00:26 15 Mayıs 2021
Canlı Yayın

    'Ortadoğu'da Rusya her aktörle konuşma becerisi olan tek ülke'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    0 10
    Abone ol

    Dr. Kerim Has’a göre Putin’in aynı gün içinde Suriye, Mısır ve Türkiye’yi ziyaretleri ülkesinin artan nüfuzunu gösteriyor. “Rusya Ortadoğu’da her aktörle konuşma becerisine sahip tek ülke olarak daha da öne çıkmış oldu” diyen Has, Müslüman ülkelerin de Moskova’yı bölgede önemli güç olarak kabul ettiklerini belirtti.

    Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 11 Aralık günü Suriye, Mısır ve Türkiye'yi aynı günde ziyaret ederek, bölgeye dair önemli konularda görüşmeler gerçekleştirdi. Suriye krizin başlamasından sonra bu ilkeyi ilk ziyaret eden devlet başkanı olan Putin, Suriye'de bulunan Rus askeri güçlerinin bir kısmına ‘çekilme' emri verdi. Ardından Mısır ve Türkiye'deki ziyaretlerinde ikili ve bölgesel meseleler ele alındı. Putin, Suriye'nin geleceği ve Trump'ın Kudüs kararı hakkında önemli açıklamalar da yaptı.

    Rusya Devlet Başkanı'nın ziyaretini Moskova Devlet Üniversitesi öğretim görevlisi Kerim Has ile konuştuk:

    ‘RUSYA İNİSİYATİFİ ELİNDE TUTMAK İSTİYOR'

    Kerim Has, Putin'in 11 Aralık'ta Suriye, Mısır ve Türkiye'ye aynı günde gerçekleştirdiği ziyaretin birçok bakımdan ilklerin gerçekleşmesine sahne olduğunu belirtirken, bu hamlenin Rusya'nın bölgede artan nüfuzuna ve Rusya'nın Suriye krizi bağlamında temel inisiyatifi elinde tuttuğu mesajı anlamına geldiği değerlendirmesini yaptı:

    "17 yıllık iktidarında Putin ilk defa üç ülkeye aynı anda ziyaret düzenledi. Bir de krizin başından beri Suriye'yi ziyaret eden herhangi devlet başkanı olmamıştı. İlk defa Putin bir devlet başkanı olarak Suriye'yi ziyaret etti. Bunu vurgulamak gerekiyor. Üç ülkeye aynı günde yapılan bu ziyareti birkaç başlık altında değerlendirmek gerekiyor. İlk olarak bu ziyaret Rusya'nın Ortadoğu'da artan nüfuzunu gösteriyor. Suriye, Mısır, Türkiye gibi bölgenin kritik ve bu krizde birbiriyle ilintili üç ülkeye aynı gün içerisinde ziyaret gerçekleştirmesi bunun en büyük göstergesidir. İkinci olarak Suriye krizi bağlamında bakıldığında Türkiye ile Mısır'ın da önemli aktörler olarak çatışmasızlık bölgelerinin kurulmasında rol alan devletler olarak devre oldukları göz önüne alındığında Rusya'nın Suriye krizinde temel inisiyatifi elinde tutmak istediğini gösteren bir gezi oldu bu. Nitekim askerlerin çekilmesini de bu bağlamda yorulmak lazım. Çekilme derken Rus askerlerin önemli bir kısmı Rusya'ya dönüyor şeklinde yorumlayabiliriz ama bu Rusya, Suriye'den çekiliyor anlamına gelmiyor. Nitekim zaten 2016'da Mart ayında, 2017'nin yine Aralık ayında Putin askerlerin kısmi şekilde çekilmeleri yönünde bir karar almıştı ama askerlerin miktarları ve uçakların sayısı gerektiği zamanlarda arttırıldı."

    ‘RUSYA'NIN DIŞ POLİTİKADAKİ ENSTRÜMANLARI'

    Has, Rusya'nın dış politika araçları bağlamında Suriye kriziyle beraber bölgeye askeri olarak dönüş yaptığı ve şimdi de enerji politikaları bağlamında bölgede atılımlar yaptığına atıfta bulunarak Rusya'nın sadece Suriye meselesinde değil bölgedeki diğer meselelerde de görüşüne önem verilen bir aktör olarak öne çıktığını belirtti:

    "Türkiye ile Suriye arasında gerginliğin olduğu zaten biliniyor. Türkiye ile Mısır ile de gerginlik var. Bu anlamda üçüncü başlık olarak Ortadoğu'da, Rusya her aktörle konuşma becerisine sahip tek ülke olarak daha da öne çıkmış oldu. Bu gezi bu anlamda Moskova'nın Ortadoğu'da danışılması gerekli, görüşü önemli ve hatta arabulucu aktör olarak ortaya çıktığını da gösteriyor. Dolayısıyla Trump'ın aldığı Kudüs kararını da eklersek (nitekim bu görüşmelerde de öne çıkan konulardan olmuştu) Moskova'nın sadece Suriye meselesi üzerinden değil, Kudüs meselesinde de, Filistin meselesinde de devreye gireceğine, artan rolü görülüyor. Rus dış politikasında iki temel enstrüman vardır. Birincisi askeri ve savunma enstrümanları, ikincisi de enerji politikaları. Bu ziyaretlere bu anlamda baktığımızda Mısır ile nükleer antlaşma imzalandığını, Zohr doğalgaz yatağına yönelik Rosneft'in hisse alımı söz konusu olduğunu ve devreye girecek projelerin konuşulduğunu görüyoruz. Yine bu bağlamda Türkiye ile Akkuyu, Türk Akımı meselesi konuşuldu. Genel olarak Suriye krizi bağlamında baktığımızda Rusya bölgeye zaten askeri olarak dönüş yapmıştı. Gelecek dönemde de Rus dış politikasının bu iki temel enstrümanının Ortadoğu'da çok daha güçlü bir şekilde devrede kalacağını öngörebiliriz. Bütün bu anlamlarda bu ziyaret Rusya açısından çok başarılı geçti."

    ‘RUSYA VE TÜRKİYE KUDÜS KONUSUNDA ORTAK POZİSYONDA DEĞİL'

    Geçtiğimiz Nisan ayında Rusya'nın Batı Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyıp bir ilki gerçekleştirdiğini söyleyen Has'a göre gelinen noktada Rusya'nın bu kararını değiştirecek bir durum ortaya çıkmadığı için Türkiye ile Rusya arasında bu konuda bir ortaklaşma yok:

    "Türkiye ile Rusya'nın Kudüs konusunda ortak bir pozisyonda olduğunu düşünmüyorum. Rusya'nın pozisyonu aslında çok açıktır. Rus Dışişleri Bakanlığı 2017 Nisan'ında yaptığı açıklamada ilk defa Batı Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanındığını ilan etmişti ve Doğu Kudüs'ün de ileride kurulacak olan Filistin Devleti'nin başkenti olarak tanınacağı dile getirilmişti. O güne kadar da Batı Kudüs'ü başkent olarak tanımış bir devlet yoktu. Şu an Çekya da tanıdı. O dönemde Rusya'nın bu kararını Tel Aviv yönetimi de olumlu karşılamıştı. Çünkü o tarihe kadar Batı Kudüs'ü bile başkent olarak tanıyan bir devlet yoktu. Gelinen noktada Rusya'nın bu kararını değiştirecek bir durum ortaya çıkmış değil."

    ‘TRUMP'IN KUDÜS KARARININ UCU AÇIK'

    Has'a göre Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan etmesi kararının ucu açık ve bu kararın gerçekleştirilebilmesi noktasında bazı soru işaretleri bulunuyor:

    "Burada aslında Trump'ın Kudüs'ü başkent ilan etmesinin de ucu açık ve yoruma muhtaç olduğu söylenebilir. Oradaki yuvarlak ifadelerden hareketle ABD'liler de kendi aralarında Doğu Kudüs'ün tekrar devreye girebileceği konusunda konuşuyorlar. Trump bu kararı yuvarlak ifadelerle aldı. Tabii büyükelçiliğin taşınması meselesi de var ama her durumda bunun birkaç yıl sürebileceği ifade ediliyor. Trump'ın bile görevde kalıp kalmayacağı tartışılırken tüm bu konular büyük birer soru işaretini oluşturuyor. Bu kararın gerçekleştirilmesi, Kudüs'ün tamamen İsrail'in başkenti olabilmesi ne kadar gerçekleştirilebilir olduğu da ayrı bir soru işareti olarak duruyor."

    ‘RUSYA VE İSRAİL'İN GELECEK VİZYONLARI ÖRTÜŞÜYOR'

    Rusya ve İsrail'in bölgede birbirlerinin çıkarlarına saygı duyduklarına vurgu yapan Has'a göre iki ülke Suriye'ye dair gelecek vizyonları Rusya ve İran vizyonuna göre daha fazla örtüşen yanlar barındırıyor:

    "Bunun da ötesinde Rusya ile İsrail ilişkilerine bakıldığında zımni anlamda büyük bir stratejik ortaklığın söz konusu olduğu görülüyor. İlişkiler çok üst düzey güven endeksine dayalı yürüyor. Rusya, Suriye'ye müdahale ettikten sonra uçuş güvenliği anlaşmasını ilk olarak İsrail ile imzalamıştı. Bölgede hem Rusya, İsrail'in çıkarlarına saygı duyuyor hem de İsrail, Rusya'nın çıkarlarına saygı duyuyor. İsrail'in, İran'ın Suriye'deki nüfuzuna yönelik ve yeri geldiğinde Hizbullah'a yaptığı operasyonlar var. Rusya buna çok ses çıkarmıyor fakat öte yandan Rusya'nın, Suriye'nin yeniden inşasına yönelik çözüm planına da İsrail destek veriyor. Yüksek savunma teknolojileri bağlamında da iki ülke arasında sıkı bir işbirliği var. Defalarca Netanyahu ve Putin bu konuları görüştüler. Gelecek Suriye vizyonları bağlamında İsrail ile Rusya, Rusya ve İran'a göre daha fazla örtüşen bir pozisyona sahipler."

    ‘MÜSLÜMANLARIN YAŞADIĞI ÜLKELER FİKİR BİRLİĞİNDE DEĞİL'

    Müslümanların yaşadığı ülkelerin fikir birliğinde olmadıklarını, Türkiye dışında etkisiz tepkiler verdiklerini söyleyen Has'a göre bu ülkeler ABD ile yaşadıkları sorunları fırsata çevirmeye çalışan Rusya'yı bölgede bir güç olarak kabul ettiler:

    "İslam dünyası-ki böyle bir dünya mevcut değil, Müslümanların yaşadığı ülkeler var, tek başına bir ‘dünya' söz konusu değil- fikir birliğinde değil. Mısır olsun, Suudi Arabistan olsun, Körfez ülkeleri olsun bölgede İsrail'den ziyade İran'ı bir tehlike olarak kabul ediyorlar. Kudüs meselesine verilen tepkiye baktığımızda son derece etkisiz tepkiler gördük. Ama Türkiye daha sert bir pozisyon takınmış durumda. Müslümanların yaşadığı diğer ülkeler daha farklı pozisyonlar takındı. Son iki yılda bu ülkelerinde Rusya'yı kabul ettiklerini görüyoruz. Bu ülkelerin ABD ile yaşadığı gerginlik ve krizleri, Rusya kendi açısından bir kazanıma çevirmeye çalıştı."

    ‘RUSYA ULUSLARARASI HUKUKU ÖNE ÇIKARAN POZİSYONDA'

    Rusya'nın uluslararası hukuk ve BM Güvenlik Konseyi kararlarına vurgu yaptığına dikkat çeken Has'a göre Rusya, Kudüs meselesine temkinli yaklaşarak bu meselede inisiyatif alabilecek bir aktör olarak öne çıktı:

    "Benim gördüğüm Putin hem Mısır'da hem Türkiye'de yaptığı açıklamalarda uluslararası hukuku ve BMGK kararlarını vurguladı. Zaten bu kararlar Rusya'nın görüşleriyle uygun. Rusya biraz temkinli yaklaşarak, İsrail'e çok yüksek perdeden ses çıkarmadan ama öte yandan da Filistin sorununda bir şekilde inisiyatif alabilecek bir aktör olarak öne çıkan bir pozisyon takındı, diyebiliriz."

    ‘ASIL AMAÇ ABD İLE YAŞANILAN GERGİNLİKLERİ KAZANCA ÇEVİRMEK'

    Has, Rusya'nın Kudüs hakkındaki pozisyonunun aynı kalacağını belirtip, Rusya'nın asıl amacının bölge ülkelerinin ABD ile yaşadığı gerginlikleri kazanca çevirmeye çalışmak olduğunu söyledi:

    "Rusya'nın geçtiğimiz Nisan ayında Kudüs hakkında aldığı kararı değiştirecek bir neden gözükmüyor. Yaklaşımlarda zaman zaman bazı ton farklılıkları, tepkisel bağlamlar anlamında değişiklikler olabilir. Ama Rusya'nın pozisyonu aynı duracaktır. Rusya'nın oradaki asıl amacı bölgedeki ülkelerin, ABD ile yaşadığı-yaşayabileceği gerginlikleri ve krizleri kendi adına kazanca çevirmek şeklinde olacaktır. Türkiye ile de bu anlamda bazı mesafeler alındı. Ankara'nın Kudüs konusunda İsrail ve ABD'ye sert çıkması, ABD-NATO ile ilişkileri gerebileceği ihtimali, bu durumda Rusya'nın faydalanmak isteyebileceği bir husus olacaktır."

    ‘S-400'LER KONUSUNDA BELİRSİZLİKLER SÜRÜYOR'

    Kerim Has son olarak S-400'ler hakkındaki anlaşma hakkında net bilgilerin olmadığını ve bazı belirsizliklerin bulunduğuna vurgu yaparak son zamanlarda bu konuda yakalanan ortak zeminde Rusya'nın şartlarının daha çok kabul edildiğini söyledi:

    "Benim gördüğüm kadarıyla S-400 meselesinde kredi de alınsa bu nihai antlaşma anlamına gelmiyor. Kredi meselesi bir sorun olarak ortaydı. Aslında defalarca açıklamalar yapılıp, imzaların atıldığı söylendi fakat bunlar yuvarlak ifadelerdi. Antlaşmanın ne şekilde imzalandığı konusunda resmi detaylar açıklanmadığı için elimizde net bir bilgi yok. Ama gördüğümüz kadarıyla Türkiye'ye kredi konusunda olumlu yanıt verilmiş fakat yine bunun şartlarını bilinmiyor. İki buçuk milyarlık bir krediden bahsediliyor fakat bunun ne şekilde verileceği konusunda çok bilgi yok. Bu konuda şu an itibariyle S-400'ler teknoloji transferi, ortak üretim konusunda sözler söylenmiyor. Bunlar dile getirilmedi. Sevkiyat tarihinin de ne zaman olacağı belirsiz. Bu konuda yapılan açıklamaların hepsi de yoruma açık. Önceden antlaşma imzalandı denilmişti ama şimdi görüyoruz ki antlaşma imzalanmamış. Teslimin ne zaman, ne şekilde yapılacağı, dost düşman kodlamasının ne olacağı, nereye konuşlandırılacağı belli değil. O yüzden teslim tarihinin 2019 olacağı şeklindeki açıklamalara inanmıyorum. Çünkü Rusya'nın kendisinin ihtiyacı olan 56 füze bataryasının şu an 38'i tamamlanmış durumda. 18 batarya civarında ihtiyacı var ve yılda 4-5 batarya üretildiğini düşünürsek bu en az 3-4 yıl sürecek bir husus. Dolayısıyla benim anladığım kadarıyla S-400'ler konusunda ortak bir zemine yaklaşılıyor. Ancak bu ortak zeminde Rusya'nın şartlarının daha çok kabul edildiğini, teknoloji transferi, ortak üretim, dost düşman kodlaması konularında daha ziyade Rusya'nın şartlarının kabul edildiği şeklinde bir anlaşmaya varılacak şeklinde bir yorum yapabiliriz. Ama teslim tarihi gibi diğer meselelerde belirsizlik hala sürüyor."

    Etiketler:
    Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Rusya Dışişleri Bakanlığı, Donald Trump, Kerim Has, Vladimir Putin, Kudüs, Filistin, Mısır, İran, İsrail, Ortadoğu, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Sputnik hesabınızla yorum yapınFacebook hesabınızla yorum yapın