17:57 13 Aralık 2017
Ankara+ 12°C
İstanbul+ 15°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'Putin'in 'jet krizi öncesine döndük' açıklaması Rus devlet mekanizmasına da bir mesaj oldu'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 10

    Abdurrahman Yıldırım'a göre Rusya'nın lideri Türkiye ile krizin neredeyse bittiğini söylüyorsa bu Moskova açısından ilişkilerde pürüz kalmadığının işareti. Türk yatırımcılar açısından geriye dönüşün zaman alacağını belirten Yıldırım'a göre, vize sorunu bu süreçte yatırımcıların yaşadığı diğer sorunlar yanında küçük kalıyor.

    Türkiye ile Rusya arasında 24 Kasım 2015'te Rus uçağının düşürülmesiyle başlayan kriz ekonomi alanına da yansımıştı ve bu noktada ekonomik ilişkiler de zorlu bir sürece girmişti. Krizin çözüme kavuşması sonrası taraflar arasındaki görüşmeler arttı ve ilişkiler S-400'lerin alınmasına varacak boyuta kadar geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu yıl içinde altıncı kez Rusya'yı ziyaret ederek Devlet Başkanı Putin ile görüştü. Putin'in Türkiye ile ilişkilerde ‘neredeyse jet krizi öncesine dönüldüğü' saptaması dikkat çekti.

    Rusya Federasyonu ile Türkiye arasındaki ilişkilerin ekonomik cephesini Habertürk ekonomi yazarı gazeteci Abdurrahman Yıldırım ile konuştuk:

    'JET KRİZİ ÖNCESİNE DÖNÜLDÜĞÜ SAPTAMASI KABUL EDİLEBİLİR'

    Abdurrahman Yıldırım, Rusya'nın bu krizde uçağı düşürülen taraf olduğu için elinin güçlü olduğunu vurguladı. Yıldırım'a göre bu durumda Rusya tarafı ilişkilerde kriz öncesine dönüldüğü saptaması yapıyorsa bu doğrudur:

    "Türkiye tarafı açısından Rusya ile ilişkilerde Jet Krizi öncesi döneme dönüldüğü saptaması kabul edilebilir. Çünkü burada Türkiye'ye karşı ekonomik, siyasi yaptırım uygulayan ve eli güçlü olan taraf Rusya'ydı. Çünkü uçağı düşüren taraf Türkiye olmuştu. Rusya'nın uçakları, İkinci Dünya savaşından sonra hiç düşürülmemişti ve üstelik bunu yapan Türkiye bir NATO ülkesiydi. Dolayısıyla olayın şekline ve gelişimine bakarak diyebiliriz ki: Rusya tarafı ilişkilerde kriz öncesine döndük diyorsa bu doğrudur. Yani Rusya açısından pürüz veya anlaşmazlık noktası kalmamıştır."

    'TURİZM KONUSUNDA ESKİYE DÖNMÜŞ OLSA…'

    Önümüzdeki günlerde iki yılı dolduracak kriz sebebiyle bazı iş insanlarının Rusya'daki işlerini tasfiye ettiklerini ve küçülttüklerini söyleyen Yıldırım'a göre bu yüzden bu konularda geriye dönüş zaman alacak:

    "Türkiye ve Rusya ile iş yapan Türk Şirketleri ve işadamları eski düzeyde kaldıkları yerden devam edebilirler ama bazı iş adamlarının Rusya'daki işlerini tasfiye ettiklerini, küçülttüğünü, sattığını biliyoruz. Bundan dolayı bu konuda iki sene sonra kaldığımız yerden devam diyemeyiz. Önümüzdeki 24 Kasım itibariyle bu krizin ikinci yılını tamamlamış olacağız. Bu sırada Türkiye, turizm sektöründe ve ihracatta büyük bir darbe yedi. Şu an turizm sektöründe eski seviyelere dönülse de özellikle Rusya'daki yatırımlarda ve orada iş yapan Türk şirketleri açısından hemen eski duruma dönmek biraz zaman alacaktır. Ama bir yandan da Rusya Devlet Başkanı Putin'in 'jet krizi öncesine döndük' açıklaması bütün elçiliklere de bütün Rusya devlet mekanizmasına da çok net bir mesaj oldu. En son ambargonun, kızgınlığın ya da kırgınlığın kalıntıları varsa onları temizleme yönünde atılmış bir adım oldu bu. Krizin çözülmesi Türkiye için pozitif bir gelişme olarak, keşke zamanında böyle bir kriz yaşanmasaydı."

    'İŞ İNSANLARI AÇISINDAN VİZEDEN ÖTE DİĞER ENGELLER DAHA ÖNEMLİYDİ'

    Kriz süresince Türkiyeli iş insanlarının Rusya'da iş yapabilmede yaşadığını sorunlara değinen Yıldırım, vize meselesinin diğer sorunlar yanında küçük bir sorun olarak kaldığı görüşünde:

    "Kriz süresince Rus devlet organları Türk girişimcilere karşı hantal, ağır işleyen hatta yasakçı ve işi zorlaştıran bir tutum içerindeydiler. Bu durum giderek gevşedi. Bu tutumun son kalıntılarının da Putin'in açıklamasıyla giderilmiş olması gerekir. Fakat bu kriz öncesinde olmayan vize uygulaması şu an hala devam ediyor. İşadamlarının bir miktarına özellikle ihracatçı olanlarına kırmızı pasaportlar veriliyor ve Rusya bunlara bir zorluk çıkarmıyor. Dolayısıyla ihracatçılar o çerçevede kısmen sorunlarını aşmış olabilirler. Açıkçası vize sorunundan dolayı iş adamlarının yakındıkları çok görülmedi. Çünkü Rusya ile iş yapmanın bizzat kendisi çok zor. Yani orada iş yapmak zor. Bu ambargo sırasında Rusya'da çok zorluklarla karşılaşıldığını biliyoruz. Dolayısıyla bu tür sorunlar yanında vizeden kaynaklı, sınırdan geçişten kaynaklanan zorluklar küçük kalıyor. Bu konuda önemli bir yakınma söz konusu değildi ama bir iş adamının şirketine terörle mücadele ekiplerinin baskın yapması çalışanlarının üstlerinin aranarak sorgulanması hatta karakola götürülmesi gibi olayların yaşanması, yabancı ülkedeki bir özel sektör şirketinin kolay kolay kaldırabileceği, hazmedebileceği bir şey değil."

    'DOMATES MESELESİ SEMBOLLEŞTİ AMA ÇOK ÖNEMİ YOK'

    Basında domates özelinde çokça konuşulan tarım ürünleri sorunun sınırlı bir şekilde çözüldüğünü söyleyen Yıldırım, bunun turizm sektörü kadar 'toplamı etkileyen' bir sektör olmadığı görüşünde:

    "Domatesin sembol olduğu tarım ürünleri sorununun da çözüldüğünü söyleyebiliriz. Ama bu sınırlı bir şekilde çözüldü. O konuda da ambargo öncesi düzeye yani satabildiğiniz kadar satın denilen bir düzeye daha dönülmedi. Türkiye'nin de kademeli bazı sınırlamalar koyduğunu görüyoruz. Kademeli olması da Türkiye'nin çok aleyhine değil. Türkiye, Rusya için özel bir domates üretmese domates üreteceği alanda başka bir dönemde başka bir ürün üretebilir. Yani buradan, toplamda Türkiye'nin kaybı olmaz. Rusya da aynı şekilde başka bir yerden başka kalitede ya da fiyatta domatesini alıp alternatif yaratabilir. Ama turizm sektöründen biliyoruz ki Türkiye'den aldıkları hizmeti, kültürel hazzı başka bir ülkede bulamadılar. Dolayısıyla turizmde eski düzeye kavuşmamız hatta onun da sayı olarak üstüne çıkmamız bu faktör önemli rol oynadı. Dolayısıyla Türkiye domates satmaz, başka bir şey satar. Bu mesele çok da önemli bir şey değil."

    'AKKUYU KONUSUNDA KRİZİN GECİKTİRİCİ ETKİSİ OLDU'

    Yıldırım, Akkuyu Nükleer Santral projesinin krizden olumsuz etkilenerek süre olarak uzadığını söyledi ve her ne kadar krizden kaynaklanan sebepler etkili olsa da, ilk defa bir nükleer santral sürecinin gerçekleşiyor olması da diğer bir geciktirici etken olduğunu ekledi:

    "Akkuyu Nükleer Santrali yapımında çok açık olmayan bir süreç işletiliyor. İlk defa bir nükleer santral yapıyoruz dolayısıyla bunu incelerken hangi süreçten geçip hangi aşamalara geçeceğini kamuoyu da bilmiyor ya da belki bu işi yapanlar yeterince bilgilendirmiyorlar, işin gereği de bu olabilir. Ama biliyoruz ki bu yılın içerisinde bir beton atılacak ama bu temel olarak sayılmıyor. Gelecek yıl da temeli atılmış olacak ve yapının ilk ünitesi 2023 yılına yetişmiş olacak. Halbuki ilk planlar 2019 yılına yetiştirilmek üzereydi yani ambargonun bu konuda geciktirici bir etkisi oldu. Ama ambargo dışı nedenlerden dolayı bir zaman kaybı da olmuş olabilir. Gerek ikili ilişkileri sürdürme konusunda gerekse ilk nükleer santral olacak olması sebebiyle ve bu sırada teknik anlamda biz nelere hakim olucağız, Rusya ne kadarını bize açık tutacak ve biz bu işi nasıl öğreneceğiz süreçlerinde zaman kaybı yaşanmış olabilir. Fakat netice itibariyle Türkiye zaten nükleer enerji üretme konusunda geç kalmış vaziyetteydi."

    'KRİZ TÜRK AKIMINA YANSIMADI'

    Yıldırım, son olarak yaşanan krizden Türk Akımı projesinin etkilenmediğini, zaten bu projenin Türkiye'ye enerji verecek bir proje olmadığını belirtti:

    "Türk Akımı Projesinde ise bir sorun yok gibi gözüküyor. Jet krizi bu projeye herhangi bir geciktirici etki yapmadı. İsmi Türk Akımı ama Türkiye'ye enerji vermeyecek. Türkiye'den transit geçecek, dolayısıyla da Türkiye'ye katkısı sınırlı olacak. Bu bir boru hattı projesi ve ambargo bunun üzerinde çok da etkili olmadı diyebiliriz."

    Etiketler:
    Recep Tayyip Erdoğan, Vladimir Putin, Suriye, Türkiye, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın