17:59 13 Aralık 2017
Ankara+ 12°C
İstanbul+ 15°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'Türkiye'de iktidar, iç sıkışıklığı aşabilmek için Afrin'i ön plana çıkartıyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 44

    Ömer Ödemiş’e göre Türkiye’deki iktidar iç sıkışmışlığını aşabilmek için Afrin’e operasyonu öne çıkarıyor. Ödemiş, Şam yönetimi ile diyalog halindeki Afrin’den bugüne kadar Türkiye’ye bir tehdit olmadığını söylerken, Ankara’nın olası bir dörtlü zirve sonucunda Suriye liderliğiyle el sıkışabileceğine dikkat çekti.

    Türkiye’nin ABD yönetimi ile ilişkileri giderek gerilirken, Suriye cephesindeki gelişmelerde Ankara’nın tutumu da merak konusu. ABD’nin aksi söylemlerine karşılık YPG’ye desteği kesmemesi Ankara’nın tutumunu etkilerken, TSK’nın Afrin’e yönelik bir operasyona girişebileceği ve Şam yönetimi ile yıllar sonra barışabileceği iddiaları konuşuluyor. Suriye’de atılabilecek olası adımları ABC gazetesi yazarı, gazeteci Ömer Ödemiş ile konuştuk:

    ‘AFRİN’DEN TÜRKİYE’YE TEHDİT OLUŞMADI’

    Ömer Ödemiş, Afrin’de Arap nüfusuyla Kürt nüfusunun neredeyse eşit olduğunu ve şu ana kadar Afrin’den Türkiye’ye yönelik tehdit oluşturabilecek bir fiili adımın olmadığına dikkat çekti: ’’AKP iktidarı çoktan beri Afrin’in kendilerini için tehdit oluşturduklarını söyleyerek Afrin’e girmek istediğini her defasında kamuoyuna ilan ediyor. Afrin’i genel anlamda Suriye’deki bölgeler ile Kürtlerin konumu açısından değerlendirirsek daha iyi olur. Suriye’nin kuzeyinde Kürtlerin en yoğun yaşadığı şehir Haseke kentidir. Haseke kenti tamamen Suriye ordusunun elindedir ve bir buçuk milyona yakın nüfusu vardır ve bunun 800-900bine yakını Kürt ağırlıklıdır. Bu kentten sonra Kamışlı, Kürtlerin kuzeydeki en büyük yaşam alanlarındandır. Oranın da nüfusu 500-600 bin arasındadır. Bu kentlerden sonra Afrin geliyor. Afrin’in Halep’e yakın olması açısından önemi var. Afrin Kürt ve Arap nüfusunun neredeyse eşit olduğu bir kenttir. Afrin’de Suriye ordusu varlığı yok fakat Kamışlı’da ve Haseke’de var. Afrin’de şu an Rusya’nın oluşturduğu birkaç gözetleme noktası var fakat ağırlıklı olarak PYD güçleri var. Türkiye ısrarla Afrin’deki bu PYD güçlerinin tehdit oluşturduğunu söylüyor. Afrin ile Türkiye arasındaki mesafe 50km’den biraz daha fazla. Kürtlerin şu ana kadar Türkiye’ye tehdit oluşturabilecek fiili bir adımları olmadı.”

    ‘PYD İLE ŞAM ARASINDA ANLAŞMA NOKTASINA GELİNDİĞİ YÖNÜNDE GELEN BİLGİLER VAR’

    Ödemiş, Suriyeli Kürtler ile Şam’ın, Lazkiye’de Rusya’nın gözetmenliğinde konuştuklarını ve anlaşma aşamasına geldiklerini aktardı: “Oradaki güçlerin dertleri biraz farklı ve bu dertlerini de sorunları da Suriye yönetimiyle, Rusların gözetmenliğinde konuşmaya başladılar. Yaklaşık 20 gündür Lazkiye’deki Rusya’nın kullandığı bir havaalanı yakınlarında PYD yöneticileri ile Suriye yönetimi konuşuyorlar. Bu konuşmalarda anlaşma noktasına gelindiği yönünde gelen bilgiler var. Bu anlaşmada Suriye Arap Cumhuriyeti olan ismin değişmesi ve Suriye Cumhuriyeti olması, bir de Suriye Anayasasında 18. Maddenin işletilerek yerel yönetimlere idari özerklik verilmesi şeklinde adımların olduğu yönünde bilgiler var.”

    ‘AFRİN SÖYLEMİ TEHDİT ANLAMINDA İÇERİKLİ DEĞİL’

    Ödemiş’e göre Türkiye’de iktidar sıkışık olan iç gündeminden kurtulmak için İdlib’i ön plana çıkararak bu sıkışıklıktan kurtulmaya çalışıyor: “Böyle bir durumda Türkiye’nin Afrin’in tehdit oluşturduğu yönünde söylemi, ‘tehdit’ anlamında çok içerikli değil. Ama Türkiye’deki iktidar, kendi iç politikası ve ABD ile ilişkilerinde çok sıkıştığı için İdlib’i ön plana çıkarıp İdlib üzerinden, sıkıştığı gündemlerden kurtulmayı deneyebilir. Hatta böyle bir girişimde bulunulmuş. Rusya ile bu yönde görüşmeler olmuş ama Rusya’nın izin vermediği hatta tepki gösterdiği söyleniyor.”

    ‘KÜRTLER MESELESİ TÜRKİYE’DEKİ KADAR BÜYÜTÜLMÜYOR’

    Suriyeli Kürtler meselesinin Suriye’de, Türkiye’deki kadar büyütülmediğini söyleyen Ödemiş, Suriyeli Kürtlerin büyük kısmının şehirlerde yaşadığını ve bunların 50’lili yaşların üzerindeki bazılarının da eski SSCB Bilim Akademisinde eğitim almış olduklarını belirtti: “Suriyeli Kürtler meselesi Türkiye’de büyütüldüğü kadar —yani kendi yönetimlerine bir sorun oluşturacakları kadar- Suriye’de büyütülmüyor. Çünkü Türkiye Kürtleri ile Suriye Kürtleri arasındaki temel fark Suriye Kürtlerinin ağırlıklı kısmının şehirli olmasıdır. Şehirlidirler ve 50 yaşının üstündeki Kürt kadınları ve erkekleri eski SSCB Bilim Akademisinde eğitim almış insanlardır. Burada bir başka dikkat çekilmesi gereken kısım Kürtlerin önemli bir kısmının —yani yüzde 50’den fazlasının- Şam’da ve Halep merkezde yaşamalarıdır.”

    ‘SURİYE’DE ULUSLAŞMA BAŞARILI OLDUĞU İÇİN SALDIRILARA KARŞI KONABİLDİ’

    Ödemiş’e göre Suriye devletinin yedi senedir küresel cihatçıların ve emperyalistlerin saldırılarına karşı koyabilmesinin nedeni hiçbir halkı ötekileştirmeyip, uluslaşmayı başarılı bir biçimde sağlayabilmesi oldu: “Şimdi bu bilgiler ekseninde baktığımızda Suriye Devleti daha doğrusu Baas Partisi’nin uluslaşmayı iyi başardığını görüyoruz. Yani Kürtleri, Türkmenleri, Hristiyanları, Süryanileri, Alevileri ötekileştirmemiş ve benimsemiş. Zaten bu benimseme sayesinde yedi yıldır küresel cihatçı teröristlerin, emperyalizmin saldırılarına karşı koyabildi. Bunun başka bir anlamı olamaz, çünkü ordusunun yüzde 80’inin Sünni olmasına ve 130 bin askerini kaybetmesine rağmen dağılmadığı ve yıkılmadığı dikkate alındığında bunun altında yatan tek neden ulus-devlet olabilmesidir, uluslaşmayı sağlayabilmesidir. Bu eksende Kürtlere bakışı çok olumsuz değil.”

    ‘TÜRKİYE’YE SINIRLI OPERASYON İZNİ OLABİLİR’

    Suriyeli bazı yetkililerin Türkiye’nin Afrin’e saldırı ihtimalinin Kürtleri kendilerine itebileceği görüşünü taşıdıklarını söyleyen Ödemiş’e göre Rusya, Türkiye’nin NATO’dan bir adım daha uzaklaşması için sınırlı bir operasyona izin verebilir: “Son Afrin olayıyla (Türkiye’nin saldırı ihtimaliyle) ilgili bazı Suriyeli yetkililerle konuştuğumda ‘bu durum Kürtleri bize iter, daha iyi olur’ dediler ve kuzeydeki Kürtler devletleriyle barışırlar daha sıkı ilişki kurarlar gibi bir düşüncede olduklarını gördüm. Rusya, Türkiye’nin Afrin’e yönelik bir müdahalesine izin verir mi diye sorduğumda ise Rusya’nın, Türkiye’nin NATO’dan bir çentik daha uzaklaşmasına yarar olarak görürse çok yoğun olmayan bir operasyona göz yumabileceği şeklinde bir yorum yaptılar. Genel fotoğrafa baktığınızda Türkiye’ye böyle bir şeyi olanak olarak sağlamaları mümkün gibi görünüyor. Uçaklarla ve obüslerle girilen değil de çok daha sınırlı ve Türkiye’deki milliyetçi ruhu biraz daha ateşleyip, ‘işte biz vatan için bunu yapıyoruz, siz belgeleri açıklayarak bize ithamlarda bulunuyorsunuz’ diyebilecekleri bir gündem yaratmalarına zemin hazırlayacak türden bir saldırı mümkün olabilir deniliyor. Ama çok yoğun bir saldırı beklenmiyor.”

    ‘BUNLARI TEMİZLEMEK SİZE DÜŞER’

    Suriye’nin Lübnan ve İsrail sınırıyla birlikte İdlib dışında ‘sıcak’ bölgesi kalmadığını söyleyen Ödemiş’e göre Türkiye, İdlib’e cihatçıların girişindeki rolü sebebiyle buradaki cihatçı örgütlerin temizlenmesi rolünü üstlendi ancak sorunlar devam ediyor: “Türkiye İdlib’deki cihatçı varlığı ‘ben temizlerim’ dedi. Üçlü zirve bu yüzden yapıldı. Oraya Nusra’nın ve diğer cihatçı grupların girmesi Türkiye’nin suçuydu. Çünkü bu girişler Antakya’da operasyon odalarında planlandı ve Altınözü’nden bölgeye girildi. Öyle gizli saklı da girmediler. Tanklarla, toplarla girdiklerini bunu kendi çektikleri videolarda gördük. Fetih ordusu diye bir ordu kuruldu ve bu ordunun içinde Nusra ve Ahrar’uş Şam gibi örgütler belirleyici bir güçlerdi. ÖSO’nun çok gücü yoktu. Bu durumun belgeleri Astana’da tarafların önüne koyuldu. Özellikle ilk buluşmalarda Hakan Fidan’ın katılmasının istenmesinin nedenlerinden biri buydu. Belgeler ortaya konuldu, ‘siz işte şu gruplarla bunları yapıyorsunuz, bunlar terör örgütleri ve bu konuma gelmelerinde sizin payınız ve sorumluluğunuz var’ ve ‘dolayısıyla bunu temizlemek size düşer’ denildi. İkinci olarak İran, Suriye ve Rusların Lazkiye’den İdlib’e yapacakları operasyonda bu güçlerin kaçabilecekleri tek yer Türkiye sınırıdır. Bu yüzden Türkiye ile bir şekilde iletişim kurmaları gerekiyor. Bunları Türkiye’ye rağmen yapmayıp, Türkiye’nin de buradan temizlik yapmasını istediler ve Türkiye de ‘ben yaparım’ dedi. Şimdi bölgede gözetleme kuleleri kuruluyormuş. Kimi, neden gözetleyeceksin? Nusra nasıl yaşıyor diye mi gözetleme yapacaksın? Türkiye işi saçma sapan bir noktaya getirdi. Bunu yapmasındaki amaç daha önce orada işbirliği yaptığı bazı güçlerin oradan çıkmasını sağlamaktır. Ben şu an İdlib’de çok fazla Nusracı kaldığını düşünmüyorum. Birçoğunun ÖSO üniformalarıyla Türkiye’ye veya başka bölgelere taşındığını sanıyorum. Çok yakın zamanlarda İran ve Suriye, İdlib operasyonu için hazır olduklarını defalarca söylediler. Zaten Suriye ordusu gerekli yığınağını tamamladı o bölgeye. Deyr ez Zor’da tamamlandı ve Suriye’nin elinde sadece Lübnan ve İsrail sınırındaki hareketli bölgeyle İdlib kaldı. Onun dışında çok sıcak bölge kalmadı.”’

    'AFRİN’DKİ YAPI ŞAM İLE DEMOKRATİK ÇERÇEVEDE GÖRÜŞÜYOR'

    Ödemiş, Suriye ordusu ve müttefiklerinin bu yıl bitmeden İdib operasyonuna girişebileceği ihtimaline de dikkat çekti. Afrin’deki yapının Suriye yönetimi ile demokratik çerçeveler içerisinde görüştüğünü söyleyip bu sebepten dolayı Türkiye için tehdit oluşturmadığını söyledi: “Bu yıl bitmeden, İdlib operasyonu çok kısa süre içerisinde yapılır diye düşünüyorum. Türkiye’deki hükümetin Afrin operasyonuna ihtiyaç duymasının gerekçesi oradakilerin gerçekten tehdit oluşturmalarından çok,  sıkışan gündemden kurtulma ihtiyaçlarıdır. Şu an için orada Suriye’den bile bağımsızlığını talep eden bir yönetim yok. Özerklik isteyen, demokratik çerçeveler içerisinde sorununu dile getiren bir güç var orada ve Suriye’den talebi bağımsızlık değil. Öyle bir yapının Türkiye’ye yönelik askeri bir tehdit oluşturması çok mantıklı gelmiyor. Silah geçişi sağlandığı falan söyleniyor. Bu doğru olabilir ama bölgeyi silah deposuna çeviren, Suriye’yi bu hale getiren, silahlarını yığan sizsiniz. Eğer tehdit oluşmuş ise silahları elinde bulunduran değil o bölgeyi o hale getiren kişiler de bence aynı oranda sorumludur. Daha önce Şam cezaevinde bir röportaj yapmıştım. El-Kaideci bir Türk ve yanında bir Suriyeliyle bir Fransız vardı. Orada bir tanesi bana yaptığı açıklamada silahları Reyhanlı’dan Cuma Demir isimli birisinden aldığını ve oraya götürdüğünü açık açık bana anlatmıştı. Aynı Cuma Demir’in ismi MİT tırları çevrildiğinde MİT’çilerin konvoyu gözetlemek için tutup, bindikleri araç da bu Cuma Demir’in üstüne çıkmıştı. Silahların oraya nasıl gittiği bu kadar açık bir gerçeklik oldu. Yani o bölgelerin silah yığınağı haline gelmesinde, tonlarca silahın Suriye’ye girmesinde Türkiye öncelikli olarak, sınırlarını kullandırmak adına sorumludur.”

    'TÜRKİYE İLE SURİYE ARASINDA BİR EL SIKIŞMASI OLACAK'

    Ödemiş son olarak Astana sürecinde yapılan üçlü zirvelerinin Beşar Esad’ın da katılacağı bir formata dönüşebileceğini ve Türkiye ile Suriye arasında el sıkışması olacağı yönünde bilgilerin olduğunu ekledi: “Astana’da dörtlü zirve yapılma kararı alınmış. 2017 yılı bitmeden dörtlü zirve yapılacak ve bu zirveye Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad katılacak diye bir bilgi var bende. Yani yakın zamanda Türkiye ile Suriye arasında bir el sıkışması olacağı yönünde bir bilgi bu. İyi mi olur kötü mü olur bilmiyoruz çünkü Suriye halkının Tayyip Erdoğan’a tepkisi çok fazla.”

    İlgili konular:

    MGK bildirisi: İdlib'deki misyon Afrin yakınlarında da yerine getirilmeli
    YPG: Afrin'de büyük bir direniş gösteririz
    Erdoğan: Afrin'de de Rusya ile müşterek adım atmanın görüşmelerini yaptık
    Erdoğan: Rusya'yla dayanışmamız Afrin'i de kapsayacak
    Etiketler:
    AK Parti, Ömer Ödemiş, Afrin, Suriye, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın