05:24 23 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'ABD, Esad'ı devirmek için Türkiye ile uzun vadede işbirliğini düşünebilir'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 22

    Fatih Yaşlı’ya göre, Afrin operasyonunda dış politika hedefleri olsa da esas mesele iç siyasette rejim inşasına yönelik tıkanıklığın savaş aracılığıyla açılması. “Suriye’nin toprak bütünlüğü söz konusu olsaydı Suriye devleti karşı çıkmazdı" diyen Yaşlı, ABD’nin Esad’ın devrilmesi için Türkiye ile uzun vadede işbirliğini düşünebileceği görüşünde.

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin operasyonu hem Türkiye’de hem de dünyada yoğun tartışmlara vesile oluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan operasyonun Afrin’le sınırlı kalmayıp Menbiç ve Türkiye sınırı boyunca Suriye’nin kuzeydoğu bölgesine de yayılacağını öngörmüşken, Ankara’nın asıl hedefleri ve atacağı adımlar merak konusu. Ankara operasyona hem ABD hem Rusya’nın desteğini almaya çalışıken, Suriyeli Kürtlerin Moskova’yı suçlarken ABD’yi eleştirmekten kaçınan tutumları da tartışılıyor.

    Afrin operasyonu etrafındaki tartışmaları Abant İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Birgün gazetesi yazarı Dr. Fatih Yaşlı ile konuştuk.

    ‘ABD TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİNİ BELLİ BİR NOKTADA TUTMAK İSTİYOR’

    Fatih Yaşlı’ya göre son aylarda Irak Kürdistan Bölgesinde yapılan referandum sonrası gelişmelerde de görüldüğü üzere bir ulus devletle karşısındaki güç çatıştığında emperyalizmin tercihinin ulus devlet oluyor. ABD’nin Suriye sahasında Fırat’ın doğusunda PYD/YPG ile işbirliği yapsa bile Türkiye ile ilişkilerin sürdürülmek istendiğine dikkat çeken Yaşlı, Türkiye’nin NATO üyeliği ve AB adaylığı ile hala dünya sisteminin bir parçası olduğunu anımsattı:

    “Öncelikle genel bir tespitle başlayalım. Özellikle Irak Kürdistanı referandumunda benim gözlemlediğim bir olgu var, o da şu: Dünya hâlâ ulus devletlerden müteşekkil bir yapı olduğu için dünya sisteminin merkez ülkeleri, emperyalist ülkeler uluslararası ilişkilerini düzenlerken ve kendi çıkarları doğrultusunda siyasetlerini izlerken en güçsüz, en zayıf ulusal devleti bile muhtemelen otonom yapılara ya da örgütlere belirli bir vadede tercih ediyorlar. Yani son tahlilde, ulus devletle karşısındaki güç çatıştığında emperyalizmin tercihi ulus devlet oluyor. Bunu Irak Kürdistanı referandumunda gördük. Herkes ABD'nin Barzani yönetimini kollayıp, gözeteceğini, tankların herhangi bir şekilde Irak Kürdistan Yönetimi bölgesine girmesine izin vermeyecek diye düşünüyordu ama Irak Merkezi Hükümeti bir şekilde öyle bir müdahale gerçekleştirdi ve ABD buna herhangi bir ses çıkarmadı. Şimdi bunun bir benzeri muhtemelen burada da geçerli. Yani ABD bir yandan Fırat'ın doğusunda YPG/PYD güçleriyle beraber hareket ediyor ama öte yandan Türkiye ile ilişkilerini de belli bir noktada tutmak istiyor. Bu operasyona karşı bakışındaki belirleyici olan önceliklerden biri bu herhalde. Yani karşısında öyle ya da böyle 1 milyonluk ordusuyla, ekonomisiyle, NATO üyeliğiyle ve AB adaylığı ile dünya sisteminin bir parçası olan bir ülke var. Yani son zamanlarda ilişkiler bozulmuş olsa da karşısında hala dünya kapitalist sisteminin parçası olan ülkelerden birisi var. Dolayısıyla Suriye'ye müdahalede bir kez daha anlaşılan o ki, uluslararası alandaki güç unsuru devreye girmiş durumda. ABD'nin bakışını genel olarak belirleyen birinci şey bu.’’

    ‘ABD, ESAD’IN DEVRİLMESİ MESELESİNDE TÜRKİYE İLE UZUN VADEDE İŞ BİRLİĞİ DÜŞÜNÜYOR OLABİLİR’

    Son dönemde Türkiye’nin ABD’yle sorunlarının yanında diğer yandan ‘ABD ile beraber çalışmak istiyoruz’ mesajlarının verildiğine ve Esad karşıtı söylemlerin dile getirildiğine dikkat çeken Yaşlı, ABD, Türkiye ile Esad’ın devrilmesi meselesinde uzun vadede iş birliğini düşünüyor olabilir yorumunu yaptı:

    “Türkiye'nin Afrin'e girmesiyle birlikte ABD bir süredir yeniden gündeme getirdiği Esad'ın devrilmesi meselesinde Türkiye'yle uzun vadede bir işbirliğini düşünüyor olabilir. Çünkü son zamanlarda hem Tayyip Erdoğan 'Esad terörist' demeye başladı hem de ABD'ye bir yandan bağırıyormuş gibi görünse de öte yandan sürekli zeytin dalı uzatıp bölgede birlikte çalışmak istiyoruz diyor. Bunun dışında ABD yönetimi de tekrar Esad'ın devrilmesi meselesini gündemine almış gibi görünüyor. Yani Fırat'ın doğusundaki bölgeleri elinde tuttuktan sonra Fırat'ın batısında da kendi yönetim alanında olacak ve Şam'ı sıkıştırabilecek bir bölgenin ortaya çıkması ABD'nin işine gelir ve uzun vadede Afrin operasyonundan ABD böyle bir beklenti içerisinde olabilir. Rusya'ya gelince, yine benzer bir şekilde anlaşılan o ki Rusya, Afrin operasyonunun tersinden ABD ile Türkiye arasındaki ilişkileri gerebileceğini düşünüyor. Bunun yanı sıra Kürtlere Fırat'ın doğusunda bugüne kadar ABD ile yaptıkları işbirliği üzerinden, petrol bölgesinin ve doğal gaz yataklarının ele geçirilmesi üzerinden muhtemelen bir ders vermeye çalışıyor. Bu nedenle de Afrin'e müdahaleye bir şekilde izin verdiler. Bunun yanı sıra elbette yine Türkiye'nin ekonomik ve siyasi anlamda 'büyüklüğü' ortaya çıkıyor. 'Büyüklük' derken kastettiğim bir övgü cümlesi değil, petrol boru hatlarının geçişi, S-400 anlaşması, Akkuyu'daki nükleer santral gibi şeylerin hepsi iki ulus devlet arasında yapılan büyük ekonomik anlaşmalar. Dolayısıyla Rusya, ABD'ye karşı bir yandan NATO üyeliği üzerinden özellikle ABD-Türkiye arasındaki gerilime oynarken öte yandan ekonomik ve enerji kaynakları anlamında giderek Türkiye'den kendisine bağımlı bir coğrafya yaratmak istiyor. Dolayısıyla Afrin'e verilen iznin gerisinde böyle de bir beklentinin ve siyasetin olduğunu söylemek mümkün.’’

    ‘YENİ OSMANLICILIĞIN FETHİHÇİLİĞİ VE SÖYLEMİ’

    Suriye’nin toprak bütünlüğünün bugün bu durumda olmasının AKP’nin siyaseti nedeniyle olduğunu söyleyen Yaşlı’ya göre Afrin operasyonunda Suriye’nin toprak bütünlüğü meselesi söz konusu olsaydı Suriye devleti buna karşı çıkmazdı:

    “Her şeyden önce ben Suriye'nin toprak bütünlüğü meselesinin Türkiye açısından bir ‘retorikten’ ibaret olduğunu düşünüyorum. Çünkü son 6-7 yıla baktığımız zaman AKP iktidarının en önemli hedefi Suriye'de bir rejim değişikliğine gitmek, o rejim değişikliği gerçekleşene kadar Suriye toprakları içerisinde kendisine bağlı birtakım bölgeler oluşturmaktı. Örneğin bugün Cerablus operasyonuna baktığımız zaman, temel gerekçesi IŞİD'i bölgeden uzaklaştırmaktı, IŞİD'le savaştı. Halbuki bugün IŞİD diye bir şey yok ama ona rağmen Türkiye, Cerablus'a kalıcı olarak yerleşmişe benziyor. Orada okullar var, okullarda karneler dağıtılıyor, Türkiye'ye bağlı devlet kurumları orada faaliyet gösteriyorlar. Dolayısıyla orası artık adeta bu Yeni Osmanlıcılığın fethettiği ilk bölgelerden biri olarak sunuluyor. Bunun dışında yine aynı şekilde Afrin operasyonuna bakacak olursak Afrin operasyonu için de aynı retorik kullanılıyor. Suriye'nin toprak bütünlüğünden bahsediliyor ama öte yandan fetih marşları okunuyor, orda sanki bir sefere çıkılmış gibi bir hava yaratılıyor. Yeni Osmanlıcı tezler devreye sokulmuş durumda, sürekli olarak bir hamaset edebiyatı gerçekleştiriliyor. Üstelik Suriye'nin toprak bütünlüğü bu operasyonda gerçekten söz konusu olsaydı Suriye devleti bu operasyona çok açık bir şekilde 'egemenlik ihlali bir işgaldir’ diyerek karşı çıkmazdı. Tüm bunların ötesinde Suriye'nin toprak bütünlüğü meselesinin bugün bu aşamada olmasının nedeni de aslında AKP iktidarının izlediği siyaset. Çünkü AKP iktidarı sınırı Suriye'ye karşı böylesine bir husumetle kullanmasaydı Suriye Devleti'nin en azından bugünkü anlamıyla bir toprak bütünlüğü derdi olmayacaktı.”

    ‘OPERASYONUN ASIL MESELESİ İÇ SİYASETE YÖNELİK’

    Yaşlı’ya göre Afrin operasyonun esas meselesi iç siyasete yönelik:

    “Bunun dışında operasyonun temel nedeni elbette ki bu şimdilerde ‘Kuzey Suriye’ denilen ama bir zamanlar ‘Rojava’ denilen bölgelerdeki kantonların, otonom yapıların Türkiye'ye bir tehdit olarak görülmesi ve Kürt koridoru denilen – Devlet artık PKK koridoru ya da terör koridoru demeye başladı- bu koridorun bir şekilde ortadan kaldırılması devlet aklı tarafından benimsenmiş durumda. Bunun yanı sıra bu operasyonun esas meselesinin ben iç siyasete yönelik olduğunu düşünüyorum. Bu noktada sayısız neden öne sürebilirim. Yani MHP ve CHP ile yapılan ittifak ve bunun sonucunda yeni bir milliyetçi cephenin ortaya çıkması, yerli ve milli siyasetten bahsedilmesi, dolayısıyla tam da bu sağ tabanı tahkim etme, Türk-İslam sentezini yeniden gündeme getirme bu harekatın temel amaçlarından biri. Bunun dışında AKP giderek bir meşruiyet krizi yaşamaya başlamıştı, hegemonya tesisinde zorlanıyordu, ekonomide ciddi bir kriz yaşanmaktaydı, referandumun sonuçlarından anlaşılacağı üzere sandıktan %51 çıkarmak o kadar kolay olmayacaktı. İşte tüm bunların üzerine bu operasyonun bir tür örtü gibi serilmek istendiğini görüyoruz. Dolayısıyla bu meselenin dış politik boyutu elbette ki var ama esas mesele Türkiye'de AKP iktidarının rejim inşasının tıkandığı bir noktada, o tıkanıklığın bir savaş aracılığıyla açılmak istenmesi. Yani bu savaş aslında iç siyasete yönelik, iktidarın kendisinden kaynaklı bir tıkanıklığı yine birtakım kendisinden kaynaklı araçlarla aşma çabası gibi geliyor bana.’’

    ‘KÜRTLERLE SURİYE ARASINDA YENİ ANLAŞMA OLURSA…’

    Yaşlı, Türkiye’nin ilerlemesinin durdurulmasının YPG ile Suriye arasında Rusya üzerinden gelişecek bir anlaşmayla mümkün olabileceğini düşünüyor:

    “Bu konuda söylenecek her şey spekülasyondan öteye gitmeyecek ama aktarılan şeylere göre Rusya’nın YPG’ye Afrin’i Şam’a bırakıp çekilmesi daha doğrusu bir yetki devri önerisi yaptığı fakat bunun kabul edilmediği andan itibaren operasyonun gündeme geldiği söyleniyor. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde Kürtlerle olan pazarlıkların bir yandan da Türkiye ile olan pazarlıkların nereye evirileceği önemli, ayrıca Rusya ile Suriye arasında ilişkiler önemli çünkü ben Suriye’nin Afrin’i bütünüyle Türkiye’nin kontrolüne vermek istemediğini, bundan ciddi bir rahatsızlık duyduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla eğer operasyon Afrin içlerine doğru ilerlerken bir noktada YPG ile Suriye arasında Rusya üzerinden yeni bir anlaşma gündeme gelebilir ve gerçekten de Suriye ordusu Afrin’e bir şekilde en azından Türkiye’nin askerî harekâtını belli bir alanda tutmak niyetiyle girebilir. O dakikadan sonra TSK ile Suriye ordusu arasında bir çatışma göze alınır mı alınmaz mı o ayrı bir tartışma konusu. Ama ilerlemenin teorik olarak durması ancak bu şekilde olabilir.”

    ‘ABD’NİN ESAS SIKINTISI MENBİÇ’E DAİR’

    ABD’nin Afrin’e dair büyük itirazları olmadığını fakat esas sıkıntısının Menbiç’e dair olduğunu vurgulayan Yaşlı, bu operasyonun Suriye ve Irak coğrafyasına yayılma ihtimalini zayıf görüyor:

    “Onun dışında ABD’nin Afrin’e dair büyük itirazları yok ama onun esas sıkıntısı Menbiç’e dair. Önümüzdeki günlerde TSK eğer Menbiç’e yönelip ciddi bir operasyona girişirse burada esas TSK ile ABD askerleri arasında herhangi bir karşı karşıya geliş söz konusu olabilir ama bakıldığında gerek içerde gerek dışarıda bu operasyonun tüm bir Suriye ve Irak coğrafyasına yayılma ihtimali zayıf görünüyor. Aynı anda Şengal’e, Tel Abyad’a cephe açıp aynı anda Afrin’de savaşmak TSK açısından da AKP açısından da gerçekçi görünmüyor. Çünkü bu savaşın bir süre sonra maliyetleri ortaya çıkacak. Asker ölümleri, ekonomik maliyetler, siyasi faturanın daha fazla derinleşmesi gibi şeyler olacak. Bu açıdan bakıldığında yine gidişatı sanıyorum ki sahadaki güç dengesi belirleyecek, bu gelişmelerin nereye doğru gideceğini sanırım önümüzdeki haftalarda ve aylarda net bir şekilde görmeye başlayacağız.”

    ‘KÜRTLER YATIRIMLARINI ABD’NİN ÇEKİLMEMESİ ÜZERİNE YAPTI’

    Yaşlı, YPG ve PYD çevrelerinden ABD’ye karşı alttan alan bir tutum takınması Rusya’nın ise bir tür ihanetle suçlandığı açıklamaların nedeninin operasyonun esas meselesinin Fırat’ın doğusuna genişleyip genişlemeyeceği hesaplarından kaynaklandığını dile getirdi:

    “YPG ve PYD çevrelerinden yapılan bütün açıklamalara bakıldığında ABD’ye karşı alttan alan bir tutum söz konusu iken buna mukabil Rusya’nın bir tür ihanetle suçlandığı görülüyor ama Rusya basınından aktarıldığına göre Rusya yetkilileri Kürtlere herhangi bir vaatte bulunmadıklarını dolayısıyla bir ihanetin olmadığını söylüyorlar. Anlaşılan o ki önümüzdeki süreçte hem ABD hem de YPG bir şekilde esas meselesini bu operasyonun Fırat’ın doğusuna genişleyip genişlemeyeceği üzerine kurgulayacak. Bu açıdan bakıldığında YPG’nin bugün ABD’yi esas olarak gündemine almayıp daha doğrusu hedef almayıp Rusya’yı alması daha anlaşılır görünüyor kendi durdukları yerden çünkü bütün yatırımların Suriye özelinde büyük ölçüde ABD’nin Suriye’den çekilmemesi ve ABD’nin gözetiminde orada bir tür özerk bölgenin hayata geçirilmesi olarak kurgulandığı anlaşılıyor. Tam da bu nedenle ABD’ye karşı daha alttan daha sessiz bir tür sitemkâr bir bakış açısı var, daha öfkeli olmak yerine bir tür sitem dile getiriliyor. Dolayısıyla herhâlde önümüzdeki süreçte ABD-YPG ilişkilerinin de Suriye’de nereye doğru evirildiğini, PYD ile Suriye ve Rusya arasında nasıl bir bağlantı kurulacağını, yani köprülerin tamamen mi atılacağını ya da bunun bütünüyle ABD’ye yaklaşmakla mı sonuçlanacağını yoksa tam tersine ABD ile araya kimi noktalarda mesafe koyup Suriye ve Rusya ile yeni bir denge düzlemi mi oluşturulacağını önümüzdeki süreçte göreceğiz. Birincisi Soçi diğeri de Cenevre’de yapılacak toplantılarda burada PYD’nin duruşu ve aynı zamanda bu ülkelerde nasıl bir denge düzleminde buluşacakları daha iyi görülecek.”

    ‘İRAN, AKP’NİN SURİYE’DEKİ SİYASETİNDEN RAHATSIZ’

    Fatih Yaşlı son olarak İran’ın AKP’nin Suriye siyasetinden son derece rahatsız olduğunu belirterek, İran’ın mezhepçi bir Türk dış politikasının aynı zamanda kendisini düşman olarak gördüğünün farkında olduğunu söyledi:

    “İran muhtemelen Suriye Kürtlerinin ya da genel olarak Kürt hareketinin genel olarak pozisyonunun ABD-İsrail-Suud hattına çok daha yakın olduğunu görüyor. Dolayısıyla İran bu gelişmelerden yani ABD-PYD ilişkilerinden çok rahatsız. Ama öte yandan anlaşıldığı üzere İran şunun da farkında: Yeni Osmanlıcı ve mezhepçi bir Türk dış politikası aynı zamanda İran’ı da düşman olarak görüyor. Yani geçici, konjonktürel bir yakınlaşma var Rusya üzerinden ama İran şunun farkında Suriye’de etkisi arttıran bir Türkiye aynı zamanda yeni Osmanlıcı ve Sünni mezhepçi bir Türkiye’dir. Dolayısıyla Türkiye’nin de Suriye’de etkisinin artması İran açısından kabul edilebilir bir durum değil. Dolayısıyla da tam da bu nedenle Türkiye’de kimi ulusalcı ve Avrasyacı çevreler bu operasyonu bize Suriye ve İran ile Rusya ile anlaşmalı bir operasyon dolayısıyla Avrasyacı bir operasyon olarak göstermeye çalışsa da bu çok doğru değil. Tam tersine hem Suriye hem İran bu operasyona çok açık bir şekil de tavır aldı. Rusya ise bir tür cevaz verdi. Bence tüm bu ülkeler farkındalar, Suriye’de etkinliğini arttıran bir yeni Osmanlıcı siyasetin ABD ile daha güçlü bir şekilde masaya oturma ihtimali var ve ABD ile masaya oturduğunda bu Yeni Osmanlıcı siyaset muhtemelen ABD’den yeniden partnerlik ilişkisi isteyecek ve orada da yine ikinci olarak İran’ı hedef tahtasına oturtacaklar. Bu açıdan bakıldığında İran’ın şu an itibariyle Türkiye’nin AKP iktidarının Suriye’deki siyasetinden son derece rahatsız olduğunu not etmek gerekiyor.”

    İlgili konular:

    Kommersant: Afrin harekatı, uzun vadeli bir askeri operasyona doğru evriliyor
    Lavrov ve Tillerson, Afrin harekatını konuştu
    Almanya: Afrin harekatı IŞİD’le mücadeleyi zayıflatmamalı
    Afrin'de çatışmalar şiddetlendi
    Etiketler:
    Fatih Yaşlı, Afrin, Suriye, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın