sürüklüyor. Bu sebeple de bu yeni politika arayışının da yansımasıdır.

    İlgili konular:

    ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi Jeffrey: Erdoğan ve Yıldırım IKBY konusunda farklı düşünüyor
    Bodganov: IKBY ile ekonomik işbirliğimize devam edeceğiz
    IKBY: Başkanlık ve parlamento seçimleri zamanında yapılacak
    Erdoğan'dan IKBY açıklaması: Sınırlar da hava sahaları da kapatılacak
    Etiketler:
    IKBY bağımsızlık referandumu, Türkiye-Irak İlişkileri, Türkiye-İran İlişkileri, PYD, Bilgehan Alagöz, Donald Trump, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), İran, Irak, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın