10:37 24 Kasım 2017
Ankara+ 8°C
İstanbul+ 12°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'Şam, ülkenin en büyük doğal kaynaklarını başkasına bırakmaz'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 512 0 0

    Musa Özuğurlu'ya göre Şam Batı’ya angaje olmamak kaydıyla aktör kabul ettiği Kürtlerle özerklik dahil her meseleyi konuşma sinyalini verdi. ABD destekli DSG’nin Deyr ez Zor’daki petrol bölgelerinde ilerleyişini ‘pazarlıklarda baskı unsuru oluşturmak’ olarak yorumlayan Özuğurlu, Şam’ın ülkenin en büyük doğal kaynaklarını bırakmayacağı görüşünde.

    Iraklı Kürtler 25 Eylül’deki bağımsızlık referandumu sonrasında Bağdat’ın tartışmalı bölgeleri kontrol altına alması karşısında zor duruma düşerken, dikkatler gelişmelerin sınırın Suriye tarafına etkilerine çevrildi. ABD yönetiminin referandumu zamansız bularak Bağdat’ın yanında durması tartışılırken, gelişmelerin Suriye’de ABD destekli DSG’nin Rakka’nın ardından Deyr ez Zor ilerleyişi ve Washington’ın Suriye Kürtleriyle ilişkilerine nasıl yansıyacağı merak konusu. Özellikle de Şam yönetimi ile Suriye Kürtleri arasında Rusya’nın arabuluculuğunda özerklik dahil temaslar yapıldığı iddialarının ardından.

    Gelişmeleri Şam’da görev yapmış TELE 1 televizyonu yorumcusu ve Duvar internet sitesinin yazarı Musa Özuğurlu'yla konuştuk.

    'SURİYE'DE ŞAM İLE KÜRTLER ARASINDA DİYALOG SİNYALİ VERİLDİ'

    Musa Özuğurlu'ya göre Irak’ın kuzeyindeki Kürt bölgesinde yaşanan son gelişmelerin Suriye Kürtleri açısından işaretler taşıyor. Suriye yönetimi son dönemde yumuşak söylemlerle Kürtlerle özerklik dahil her konuda konuşulabileceğine dair diyalog sinyali verdiğini anımsatan Özuğurlu’ya göre buradaki kriter ABD ile Batı’ya çok fazla angaje olmamak:

    ''Kerkük'ün Irak ordusu tarafından beklentilerin aksine çok rahat bir biçimde alınması devletlerin böyle gelişmelerde müdahalesinin sonuçlarının neler olabileceğini gösterdi. Irak'ta sorunlu bölgelerde böyle kolay bir geçiş öngörülmüyordu. Çatışma ya da başka bir gelişme bekleniyordu ve devletin bu kadar kısa sürede ve net bir biçimde ağırlığını koyacağı öngörülmüyordu. Bu durumun Suriye Kürtleri açısından gösterdiği şeyler de var. Daha önce Suriye yönetiminin Buseyna Şaban gibi isimler dahil ''Gerekirse Suriye'nin her karış toprağı için savaşırız '' tarzında bazı açıklamalar yapılmıştı. Tabii bu sözler Kürtler kastedilerek söyleniyordu. Sonrasında ise sürpriz bir biçimde aksi yönünde açıklamalar da gelmeye başladı. Mesela Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim Kürtlerin ABD ve Batıya çok fazla angaje olmayıp onların ajandalarına göre hareket etmemeleri durumunda idari özerklik de dahil olmak üzere her türlü konuda masaya oturabileceklerine dair görüşler ifade etti. Bir taraftan Irak'taki örneğin ortaya çıkmasına rağmen diğer yandan Suriye tarafından daha yumuşak açıklamalarla Kürtlerle diyalog sinyali verilmiş oldu. Nitekim daha sonra PYD'nin yeni eşbaşkanının ''Evet biz de masaya oturabiliriz, özerkliği konuşabiliriz'' mesajı geldi. Bütün bunları değerlendirdiğimiz zaman hem devletin gerektiğinde kontrolü sağlayacağı bir zorunluluk halinin mesajıyla beraber Şam yönetiminin yumuşama sinyaliyle beraber bir diyalog yönünde istekliliği ortaya çıktı.”

    'ARTIK ŞAM VE KÜRTLER DİYE BAHSETMEYE BAŞLADIK'

    Özuğurlu, Şam yönetimi ile Kürtlerin arasında görüşme olduğu iddialarına da atıf yaparen, gelişmeler ve yeni söylemler Şam yönetiminin Kürtleri karşısında bir aktör olarak gördüğünü gösteriyor:

    “Rusya'nın aynı zamanda Kürtleri kaybetmeme politikasıyla paralel olarak bu, tarafların bir araya gelebileceği ifade ediliyor. Hatta son dönemde Rusya'nın Hmeymim üssünde Şam ile Kürtlerin görüştüğü yönünde iddialar var. Bunlar şu anda Suriye içerisinde bir yumuşamaya işaret ve aynı zamanda bütün bu savaş sürecinden sonra gelinen aşamada iki taraf ortaya çıkmış oluyor. Daha önce Şam yönetiminin tanımlaması olarak devlet ve diğer örgütlerden bahsediyorduk şu anda artık Kürtler va Şam olarak bahsetmeye başladık. Bu durum Şam'ın Kürt dinamiğini karşısında bir muhatap olarak gördüğünü gösteriyor.''

    'ABD IRAK’IN AKSİNE SURİYE'DE MERKEZDEN BAĞIMSIZ HAREKET EDİYOR'

    ABD'nin Suriye'de Esad gerçekliğinden ötürü Irak'taki gibi hareket edemediğini belirten Özuğurlu'ya göre ABD yönetimi aynı zamanda Rusya'nın da hassasiyetlerini dikkate almak zorunda:

    “ABD'nin Irak'taki son süreçte Irak merkezi yönetimini daha çok dikkate aldığını söyleyebiliriz. ABD muhtemelen Irak yönetiminin hassasiyetleri nedeniyle Kürtlerin referandumu sonrasındaki süreçte çok net bir tavır ortaya koymadı. Ama şunu görebiliyoruz ABD'nin iki tarafın arayı bulması gerektiği yönünde bir tavrı var. Fakat Suriye'ye baktığımız zaman ABD'nin böyle bir uzlaşı gerçekleşmesi yönünde bir politikası ve kaygısı yok. Bir taraftan Suriye'de Kürtler destekleniyor ama her ne kadar dile getirilmese de ABD'nin karşısında bir Esad gerçeği var. Dolayısıyla Irak'ta merkezi hükümete dostça yaklaşılabilirken, uzlaşı çağrıları yapılırken Suriye'de ise başka bir tavır uygulanıyor orada ABD merkezden bağımsız tek başına hareket ediyor. Bunun yanında ABD aynı zamanda Rusya'nın da hassasiyetlerini dikkate almak zorunda.

    'ABD ÜSLERİ SURİYE'NİN ANAYASASI VE POLİTİKASINA UYGUN DEĞİL'

    ABD'nin Kürtler açısından bir takım istekleri pazarlık ettiğine dair görüştükleri şeklindeki iddiaları hatırlatan Özuğurlu'ya göre Suriye'nin kuzeyindeki ABD üslerinin bulunması Suriye anayasası ve politikasına uygun değil:

    ''Dün ABD'nin IŞİD'le mücadele özel temsilcisi McGurk ile Suriye istihbahrat şefinin görüştüğü yönünde iddialar ortaya atıldı. Burada belki de ABD'nin işin perde arkasından Kürtler açısından bir takım isteklerini kabul ettirmeye çalıştığı ve pazarlık yaptığı söyleniyor. Zaten Rusların da şu anda Şam ile Kürtler arasında arabulucu rolünde olması ve bir yandan Rusların ABD'yle temas içinde olması bir orta yolun bulunmaya çalışıldığı anlamına geliyor. Kürtlerin kontrol ettikleri bölgede ABD üsleri olduğunu biliyoruz fakat bunların çok da belirleyici olmadığını belirtmek lazım. Belki bu üslerin bir kısmı bir süreliğine daha kalacak. Fakat en nihayetinde bunlar Suriye'nin anayasasına, politikalarına uygun değil ve bunların kabul edilmesi bu sebeplerden mümkün değil. Ama şu olabilir: ABD adı altında olmayıp Kürtlerin askeri birimleri olarak kalması şeklinde formül bulunabilir. Hatta Şam ile Kürtler arasında özerklik konusunda anlaşma sağlanırsa bu üslerin hiçbirisine gerek kalmayacak. Çünkü üsler konusunda ortaya konan gerekçe IŞİD'le mücadele olarak söyleniyor. Dolayısıyla Kürtler ile yapılacak anlaşma sonrası ABD orada bulunulmasına dair gerekçelerin ortadan kalktığını söyleyip üsleri çekebilir. Ama arka planda asıl sebep Şam ile Kürtler arasında yapılabilecek anlaşma olacak. Bunu kısa sürede görebileceğimizi sanıyorum.”

    ‘KÜRTLER DOĞAL SINIRLARINA ÇEKİLMEK ZORUNDA KALACAKLAR’

    Deyr ez Zor
    © REUTERS/ Khalil Ashawi
    Musa Özuğurlu'ya göre son zamanlarda Deyr Ez Zor bölgesinde ilerleyip çeşitli alanları IŞİD'den alan DSG'nin bu hamlesi daha sonraki pazarlıklarda baskı unsuru yaratmak için yapılıyor ve Kürtler eninde sonunda kendi 'doğal' sınırlarına çekilecekler:

    “Deyr Ez Zor'da DSG'nin yeni yerler ele geçirmeye devam etmesi ABD'nin başka planlarını da devam ettirdiği anlamına gelebilir. Fakat bu hamlelerin Şam'ın Kürtlerle yapacağı görüşmelerde ve pazarlıklarda baskı unsuru olarak kullanabilmek adına yapıldığını düşünüyorum. Eninde sonunda şöyle olacağını öngörebiliriz: Kürtler Rakka'dan Deyr Ez Zor'dan aldıkları yerlerden kendi 'doğal' sınırlarına çekilmek zorunda kalacaklar. Zaten Kürtlerin buraları koruyabilmeleri fiziki açıdan çok zor ve Kerkük örneğiyle paralellik burada ortaya çıkıyor. Çünkü Suriye ordusu o bölgeler için savaşmaya kararlı. Şam bir yandan 'sopayı' bir yandan 'havucu' gösteriyor. Yani oralar açısından herhangi bir pazarlık olmayacak. Şam olaya kendi doğal sınırları içerisinde olacak idari bir özerklik açısından bakıyor. ABD de bu gerçeğin farkında fakat böyle bir savaş devam ederken elbetteki herkes karşı taraf üstündeki baskıyı arttırabilmek için daha fazla kazanç elde etmeye çalışıyor. Şu an için Şam ile Kürtler arasında kendi içlerinde bile yapılan pazarlıklarla Rusya ve ABD de dahil olmak üzere tarafların hangi sınırlar dahilinde bir anlaşmaya gidileceği yönünde belirli bir görüşün olmadığını düşünüyorum. Her aktör deneme-yanılma yoluyla karşısındakinin gücünü ölçerek ilerlemeye çalışıyor. DSG'nin bu hamlesini bu çerçevede gerçekleşiyor.”

    ‘AŞİRETLER TARAF DEĞİŞTİRİYOR’

    Deyr Ez Zor bölgesinin doğal kaynaklar bakımından ülkenin en zengin yeri olduğuna dikkat çeken Uğurlu'ya göre Şam'ın bu bölgeyi başka güçlere bırakması olası gözükmüyor:

    “Orada bulunan aşiretler kendi içlerinde bile bölünmüş durumda. Kimisi devlet yanlısı ve zaman zaman taraf değiştirebiliyorlar. Şam'ın bugüne kadar uyguladığı politikaları dikkate edersek aşiret bazında da ilişki geliştirebildiklerini görüyoruz. Muhtemelen Şam onlarını da kendi tarafına çekecek gözüküyor. Bir de şu var: bir ülkenin en büyük petrol ve doğal gaz kaynaklarından bahsediyoruz ki bunu başkalarına bırakmaları çok mümkün gözükmüyor.”

    SURİYE'NİN ÇİZDİĞİ 'ÖZERKLİK' ÇERÇEVESİ KÜRTLERE UYACAK MI?

    Suriye'de 2012 yılında yapılan referandumla beraber yerel yöneticilere daha fazla yetki verildiğini ve bunun yerel halkın iradesinin yönetime yansımasını sağlayacağını söyleyen Uğurlu'ya göre Kürtlerin istediği 'özerklik' ile, Şam'ın kendi siyasal yapısına bağımlı olarak çizdiği 'özerklik' arasında fark var:

    “2012'deki referandumda kabul edilen yeni anayasada yerel yöneticilere daha fazla yetki verildi. Yani adem-i merkeziyetçi yanlar güçlendirildi. Hatta Suriye krizinden önce bile bu yönde yasa çalışmalarının olduğu biliniyordu. Fakat olaylardan sonrasına denk geldiği için yerel yöneticilere verilecek yetkileri daha da genişlettiler. Son dönemlerde ise bu girişimlerin idari özerklik şeklinde daha da genişletilebileceği söylendi. Bunun anlamı da şu: daha önceki uygulamalarda özellikle belediye meclislerinde yerel halkın seçtiği üye sayısı sınırlıydı ve bunun sayısını arttırıldı. Bundan sonra o meclisin kendisi yerel yöneticiyi kendisi seçecek. (Suriye'de bizdeki gibi vali-belediye başkanı ayrımı yok) Böylece yerelin iradesi yönetime yansımış olacak. Şu an Suriye'nin 'özerklik' konusunda çizdiği çerçeve böyle gözüküyor. Ancak asıl soru işaretleri bu yapıların idari yönetim dışında bağımsız karar alabilecek yetkilere sahip olup olamayacağı  üzerinde yoğunlaşacak. Belki de Kürtler bunu isteyecek ve Şam bu 'özerkliğin' sınırının kendi siyasal sistemine bağlı olmasına izin vereceğini söyleyecek ve bunu kabul etmeyecek. Tabii nelerin olacağını tam olarak kestirebilmek mümkün değil sadece bu tarz bazı öngörülerde bulunabiliriz.”

    'TÜRKİYE BÖLGEDE ARTIK ESASTAN ÇOK USULE DAİR ORTADA GÖZÜKÜYOR'

    Özuğurlu'ya göre bölgede Rusya dışında Türkiye'nin önceliklerini 'dikkate alan' bir ülke yok fakat bu noktada bir yandan Suriye'nin hassasiyetleriyle küresel bir aktör olarak ABD'nin istekleri de öne çıkıyor bu yüzden Türkiye artık bölgede 'esas'tan çoktan 'usul'le ortada gözükmeye başladı:

    ''Bu aşamadan-özellikle sadece kağıt üzerinde olduğunu düşündüğüm Astana sürecinden- sonra Türkiye'nin bölgedeki meselelere dair esastan çok usulle ortada gözükmeye başladığını görüyoruz. Bunun anlamı şu: Mesela Suriye'deki Kürt dinamiğiyle alakalı gelişmeler tamemen ABD'nin Rusya'nın pazarlığına ve yerel güçler açısından düşünürsek Kürtler ile Şam arasındaki pazarlığa bağlı bulunuyor. Bunun dışında bu devletlerin —Rusya istisna olabilecek şekilde- Türkiye'nin önceliklerini dikkate alacakları durumda oldukları düşünmüyorum. Çünkü kendilerinin de hakim olacağı noktalar sınılır vaziyette. Bu güçler şu andaki aşamalar nereye doğru gidiyorsa ona göre hareket edecekler ve oturup kendi aralarında bu sorunu çözmeye çalışacaklar. Rusya bir yandan Türkiye'nin hassasiyetlerine 'dikkate almaya çalışıyor' ama diğer yandan Suriye'nin hassasiyetleri ortada duruyor ve karşısında küresel bir muhatap olarak ABD'nin çıkarları var. Dolayısıyla Türkiye bunu bu şekilde düşünmek zorundadır. Diğer yandan Kürtler bölgede herkesin kontrol etmek istediği kimsenin kaybetmek istemediği bir aktör. Rusya bu yüzden Türkiye'nin hassasiyetlerini açıktan dikkate alacak değil. Yani Rusya Suriye sahasında buradan hareketle hamle yapmayacak.”

    'KANTONLARIN BİRLEŞMESİ ULUSLARARASI PAZARLIK AÇISINDAN ÇOKTAN ÇÖZÜLDÜ'

    Türkiye'nin istediği bazı şeyler diğer aktörler tarafından gerçekleştirildiği için kendini bölgede aktör olarak gördüğünü, fakat gerçekte durumun böyle olmadığını söyleyen Özuğurlu'ya göre bölgede bazı meseleler Türkiye açısından çözülmemiş duruyor olsa da uluslararası pazarlıklar anlamında çoktan çözülmüş durumda:

    “Irak tarafında bazı meselelerin Türkiye'yi aştığı görülüyor. Referandum konusunda Türkiye tarafından Bağdat yönetimine destek açıklamaları yapıldı ve Irak'la aynı şeyler isteniyordu ama bu Bağdat'ın Ankara ile hareket ettiğine değil Ankara'nın Bağdat'ın hassasiyetlerine yanaştığı anlamına geliyordu. Kerkük'e girilmesi Türkiye kamuouyunda olumlu karşılansa da Irak hükümeti Kerkük'e Türkiye için girmedi. Kerkük'e kendi devlet iradesini ortaya koymak için girdi. Bütün bu gelişmelere baktığımız zaman Türkiye'nin çok da 'esaslar' üzerinde belirleyici olduğunu hatta bu 'esaslar' üzerinde bir tarafta bulunduğunu bile söylemek çok zor. Sadece Türkiye'nin istediği bazı şeyler başkaları tarafından gerçekleştirildiği için Ankara kendinin bölgede oyuncu olduğunu düşündü ama durum kesinlikle böyle değil. Bağdat'la Erbil arasındaki görüşmelerde Türkiye yok, aynı şey Suriye Kürtleriyle Esad arasında görüşmeler açısından da geçerli. Afrin meselesinde ise, bu yerleşim Kürtler açısından önemli olabilir ama diğer aktörler açısından önemli değil ve stratejik bir yer değil. Asıl mesele Fırat'ın doğusu meselesidir. Kürtlerin Fıratın batısına geçmeleri, kantoların birleşmesi meseleleri Türkiye açısından olmasa da uluslararası pazarlıklar anlamında çoktan aşılmış ve halledilmiş meselelerdir. Dolayısıyla Türkiye'nin şu an için yapabileceği bir şey kalmamış vaziyettedir. Bu nedenle de Suriye'de de Irak'ta da hiçbir şekilde belirleyici değil.”

    İlgili konular:

    Tillerson, Rakka'da zafer ilan eden DSG'yi tebrik etti
    DSG, Rakka'da zafer ilan etti
    DSG, Rakka’yı Sırp yapımı silahlarla mı kurtarıyor?
    DSG: Rakka'nın tamamı IŞİD'den daha alınmadı
    Etiketler:
    IKBY bağımsızlık referandumu, Özerklik, Demokratik Suriye Güçleri (DSG), Musa Özuğurlu, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), Irak, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın