19:20 16 Ağustos 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'Afrin operasyonu bölgede ABD'yi güçlendirir'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 66

    Çağlar Tekin, Afrin’e yönelik operasyonunun ABD’nin bölgede gücünü arttıracak bir operasyon olduğu görüşünde. Türkiye’nin ilişkiler kötü gözükse de ABD ile iş yapmaya hevesli olduğunu beliten Tekin’e göre ABD bölgede Rusya’nın güç kazandığı dengeyi bozmaya çalışıyor.

    ABD yönetiminin Suriye'nin kuzeyindeki yeni girişimleri ve Türkiye'nin Afrin operasyonu karşısındaki tutumu tartışılıyor. Washington 30 bin kişilik ‘sınır koruma gücü' konusunda geri adım atmış görünürken, Ankara'nın Afrin hamlesi karşısında ne yapacağı merak konusu. Gelişmeleri ABC gazetesi ve TELE1 TV dış haberler müdürü gazeteci yazar Çağlar Tekin ile konuştuk.

    ‘TÜRKİYE, AFRİN'DE İLK DEFA BU KADAR ISRARCI'

    Çağlar Tekin, Batı merkezli kurumların geçmişte SDG'nin kurulmasında olduğu gibi kimi yapılarının ‘isimleriyle oynama' konusunda tutumlarına dikkat çekti. ABD'nin ‘sınır koruma gücü' yerine ‘yerel güvenlik gücü' vurgusunun geri adım anlamına gelmediğini belirten Tekin, Türkiye'nin Afrin konusunda ısrarlarına dikkat çekti:

    "ABD ve özellikle Avrupa Birliği gibi Batı merkezli kurumlar, kimi yapıların isimlerini değiştirmek, isimleriyle oynama konusunda ısrarcılar. Yani geçmişte de bunu gördük. YPG'nin ismi SDG oldu, içine bir miktar Arap dahil edildi ama nihayetinde yapılan şey değişmedi. Hem Pentagon'dan gelen açıklama hem Tillerson'un açıklaması gösteriyor ki bu Sınır Gücü Birliği, yerel birlikleri destekleme adı altında devam edecek. Bu konuda bir değişim yok. Türkiye'nin açıklaması bu anlamıyla —yani bir geri adım olmadığı yönündeki açıklaması- doğru. Bir geri adım yok burada yani. Ama Afrin Operasyonu'nda Türkiye'nin ısrarı devam ediyor mu? Evet, ediyor. Hatta şu anda hem Genelkurmay Başkanı hem MİT Müşteşarı Hakan Fidan Rus yetkililerle görüşmeler yaptı. Dışişleri Bakanı bir açıklama yaptı, Rusya ve İran ile hava koridoru konusunda görüşüyoruz şeklinde. Bu anlamda Türkiye Afrin Operasyonu konusunda ilk defa bu kadar ısrarcı gözüküyor. Bunda tabii birtakım şeyler var.''

    ‘TÜRKİYE, ABD İLE İŞ YAPMAK KONUSUNDA HEVESLİ'

    Öte yandan Tekin'e göre ilişkiler ne kadar bozulmuş gibi görünse de Türkiye, ABD ile iş yapmak konusunda hevesli:

    "Türkiye, ABD ile ilişkileri ne kadar bozulmuş gibi görünse de aslında ABD ile beraber iş yapmak konusunda çok hevesli. Daha cumartesi günü Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan açıklama yaparken bir yandan ‘ABD bizi kandırdı, kandırıyor sürekli' dedi ama bu ifadelerine rağmen aynı açıklamaların içerisinde ABD ile bölgede beraber iş yapmak istediğimizi ve bu ortaklığı devam ettirmek istediğimizi de söyledi. Yani benim kanaatimce Erdoğan'ın bu açıklaması; 'tamam ortada YPG var YPG ile çalışıyorsun, bizimle de çalış' anlamına geldi bir yerden sonra. Sonuçta Afrin'e operasyon seçimi de bu başlıkta önemli. Yani YPG'nin Türkiye için tehdit oluşturduğu iddia edilen bölgesi aslında Afrin değil, Afrin zaten sıkışmış, küçük bir bölge ve bu bölgenin temel özelliklerinden birisi Kürtlerin en yoğun olduğu ve tarihi olarak da en yerleşik olduğu bölge olmasıdır. Diğer bölgelerde bu kadar nüfus yoğunlukları da yok, geçmişleri de bu kadar geriye dayanmıyor. Bu anlamda Afrin başka bir anlama sahip, Afrin Rusya'nın korumasında yer alan bir bölge. Yani ABD Fırat'ın batısı ve doğusu üzerinden bir ayrışma olduğunu ve kendilerinin doğuyla ilgilendiklerini ve batısının kendilerini pek ilgilendirmediğini söyledi."

    ‘OPERASYON ABD'Yİ GÜÇLENDİRİR'

    ABD'den Afrin'e dair gelen açıklamalara değinen Tekin'e göre Afrin'e müdahalede bulunan Türkiye, bölgede ABD'yi güçlendirip, ABD'ye ‘güzellik' yapmış olacak:

    "ABD'nin Afrin'e dair açıklamalarında ikili bir anlam var. Bunlardan bir tanesi yapılan genel büyük anlaşma —en azından fiili olarak yürüyen anlaşma- şu yönde; Fırat'ın doğu ekseni ABD'nin kontrolündeyken batı ekseni Rusya kontrolünde. Türkiye'nin böyle bir harekâtında ABD'nin YPG'ye vereceği cevabın muhtemelen ‘o bölgenin korunması kısmını siz Rusya ile anlaştınız, sizi Rusya'nın koruması gerekiyor' minvalinde bir anlamı olacaktır. Bu da YPG-Rusya ilişkilerine bir dinamit koyma anlamı var. Nihayetinde baktığımızda şu anda Suriye krizinin nihayete ermesi için Şam ile YPG'nin, Kürtlerin oturup bir anlaşmaya varması gerekiyor. Tabii bu bir yandan da ABD-Rusya anlaşması anlamına geliyor. Böyle baktığımızda Rusya'nın bir süredir yaptığı şey; —Şam'ı da böyle ikna ediyorlar- 'bize zaman kazandırın, bu zaman üzerinden biz YPG'yi masaya ABD ile ilişkilerini zayıflatarak oturtalım ve bir anlaşmaya varalım.' şeklinde. Ama Türkiye'nin böyle bir hamle yapması ve Rusya'nın buna izin vermesi özellikle hava koridorunu kullanması yönünde izin vermesi demek YPG'nin bu anlamıyla Rusya ile bağlarının daha fazla kesip ve ABD ile daha sıkı ilişkiler içine girmesi anlamına geliyor ki geçmişe baktığımızda Türkiye'nin Fırat Kalkanı Operasyonu'nun hemen ardından YPG'nin ABD ile ilişkileri çok güçlendi. O kadar güçlenmiş durumda ki ABD'nin bu 'biz sizi orada koruyamayız' açıklamalarına karşılık YPG'den ne bir kınama geldi ne bir tezat açıklama ne de ABD'ye sitem eden bir açıklama geldi. Bu da YPG'nin ABD ile nasıl bir bağlılık ilişkisi içerisine girdiğini gösteriyor aslında. Bu anlamda, yani Türkiye'nin bu hamlesi belli noktalarda Türkiye'nin elini güçlendirecek gibi gözüküyor. Bunlardan biri ABD'ye böyle bir 'güzellik' yapmış olacak. Gerçek anlamda kanaatimce Erdoğan'ın da gördüğü bir iş. YPG'nin esasen en çok etkili olduğu bölgesi aslında Afrin hattı değil, Cerablus'ın doğu tarafında YPG daha güçlü. Türkiye buraya bir operasyon yapmayı değil de Afrin'e operasyon yapmayı tercih ediyor. Sonuçta Cerablus'un doğusu yani Fırat'ın doğusundaki eksen ABD kontrolünde ama Afrin Türkiye'nin de beraber çalıştığı Rusya'nın kontrolünde. Yani Rusya üzerinden bir operasyon yapmayı tasarlıyor. Bu bölgede ABD'yi güçlendirir."

    ‘ABD DENGEYİ BOZMAYA ÇALIŞIYOR'

    Tekin, ABD'nin Rusya'nın güç kazandığını tespit etmesinin ardından dengeyi bozmaya çalıştığına değinip, ABD'nin Afrin konusunda PYD'nin Rusya ile ilişkileri zayıflatması hedefini güttüğünü belirtti:

    "ABD bir süreden beri yani Rusya'nın bölgede güç kazandığının tespit edilmesinin ardından bu dengeyi bozmak için kimi hamleler yaptı. Bu hamlelerden bir tanesi, aslında bir dönem Esad'lı Suriye'nin devamını kabul eden, buna yeşil ışık yakan ABD, daha sonra 'Esad gitmeli' söylemini geliştirdi. Aynı şekilde IŞİD'in bölgede tamamen askeri olarak yenilmesinin ardından hala IŞİD bahanesine yaslanması biraz bu pervasızlığın bir göstergesi. Şimdi Afrin mevzusunda yaptıkları bu hamlenin şöyle de bir anlamı var, ABD kanaatimce şöyle düşünüyor: Kendisinin doğrudan korumadığı herhangi bir yerde PYD'nin barınamayacağını PYD'ye hatırlatma süreci yatıyor. Bu haliyle muhtemelen PYD'nin Rusya ile ilişkilerini zayıflatmasını da talep edecek önümüzdeki süreçlerde. Belki bu hamle de bunlardan bir tanesi. Bence ABD'nin buradaki hamlesi biraz bu anlamda."

    ‘TİLLERSON'IN AÇIKLAMALARI SURİYE'DE SAVAŞI YENİDEN BAŞLATMA GİRİŞİMİ'

    ABD'nin Suriye'de son süreçteki hamlelerine ve Dışişleri Bakanı Tillerson'ın açıklamalarına dikkat çeken Tekin, bu durumun Suriye'de savaşı yeniden başlatmaya yönelik bir girişim anlamı taşıyabileceği yorumunu yaptı:

    "Tillerson'ın açıklamalarına bakarsak, aslında Suriye'de savaşı yeniden başlatmaya yönelik bir girişim yapılmış gibi geliyor, bu açıklamalar böyle bir anlam taşıyabilir. Bu açıklamalar YPG'nin doğrudan ABD tarafından kullanıldığı ve bu süreçten sonra rejim değiştirmek için ABD'nin YPG üzerinden hamleler yapacağını söylüyor. Aynı zamanda yerel kaynaklardan aldığımız kimi verilerde İdlib bölgesindeki kimi cihatçılara CIA'nın ekstra silah takviyesine başladığını duyuyoruz. Birkaç kaynaktan duyduğumuz bir gelişme bu. Bu da İdlib sürecini ABD'nin biraz daha uzatıp aynı zamanda da YPG ile yeni hamleler yapmak isteyeceği gibi bir denemeye giriştiğini gösteriyor. Burada önemli olan Rusya'nın hamleleri. Çünkü bu başlıkta ABD kartlarını açmış durumda. Rusya'dan gelen açıklamalara baktığımızda Rusya'nın Türkiye'ye böyle bir operasyon şansı verecek gibi gözükmüyor. Nihayetinde Rusya'nın bir hedefi var. Bu hedef de YPG'yi de ABD katarından kurtararak bir masaya oturtmak gibi gözüküyor. Soçi üzerinden dönen gelişmelere baktığımızda açıklıkla şunu görüyoruz: Türkiye her ne kadar YPG gelmeyecek dese de YPG'den yapılan açıklamaların bir yanı Kuzey Suriye Federasyonu ismiyle çağrılmazsak gelmeyiz yönünde olsa da bir diğer yönden de 150'ye yakın temsilcimiz o toplantıya katılacak şeklinde açıklamalar geliyor. Böyle baktığımız zaman YPG sürece bir şekilde dahil edilmiş oluyor. Ama bu pazarlığın gözüken kısmı, bir de gözükmeyen kısmında neler oldu özellikle ABD-YPG ilişkileri ve Rusya'nın buna olan refleksleri biraz daha tartışma yaratır. Türkiye'nin Afrin Operasyonu bu süreci çok ciddi anlamda baltalamaya müsait bir hamle."

    ‘TÜRKİYE'NİN AFRİN HAMLESİ ABD'YE GÜZELLİK'

    Tekin, Türkiye'nin Suriye'de savaşın başından beri ABD'nin nabzını izler bir politika yürüttüğünü söyleyip, Afrin hedefinin ABD'nin hoşuna giden bir hamle olduğunu belirtti:

    "Bu durumun ABD ile Türkiye arasında doğrudan yapılan ikili görüşmeler üzerinden gerçekleşen bir süreç mi değil mi, bunu öngörmek güç aslında, elimize bu yönde veriler düşmedi ama Türkiye'nin genel olarak ABD'nin nabzını sürekli kontrol eden bir politika izlediğini uzun zamandan beri görüyoruz. Suriye'de savaşın başından beri, her ne kadar zaman zaman gerilimler olsa da bu böyle oldu. Afrin konusunda Türkiye'nin aldığı pozisyon, özellikle Afrin'i seçmiş olması öyle gözüyor ki ABD'nin hoşuna giden bir hamle, ABD'ye bir 'güzellik' yapma anlamını taşıyor. Türkiye'nin hamlesinin böyle bir boyutu var."

    ‘BATAKLIĞA GİRME RİSKİ'

    Çağlar Tekin son olarak Afrin'e yönelik operasyonun Fırat Kalkanı operasyonundan daha zorlu bir çatışma süreci yaşatacağını söylerken diğer yandan İdlib'in içerisinde baskı gören cihatçı unsurların kuzeye yönelerek Türkiye'yi ekstra saldırıya maruz kalabilecek bir hale getirebileceği noktasına değindi:

    "Kabaca söylersek, bir hava koridoru açılmazsa işler çok daha kötü olur. Açılırsa ne olura bakalım. Önümüzdeki tek somut örnek El Bab örneği. El Bab'da aşağı yukarı 500'e yakın IŞİD'li ile binlerce ÖSO, Ahrar'ur Şam gibi cihatçı çeteler ve bunlardan kaynaklı binlerce militan ve TSK'nin da çok ciddi bir yığınak yaptığını biliyoruz. Yaklaşık 10 bin nüfuslu bir kasabadan ve içinde yaklaşık 500 IŞİD'liden bahsediyoruz. Bu operasyon dört ay kadar sürdü bu ki burada Suriye Ordusu da El Bab'a girmek üzereydi. Bu ikili sıkışmanın arasında kalan tek boşluktan kaçarak kenti boşalttı. Yani 500 IŞİD'li ile 4 ay süren bir mücadeleden bahsediyoruz. Afrin bunun çok daha büyük bir alanı. Nüfusu çok daha kalabalık. Kürtlerin buradaki yerleşik gücü çok daha fazla. Burada ciddi bir yığınak da var. ABD'nin tonlarca silah ve MANPAD'ler gönderdiğini biliyoruz YPG'ye. Hem bu 4000 tırlık devir teslimde hem de Türkiye'nin Afrin tehditlerinin artmasından sonra böyle bir girişim olduğunu biliyoruz. Türkiye için çok karanlık, çok zorlu bir çatışma süreci olabilir. Anlaşılıyor ki hükümet buradan bir galibiyetle çıkıp bir destan elde etmek istiyor. Ama bu destan hiç de gözüktüğü kadar kolay alınabilecek bir destan değil. İşin bir diğer boyutu da Suriye Ordusu, İdlib'in içerisinde ilerliyor ve güneyden kuzeye doğru baskı gören Nusra Cephesi, Ahrar'uş Şam, ÖSO gibi cihatçı çetelerin biraz daha Afrin üzerine doğru kayması demek Türkiye'nin kendilerini sattığı olgusunu da güçlendirebilecek. Kimin kontrol ettiği dahi bilinmeyen bu çeteler tarafından Türkiye ekstra saldırılara maruz kalabilecek bir hale gelebilir. Yani büyük bir bataklığa girmek gibi bir risk alıyor Türkiye eğer bir operasyona başlarsa."

    Etiketler:
    Çağlar Tekin, Afrin, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın