06:40 26 Nisan 2018
Ankara+ 25°C
İstanbul+ 17°C
Canlı Yayın
    Eksen

    'KKTC'de seçimler politika dışı gerçekleşti ve Kıbrıs sorunu hiç konuşulmadı'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Mehmet Hasgüler, Kuzey Kıbrıs’taki erken seçimlerde merkez sağcı UBP’nin yanı sıra girdiği ilk seçimde yüzde 17’lik oranı yakalayan Kudret Özersay’ın Halkın Partisi’ne dikkat çekti. Hasgüler, barış ve birleşme sürecinin konuşulmadığı seçimlerde Kıbrıslıların ‘patenti Türkiye’de olan başkanlık sistemi tartışmasıyla da ilgilenmediklerini söyledi.

    Kuzey Kıbrıs’ta 7 Ocak’ta düzenlenen erken genel seçimlerde Başbakan Hüseyin Özgürgün liderliğinde Ulusal Birlik Partisi (UBP) birinci parti çıkarken, hükümet kurulması için koalisyona gitmesi gerekiyor. UBP’nin yüzde 36’lık oy oranına ulaşırken, büyük puan kaybetmiş ana muhalefetteki sosyal demokrat Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ise yüzde 21’de kaldı. Sürpriz çıkışı Kudret Özersay liderliğindeki Halkın Partisi ilk katıldığı seçimlerde yüzde 17’lik oy oranıyla yaptı. Adanın kuzeyinde Özersay’ın UBP ile koalisyonu dışlaması nedeniyle yeni hükümetin kurulamayacağı kaygıları varken, başkanlık seçimleri de gündeme taşındı.

    KKTC seçimleri, hükümet senaryoları, Kıbrıs’ta müzakerelerine etkileri ve başkanlık sistemi tartışmalarını Prof. Mehmet Hasgüler ile konuştuk.

    ‘HODRİ MEYDAN ŞEKLİNDE GERÇEKLEŞEN SEÇİM’

    Mehmet Hasgüler’e göre Kuzey Kıbrıs’ta sol muhalefetin girişimiyle ‘apar topar’ ve ‘hodri meydan’ bir şekilde gerçekleşen seçimlerin sonucunu, yeni seçim sistemi tartışmaları yapılmadan ve Kıbrıs sorunu konuşulmadan gidilmesi etkili oldu.

    “Kuzey Kıbrıs’ta gerçekleşen seçimlere gidiş aslında bir ‘hodri meydan’ şeklinde oldu. Ana muhalefet partisi liderinin söylediği bir sözün ardından Başbakan Hüseyin Özgürgün'ün 'tarih ver o zaman' demesi ve muhalefet liderinin de 7 Ocak demesiyle birlikte bu tarih kabul edildi ve böylece yeni bir seçim sisteminin geçerli olduğu seçimlere karar verirdi. Bu seçimlerde yüzde 11 küsur geçersiz oy oldu ilk defa.  Daha önce Kuzey Kıbrıs’ta Mağusa, Lefkoşa, Girne, Güzelyurt ve İskele diye seçim bölgelerimiz vardı. Şimdi bir de Lefke eklendi ve çarşaf liste diye bildiğimiz, herkesin her bölgeden istediği adaylara oy verebileceği bir sistem oldu. Mesela sadece Güzelyurt’tan katılanlar Güzelyurt'taki adaylara veriyorken bu seçimlerde bir de karma sistemi var. İsterseniz en az iki parti, 24 kişi —50 kişiye kadar çıkabiliyor bu- oy verebiliyorsunuz, 4 ya da 5 partiye de. Dolayısıyla bu sayılar, en az 24 sayısı, çok büyük oranda karma oy kullananlardan kaynaklı ki Kuzey Kıbrıs seçim tarihinde yüzde 11 geçersiz hiç olmamıştır. Diğer yandan bu seçimler politika dışı bir seçim gibi oldu, yani politika dışı olmaktan ne kastediyorum, mesela Kıbrıs sorunu hiç konuşulmadı. Bu en kritik olan politik sorunlarımızdan ve Kıbrıslı Türklerin varlığıyla ve kendisini bir çözüme hazırlamasıyla ilgili önemli bir dosyaydı. Buna ilişkin hiçbir tartışma yaşanmadı. Geçmişte mesela CTP’nin çözüm yanlısı politikaları ve karşısında Denktaş veya UBP olurdu ve Kıbrıs sorunu üzerinde bir tahkim yaşanırdı. Bu mesela hiç yaşanmadı bu seçimlerde. Bu Cumhurbaşkanlığı seçimi değildi ama yine de her milletvekilliği seçimlerde mutlaka bu Kıbrıs meselesi konuşulurdu. Güney Kıbrıs'taki başkanlık seçimlerinde Kıbrıs sorunu konuşuluyor. En azından bu konuya atıf yapılırdı, bu da yapılmadı. Yeni seçim sistemiyle birlikte seçimlere katılan siyasal partiler arasında hemen hemen fark olmayacak denli ‘KKTC'nin içini temizleyeceğiz, düzenleyeceğiz’ şeklinde giden bir tartışma olduğunda, sol ve muhalefet de kendini Kıbrıs sorunundan beslediğinden dolayı Kıbrıs sorunu konuşulmadığında seçmenler açısından bu durum seçime gitmeme nedeni olmuş oluyor. İnsanlarda ‘bir pazar sabahı seçime neden gideyim, kalkıp çocuğumla bir pikniğe giderim, daha iyi olur’ düşüncesi doğmuş oldu. Öte yandan seçimlerin bu şekilde sonuçlar vermesindeki bir diğer neden yeni seçim sistemi üzerinde çok tartışılmadan, apar topar bir şekilde seçimlerin yapılması ve partilerin Kıbrıs sorunu hakkında bir tavır koymaması oldu. Bununla beraber siyasi partiler arasında bir yakınlaşma olmuş oldu yani partiler birbirlerinden ayırt edilemeyecek bir noktaya gelmiş oldular. Son bir faktör ise seçimler sırasında Başbakanın hesaplarının patlaması oldu. Bütün seçim neredeyse onun üzerinden geçti. Bu da proje yoksulu bir seçimin yaşanmasına yol açtı. Ama bütün bunlarla beraber yeni bir şey söyleyen 'temiz toplum' diyen ve toplumun cazibe merkezi olan bir Halkın Partisi ortaya çıktı.”

    ‘HALKIN PARTİSİ ‘TEMİZ TOPLUM’ SÖYLEMİYLE ÇEKİM GÜCÜ OLDU’

    Hasgüler, Kuzey Kıbrıs’taki seçimlerde üçüncü parti olan Halkın Partisi’nin ‘ne solcuyum ne sağcı’ ve ‘temiz toplum’ söylemiyle çekim gücü olduğunu yorumunu yaptı:

    “Halkın Partisi lideri olan Kudret Özersay 2015'de bağımsız aday olup, yüzde 21'e yakın bir oy almıştı. 2015’teki seçimlerden sonra kendisini destekleyenler parti kurmasını önerdiler. 2016 yılında parti kuruldu. Bir yıl gibi kısa bir sürede de bu siyasal partinin dokuz seçilmiş adayının üçü yüzde 30 kotasını yakalamış kadın milletvekilleri oldu. Kuzey Kıbrıs demokrasi tarihinde ilk kez 50 milletvekili içerisinde dokuz kadın vekilimiz var. Bir tane daha olsaydı oran yüzde 20 olacaktı. Halkın Partisi'ne baktığımızda aslında lider merkezli bir parti olduğunu ve tezlerinin de memleketin sağının-solunun kalmadığı noktasında olduğunu görüyoruz. Siyasal partiler arasında bir farklılaşma olmayınca Halkın Partisi hem CTP'den oy aldı hem de yıpranmış olduklarını düşündükleri sağdan oy aldı. Halkın Partisinin ‘temiz toplum’ söylemiyle böyle bir çekim gücü oldu. Kendini ne sağda ne de solda konumlandırmayarak ve daha liberal bir çizgide ve 'toplumu tımar edeceğiz' iddiasıyla Halkın Partisi üçüncü parti haline geldi.”

    ‘ANKARA DESTEKLİ PARTİ’NİN IRKÇI FİKİRLERİ VAR’

    Halkın Partisi’nin ardından gelen diğer partilere de değinen Hasgüler, Anadolu kökenli insanları temsil edeceği söylemini kullanan ve Ankara’dan destek aldığını iddia eden Yeniden Doğuş Partisi’nin politikalarının ileride Kıbrıslı Türkler-Türkiyeliler kavgasına dönüşme ihtimali olan ırkçı fikirleri olduğunu söyledi:

    “Sosyal Demokrat bir parti olarak da Toplumcu Demokrasi Partisi dördüncü sırada yer aldı. Beşinci sırada ise Demokrat Parti yerini aldı. Bu iki parti üçer milletvekili kazandı. Bir de Anadolu kökenli insanları temsil edeceğini söyleyerek seçimlere giren Yeniden Doğuş Partisi var. Birazcık tersinden Güney’deki ELAM pozisyonunda diyebiliriz. Irkçı söylemleri olduğunu söyleyebileceğimiz kişiler bunlar. Elbette savundukları insanlar sistemin dışında kalmış ezilenler ama o ezilenleri söylem ve parti olarak savunacak bir pozisyonları yok. Bu da ilginç bir görüntüdür. İleride bunun Kıbrıslı Türkler-Türkiyeliler kavgasına dönüşme ihtimalinin de olduğunu söylemek lazım. Ankara'dan destekleniyorlarmış gibi bir hava yaratıyorlar. Ama bu doğru değil, ben Ankara'dan böyle bir destek aldıklarını asla düşünmüyorum ama dışarıya bakıldığında burada 30-40 bin Türk Silahlı Kuvvetleri'nin olduğunu ve Güney Kıbrıs’ın da bunu istismar ettiğini düşünmek gerekiyor. Zaten mevcut siyasal partiler arasında Anadolu kökenli insanlar hem bakan hem milletvekili olabiliyor. İlerisi açısından ayrı bir nüfus yapısıyla ilgili Birleşmiş Milletler'de alınmış kararlar vardır. Bunlar bugün değilse de yarın mutlaka nüfus yapısıyla ilgili sıkıntıların uluslararası alanda konuşulmasında ayrı bir referans noktası olarak gösterilebileceğini düşünüyorum. Bütün Kıbrıslı Türkler için ve Türkiye'nin Kıbrıs politikasında iyi bir noktada gitmesine engel oluşturacak bir görüntü de var.”

    ‘BAŞKANLIK SİSTEMİNDEN DAHA ÖNEMLİSİ KIBRIS’IN ULUSAL MESELESİ’

    Kuzey Kıbrıs’ta hızlı bir seçime yeni bir seçim sistemiyle gidilmesinin ve sonucunda altı partili KKTC Parlamentosunun oluşmasının tesadüf olmadığına dikkat çeken Hasgüler, başkanlık sistemi tartışmalarından çok daha önemli olarak Kıbrıs’ın ulusal meselesine atıfta bulundu:

    “Belli insanlar çok eskilerden beri başkanlık sistemi tartışmasını hep dile getirmişlerdi. Hızlı bir seçime gidildiğini söylemiştik bunun tesadüf olmadığı düşünüyorum. Seçim sistemi bence tesadüf değildi ve aynı zamanda altı partili KKTC Parlamentosunun oluşması da tesadüf değildi. Yani biraz bu dönemde bu siyasal partilerin tesadüf olmayacak şekilde hükümet kuramamaları da sistem tartışması yapmak isteyen bir takım —Türkiye’de çok meşhur bir kelime olarak sizlerden referans alalım- ‘üst akıl’ kişiler böyle istemiştir. Bu ihtimali de bir kenarda tutmak lazım. Çok kuvvetli bir ihtimal olmasa da böyle bir şey olabilir. Ben başkanlık sisteminin Kıbrıs’ta kolay bir iş olmadığını düşünüyorum. Nedenlerini uzun uzun konuşabiliriz. Türkiye’de başkanlık sistemi bence başlamadan bitmiş bir hikayedir. Başkanlık sistemi Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda refah ve demokrasi içerisinde, çok sesli bir ortamın olduğu bir yapıda olup olmayacağına ilişkin bize çok ciddi ipuçları veriyor. Başkanlık sisteminin Türkiye’yi rahatsız etmiş bir görüntüsü var. Biz dışarıdan baktığımızda bunu söylüyoruz. Çünkü gerginlik bitmiyor. Koalisyonlar dönemi olmadığı halde son 15 yıldır koalisyonlar bitecek dendi Türkiye’de. Bakıyoruz ki 15 senedir koalisyon olmayan ülkede başkanlık sistemiyle birlikte koalisyonlar başladı. Garip yani. Bunları Kıbrıslı Türkler görüyorlar. Bunlarla ilgili Türkiye’nin dış işlerine karışmak gibi olmasın ama başkanlıktan çok daha önemlisi Kıbrıs’ın ulusal meselesidir. Başkanlık meselesini Kıbrıslıların ortasına atıp asgari müştereklerimizin daha da birbirinden uzaklaşmasına değil, Kıbrıs uyuşmazlığının güneyle çözülmesi ve bu uyuşmazlığın asgari temelde toplumun büyük kesimlerinin uzlaşmasını sağlayacak bir duruma getirilmesi önceliklidir burada. Tabii ki ekonomik sorunlar Türkiye’de de var burada da var.”

    ‘MUHALEFETİN GELEBİLECEĞİ EN İYİ NOKTA BUGÜNKÜ NOKTADIR’

    Hasgüler, Türkiye’de yapılan 2015 Haziran seçimlerinin ardından gidilen Kasım seçimlerinde muhalefetin geldiği durumu hatırlatarak Kıbrıs’ta da şu an muhalefetin gelebileceği en iyi noktada olduğunu, bir erken seçim olması halinde ise Ulusal Birlik Partisi’nin tek başına iktidara gelme şansının yüksek olduğunu dile getirdi:

    “Kıbrıs’ta erken seçim olma ihtimalini gözden ırak tutmamak kaydıyla bu parlamentodan güçlü büyük hükümet çıkmasının ihtimal dışı olmadığını düşünüyorum. Nedenini de şöyle söyleyeyim: Türkiye’de haziran seçimlerinde MHP-CHP ve HDP’nin adeta ‘büyük bir basiretsizlik ve beceriksizlikle’ ortak bir hükümet kuramamasına ve hatta meclis başkanlığı seçebilecekken seçememesine tanık olmuştuk. Onları becermeyip yeniden seçim denildi ve Türkiye’nin muhalefeti büyük bir ders aldı. Nerede? Kasım seçimlerinde. Gelebilecekleri en üst noktaya haziran seçimlerinde gelmişlerdi. Kıbrıs’ta da bence muhalefet olanların gelebileceği en iyi nokta bugünkü noktadır. Dolayısıyla erken bir seçimde Ulusal Birlik Partisinin tek başına iktidara gelme şansı çok yüksektir. Burası Akdeniz coğrafyası olduğundan millet çok kolay kızar. Dolayısıyla UBP merkezli veya UBP’nin karşısında kalan aktörler mutlak suretle önümüzdeki bir ay içerisinde hükümeti kuracaklardır. Benim kuvvetle muhtemel gördüğüm hükümet senaryosu Ulusal Birlik Partisi ve Halkın Partisi hükümetidir. Cumhuriyetçi Türk Partisi ana muhalefet olacak diğerleri de küçük muhalefet olacak. Yani Halkın Partisi, UBP ile hükümet kurmayacağını birçok kez söylemiştir ama biraz yakından bakıldığında HP’nin lideri 2015’te Cumhurbaşkanı adayı oldu ve belki de sağda Derviş Eroğlu aday olmamış olsaydı birinci turdan Cumhurbaşkanlığını kazanacaktı. Şimdi dolayısıyla Derviş Eroğlu UBP’nin desteklediği bir adaydı. Buna baktığımızda UBP ile HP’nin oy oranı yüzde 52. Şu an başbakan olan Hüseyin Özgürgün tartışmalı bir isim. Dolayısıyla onunla ilgili bir formül bulurlar ve 30 milletvekili ile Kıbrıs’ta hükümet kurulur. Başkanlar hükümet dışında kalır. HP Başkanı da Meclis Başkanı olur ve hem Cumhurbaşkanına vekalet eder hem de 2020’de iki partinin adayı olarak Cumhurbaşkanı adayı gösterilir. Bu bir matematik hesaptır. Propaganda sürecinde siyaset ‘edebiyattır’. Politika, kampanya, iletişim hepsi vardır ama ‘edebiyattır’. Seçim sonuçlarından sonra bu matematiktir. Rasyonaliteyi gerektirir. Ben bunu görüyorum. Elbette ki farklı olasılıklar da vardır ama en güçlü ihtimal günün sonunda böyle bir şeyin olmasıdır.”

    ‘GÜNEY İLE EN SON MÜZAKERELER DE DİREKTEN DÖNÜLDÜ DENDİ’

    Mehmet Hasgüler son olarak Kuzey Kıbrıs’ta kurulacak güçlü bir hükümetin Güney ile müzakerelerde Cumhurbaşkanı’nın daha iyi bir pozisyon almasını sağlayacağını söyleyip, Türkiye’nin AB ile ilgili yaşamakta olduğu sıkıntıları durdurmak için Kıbrıs’ta çözüme yardımcı olmaya çalışacağını belirtti:

    “Güçlü bir hükümet kuzeyde Cumhurbaşkanına da güç verir. Mevcut Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın daha iyi pozisyon almasına yol açar. İkincisi güneyde Anastasiadis seçeneği güçlü bir seçenek olarak durmuş olur. Müzakereler direkten dönüldü dendi en son zirvede. Güney için iki olasılık daha vardır. Birincisi Stavros Malas, AKEL’in desteklediği aday. Malas ile birlikte görüşmeler çok daha iyi bir noktada başlayabilir. Papadapulos gelirse ise müzakereler şu anki seyrinde durur. Bu da Türkiye’nin tezine yani ‘bir şekilde gitmeyecek’ fikrine bir uygun tartışma başlatmış olur. Ama ben muhtemelen Anastasiadis ya da Malas seçimden çıkacağına inanıyorum yani müzakere yanlısı olanlar daha ağırlıkta olacak. Bunun şekliyle alakalı tartışmaları Guterres belgesinde zaten ortaya konulduğunu biliyoruz. Buna Türkiye de onay veriyor. Dolayısıyla Türkiye Dışişleri Bakanlığı da ‘güçlü bir hükümet kurulsun, müzakerelere hazırlanmak lazım’ diyor. Ben Türkiye’nin müzakereleri ve Kıbrıs çözümünü muhtemelen güçlü bir biçimde desteklemek isteyeceğini düşünüyorum. Bunun da Türkiye’nin belki AB ile ilgili yaşamakta olduğu sıkıntıları durdurmak ve geriye itmeye dair bir pozisyon alma olarak Kıbrıs’ta çözüme yardımcı olacağını ve bununla ilgili de inisiyatif alacağına da düşünüyorum.”

    İlgili konular:

    Kuzey Kıbrıs sandık başında
    Lavrov: Kıbrıs yönetiminin Browder davasında tarafsız olmasını umuyoruz
    ‘Türk Akımı İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan'a karşı denge sağlayacak'
    Etiketler:
    Kıbrıs sorunu, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), Ulusal Birlik Partisi (UBP), Mehmet Hasgüler, Kudret Özersay, Hüseyin Özgürgün, Türkiye, Güney Kıbrıs, Kuzey Kıbrıs
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın