10:38 24 Kasım 2017
Ankara+ 8°C
İstanbul+ 12°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'Rusya'nın Ortadoğu algısı, diğer aktörlerden daha büyük'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 77020

    Ceng Sağnıç'a göre IKBY’nin bağımsızlık referanduma açık destek veren tek ülkenin İsrail olmasının sebebi ‘Kürtlerin İran yayılmacılığına karşı müttefik’ görülmesi. Rusya’yı ‘bölgede her aktörle ilişki geliştirebilecek dengeli siyaset güden tek ülke’ diye niteleyen Sağnıç, “Rusya’nın Ortadoğu algısı diğer ülkelerden daha büyük” dedi.

    Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin 25 Eylül'de gerçekleştirdiği referandumdan sonrası federal hükümetin Kerkük gibi tartışmalı bölgelerde kontrolü 'sorunsuz' ele almasıyla başlayan tartışmalar devam ediyor. Bu gelişmede İran’ın rolü tartışılırken özellikle IKBY’ye tek açık destek veren İsrail’in tutumu ilgi odağı. İsrail’in bölge politikaları ve Rusya Federasyonu ile iletişimini Moshe Dayan Merkezi’nin Ortadoğu araştırmacısı Ceng Sağnıç'la konuştuk:

    'KÜRTLERE GERÇEKTE KİMLERİN DESTEK VERİP VERMEDİĞİNİ BİLMEK ZOR'

    Ceng Sağnıç’a göre, ülkelerin, özellikle de IŞİD'e karşı savaşta birlikte hareket edilen koalisyon ülkelerinin Irak'la geliştirilen ilişkilerden ötürü Bağdat’ın toprak bütünlüğüne aykırı durmalarının çok mümkün olmadığı görüşünde. Buna rağmen Kürtlerin bağımsızlığına kimin destek verdiğini bilmek zor olduğunu düşünen Sağnıç, İsrail’in Bağdat ile ilişkileri bulunmadığı için daha net pozisyon aldığını dile getirdi:

    ''Iraklı Kürtlerin bağımsızlıklarına kimlerin destek verip kimlerin vermediğini pratik olarak bilmek mümkün değil. Yani Irak ile diplomatik ilişkileri olan herhangi bir devletin, Irak'ta bir tür herhangi bir toplumsal yapıyı ve toprak bütünlüğünü değiştirebilecek bir adıma destek vermeleri pratik olarak mümkün değildir. Durum böyle olduğu için Irak'la diplomatik ilişkileri olmayan İsrail için destek açıklaması yapmak çok kolaydı. Fakat Irak'la ilişkileri bulunan —özellikle koalisyon bünyesinde Irak'la beraber çalışan devletlerin- Irak'la ilgili söylemlerini belli bir çerçeve dışarısına çıkarmaları mümkün değildi. Irak Kürdistan Bölgesi defalarca birçok Batılı devletin kapalı kapılar ardındaki konuşmalarda kendilerinin bağımsızlıklarına destek vereceklerini söylediklerini duyurmuştu.''

    'AÇIKTAN DESTEK VEREN SADECE İSRAİL OLDU'

    Sağnıç, İsrail'in referanduma desteğinin tek nedeninin Irak'la herhangi bir diplomatik ilişkisinin bulunmaması olmadığını da belirtti. Sağnıç'a göre bunun arkasında İsrail'in Kürt Bölgesel Yönetimi’ni İran'a karşı muhtemel bir müttefik olarak görmesi yatıyor:

    ''Fakat netice itibariyle İsrail dışında bu bağımsızlık referandumuna açıktan destek veren ülke çıkmadı. Bunun sebebi İsrail'in sadece Irak'la diplomatik ilişkileri olmaması değil hem Irak Kürt Bölgesini muhtemel bir müttefik olarak görmesi vardı hem de İran yayılmacılığının Irak'taki etkisini genişleterek Irak Hükümetini bir tür ikinci bir başkent yaptığı gibi bir algı hakim olmasının yarattığı düşünceler buna neden oldu. Zaten İsrail'in son iki yıldır ABD ve Rusya'yla yaptığı görüşmelerin neredeyse tamamı İran destekli milislerin, Hizbullah gibi örgütlerin ve İran Devrim Muhafızlarının Suriye, Irak ve Yemen'deki etki alanlarını genişletmeleri hakkında oldu. Durum böyle olduğu için Irak Kürdistan Bölgesiyle İsrail arasında paylaşılan çıkarlar var. Bunların başında her ikisinin de ABD'nin İran'ın etkisini arttırmasına gösterdiği müsamahadan gelen rahatsızlık var. İkinci olarak yine her ikisinin kendini kuşatılmış hissetmesi ve ortak düşmanlarla çarpışmış oldukları iddiası var. Tabii ki son olarak da Irak Kürdistan Bölgesi'ndeki siyasetçilerle İsrail'li siyasetçiler arasında geçmişten gelen bazı dostluklar ve tanışıklıkların olmasıdır. Bunların şu an pratik olarak ilişki içerisinde olup olmadıklarını bilmemiz mümkün değil. Fakat böylesi bir tanışıklığın buna etki etmiş olması muhtemeldir.''

    'İSRAİL'İN DESTEĞİ BÖLGE ÜLKELERİ NEZDİNDE OLUMSUZLUK YARATTI'

    Ceng Sağnıç'a göre Kürdistan Bölgesel Yönetimindeki üst düzey yöneticilerin bağımsızlığa tek desteğin İsrail'den gelmesinin İsrail'in Batılı müttefiklerinde olumlu hava yaratabileceğine kanaat getirdiklerini ama bu desteğin bölge ülkelerini olumsuz anlamda etkilediğini kabul ettiklerini söyledi:

    ''İsrail'in bu desteğinin bağımsızlık referandumu açısından iyi mi olduğunu ya da kötü mü olduğunu söylemek çok zor. Ben Eylül ayında IKBY'de görevli birçok üst düzey yetkiliyle görüştüm. İsrail'in desteğinin iyi mi olup kötü mü olduğunu kendilerine de sordum ve bugüne kadar almadığım yanıtlar aldım. Bugüne kadar verilen yanıtlar çok genel ve İsrail'in isminin alınmadığı yanıtlardı. Ama bu seferki yanıtlarda belli olan şuydu: IKBY bölgesi bir tür izole edilmiş haldeyken İsrail'in bunu yıkan açıklamar yapmasını Batı toplumları nezdinde yani İsrail müttefikleri nezdinde bir tür olumlu hava yarattığını kabul etmelerine rağmen bölge ülkeleri nezdinde olumsuzluk yarattığını da kabul ediyorlardı.''

    'RUSYA'NIN ORTADOĞU SİYASETİ HERHANGİ BİR GRUBUN ÇIKARLARI ÜZERİNDEN TANIMLANAMAZ'

    Rusya Federasyonu'nun Ortadoğu algısının diğer aktörlerin Ortadoğu algısından daha büyük olduğunu belirten Sağnıç'a göre bir süper devletin yapabileceği doğru adımların başında bu dengeli perspektifle her aktörle ilişki geliştirmek gelir:

    ''Basit bir tanımla: Rusya'nın Ortadoğu'su İran'ın Hizbullah'ın, İsrail'in, Irak'ın veya Kürtlerin Ortadoğu'sundan büyük bir Ortadoğudur. Rusya'nın Ortadoğu'da varlığını dayandırdığı stratejisi herhangi bir grubun herhangi bir etnik, mezhepsel varlığın etki alanını genişletmesi veya onun çıkarları üzerinden gelişen bir ittifak değil. Yani Rusya'nın Ortadoğu'daki varlığı sadece Esad'ın iktidarını korumak, müttefiki İran'ın etkisini arttırmak ya da sadece ABD'yi bu bölgede sıkıştırmaya çalışan küçük taktiklere dayanan bir siyaset değil. Bundan dolayı da Rusya'nın Ortadoğu'daki farklı aktörlerle etnik ve mezhep kimliklerini gözetmeksizin ilişkilerini devam ettirmesi ve bu denge siyasetini yürütmesi çok normal. Herhangi bir süper gücün yapabileceği doğru adımların başında bu gelir.''

    'İSRAİL SURİYE'YLE ALAKALI GÜVENLİK KAYGILARI VAR'

    Sağnıç İsrail ile Rusya arasında özellikle son dönemde artan görüşmelerin ana konusunun İsrail'in güvenlik kaygıları olduğunu söyledi:

    ''İsrail'le Rusya arasındaki görüşmelerin tamamı Suriye'den yola çıkarak İsrail'in kendi güvenlik algısına dayalı görüşmeler oldu. Özellikle İsrail sınırına yakın yerlerde yani Lübnan-Suriye-Ürdün sınırlarının kesiştiği yerdeki İran'a bağlı milis güçlerinin, Hizbullah'ın ve İran Devrim Muhafızları’nın  bulunmasıyla ilgiliydi.''

    'RUSYA'NIN DENGELİ TAVIR GÖSTERMESİ KÜRTLER AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ'

    Referandum sürecinde Kürtlerin ABD'den beklenen arabulucu ve dengeli tavrın ABD'nin Irak safında yer alarak gerçekleşmediğini, bu dengeli tavrı Rusya'nın gösterdiğini söyleyen Sağnıç'a göre Rosneft'in yaptığı yatırım duyuruları ve Putin'in açıklamaları petrol akışının durmasını engelledi:

    ''Irak Kürdistan bölgesi özelinde Rusya'nın tavrı Kürdistan bölgesinin şikayet ettiği, yadırgadığı bir tavır olmadı. Aksine Rusya'nın gösterdiği tavır Kürtler tarafından ABD'nin de göstermesini beklenilen bir tavırdı. Yani Kürtler referanduma gitme kararı aldıklarında veya Irak'la bir tür çekişmeye girdikleri zaman dünyanın Kürtlerin arkasında duracağı ve Irak'a karşı tavır alacağı gibi bir sanrı ile işe girişmediler. Dengeli bir tavır bekleniyordu. Özellikle ABD'nin 2003'ten beri Erbil'le Bağdat arasında sürdürdükleri arabulucuk şeklinde gelişen tavırlarını devam ettirmeleri bekleniyordu. Fakat böyle olmadı ABD çok açık bir şekilde Irak safında ve Kürtlere karşı durdu. O sırada Rusya'nın dengeli bir tavır içinde olması Kürtler açısından çok önemli bir tavırdır. Özellikle petrol akışının Türkiye üzerinden durmasını engelleyen faktörlerin başında Rusya'nın tam o sıcak günlerde Rosneft'in yaptığı yeni yatırım duyuruları ve yine Putin'in petrol akışının durmaması gerektiğini söylediği açıklamaydı. Yani Rusya'nın Ortadoğu'daki tavrını tartışırken mutlak suretle Rusya'nın Ortadoğu algısının bölgedeki diğer aktörlerin Ortadoğu algısından çok daha büyük olduğunu görmek gerekiyor. Buna İran da Irak da İsrail de Türkiye de Irak Kürtleri de dahil. Bütün bu aktörlerin Ortadoğu algısı kendi sınırlı çıkarlarıyla çevrelenmiş algılar fakat Rusya'nın Ortadoğusu büyük bir Ortadoğudur.''

    'IRAK'TA MUTABIK OLUNAN TEK ŞEY: PETROL AKIŞININ DURMAMASI'

    2014 yılında Bağdat'la Erbil arasında ABD arabuluculuğunda yapılan anlaşmayla petrolün akışı konusunda ihtilafın çözüldüğünü savunarak iki tarafın da kazançlı çıktığı dengeli ilişki tesis edildiği görüşündeki Sağnıç, 'sorunlu bölgelerin' merkezi hükümetin eline geçmesinin de petrol akışını durdurmayacağını vurguladı:

    ''Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin petrol ticareti 2014 yılının Aralık ayından bu yana yasadışı değildi. 2014 Aralık ayında ABD ve BM'nin denetiminde Erbil'le Bağdat hükümetleri bir anlaşma yaptılar. Bu anlaşma dahilinde KBY hem kendi petrol yataklarından hem de tartışmalı bölgelerde elinde tuttuğu petrol alanlarından petrol satışını serbestçe gerçekleştirdi. Gemilerin takılması, Teksas limanına demirleyememesi gibi yasallığa dair olayların hepsi 2014 yılından önce olan konulardı. Bu ilişki ABD'nin o sırada Irak'ta hem Bağdat'ın hem Erbil'in ekonomik olarak en azından bir tür dengede bulunabilmesi için geliştirdiği bir projeydi ve proje bugüne kadar devam etti. Fakat IKBY'nin elinde Kürdistan bölgesinin dışında kalan tartışmalı bölgelerdeki petrol yataklarının neredeyse tamamı Irak ordusunun denetimine geçmiş durumda. Durum böyle olsa da petrolün Erbil üzerinden tekrar gönderilmesi gündeme gelecektir. Kürtlerin bundan rahatsız olacağını düşünmüyorum çünkü Irak'ta herkesin mutabık olduğu şey petrol akışının durmamasının gerektiğidir. Fakat aynı zamanda Irak kendi Kerkük-Ceyhan boru hattını da yeniden inşaasını yapmak ve Türkiye'yle bunun üzerinden yeni bir akışı gerçekleştirmek gibi girişimlerde bulunabilir ancak bu hattın tamirinin en azından birkaç aylık süresi var.''

    'KÜRDİSTAN PETROLÜNÜN PAZARA GİDİŞİNDE ŞU AN SIKINTI YOK'

    Irak Hükümeti'nin Kerkük'e operasyonu sırasında petrol akışında kısa süreli kesinti yaşansa da şu an için bir sıkıntı yaşanmadığına dikkat çeken Sağnıç'a göre eğer petrol akışında sıkıntı yaşanırsa petrolünün yüzde 60'ını Ceyhan üzerinden Kürdistan Bölgesi’nden alan İsrail için petrol alacak kaynaklar bitmiş olmaz:

    ''Petrol borsası açık bir borsadır. İsrail petrolünün %60 kadarı Kürdistan Bölgesinin Ceyhan üzerinden sattığı petrolden alınıyordu. Fakat İsrail için petrol alacak kaynaklar bitmiş değil ve Kürdistan petrolünün pazara girişinde şu anlık herhangi bir sarkma yok. Sadece 16 Ekim'de Kerkük'te çatışmaların devam ettiği sırada kısa süreli bir durma oldu.''

    'İSRAİL İLE IRAK ARASINDAKİ MESELENİN KISA VADEDE ÇÖZÜMÜ ZOR'

    Irak'la İsrail arasında 1973 yılında küçük çaplıda olsa çatışma yaşandığını ve bu yüzden birbirlerini tanımaları için barış anlaşması yapmalarına ihtiyaç olduğunu söyleyen Sağnıç'a göre kısa vadede  iki devlet arasındaki ilişkilerin düzelmesi ufukta gözükmüyor:

    ''İsrail'le Irak arasında çok başka sorunlar mevcut. Bu iki devlet birbirini tanımayan devletler. Birbirlerini tanımaları içinde barış anlaşmalarına ihtiyaçları var çünkü en son 1973 yılında aralarında küçük çaplı olsa da çatışmalar oldu. Bu iki devletin birbirlerini tanımaması olayı çok daha derin bir olay. Bu tanıma gerçekleşmeden İsrail'in Irak'a karşı tavrını değiştirmesi ya da Irak'ın İsrail'e karşı tavrını değiştirmesi mümkün gözükmüyor.''

    'İRAN'IN SURİYE'DEKİ ETKİSİ BEKLENMEDİK ŞEKİLDE ARTTI'

    Bölgede özellikle Suriye özelinde İran'ın etkisinin beklenmedik bir biçimde arttığını söyleyen Sağnıç'a göre bu durumun İsrail'i alarma geçirdiğini ve bunun Rusya ve ABD için de dikkat edilmesi gereken bir mesele olduğunu söyledi:

    ''İran'ın etkisinin artması İsrail'i çok alarma geçiren bir durum. Özellikle Irak'lı Kürtlerin bilinçli bir şekilde dünyayı alarma geçirmek için Şengal'den çekilmesi bu yönde bir alarmın sesinin artmasına neden oldu. Çünkü bu Irak-Suriye sınırında İran'ın etkinliğini arttırması anlamına geliyordu. İran'ın etkisini genişlettiği için İsrail için çalan bu alarm aslında öncelikli olarak Rusya ve ABD için çalan bir alarmdır. Ne ABD ne Rusya İran'ın Suriye'de etkinliğinin bu kadar beklenmedik bir şekilde artmasını, bu kadar avantajlı bir şekilde değişmesini istemiyorlar. Yani İsrail'in o bölgeye erişmesi zor ama ABD ve Rusya oradalar ve bana göre bu sorun onların da sorunu.”

    Etiketler:
    Ceng Sağnıç, IKBY, İran, İsrail, Irak, Suriye, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın