17:57 13 Aralık 2017
Ankara+ 12°C
İstanbul+ 15°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'Ankara, Trump'ın sözlerine fazla güveniyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 10

    Deniz Zeyrek'e göre Sarraf davasının Türkiye’de İran siyasetinin yargılanması olarak anlaşılması hatalı. Sarraf Türkiye’de yargılanmış olsa meselenin bu noktaya gelmeyeceğini belirten Zeyrek, ABD’nin YPG konusunda ise müttefiklik ilişkilerinin gereğini yerine getirmediğini belirterek Ankara’nın Trump’ın sözlerine fazla güvendiği yorumunda bulundu.

    Türkiye ile ABD ilişkileri hassas ve gergin bir dönemden geçiyor. Kamuoyunda ‘Sarraf davası’ olarak bilinen 'İran'a yönelik yaptırımların yasa dışı yollarla delinmesi' ile alakalı ve odağında İran asıllı Türk vatandaşı işadamı Rıza Sarraf'ın bulunduğu dava Türk hükümetine yönelik ağır yolsuzluk ithamlarını gündeme taşıdı. Aynı şekilde ABD yönetimi ile Suriyeli Kürtlerle ilgili izlenecek politikalarda bir türlü uzlaşma sağlanamıyor. ABD yönetimi YPG’ye yönelik desteğini geri çekmiyor. Türkiye-ABD ilişkilerini Sarraf davası ve YPG başlığı üzerinden Ankara kulislerini yakından takip eden Hürriyet Gazetesi yazarı Deniz Zeyrek ile konuştuk.

    ‘DAVADA TÜRKİYE'NİN İRAN SİYASETİNİ YARGILAYACAKLAR ENDİŞESİ’

    Deniz Zeyrek, Türkiye'de Sarraf davasının anlaşılmasında sorunlar bulunduğu görüşünde. Zeyrek’e göre dava; ABD’nin uluslararası duruşuyla alakalı ve Ankara’da var olan Türkiye'nin İran siyasetinin yargılanacağı endişesinin aksine farklı boyutlar taşıyor: “Türkiye-ABD ilişkilerinde Zarrab davası meselesini biraz ayrı tutmak gerekiyor. Bu dava biraz ABD'nin uluslararası taviziyle alakalı. Yani ABD bir İsviçre ya da bir Alman bankasına da ceza keserken toleranslı olmadı. İran konusunda ABD'nim bir yasası ve ambargo kararı var. Bu yasa ve ambargo kararına göre ilgili kişilerin hareketlerinin suç kapsamına girip girmediğine bakılıyor ve uymayanlar bir şekilde cezalandırılıyor. Bu noktadan bakıldığında Türkiye'de Zarrab davasını çözümlemede bir sorun var. Öyle bir ortam yaratıldı ki sanki Zarrab beraat ettirildi ve elini kolunu sallayıp aramıza katılacak gibi bir algı oluştu. Durum böyle değil. Zarrab suçlarını kabul ettiği için yargılanmasına gerek kalmadı. Dün itibariyle üzerine yöneltilen suçlamaları kabul ettiğini söyledi ve ABD yargılama sistemide bu durumlara müsait. Zarrab'a, daldaki iki kuş mu yoksa eldeki bir kuş mu teklifi sunuldu, o da elindeki bir kuşu tercih etti. Ama netice itibariyle Zarrab suç işlediğini ve ABD yasalarını ihlal ettiğini kabul etti. İkinci olarak ise benim duruşmalardan gördüğüm kadarıyla ABD'liler bu işi İran ambargosunun delinmesi ve o sırada bir takım roller üstlenen insanlara yönelik bir çizgiye taşıdı. Türkiye'de birçok insanın gösterdiği reaksiyonu (Bu davada Türkiye'nin yargılanması) şahsen gösteriyordum. Türkiye, İran'a ambargo uygulamak zorunda değildir. Bu ABD'nin kararıdır, Türkiye buna uymak zorunda değildir. Bu görüşü savunabilirim. Bunu savunduğum için yargılanmak ve suç işlemiş sayılmak çok da tutarlı bir yaklaşım değil. Endişe ettiğim şey buydu. Yani Türkiye'nin İran'a siyaseten farklı bakışını yargılayacaklar diye bir endişem vardı ama tablodan gördüğüm kadarıyla Zarrab'ın içinde bulunduğu şema ortaya çıktı.”

    'BİZ BURADA ZARRAB'A ÖDÜL VERDİK'

    Sarraf'ın Türkiye'de yargılanmış olması halinde meselenin bu noktaya kadar gelmeyeceğini belirten Zeyrek, Türkiye’de şu an hedefe konulan İranlı işadamının ABD’de tutuklanmadan önce Türkiye'de el üstünde tutulan bir isim olduğunu anımsattı: “Orada İran ambargosu delinirken ne yapıldığı konuşuluyor ve netice itibariyle eğer biz bu yargılamayı burada yapsaydık uluslararası hukuk gereği ABD'de yapılmacaktı. Böyle bir kural var. Biz burada Zarrab'a ödül verdik. Zarrab'a ödül veren Bakan pişmanlığını gizleyemedi. Zarrab televizyon kanallarına çıktı ve övüne övüne Türkiye'nin cari açığını kapattığını anlattı. Yani şimdi itirafçı-iftiracı oldu diye hedefe konulan bu isim ABD'de tutuklanmadan önce el üstünde tutulan bir isimdi. Dolayısıyla Zarrab meselesini ben Türk-Amerikan ilişkilerinde farklı bir yere koyuyorum.”

    'ABD MÜTTEFİKLİĞİN GEREĞİNİ YERİNE GETİRMEDİ'

    Deniz Zeyrek diğer yandan her müttefiklik ilişkisinde mevcut olan karşılıklı işbirliğinin Türkiye-ABD ilişkilerinde sağlanamadığına dikkat çekti. Zeyrek'e göre ABD, Türkiye'nin tehdit olarak gördüğü YPG konusunda hiçbir şey yapmayıp müttefiklik ilişkisinin gereğini yerine getirmedi: “Öte yandan YPG meselesi ciddi bir mesele. YPG, Türkiye'nin terör örgütü olarak kabul ettiği bir yapılanma ve ABD'nin de bunu kabullenmesi gerekiyor. Nasıl ABD tarafı 'biz İran'a ambargo uyguluyoruz siz de uyun' diyerek Türkiye'den bir iş birliği bekliyorsa, Türkiye de 'biz YPG'yi terör örgütü olarak görüyoruz, bizim sınır güvenliğimizi tehdit ediyor' dediğinde ABD'nin de bunu dikkate alması lazım. Ama bugüne kadar böyle bir şey yaptılar mı? Yapmadılar. ABD bu konuda müttefikliğin gereğini yerine getirmedi. İyi bir müttefiklik sınavı veremediler. Dolayısıyla da Türkiye'nin güvenlikle ilgili en temel beklentileri karşılanmayınca Türkiye'nin bazı arayışları ortaya çıktı.”

    'TURİZMDE RUSYA VE İRAN ETKİSİ'

    Diğer yandan Zeyrek, ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un hem Türkiye’nin güvenlik önceliklerinin NATO olması gerektiği hem de Rusya ve İran’ın Türkiye’ye sosyo-ekonomik açıdan verebilecekleri bir şey bulunmadığı yönündeki sözlerine katılmıyro. Zeyrek buna örnek olarak İran ve Rusya sayesinde Türkiye'de turizm sektörünün son bir yıldır toparlandığına dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı: “Tillerson 'Rusya ve İran, Türkiye halkına beklediği şeyi sağlayamaz' dedi. Ama şu an ben Antalya'da bir Turizm kongresindeyim. Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş burada gelen turistlerin rakamlarını açıkladı ve Rusya bu listede birinci sırada ve İran da üçüncü sırada. Rusya'dan üç buçuk dört milyona yakın İran'dan ise iki milyona yakın turist gelmiş. Turizm eğer 2017'de toparlandıysa bunun altındaki en büyük kaynaklar Rusya ve İran olmuş. Şimdi Türkiye bunları değerlendirmek zorunda.”

    'S-400'LERİN NATO SİSTEMİNE ENTEGRE EDİLEMEYECEĞİ İYİ BİLİNİYOR'

    Türkiye'nin bir tür esneklik ve kıvraklık göstererek Batı'da istediğini bulamayınca Rusya ile S-400 pazarlığına yöneldiğini söyleyen Zeyrek'e göre Türkiye ile ABD arasında karşılıklı güvensizliğe dayalı bir sorun mevcut: “Türkiye'nin üzerine düşen görevler var. Türkiye'nin algısıyla ve imajıyla alakalı çok ciddi sıkıntılar var. Bunların da düzeltilmesi lazım. Avrupa'da Batı'da ortaya çıkan olumsuz algıyı destekleyen ve buna malzeme sağlayan birçok uygulama var ülkemizde. Bunların da düzeltilmesi lazım ama netice itibariyle ekonomisinden, diplomasisine kadar her alanda böyle bir esneklik ve kıvraklık var. Bir yerde istediğinizi bulamadığınızda başka bir yere gidiyorsunuz. Yani ABD'den F-35 savaş uçağı alıyorsun kodlarını sana vermiyor, yani senin güvenliğini bir şekilde kendi elinde tutuyor. Buradan istediğini alamayınca başka bir yere yöneliyorsun. Füze sistemi için Rusya ile pazarlık yapıyorsun. TSK ya da Savunma Sanayii Müsteşarlığı, S-400'lerin NATO sistemine entegre edilemeyeceğini gayet iyi biliyorlar. Ama Başbakanın da söylediği gibi 'siz eğer bizim ihtiyacımız olanı satmayı redderseniz, böyle bir tavrı ortaya koyarız'. Yani netice itibariyle Türkiye ile ABD arasında karşılıklı güvensizliğe dayalı bir sorun yaşanıyor. İki tarafında bu güvensizliği besleyen adımları oldukça fazla.”

    'ANKARA TRUMP'IN SÖZLERİNE BAKMAK İSTİYOR AMA… '

    Suriye özelinde ABD dış politikasının Pentagon ve CIA gölgesinde belirlendiğini söyleyen Zeyrek'e göre Ankara, Trump'ın söylediklerine bakmak istese de, ABD Başkanı kendi döneminde yapılan icraatlere bile hakim değil: “Ankara'nın, 'Trump'ın söylediğine bakarız' ifadesi boşuna değil. Ankara, Trump'ın söylediğine bakmak istiyor. Ama Trump kendi topraklarında söylediklerini yaptıramıyor. Çünkü Suriye özelinde ABD politikasını ne yazık ki ABD Dışişleri belirlemiyor, diplomatlar belirlemiyor. Suriye'de silahlar konuşuyor. Dolayısıyla Pentagon'un NSA'nin, CİA'nin oradaki etkisi çok daha fazla. Onların tavrı da Trump'ın tavrından biraz farklı. Trump da bu işleri çok iyi bilmiyor. Mesela geçenlerde ilginç bir şey söylediği konuşuldu. ''Bu kadar asker niye gönderdik? Bizim orada ne işimiz var?'' tarzında ifade kullandığı söylendi. Halbuki Obama yönetimi bölgeye fazla asker göndermediği, Suriye ve Irak krizine askeri açıdan kayıtsız kaldığı için eleştirildi ve çok sınırlı sayıda asker gönderdi. Obama döneminde bölgede 500 olan asker sayısı şu an 5000'e çıktı. Yani Trump'ın kendi döneminde yapılan icraatların pek de farkında olmadığı anlaşılıyor.”

    'ABD'NİN SURİYE'DE GÖRÜNDÜĞÜNDEN DAHA GÜÇLÜ PAZARLIK ELİ VAR'

    Fırat Kalkanı cebi de dahil, Suriye'nin yarısında Putin'in 'orkestra şefi' olduğunu belirten Zeyrek'e göre Suriye'de ABD'nin eli sanıldığı kadar güçsüz değil: “Bu bir Türkiye meselesi değil. Bu ABD ile Rusya arasındaki bir mesele. Burada Türkiye'nin de İran'ın da çok fazla belirleyiciliği yok. Orkestra şefi Putin. Ama Putin, Suriye'nin yarısınında yani Türkiye'nin Fırat Kalkanı ile bulunduğu alanda orkestra şefi. Bugün Suriye'nin hayat damarları Fırat Nehri ve Deyr ez Zor civarındaki petrol yataklarıdır. Kobane'den, Deyr ez Zor'a oradan Irak sınırına Fırat Nehrinin geçtiği noktaya kadar bu nehrin doğusunda kalan bütün topraklar şu anda ABD'lilerin destek verdiği grupların elindedir. Dolayısıyla da ABD'nin orada göründüğünden daha güçlü bir pazarlık eli var. Bu nedenle de ben Rusya'nın her dediği olur gibi bir yaklaşımı doğru bulmuyorum. Netice itibariyle Suriye'nin geleceğine karar verilmesi için ABD ve Rusya birlikte masaya oturacaklar ve Cenevre burada önemli olacak. Çünkü Astana ne yazık ki ABD'nin ve Avrupalıların dışlanması nedeniyle Suriye'nin ilk sınırlarının belirlendiği bir toplantıya dönüştü. Yani Fırat'ın batısında Rakka'dan Deyr ez Zor'a kadar olan kısmın güneyindeki toprakların nasıl organize edileceğinin konuşulduğu bir toplantıya dönüştü. Dolayısıyla Suriye geneline dair, Suriye'nin dış sınırlarının konuşulacağı bir toplantı yapılması gerekiyor. Onun da adresi Cenevre gibi gözüküyor.''

    'TÜRKİYE'NİN İÇİNDE BULUNDUĞU İTTİFAK KONJONKTÜREL'

    Zeyrek'e göre Türkiye’nn, içinde bulunduğu ittifak konjonktürel çıkarlara dayalı ve bu yüzden de bütün ihtimalleri hesaba katar şekilde bir strateji kurgulamalı: “Şunu unutmamak gerekiyor: Putin son zamanlarda YPG'ye de oynuyor. ABD'nin kontrol ettiği alanlarda durumu lehe çevirmek için bunu yapıyor. Türkiye'nin içinde bulunduğu ittifak çok konjonktürel çıkarlara dayalı bir ittifaktır. Yani ben bunu çok üst düzey bir diplomattan da duymuştum. İran, Rusya'ya geçtiğimiz bir yıl içerisinde defalarca çelme takmış. Yani kendi çıkarları söz konusu olduğunda müttefikine çok rahat çelme takacak, onun tökezlemesine neden olacak işler yapan bir ittifaktan söz ediyoruz. Bu yüzden Türkiye'nin çok dikkatli ve hassas davranması gerekiyor. Yarın ABD ile tekrar yakınlaşıp, Rusya ile yeniden karşı karşıya gelme ihtimalini düşünmek durumundayız. Bugün Dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğu Afrin konusunda bir açıklama yaptı. Eğer oradan bize yönelik bir saldırı olursa girer temizleriz dedi. Şimdi Afrin'de Rusların olduğunu hepimiz biliyoruz. Böyle bir şey yaşandığında Rusya ile nasıl karşı karşıya gelineceğini, ittifakın nasıl etkileneceğini bilmiyoruz. Bunların hepsinin hesaplanması ve önemsenmesi lazım. Türkiye'nin öncelikli çıkarları kendi sınırlarının güvenliğini korumaktır ve bunların da ötesinde bu güvenliği riske atacak bir oluşumun şekillenmesi engellemeye çalışmaktır. Şu andaki en en önemli nokta budur. Stratejinin böyle kurgulanması lazım.”

    'ABD VE AB'Yİ SON ZAMANLARIN EN BASİRETSİZ SİYASETÇİLERİ YÖNETİYOR'

    Eski ABD Başkanı Roosevelt ile Trump'ı yan yana koyan Zeyrek'e göre, son senelerde siyasetin kalitesinin düşmesiyle birlikte ABD ve AB'yi son yılların en basiretsiz siyasetçileri yönetir hale geldi: “Sonuç itibariyle NATO'nun Türkiye'yi kaybetmemesi lazım. Ama NATO ya da ABD bunun farkında mı çok emin değilim. Çünkü Avrupa'yı da ABD'yi de son zamanlarda görülen en basiretsiz siyasetçiler yönetiyor. Siyasetin kalitesi düştü. Yani bundan 20 sene önceki Avrupa liderlerinin ismini say denilse sayılabilir. Ama bugün 27 Avrupa ülkesinin liderlerinin ismini hatırlamakta zorlanırız. Dünya ve Avrupa böyle bir dönemden geçiyor. Bugün Ertuğrul Özkök Roosvelt'i yazmış. Bir Roosevelt'i bir de yanında Trump'ı düşünelim. Yani böyle durumları hesaba katacak ve analiz edecek bir siyasi atmosfer dünya'da da yok.”

    'TÜRKİYE'NİN DENGE SİYASETİ GÜTMESİ GEREKİYOR'

    Zeyrek son olarak, Türkiye'nin önümüzdeki dönemde dış politikada yeni bir planlamayla NATO ve AB ile ipleri koparmadan bir denge politikasına yönelmesini gerektiğini ekledi: ''Uçak kriziyle Türkiye'nin bütün yumurtaları bir sepete koymasının sakıncılarını acı bir şekilde gördük. Onun için Türkiye'nin NATO'yla AB ile ipleri koparmadan bir denge politikası izlemesi gerekiyor. Yani o dengeyi kaybettiği anda 'ben bundan sonra Rusya ile gidiyorum NATO ve AB ne hali varsa görsün' dediğimiz andan itibaren Türkiye gerçekten Rusya'nın elinde bir ülke fotoğrafı verir. Onun için Türkiye jeo-stratejik öneminin farkına vararak, güçlü bir ülke olduğunu, G-20 içerinde bulunan bir ekonomi olduğunu hatırlamalı. Yani Rusya'nın ve ABD'nin arasında sıkışmış bir ülke görüntüsü iyi bir görüntü değil. Ben önümüzdeki dönemde dış politikada bir strateji ve siyaset planlama ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.”

    İlgili konular:

    Kalın'dan ABD'ye: YPG ile ilişkiyi bitirme zamanı geldi
    Pentagon: YPG'ye verdiğimiz büyük araçlar ve ağır silahları geri toplama niyetindeyiz
    Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: ABD'nin YPG açıklaması MGK'da görüşülecek
    Yıldırım: ABD bize 'YPG ile işbirliği mecburiyet' diyor, ben de diyorum ki S-400’ler mecburiyet
    Pentagon: İçinde YPG'nin de bulunduğu DSG ile işbirliğini sürdüreceğiz
    Etiketler:
    YPG, Rıza Sarraf, Deniz Zeyrek, İran, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın