10:39 24 Kasım 2017
Ankara+ 8°C
İstanbul+ 12°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'ABD ile dengelere 'ne onunla ne onsuz' şeklinde bakılıyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 198 0 0

    ABD’nin vize hizmetlerini durdurarak vatandaşları mağdur ettiğini belirten Metehan Demir, bu tutumun İkinci Dünya Savaşı’nda Pearl Harbour sonrası Japon vatandaşlarına bile yapılmadığını söyledi. Demir tarafların kısa sürede menfaatler temelinde uzlaşması beklentisini dile getirdi.

    ABD'yle Türkiye arasında karşılıklı vize hizmetlerinin askıya alınmasıyla doruk noktasına ulaştı. ABD yönetimi İstanbul Başkonsolosluğunda çalışan Murat Topal'ın 15 Temmuz darbe girişimiyle bağlantılı olduğu iddiasıyla tutuklanması sürecine karşı güvenlik gerekçesiyle bu yola başvurduğunu söylüyor.

    Ankara ise konunun yargıyı ilgilendirdiğini belirtirken, diğer yandan ABD'de İran'a yaptırımların delinmesiyle ilgili tutuklu bulunan Rıza Zarrab davasına atıf yapıyor. İlişkiler iyiden iyiye gerilmiş durumda. Krizi, Ankara kulislerini yakından takip eden gazeteci/yazar Metehan Demir'le konuştuk.

    ‘ABD DİPLOMASİ BİRİKİMİYLE DAHA DİKKATLİ OLMALIYDI‘

    Metehan Demir'e göre, ABD gibi tüm dünyada söz sahibi olduğunu iddia eden, diplomaside birikim sahibi bir ülkenin bu krizde daha dikkatli davranması gerekliydi. Washington'ı özellikle de Türkiye ile yaşanan krizleri vatandaşlara yansıtmakla eleştiren Demir, şu vurguları yaptı:

    ''Ülkeler arası krizler her dönemde olmuştur. Türkiye'nin de ABD'yle ilişkisinde ‘Johnson Mektubu'ndan ‘Haşhaş Krizi'ne, Kıbrıs Barış harekâtından, Çuval krizine kronolojik bir biçimde sıralayabileceğimiz krizler olmuştur, olmaya devam etmektedir. Hatta bir dönem ABD'nin Türkiye'de kendisine yönelik güven bunalımıyla ilgili olarak 'Türkiye'de bunu değiştirecek neler yapabiliriz?' diye imaj çalışmaları olduğunu da hatırlıyoruz. Fakat şimdi, mesela bir süredir ABD yönetiminin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile arası iyi olmadığı için ipleri daha da germek, Cumhurbaşkanını Türkiye'de zor duruma düşürmek için çeşitli adımlar attığını iddia edenler var. Bunun tersini söyleyenler de var. Sonuç olarak, şu son yapılan vize ile karar, Türkiye'de ABD'ye biraz daha olumlu bakan, tarafsız bakan ya da her iki ülkeye eşit bakanları bile ayağa kaldırabilecek kadar tepki doğurdu. Çünkü devletlerarası her zaman kriz olabilir ama bunun vatandaşlara yansıtılması ve bunun yönetilmesi de devletlerin profesyonelliğini ve sakinliğini gerektirir. Özellikle ABD gibi diplomaside çok birikim sahibi, tecrübeli olduğunu olduğu, tüm dünyada söz sahibi olduğunu iddia eden bir ülkenin bunu çok daha dikkatli yapar durumda olması gerekiyordu."

    ‘TÜM SIKINTILARA RAĞMEN GEÇMİŞTE İLİŞKİLER DEVAM ETTİ'

    Demir, bu bağlamda iki ülke arasındaki sıkıntıların sadece bu hükümet dönemine özgün olmadığını anımsatırken, geçmişte tüm sıkıntılara rağmen ilişkinin devam etmiş olmasına dikkat çekti:

    "Burada Türkiye ile krizler olabilir, Türkiye'nin de kendi tezleri var, geçmişten bugüne kadar gelen devletlerarası sıkıntılar çoktur. Bunlar sadece bu hükümet döneminde oluşmuş gerginlikler değil. Ecevit dönemini de, Çiller dönemini de, Mesut Yılmaz zamanını da hatırlıyoruz. Yani hep böyle bir itiş kakış yaşansa da, ilişkiye daha dikkatli bakarsak Türkiye'den ABD'ye yapılan her resmi gezi haftalar boyunca bir numaralı gündem maddesi oluyor. Türk basını ve kamuoyu her şeye rağmen buna çok önem veriyor. Çünkü ABD ile dengelere 'ne onunla, ne onsuz' şeklinde bakılıyor."

    Ancak son dönemde özellikle de 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Cemaat'le bağlantılı kişilerin gittiği yer olan ABD ile yaşanan sıkıntılara dikkat çeken Demir, "15 Temmuz darbe girişiminin faillerine dair ABD'den Türkiye'nin iade talebine karşılık alamadığı, PYD'ye yapılan silah yardımı, Amerika'da Cumhurbaşkanlığı korumaları krizi gibi bir sürü olay cereyan etti' anımsatması yaptı. ABD'nin vize hizmetlerini askıya alma kararından 24 saat geçmeden kritik bir diplomatla konuştuğunu anlatan Demir, "'Şimdi biz güvenlikten bahsediyorsak, Türk misyonlarının önünde, özellikle Washington'da sürekli gösteriler var. Sürekli Türkiye'den ziyaretçiler olduğunda orada kavga kıyamet kopuyor. Eğer güvenlik sorunuysa bizim de endişelerimiz var' bilgisini aktardığını anlattı. Demir, "ABD misyonlarının Türkiye'de korunması adında Türkiye'de polisler şehit oldu, sivil güvenlik görevlileri şehit oldu. Türkiye'de de bu konuda hassasiyetinin gösterildiğini söylemek lazım" diye konuştu.

    ‘PEARL HARBOUR'DAN SONRA JAPONLARA BİLE BÖYLE BİR ACEMİLİK YAPILMADI'

    Japonya'nın İkinci Dünya Savaşı'nda ABD'ye saldırısından sonra bile Amerika'da yaşayan Japonların böyle acemi bir tutumla karşı karşıya kalmadığını söyleyen Demir, ABD yönetiminin bu davranışıyla insani durumlara da zarar verdiğini belirtti:

    ''Yetkililer enteresan bir açıklama yapıp şöyle diyorlar: ‘Başka bir adım atsalardı çok daha sert bir yanıt verirdik ama bu biraz 'bel altı vurmak' gibi oldu'. Hatta şu dile getiriliyor; sağlık sorunları olan insanlar vize için başvurabilir ya da eğitim bursunuz olabilir, toplantı-kongre olabilir. Bunlar insanlığa ortak yararı olan, insani şeylerdir ama ABD şimdi diyor ki, ‘gelemezsin'. Yani bununla ABD yönetimi bu insani durumlara da zarar vermiş oluyor. Artık dünya da global, herkes oradan oraya gidiyor, Japonya'dan oraya gidiyorlar geliyorlar. Bu olayları düşünürken bugün Pearl Harbor baskınını anımsadım. Pearl Harbour baskınından sonra bile Japon vatandaşlarına ABD bu kadar diplomatik bir acemilik yapmamıştı. Çok ağır baskılar getirildi fakat daha sonra ABD hata yaptığını kısa sürede anlayıp düzeltmeye başladı.''

    ‘ABD'DE TRUMP BAŞA GELDİĞİNDE ÇOK BAŞLI YÖNETİMLER OLUŞTU'

    ABD gibi lider konumda olduğunu iddia eden bir devletin vatandaşların hayatını etkileyen bir karar almasını fevri ve duygusal olduğunu düşünen Demir, Trump'ın seçildikten sonra bazı konularda zorlandığını ve yönetimin çok başlı hale geldiği görüşünü dile getirdi:

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
    © AA/ Cumhurbaşkanlığı / Yasin Bülbül
    ''ABD seçimlerini Hillary Clinton kaybettiğinde ve Trump kazandığında Ankara'da sevinildi. İçten içe de kampanya döneminde Trump'ın kazanması arzu ediliyordu. Bu bir sır değildi, gerçekten sevinildi. Trump'la New York'ta yapılan görüşmeler çok parlak geçti. Perde arkasındaki görüşmelerin de çok parlak olduğu söylendi.
    ABD'nin bu konuda biraz dikkat etmesi gerekiyordu. Eğer ABD gibi bir devlet olarak dünyada lider konumunda önemli bir konumda olduğunu söylüyorsanız bunu sahip olduğunuz çok birikimli diplomasisiyle vatandaşların hayatını etkilemeden çözmeniz gerekirdi. Bu karar duygusal ve fevri bir karardır. Hafta sonu verilmiş bir karar olması da dikkatimi çekti, çünkü ABD ve Batı diplomasisinde hafta sonları yoğun mesai yapılmaz. Trump'ın ne kadar haberi var onu da sorgulamak gerekir. Çünkü Trump iş başına geldikten sonra Amerika'da çok başlı yönetimler oluştuğu ve herkesin bazı konularda inisiyatifler almaya başladığı söyleniyor. Trump'ın bu konuda zorlandığı söyleniyor. Bunu bilip olaya buradan da bakmak gerekiyor.''

    ‘YA TÜRKİYE'NİN ABD'DEKİ MİSYONLARINDA TERÖRLE BAĞLANTILI BİRİSİ ÇALIŞSAYDI…'

    Yaşanan sorunlara rağmen ilişkinin devam ettiğini belirten Demir, ABD'nin daha sorumlu davranarak hareket edebileceğini ve aynı durumla karşılaşılsaydı neler yapabileceğini sorguladı:

    "Halkbankası Genel Müdürü ve Reza Zarrab orada tutuklu ayrıca Zafer Çağlayan'la ilgili ABD'de alınan kararlar var. Bundan başka da FETÖ'yle devam eden sorunlar var. Bunun ötesinde de ABD'yle ilişkimize dair ne onunla ne onsuz diyoruz ya, devam eden birçok soruna rağmen aynı anda devam eden ittifak ortaklık projeleri de var. Bunların içerisinde de devam eden süreçler var, ortak askeri projeler var, savunma sanayileri projeleri var. ABD son dönemde resmi rakamlara baktığımızda Türkiye'nin ihracatının en çok arttığı ülkedir. Bunları yan yana koyduğumuz zaman konsolosluk görevlisi olan sözkonusu kişi orada sivil, yerel anlamda çalışan birisi, ABD'li değil. ABD'nin Türkiye'deki hassasiyet olan olaylarla ilgili söz konusu kişiyi uyarması gerekiyordu. Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği'nde, Chicago Başkonsolosluğu'nda veya New York'taki Daimi Temsilciliği'nde ABD'nin terör örgütü olarak kabul ettiği ve kendisine zarar verebileceğini bir kişinin çalışmasını düşünebilir miyiz? Böyle bir şey olsa daha büyük kavga kıyamet kopardı. ''

    ‘JOHN BASS İŞİ DUYGUSAL BİR ŞEKİLDE GÖTÜRÜYOR‘

    ABD Büyükelçisi John Bass, görev süresinin dolması söz konusuyken Türkiye'de hedef tahtasına oturtulmuşken, Metehan Demir, Amerikalı diplomatların Türkiye'de her zaman ağır eleştirilere maruz kaldığını anımsattı. Demir, bu eleştirilere rağmen diplomatların ilişkileri en iyi seviyede tutmaya yönelik görevlerini duygusallıktan uzak bir biçimde yapmaları gerektiğini söyledi:

    ‘‘15 Temmuzdan beri kamuoyunda darbe girişimin arkasında ABD'nin olduğu algısının böyle olmadığını yönetmekte aslında ABD büyükelçiliğine düşen bir görevdi. Büyükelçi John Bass'in şunu anlaması lazım. Ondan evvelki Francis Ricciardone ve ondan öncekiler gibi büyükelçileri hatırlarsak eğer; hepsi çok yakından tanınan isimlerdi. Onlar da Türkiye'de böyle yoğun eleştiri bombardımanına uğradılar. Neler neler yazıldı bu büyükelçiler hakkında. Onlarda bu yoğun eleştiri-saldırı tazyiki altında işlerine bir şekilde devam ettiler. Zaman zaman tepki gösterseler de amaçları Türkiye Cumhuriyeti'yle ilişkileri en iyi seviyede tutabilmekti. Zaten bir büyükelçinin büyükelçi olarak görevi de budur. Duygusalca kararlar alıp Washington'a duygusal notlar yazmaktan öte görevleri budur. Kabul edelim ABD Türkiye için çok önemli, bu ilişkiyi elimizin tersiyle itemeyiz bu bir gerçek fakat ABD içinde Türkiye önemli. Türkiye'nin bu bölgedeki konumu düşündüğümüzde son dönemdeki dengelerin tekrar tesis edilmesindeki rolü açısından düşündüğümüzde bu böyledir. Bu sebeplerden iki devlet açısından da ilişkilerin iyi yönetilmesi lazım."

    ‘BU ÜRKÜLECEK BİR YAPTIRIM DEĞİL BELALTI VE KIRICI BİR YAPTIRIM‘

    ABD'nin aldığı vize hizmetlerini askıya alma kararının Türkiye'de Amerika'ya olumlu ve tarafsız bakanlara bile ‘artık bu kadarı fazla‘ dedirttiğini söyleyen Demir bu kararın Türkiye açısından kırıcı bir davranış olduğunu söyledi:

    ‘‘ABD yetkilileri şunu diyebilirlerdi$ ‘Bizim büyükelçiliğimizde çalışan memurlar gözaltına alıyor, tutuklanıyor, şu oluyo biz konuyla ilgili araştırma yapıyoruz' diyebilirlerdi. Ya da biz bu konunun perde arkasını Türk hükümetinden öğreneceğiz diyebilirlerdi. Türkiye Cumhuriyeti bir kişiyi tutukluyor ve bunun karşılığında 80 milyon kişiyi etkileyen bir karar alınıyorsa eğer ilişkiye tarafsız hatta olumlu bakanlar bile bu kadarı fazla, bel altından vurdun derler. Türkiye'nin bu durumdan ürktüğünü düşünmüyorum. Türkiye bu duruma çok kırıldı. Ürkütülcek adımlarla kırılacak adımlar arasında çok kalın bir çizgi vardır. Bundan kimse ürkmez. Bu çok kırıcı beklenmedik bel altı vurulan bir darbe olarak görüldü.‘‘

    ‘BİR BÜYÜKELÇİ TEK BAŞINA BÖYLE BİR HAREKET YAPAMAZ'

    Bu kararın ABD'de hangi süreçlerle alındığının irdelenmesi gerektiğini de vurgulayan Demir, tarafların duygusallıktan uzak durması gerektiğinin altını çizdi:

    ‘‘Bir büyükelçinin tek başına böyle bir hareket yapamayacağını biliyoruz. Büyükelçiler düzenli olarak rapor yazıyorlar başkentlerindeki masalara. O raporlar çerçevesinde de tekrar istişare telefonları yapılıyor ve ondan sonra da kararlar alınıyor. Fakat bu karar tek başına alınmamıştır ama mesela Trump'ın haberi var mıdır? Henüz bilemiyoruz. Bu meseleleri Türkiye'de haberinin mutlaka olması gerekir diye düşünüyoruz değil mi? Fakat yine de bilemiyoruz. Trump bu saatten sonra çıkıpta benim haberim diyemez çünkü kendisinin tamamen karizması çizilir. Örneğin Tillerson'un yalanlansa da Trump'ı dikkate almadığı hatta istifanın eşiğine geldiğine yönelik iddialar var, hakkında not yazmış diye iddialar var. Bunlara bakıldığı zaman birkaç başlı dışişleri ve Amerikan politikası var. İnsanın buraya bakarken kafası karışabiliyor. Türkiye gibi bir ülkeyle bu karar alıyorsa bu çok büyük tepki çekicektir ve ortalığı ayağa kaldırıcaktır."

    ‘BU ANLAMSIZ KARAR KISA ZAMAN İÇERİSİNDE KALDIRILACAKTIR'

    Metehan Demir, ABD'nin aldığı ‘anlamsız kararın' kısa zaman içerisinde kaldırılacağı beklendisini de şu sözlerle dile getirdi:

    "İnsanlar için çok acil gidilmesi gereken durumlar olabilir. Türk vatandaşları başka ülkelerden vize alabilirler açıklaması çok saçma, buradan insanlar Romanya'ya mı Yunanistana mı gidecekler, bizim yaşadığımız yer burası. Türkiye'nin de çok duygusal davranmaması gerekiyor. Aynı şekilde ABD'nin de bu şekilde davranmaması lazım. Ama Türkiye'nin geri adım atmaması gereken milli menfaatlerle alakalı durumlar varsa Türkiye'nin bu noktada durması lazım.‘‘

    ‘MENFAAT NOKTALARINDA BULUŞUNCA BU SORUNLAR HATIRLANMAZ‘

    Türkiye-ABD ilişkilerinde inişli çıkışlı zamanları hatırlatan Demir, sorunların menfaatler noktasında anlaşılarak hatırlanmamış gibi yapıldığını ve ilişkiye devam edildiğini söyledi:

    ''Daha önce de ilişkilerde aşılması çok zor problemlerle karşılaşıldı. Mesela en yakın problemlerden birisi Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesi, 1992 yılında Saratago'dan Türkiye'nin Muavenet uçak gemisine füze fırlatıldı, yanlışlıkla fırlatıldı denildi ve denizcilerimiz şehit oldu. Sonra rahmetli Bülent Ecevit'in kamuoyunda çok tartışılan bir fotoğrafı vardı. Türkiye de bazen çok duygusal baktı olaylara fakat yine de çok keskin virajlardan dönüldü. Fakat devletler öyle menfaat noktalarında buluştular ki, bu meseleler tamamen hatırlanmamış gibi yapılır hale geldi. Bütün bu sorunlara rağmen her BM toplantısı zamanında ziyaretler hiç aksamıyor. NATO zirveleri oluyor farklı farklı zirveler-buluşmalar oluyor buralarda her şeye rağmen bir araya geliniyor. Amerikan Hazinesi'nden bundan bir yıl önce bazı Türk Bankalarıyla ilgili İŞİD'in bunlar üzerinden para göndermeye çalıştığı üzerine bilgiler yayımlandı, Türkiye bunu reddetti yine de ilişki sürdü. Yani sonuç olarak çok büyük krizler çıksa da bu krizlerin uluslar arası diplomasi de karşılıklı pragmatizm anlamında aşılabileceğini düşünüyorum.''

    Etiketler:
    Donald Trump, Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın