10:37 24 Kasım 2017
Ankara+ 8°C
İstanbul+ 12°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'Barzani mağlubiyetle şoka giren Kürtleri medyasıyla yönlendirmeye çalışıyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 1670 0 0

    Ali Örnek’e göre KBY’nin referandumla Bağdat’a fiili durum dayatma hesabı tutmadı. Örnek, Barzani’nin hayalkırıklığı ile şok yaşayan Kürtleri medyasıyla yönlendirmeye çalıştığı görüşünde.

    Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin 25 Eylül'de düzenlenen referandum girişimi merkezi hükümetin tartışmalı bölgelerde federal yönetimi tesisiyle sona erdi. Iraklı Kürt grupların kendi aralarında derin tartışmalar başlarken, Kürtler dışında Arap ve Türkmenler gibi farklı kimliklerin de yaşadığı tartışmalı bölgelerde kısmi protestolar ve çatışmalar eksik olmuyor.

    Iraklı Kürtleri bu noktaya getiren sürecin perde arkasını ve uluslararası aktörlerin tutumunu bölgeyi yakından izleyen araştırmacı gazeteci Ali Örnek'le konuştuk:

    'KERKÜK'TE OLDUĞU İDDİA EDİLEN GÖSTERİLER BARZANİ'NİN MEDYA KAMPANYASI'

    Ali Örnek'e göre referandum ve bağımsızlık için ikna edilmiş, buna büyük umutlar bağlamış olan Kürt halkı, tartışmalı bölgelerin çabucak teslimi ve son yaşananlar nedeniyle şokta. Örnek referandumun arkasındaki isim olan IKBY lideri Mesut Barzani ise tepkilerin kendisine yönelmemesi için rakip gruplara sorumluluk yüklediğini belirtirken, bunun için de kontrolündeki medyayı kullandığını vurguladı:

    ''Son günlerde Kerkük'te olduğu iddia edilen büyük gösteriler aslında bir medya kampanyasının parçası. Bunun biraz derinine indiğimizde Barzani ailesinin kontrolündeki Kürdistan 24TV veya Rudaw gibi basın organlarını görüyoruz. Peşmergenin bir günde neredeyse tüm sorunlu bölgelerden çekilip teslim etmesi, haliyle daha önceden bağımsızlık için ikna edilen, sandığa götürülen oradaki Kürt halkı için bir şok etkisi yarattı. Medya organları tarafından servis edilen gösteriler bu şok etkisinin Kürt siyasi partilerine yönelmemesi için yapılan bir yönlendirme kampanyasıdır. Bir yandan da Barzani tarafı tepkinin tamamını siyasi rakipleri Talabani ailesinin kontrolündeki Kürdistan Yurtseverler Birliği'ne (KYB) yöneltme çabasındalar. Kerkük'ün bu kadar kolay bir şekilde teslim edilmesi üzerine Kürt partiler tarafından yoğun olarak tartışılan bir 'ihanet' tartışması var. Barzani tarafının iddialara göre Talabani ailesi, İran Devrim Muhafızları komutanı Kudus Gücü Kasım Süleymani ile birlikte 9 maddelik gizli bir anlaşma yapıp ansızın Kerkük'ü terk etti, hatta adeta sattı. Gösterilere biraz da bu yönde bakmak lazım, yani ‘Bakın onlar sattı ama Kürt halkı kabul etmiyor, biz ayaktayız' mesajı vermek istiyorlar. Ama bunun sokakta ne kadar karşılığının olduğunu bilemeyiz ama en azından yansıtıldığı çapta olmadığından emin olabiliriz.''

    'KDP'YE BAĞLI BÖLGELERDE DE GERİ ÇEKİLME OLDU'

    Çekilmenin tartışmalı bölgelerde sadece KYB peşmergelerinin kontrolündeki yerlerde gerçekleşmediğini, KDP'ye bağlı alanlardan da geri çekilme olduğunu hatırlatan Örnek'e göre ortada bir anlaşma var ama bunu bir tek KYB-İran anlaşmasına bağlamak tuhaf:
    "Aslında baktığımızda bugün sadece KYB Peşmergelerinin olduğu bölgelerde bir geri çekilme yok, aynı zamanda KDP'ye bağlı bölgelerde de geri çekilme var. Şengal, Mahmur, Gever gibi hatlarda da Barzani'ye bağlı Peşmerge güçleri vardı. Yani bu 9 maddelik gizli anlaşma iddiası biraz da bu yüzden gerçekçi değil. Ortada bir anlaşmanın olduğuna inanıyorum ama bunun tek başına KYB ile İran Devrim Muhafızları arasında olduğu iddiası çok garip."

    ‘IRAK DEVLETİNİN SEKİZ SENEDE VERMEDİĞİNİ IŞİD İKİ AYDA VERDİ, NİYE BAĞDAT'A YARDIM EDELİM…'

    Barzani'nin 2014'te İŞİD saldırılarıyla birlikte girdiği 'tartışmalı bölgeler' olarak tarif edilen yerler için yaratılan fiili durumun referandumla Bağdat'a dayatılmaya çalıştığını ancak hesabın tutmadığını söyleyen Örnek'e göre Ortadoğu coğrafyasında bazen kazanmak için masaya otursanız bile elinizdekinden olup ayrılabilirsiniz:

    "Barzani şu an Başkanlık koltuğunu fiilen işgal etmiş durumda. Önümüzdeki günlerde cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yenilenmesi gerekiyordu ama ertelendi. Daha önceden IŞİD'le mücadele bahane edilerek seçimler ertelenmişti. Barzani bu tartışmaları aşmak istiyordu. 2014'te İŞİD işgali başladığında, Irak Anayasası'nın 144. Maddesinde belirtilen Şengal'den başlayıp, Musul barajından, Kerkük'e, Hanekin'e 'sorunlu bölgeler' vardı. Bu bölgeler için çeşitli çözüm yolları tarif edilmiştir ama 2014 yılında IŞİD işgali başladığında, bir anda Peşmergeler IŞİD'le savaş adı altında bu bölgelere girdiler ve bu sorunlu bölgelerin yüzde 90'ına yakın bir kısmını kontrol altına aldılar. Daha sonra zaten Reuters gibi uluslararası ajanslara da şu şekilde demeçler verdiler: ‘Irak Devleti'nin bize sekiz yıldır vermediğini, IŞİD bize iki ayda verdi. Neden biz Bağdat'a yardım edelim?'. Sonrasında Kürdistan parlamentosunda 'sorunlu bölgeler'de sonuna kadar kalmak için yasa çıkarttılar, böylece bir fiili durum yaratmaya çalıştılar ve bu referandumla birlikte bu fiili durumu Bağdat'a dayatma yoluna gittiler. Ama evdeki hesap, çarşıya uymadı. Bu noktada Bağdat oldukça sakin bir yol izleyip ve diplomatik adımlar attı. Ve gördüler ki, aslında Barzani'nin eli hem Kürdistan içindeki çekişmelerden dolayı hem de İsrail dışında uluslararası pek bir desteği olmadığı için zayıftı. ABD de başından beri referandumun zamanı olmadığını dile getiriyor yani en azından zaman açısından karşı çıkıyordu. Ama Barzani bunları dinlemedi ve referandum ile fiili durumu dayatabileceğini düşündü. Ama Ortadoğu'da bu tip olaylar çok gerçekleşiyor. Bazen masaya bir şeyler kazanmak için oturursunuz fakat elinizdekinden bile olabilirsiniz. Nitekim öyle de oldu çünkü Barzani'nin eli şu anda gerek iç istikrar gerekse askeri açıdan olsun zayıf bir durumda."

    'DEVRİM MUHAFIZLARI'NA BAĞLI DEĞİL, ASIL IRAK ORDUSU IŞİD'LA SAVAŞTA GÜÇLENDİ'

    Örnek'e göre Musul, Havice gibi IŞİD'in güçlü olduğu yerleri geri alan Irak ordusunun son yıllarda savaş sayesinde kazandığı gücün küçümsenmesi sonuçta etkili oldu:

    "Kürt medyası her ne kadar Irak ordusunun 3-5 IŞİD'liden kaçtığını haber yapsa da işin aslı bu değil. Irak ordusu ciddi anlamda toparlanmış durumda ve yanına Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri) gibi bir güç katmış durumda. IŞİD'in en güçlü olduğu Ramadi, Felluce'den tutun Havice'ye oradan Musul'a kadar birçok yerde operasyon yaparak buraları geri almış bir ciddi bir güç haline geldi. Peşmergenin Irak ordusuyla başa çıkamayacağını ve bir savaş durumunda uluslararası destek alamayacaklarını anladıklarında Irak'ın şartlarını kabul etmek zorunda kaldılar. Bunda rolün tamamının İran Devrim Muhafızları'da olduğu hikayesi çok gerçekçi değil."

    'İRAN YAYILACAK DENİLEREK DIŞ DESTEK ARANIYOR, MEZHEBİ AYRIŞTIRMAYA ÇALIŞILIYOR'

    Örnek İran'ın bölgede gücü olsa bile son olaylarda rolüne dair çok fazla şey dile getirildiğini anlatırken, Kasım Süleyman örneğini verdi. Örnek, Süleymani'nin süreçte rolü bulunduğunu belirtse de bu sunumun uluslar arası toplumda ‘İran yayılmacılık yapıyor' algısı yaratma çabasıyla bağlantılı olduğu değerlendirmesini yaptı:

    "Irak Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleyman'ın burada bir rolü olduğu muhakkak ancak asıl mesele şu: Suudi Arabistan ve İsrail'in İran karşıtı eksen meselesi vardı. Bu mesele göz önüne alınarak Barzani'nin kontrolü altındaki medya aygıtları aracılığıyla ‘Burada İran yayılacak ve gücü eline alacak' denilerek uluslararası destek bulma çabası ortaya koyuldu. Aynı zamanda da bir nebze Iraklı Sünni Araplar'ı, Irak'lı Şii Araplar'dan ayrıştırma ve bu meselenin Şiiler'le Sünni Kürtler arasında olduğunu gösterme çabasıdır ama bence çok gerçekçi değil.''

    'ABD IRAK'TA İRAN ETKİSİNİ DENGELEMEK İÇİN Şİİ AKTÖR ARAYIŞINDA'

    Barzani'nin referandum sürecine dair hesap yaparken ABD'nin Irak'ta İran etkisini dengeleyebilecek bir aktör arayışının ciddiyetini göremediğini söyleyen Örnek'e göre, Bağdat'ın bölgede 2003'ten beri bulunan bir güç olarak ABD'den bağımsız böyle bir operasyona gireceğini düşünmek naiflik olur:

    "KBY yönetimi son süreçte hiçbir şey kazanamadıklarını kendileri de gördükleri için uluslararası topluma çağrı yoluyla belli şeyler kazanabilmeyi deneme yoluna gidiyorlar. Bunun çok uzun vadeli planının yapıldığını, uluslararası zemininin yoklandığını düşünmüyorum. Nitekim zaten ortada şöyle bir gerçek var: ABD Irak içerisinde varlığı olan bir güç. IŞİD'le mücadele adı altında gerek Irak Ordusunu gerekse Peşmergeyi hem donatan hem eğiten hem de ciddi oranda hava desteği sağlayan, 2003'ten beri Irak'ta bulunan bir güç. Dolayısıyla ABD onayı olmadan Bağdat'ın böyle bir operasyon geliştireceğini beklemek biraz naiflik olur. Asıl mesele şu bana kalırsa: ABD bir süredir Irak içinde İran etkisini dengeleyebilmek için bir Şii aktör arıyor ve onların düşüncelerine göre İbadi de yani şu anki yönetim bunun için biçilmiş kaftan. Dolayısıyla yakında Irak'ta seçimler var ve Kürt bölgesinin ayrıştığı bir dönemde ABD'nin üzerine yatırım yaptığı bir siyasetçinin tekrar seçilme şansı var mı? Tabii ki yok. Maliki'yi çok güçlü olmasına rağmen neyin götürdüğünü biliyoruz. Musul'un bir günde düşmesi ve işgali Maliki'nin sonunu getirdi. Yani seçimi kazandığı halde Maliki gitti ve aynı şekilde İbadi'nin gitmeyeceği ne malum? Barzani'nin hesabı şuydu: Biz biraz dayatma yaparız ve bu fiili durum uluslararası ortamda kabul görür. Ama bu hesapta göremedikleri şey; ABD'nin İran etkisini dengeleyecek bir Şii unsur yaratma hikayesinin gerçekten önemsediği bir hikaye olması. Bu yüzden ABD risk almak istemedi. Eğer 'sorunlu bölge' dışına taşan bir çatışma durumu olursa, ABD'nin siyasi, diplomatik ya da askeri mekanizmalarıyla çizgi çekmeye çalışması tabii ki mümkün ama şu an yaşanan durumda mümkün gözükmüyor."

    'IRAK ORDUSU SÜRECİ PROFESYONELCE YÜRÜTÜYOR'

    Ali Örnek'e göre farklı olumsuz örnekler olsa da Irak ordusu süreci çok kan dökmeden ve profesyonel bir biçimde sürdürüyor:

    ''Irak Ordusu oldukça profesyonel hareket ediyor. Mesela Irak Ordusunun girdiği yerlerde çekilen bir bayrak indirme videosu internette dolaşıyor. Askerler bayrağı eline alıyorlar ve "siz bizim bayrağımızı yaktınız ama biz aynısını yapmayacağız" diyorlar. Tabii farklı karşıt örnekler de var, yakılan, yıkılan evler olmuştur, suç unsuru sayılabilecek hareketler yapılmıştır ama verilen görüntü itibariyle Irak Ordusu profesyonelce davranıyor ve operasyonu da çok kan dökülmeden yürüttüler.''

    ‘TÜRKİYE CESARETLENDİRDİ'

    Türkiye'nin Irak Anayasası'na uymayacak bir biçimde KBY İLE anlaşmalar yapıp referandum ve sorunlu bölgeler konusunda onu cesaretlendirdiğini söyleyen Örnek'e göre Barzani Türkiye'nin sonuna kadar arkasında duracağını sandı:

    "Türkiye'nin bu olayda izleyici pozisyonda kaldığı gözlemi kesinlikle doğru. KBY, Barzani'yi bağımsızlık ya da en azından sorunlu bölgelerde dayatma yapma fikrinde en çok cesaretlendiren bence Türkiye olmuştu. Irak Anayasası'na aykırı olduğu halde Türkiye Kürdistan petrollerinin satışına aracılık ediyor. Irak Anayasası'na göre bu anlaşmanın Irak üzerinden yapılması, gelirinin ise önce Irak'a gelmesi sonra genel bütçeden her bölgenin alacağı pay ekseninde dağıtılması gerekiyor. Ancak bu Türkiye sayesinde Kerkük-Ceyhan hattı ile 'bypass' edildi."

    ‘PETROL PARALARININ NEREYE GİTTİĞİ MEÇHUL'

    Örnek, KBY'nin Türkiye üzerinden dünyaya pazarladığı Irak petrolünün akıbetinde de sorunlar bulunduğunu söyleken, Barzani aile ilişkilerine dikkat çekerek şu bilgileri aktardı:

    "Üstelik burada ciddi miktarlardan bahsediyoruz. İbadi'nin son açıklamalarına göre günlük 550 bin varil ihraç ediliyor. Ama bu miktarı 1 milyona kadar çıkaranlar da var. Çünkü ortada şöyle bir gariplik var; Bütün Kürdistan yönetimine baktığımızda aslında ortada bir aile yönetimi var. Başkanından, Güvenlik Konseyi'ndekine varana kadar böyle bir durum var ve hal böyle olunca petrolü kimin nereye sattığı da pek belli olmuyor. Muhaliflere göre Barzani 400 bin varil satiyor ama bunun sadece 200 bininin parası Kürdistan Yönetimi'nin kasasına giriyor. Şimdi, dolayısıyla Barzani'yi bu konuda en çok cesaretlendiren özne Türkiye'ydi. Çünkü yasak olduğu halde Türkiye bu petrolün satışına aracılık ediyordu. Hatta bu tür tartışmalar gündeme geldiğinde ‘Bağdat dediğiniz bir avuç ya, siz kimsiniz, benim kalibremde değilsiniz' diye tepkiler de veriliyordu. Dolayısıyla Barzaniler Türkiye'nin sonuna kadar arkalarında duracağını zannettiler."

    'TÜRKİYE DEVLETİ ALARMA GEÇTİ, BARZANİ GÖREMEDİ'

    Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde yaşanan gelişmelerden dolayı ‘Kürt devleti' alarmına geçtiğini ve Barzani'nin bunu göremediğini söyleyen Örnek, Türkiye'nin aslında pasif bir siyasetten öte artık bölgesel liderlik iddiasından vazgeçip kendince bir savunma hattı çizmek istediğini belirtti:

    "Ortada şöyle bir durum var: Suriye yüzünden Türkiye bir şekilde bir Kürt devleti alarmına geçmiş durumda ve Barzani bunu göremedi. Türkiye'nin petrol gelirlerine muhtaç olduğunu, bundan vazgeçmeyeceklerini düşündü. Ama Türkiye bunun yerine Irak'ın yeniden petrol sahalarına egemen olduğu dönemde, Irak'la Irak'ın petrollerinin satışına aracılık ederek aslında zararını çıkarabildi. Türkiye'nin pasif kaldığı doğru ama bu pasiflik Türkiye'nin mevcut stratejisi ile alakalı, o da, her ne kadar adını öyle koymasalar da, Türkiye'nin artık bölgesel liderlik projesinden vazgeçip kendince bir savunma hattı çizmek istemesidir. Kendi siyasetinin sonucu olan Suriye'deki, Irak'taki duruma karşı bunun daha fazla ileri gitmemesi için bir çizgi çekmeye çalışıyor. Bunu hala 'bölgesel liderlik', 'büyük güç' olarak nitelendirmeye çalışsalar da durum öyle değil. Sonuç olarak Türkiye referandum ve bağımsızlık süreci boyunca Barzani karşıtı bir söylem yürüttü ama bir yandan petrol satışına da devam etti, kapıları kapatmadı. Bunların hepsinin aksini yapabileceğini söylese de bunu yapmadı. Nitekim bence Türkiye de bir şekilde Barzaniler'in kaybedeceğini aslında kısa bir süre önce anlamıştı ve buna göre pozisyon aldı. Şimdi Habur'u bypass edecek yeni bir kapı açacaklarını, Bağdat'a öyle ticaret yapılacağını iddia ediyorlar ama bunları bekleyip de görmek lazım, kesin bir şey söylemek mümkün değil. Ama kesin olan şu: Türkiye artık biraz da 'Irak'ta benim dediğim dedik' tutumundan vazgeçmiş durumda ve artık biraz 'bekle-gör pozisyon al' yolunu seçmiş durumda."

    Etiketler:
    Ali Örnek, İran, Irak, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın