17:57 13 Aralık 2017
Ankara+ 12°C
İstanbul+ 15°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'Türkiye, Ortadoğu'da etkisi azalmış bir eleman'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 44

    Prof. Hüseyin Bağcı'ya göre ABD-Türkiye ilişkilerinde Washington’ın asıl rahatsızlık duyduğu Türkiye'nin Rusya ile yakınlaşması. Türkiye-ABD ilişkilerinin eşi görülmemiş bir hale geldiğini belirten Bağcı, Ortadoğu’da da Suudilerin öne çıkmasıyla Türkiye’nin eksi rolünü oynayamayacağını söyledi.

    Türkiye’nin ABD ile ilişkileri Amerika’da görülen İran asıllı Türkiye vatandaşı işadamı Rıza Sarraf davasıyla iyice çıkmaza girmiş görünürken, özellekle Ortadoğu politikalarında Rusya ve İran ile ‘hizalanma’ gözleniyor. Astana sürecinin üç garantör ülkesi olarak Rusya, Türkiye ve İran liderleri 22 Kasım’da Soçi’de buluşacak. Türkiye’nin başta ABD olmak üzere Batı ve komşularıyla ilişkileri ve bölgesindeki politikalara etkilerini Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Hüseyin Bağcı ile konuştuk:

    'ABD AÇISINDAN ASIL SORUN TÜRKİYE'NİN RUSYA İLE YAKINLAŞMASI'

    Prof. Hüseyin Bağcı, ABD ile Türkiye arasındaki gerginliğin Sarraf davasının başlamasıyla birlikte daha da artacağını belirtirken, ikili ilişkiler açısından Washington’ın asıl sorun ettiği meselenin Türkiye'nin Rusya ile yakınlaşması ve S-400 alımı olduğu görüşünde. ABD’nin son dönemde Suudi Arabistan’a sunduğu destek ile İsrail’in katıldığı bloğun da Türkiye’nin konumunu etkilediğini söyleyen Bağcı, şu değerlendirmede bulundu: “ABD ile Türkiye arasında 'vize krizi' olarak büyüyen gerginliğin Rıza Sarraf olayıyla daha da artacağı görülüyor. Ama burada asıl önemli nokta ABD'nin, Türkiye'nin S-400 anlaşmasıyla daha da yakın bir hale gelen Rusya ile ilişkilerinden hoşnut olmaması. Diğer yandan Suudi Arabistan'ın Ortadoğu'daki son politikalarını ABD'nin desteklemesi ve İsrail ve Mısır ile birlikte hareket eder pozisyona gelmesi, Türkiye'nin politikalarına bir tür darbe niteliğinde oldu. Trump'ın Rusya ile Ortadoğu için vardığı-varabileceği anlaşmayı Türkiye'nin engelleme durumuyla karşı karşıya kalıp engellemesi mümkün değil. Türkiye ABD-Rusya anlaşmasının kendisine sağladığı hareket sahası içinde politikaları sürdürecek. Yani Rusya ile ABD arasında Ortadoğu'nun yeniden yapılanmasında, yeni dengelerin oluşmasında Türkiye  bir denge politikası takip etmek zorunda kalacak. Çok fazla Rusya'ya yakınlaşması Türkiye'yi hem ABD'ye hem de Batı'ya uzaklaştıracaktır.''

    'ABD İLE İLİŞKİLER İTTİFAK TARİHİNDE EŞİ GÖRÜLMEMİŞ DURUMDA'

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’yle geçmişteki iyi ilişkilerine atıf yapan Prof. Bağcı, bugün ise Türkiye-ABD ilişkilerinin ittifak tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir duruma geldiğinin altını çizdi: “Türkiye'nin içine düştüğü bu durum biraz köşeye sıkışmak, biraz da ABD'den uzaklaşma olarak tanımlanabilir. Türkiye ile ABD'nin içine girdiği durum ittifak tarihinde daha önce eşi benzeri olmayan bir boyuta vardı. Kaldı ki 2002'den beri iktidarda olan AK Parti'de önce Başbakan olarak sonra Cumhurbaşkanı olarak Tayyip Erdoğan'ın ABD'yle ilişkisi çok iyiydi. Kendisi ABD'ye 18 defa ziyarette bulunmuş olan bir siyasetçi."

    'TÜRKİYE DIŞLANDI MI?'

    Türkiye'nin Arap isyanlarındaki yanlış tutumunun bölgenin ‘karar verici ülkelerinden birisi olma’ pozisyonunu yitirmesine yol açtığını belirten Prof. Bağcı’ya göre, Türkiye’nin köşeye sıkıştığı bir durumun gündeme taşındığına dikkat çekti: “Bu son gelişmelerle birlikte bence Arap Baharı ile başlayan yanlışlıkların devam ederek Arap Baharının ikinci safhası olarak değerlendirilebilinecek Suudi Arabistan'daki gözaltına alınmalar, Hariri'nin 'rehin tutulması' Ortadoğu'da yeni bir hava yarattı. Suudi Arabistan çok büyük bir etki kazandı ve İran ile beraber bölgesel gücünü arttıran iki devlet olarak bir tür çatışma içerisine girdiler. Türkiye bölgenin karar vericilerinden veyahut belirleyicilerinden biri olma durumundan geri duruma düşmeyle karşı karşıya geldi.Türkiye özellikle Katar'a vermiş olduğu destek ile Suudi Arabistan ile ilişkiler kötüleşmeye başladı ve kötüye gidiş hala da devam ediyor. Suudi Arabistan'daki 'ılımlı İslam' açıklamalarından sonra Cumhurbaşkanı’nın 'böyle şey olur mu?' demesi Suudi Arabistan ve ABD'yi rahatsız etti. Nerden bakarsanız bakın Türkiye Ortadoğu'da daha önceden oynadığı rolü oynamayacak gibi gözüküyor. Buna Suudi Arabistan-İsrail-Mısır işbirliğini de katarsak ve bunun Batılı devletlerce de desteklendiğini düşünürsek Türkiye köşeye mi sıkıştı yoksa dışlandı mı sorusunu yüksek sesle sorulabilir.''

    'RUSYA LOKOMOTİF TÜRKİYE VAGON BİR POLİTİKA'

    Davutoğlu dönemindeki bölgeye dair ileri sürülen iddiaların hiçbir geçerliliği kalmadığını anımsatan Bağcı, Türkiye'nin bölgede ikinci, üçüncü devlet konumuna geldiğini belirtip, Türkiye'nin artık adeta ‘Rusya'nın lokomotifi olduğu Türkiye'nin de arkasında vagon gibi takılıp gittiği bir politika izler hale geldiği’ görüşünü dile getirdi: “Türkiye'nin tekrar etkin konuma gelmesi için Rusya bir alternatif olmayacak aslında. Eğer Türkiye Ortadoğu'da söz sahibi olmak istiyorsa dış politikada esneklik politikasını takip etmesi gerekiyor. Türkiye'nin Davutoğlu döneminde 'bölgede düzen koyucu olacağız' şeklinde çok büyük açıklamalarının bugün geldiğimiz noktada hiçbir geçerliliği olmadığını görüyoruz. Tam tersine bir sürü yanlışlığının sonucunda Türkiye, Rusya'nın lokomotifi olduğu Türkiye'nin de arkasında vagon gibi takılıp gittiği bir politikaya izliyor. Rusya, Türkiye için çok önemli tabii ki, ama halen Rusya Türkiye'ye vizeyi kaldırmadı. Neden kaldırmadı? Çünkü Türkiye'ye hala güveni yok. Soçi'de yapılan toplantıda da bu ortaya çıktı. Rusya tabii ki Ortadoğu'nun yeniden yapılanmasında ABD'yle beraber en belirleyici ülke olacak. Burada İran'ı destekleyen bir Rusya'yı görüyoruz. Yani ABD, Suudi Arabistan'ı, Rusya İran'ı destekliyor. Her ne kadar Suudi Kralı, Moskova'ya gidip bazı görüşmeler yapmış olsa da… Rusya Sovyetler Birliği'nin ardılı olarak bu coğrafyada her zaman bir rol oynadı ve şimdi daha fazla rol oynamaya başladı. Bunu da görmek lazım. Türkiye deyim yerindeyse ikinci, üçüncü söz sahibi ülke konuma düşen bir duruma geldi. Bu nasıl düzeltilir onu hep birlikte göreceğiz ama şu an Türkiye'nin Ortadoğu'da belirleyici olma rolü artık devredışı."

    'IKBY SONRASI SURİYELİ KÜRTLERİN KAZANIMLARINI İLERİ TAŞIMALARI OLANAKSIZ'

    Prof. Bağcı’ya göre Ortadoğu’daki aktörlerin Suriyeli Kürtlerle ilişkilerinde ise IKBY’deki referandum sonrasındaki gelişmeler etkili. Bunun Suriyeli Kürtler açısından da sonuçları olduğunu vurgulayan Prof. Bağcı, hem Rusya hem de ABD’nin besledikleri sempatinin Türkiye’nin işini zorlaştıracağı görüşünde: “Bölgede Kürtlerin desteklenmesinden dolayı bazı ülkelerle yaşanılan sorunların aşılması çok zor. Çünkü Türkiye'nin birinci önceliği PKK-YPG arasındaki organik bağın engellenmesi. Fakat bunu yapamayacak gibi gözüküyor. YPG-PKK ilişkisi bir geçeklik. YPG hem ABD'nin hem Rusya'nın desteklediği bir hareket ve şu an Türkiye'nin önüne geçemeyeceği aşamada duruyor. Çünkü Beşar Esad yönetimi de bu gruplarla konuşuyor. Ama Suriye'de Kürtlerin kazanımlarını çok ileri noktalara vardıramayacakları özellikle IKBY'nin 25 Eylül'de yaptığı referandumdan sonra gelişen olaylar sebebiyle çok açık bir hal aldı. Kazanımları ileri noktaya taşımaları mümkün gözükmüyor. Bölge devletleri IKBY'de böyle bir yapıya müsaade etmedi ve bu konuda Türkiye ve İran'ın sıkı işbirliği görülüyor. Peki Türkiye, YPG konusunda ne yapabilir? Şu planda Türkiye'nin yapabileceği pek fazla bir şey yok. YPG'ye karşı elinde bir kart yok. Çünkü bunlar oradaki büyük güçler ile birlikte IŞİD'e karşı genel güç anlamında mücadele veren güçler. YPG, Rusya ile ilişkilerini korumaktadır. Zaten imparatorluklar böyledir onlar herkesle konuşur. Biz imparatorluk olmadığımız için herkesle konuşmuyoruz, herkesle kavga etmeye çalışıyoruz. Bu da çok tehlikeli bir şey. Hem ABD hem Rusya Kürtlere sempati beslemenin yanı sıra siyasi destek de sağlamaktadırlar. ABD'liler bunun yanı sıra ciddi miktarda askeri destek de sağlamaktadırlar. Bu herkesin malumu olan bir durum. O nedenle Türkiye burada dışlandı demek daha doğru olur.”

    'KÜRTLER OLMASA ABD'NİN SURİYE'DEKİ VARLIĞI DAHA DA TARTIŞILIR'

    ABD'nin Iraklı Kürtlere yönelik 'ihanet' ettiği söylemleri yerine 'desteği kesti' kavramının daha doğru olacağını belirten Bağcı, Suriyeli Kürtlerin bazı haklara kavuşabileceğini, Türkiye'nin ise bu politikaları etkilemek için elinden fazla bir şey gelmeyeceğini söyledi: “Iraklı Kürtlere ABD'nin son dönemde geliştirdiği politika hakkında ihanet etti yerine desteği kesti ibaresini kullanabiliriz. ABD, mücadele etmeyen bir halk gördü, silahları bırakıp kaçan bir halkın bağımsız olması mümkün değil. O nedenle Türkiye'nin kuruluşunda olan 'ya istiklal ya ölüm' felsefesi olmadığı sürece Ortadoğu'da bir devletinin kurulması mümkün değil. Yani sonuna kadar gidilebilmesi lazım. Çoluğuyla çocuğuyla yaşlısıyla tankıyla topuyla ne varsa direnmesi lazım. Yani bağımsızlık öyle birilerinin vereceği bir şey değil. Bağımsızlık mücadele edilerek kazanılır. Bunun en güzel örneği Atatürk'ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti'dir. Ortadoğu'da bir Atatürk yok. Bu da bizim şansımız. Kürtler olmasa ABD'lilerin oradaki varlığının daha da tartışılacağı açık bir konu. Suriye'nin de Kürtlerle konuştuğunu biliyoruz. Orada bir Kürt Devletinin kurulması söz konusu değil ama Rusya ile ABD buradaki Kürtlere çok destek verdiler, hala da devam ediyorlar fakat şu noktada çok dengeler değişti. Bir devlet olmaktan çok bir sınırlı otonomi ya da özerklik olabilir. Bu konuda yeniden  bazı düzenlemeler yapılabilir. Ben Türkiye'nin çok fazla bir şey yapabileceğini düşünmüyorum.''

    'ESAD KONUSUNDA TÜRKİYE GERİ ADIM ATTI'

    Bağcı'ya göre Türkiye, ‘Esad gitmeli’ yönünde politikasından geri adım atarak şu an Şam yönetimiyle dolaylı olarak görüşür hale geldi: “İdlib'e Türkiye'nin girmesi Astana Süreci çerçevesinde oldu. Türkiye burada yeniden geri adım atmak zorunda kaldı. Çünkü önceden Beşar Esad'ın gitmesi üzerine politika yaparken şimdi varılan mutabakat Beşar Esad'ın kalması üzerine oldu. Kaldı ki Suriye yönetimi dolaylı olarak Türkiye ile görüşüyor. Zaten görüşülmesi de gerekiyor. Türkiye'nin görüşmemesi yanlış olur.”

    'ABD VE RUSYA'NIN İZNİ OLMADAN TÜRKİYE ASKERİ MÜDAHALEDE BULUNAMAZ'

    Bağcı, Türkiye'nin Rusya ve ABD'nin izni olmadan bölgede askeri müdahalede bulunamayacağını söyleyip bu ülkelerle ilişkilerinde denge politikası güdülmesinin normal olduğu belirtti: “Önemli olan Türkiye burada tekrar etkin olabilir mi sorusudur. Ben Türkiye'nin ABD ve Rusya'nın izni olmadan askeri bir müdahalede bulunabileceğini sanmıyorum. Kaldı ki IŞİD'in devredışı kalmasından sonra böyle bir şeye de gerek kalmayacak. Şunu da eklemek gerekiyor. IŞİD ile mücadelede Türkiye'nin ben de katılmak istiyorum talebini ABD kabul etmemiştir. Şimdi bu noktadan sonra Türkiye, İran ve Rusya ile olan ilişkilerini geliştirirken ABD'nin tepkisiyle karşı karşıya kalıyor. Türkiye bu ilişkide biraz denge politikası güdüyor diye düşünüyorum ve öyle yapması normaldir.”

    'CUMHURBAŞKANI 'PERS YAYILMACILIĞI' SÖYLEMİNİ BİR DAHA KULLANMADI'

    Prof. Bağcı’ya göre bölgedeki denge değişiklikleri Türkiye’nin İran’a bakınışı da değiştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir Körfez ziyareti sırasında kullandığı 'Pers yayılmacılığı' kavramını bir daha kullanmadığına dikkat çeken Bağcı,, İran ile komşu olarak ilişkilerin önemine ve Kürt sorunu konusunda iki devletin özel çıkarlarına vurgu yaptı: “Cumhurbaşkanı'nın 'Pers milliyetçiliği' ya da 'Pers yayılmacılığı' kavramlarını bir daha kullanmadığını gördük. Bu kelimeleri bir defa Körfez ziyareti esnasında söylemişti ondan sonra ise bir daha söylemedi. Neden? Çünkü Türkiye ile İran'ın Kürt konusu olmak üzere özel çıkarları var. Ekonomik çıkarları var. Türkiye ile İran sınırın bir kısmı duvarla örülmüş durumda. Yani iki taraf karşılıklı güvenlik önlemleri alıyorlar, üst düzeyde askeri işbirliği görüşmesi yapıyorlar. Rusya ile olduğu gibi olmasa da ilişkilerin bir seviyeye kadar geleceğini, daha fazla iletişimin olacağını düşünüyorum. Doğrusu da bu. Komşularla konuşmak onları reddetmemek lazım."

    'SUUDİ-İRAN REKABETİ TÜRKİYE'NİN GÜCÜNÜN ÇOK ÖTESİNDE'

    Bağcı, geçmişte özellikle Davutoğlu döneminde 'bölgede düzen koyucu olacağız' şeklinde yapılan açıklamaların-girişimlerin Türkiye'nin yeteneklerini ve gücünü aşan açıklamalar olduğunu anımsatıp, Türkiye'nin eski klasik Arap ülkelerinin iç işlerine karışmama politikasına dönmesi gerektiğini belirtti: “Burada yine temel sorun Türkiye'nin eskisi gibi Ortadoğu'da etkin olup olamayacağı. Ben eskisi gibi olamayacağını düşünenlerdenim. Suudi Arabistan ve İran rekabeti Türkiye'nin gücünün çok ötesinde. Türkiye bu rekabette de dışlanmış durumda. Burada Ahmet Davutoğlu döneminin yanlış politikalarının ürünlerini görmek lazım. Çok büyük laflar söyleyip 'düzen koyucu olacağız' vb açıklamalar Türkiye'nin yeteneklerini ve gücünü aşan açıklamalardı. Şimdi Türkiye hiçbir şey yapamıyor. Türkiye bana göre evinin balkonunda oturup, bölgesindeki gelişmeleri izleyen oturup kahvesini içen bir beyefendi gibi olmalı. Araplara dair sorunlara kesinlikle karışmaması gerekiyor. Klasik Türkiye politikasına yani Arap ülkeleri arasındaki iç sorunlara karışmaması politikasına dönmesi gerekiyor. İran ile ekonomik ve bilimsel, teknolojik anlamda ilişkiler geliştirilebilir. Fakat askeri anlamda ilişkilerde dikkatli olmak gerekiyor. Sonuç olarak Türkiye gelecek dönemde Ortadoğu'da etkisi oldukça azalmış bir eleman olarak kalmayı sürdürecek gibi gözüküyor.''

    'TÜRKİYE NATO'DA KALMAYA DEVAM EDECEKTİR'

    Bağçı son olarak Türkiye'nin NATO'da kalmaya devam edeceğini, Batı ile olan ilişkilerin tamamen kopartılmayacağı görüşünde: ''Türkiye'nin Batı ile ilişkilerini tamamen kopartacağını düşünmüyorum. Türkiye Batıda kalacaktır. Türkiye'yi NATO'dan devredışı bırakacak bir mekanizma yok. AB ile olan ilişkilerde de daha özgüvenli olacaktır. Avrupa'nın kendi içinde girdiği güvenlik yapılarında ve yeniden tartışılmaya başlayan konularda Türkiye'ye nasıl bir rol verilecek, Türkiye bunun neresinde yer alacak, Avrupa güvenlik yapılanmasına giderse Türkiye alınır mı soruları var. Bunlar daha da tartışılabilir fakat Türkiye NATO'da kalmaya devam edecektir.''

    İlgili konular:

    Moskova’da Türkiye’nin Ortadoğu politikasını anlatan kitap yayınlandı
    Puşkov: Ortadoğu'da silahlanma yarışı başlarsa Türkiye de buna dahil olur
    'Ortadoğu ayrışıyor, Türkiye Sünniliğinde Selefilik yayılıyor'
    Etiketler:
    Türkiye-İran İlişkileri, Türkiye-ABD ilişkileri, Rusya-Türkiye ilişkileri, Rıza Sarraf, Hüseyin Bağcı, Recep Tayyip Erdoğan, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), Suudi Arabistan, İran, Ortadoğu, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın