16:26 17 Ağustos 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'ABD Menbiç'ten YPG ile çekilip orta yol bulabilir'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 50

    Prof. Ahmet Kasım Han’a göre, Ankara’nın Afrin harekatındaki kararlı duruşu ABD’yi ‘orta yol’ bularak YPG eşliğinde Menbiç’ten çekilmeye itebilir. Ancak ABD’nin sonsuza dek bölgede kalamayacağına dikkat çeken Kasım Han, bölge ülkelerinin desteği olmadan bir siyasi oluşumun buradan kalıcı kazanım çıkartarak yaşamasının imkansız olduğunu vurguladı.

    Türkiye, Afrin harekatını Menbiç ve hatta Suriye sınırı boyunca genişletmekten bahsederken ABD ile ipler iyice gerildi. Trump yönetiminden bir yandan Türkiye'nin böyle bir adım atmaması ikazları geliyor, diğer yandan da bir denge arayışı göze çarpıyor.

    Ankara'nın olası hamleleri ve ABD'nin atabileceği adımları Kadir Has Üniversitesi'nden Prof. Ahmet Kasım Han ile konuştuk.

    ‘TÜRKİYE MEVCUT KONJONKTÜRDE AĞIRLIĞI OLAN BİR ALAN YARATTI'

    Prof. Ahmet Kasım Han'a göre, Ankara, Afrin harekatını genişleterek ABD kontrolündeki YPG/SDG güçlerinin bulunduğu Menbüç'e yönelebilir. Rusya'nın Türkiye-ABD ilişkilerini gözeterek operasyona geçit verdiğini belirten Kasım Han, Washington'ın da sergilenen kararlılık sayesinde Menbiç'e operasyona yeşil ışık yakabileceğini söyledi:

    "Afrin'den sonra Menbiç'e yönlenmesi beni kimilerinin aksine daha az şaşırtır. Çünkü Türkiye mevcut konjonktürde ağırlığı olan bir alan yarattı. Bu yarattığı alan uluslararası sistemin dengeleriyle de bir biçimde entegre düşünülmek zorundadır. Zira Rusya'nın Türkiye'nin operasyonuna yaktığı ‘yeşil ışığın' her şeyden çok Türkiye-ABD ilişkilerinin içinde bulunduğu ahval ile alakalı olduğunu düşünüyorum. Rusya attığı adımların tamamını eninde sonunda uluslararası politikanın en üst seviyesinde, sistemik seviyede, ABD ile olan ilişkilerinde ve kendi jeo-stratejik konumunda neye tahvil edeceğini düşünerek ona göre pozisyonunu belirliyor. Bunu ‘Batı'nın da okuduğu kanaatindeyim. Türkiye'nin böyle bir kararlılık sergilediği ve bu kararlılığın arkasından da bu dengeleri kurarak Afrin'e ‘Zeytin Dalı' operasyonunu gerçekleştirdiği bir ortamda da ABD'nin Türkiye'ye karşı Rusya'nın uzattığı bu dalı bir biçimde en azından ikame edebilir noktaya çekmesi gerekiyor. Bu nedenle de ABD, Menbiç'e yönelik operasyona yeşil ışık yakabilir."

    ‘TRUMP YÖNETİMİNİN DAĞINIKLIĞI TÜRKİYE'YE ALAN AÇIYOR AMA…'

    ABD'nin Trump yönetiminin doğasından kaynaklanacak şekilde daha dağınık bir bakışla dünya politikasında konumunu yönetmeye çalıştığını belirten Kasım Han, bu durumun Türkiye'ye alan açtığı görüşünü dile getirdi. Kasım Han'a göre Ankara'nın Menbiç'e girmesinin şartı ABD unsurlarının çekilirken YPG'yi de orayı boşaltmaya ikna etmesi. Ancak ABD, Suriye sahasında hala ihtiyaç duyduğu bu yapıyı gözeterek yapabilir:

    "Zaten ABD'nin şu anda organik bir stratejisinin olduğunu düşünmek mümkün değil. ABD daha mekanik, daha dağınık bir bakışla dünya politikasında konumunu yönetmeye çalışıyor. Bu da biraz bu işin liderliğini kimin yaptığından kaynaklanan bir mesele, biraz da Trump yönetimin kaynaklı manzarasıyla alakalıdır. O yüzden dediğim gibi Menbiç de bir ölçüde yapılabilir gibi görülüyor. Bunun yapılabilmesinin ön şartı da ABD unsurlarının oradan çekilmesidir. Bu çekilmeyi gerçekleştirirken muhtemelen oradaki YPG unsurlarının da çekilmelerini sağlayacaklardır ve büyük ölçüde orayı boşaltmaya çalışacaklardır. Böylelikle sahada birlikte hareket ettikleri YPG'nin yıpranmasını da engellemiş olacaklardır. Çünkü Suriye zemininde ABD'nin YPG ile ilişkilerinden umdukları faydalar var. Bir anda ‘buradan çık git' demek, ‘YPG ile ilişkini kes demek', ABD'ye ‘Suriye'nin geleceğinden de çık' demek anlamına gelir. Böyle bir ‘golü' yemeye razı olacaklarını sanmıyorum."

    ‘ABD'YE ÇEK GİT DEMEK SURİYE'Yİ UNUT DEMEK'

    Prof. Kasım Han, Türkiye ile ABD yönetiminin bir ayrıma gelmekte olduğunu söylerken, YPG/PKK özdeşliği argümanını benimsemeyen Washington ile ilişkilerde yarattığı sıkıntıları şu sözlerle ifade etti:

    "ABD'liler buradan ‘çek git' demek aynı zamanda ‘Suriye siyasetini unut, geleceğinde bir ağırlığının olacağı fikrinden vazgeç' demektir. Mesele şuna dönerse enteresan olur. Türkiye ‘ABD'lileri istemiyorum' deyip Rusların varlığına onay verirse gerçekten enteresan olur. Böyle diyen bir Türkiye'yi ABD başka türlü değerlendirilecektir. Bu işlerde kötünün hep daha kötüsü de var. Dolayısıyla bu söylemini ABD ile açıkça konuşması lazım. Bununla ilgili, Türkiye'nin söyleminde bir tek argüman ABD tarafından son derece zor karşılanabilir bir argüman oluşturuyor. O da YPG-PKK özdeşliği. Bu özdeşliğini zaten dünyada pek sorgulayan ve ciddiye alabilecek pek kimse yok. Zaten Türkiye içinde ve dışında bu operasyondan derin bir teessür duyanların önemli bir kısmının yaptıkları açıklamalara bakınca bunların teessürlerini ifade ederken o bağlantıyı teyit ettiklerini görüyoruz."

    ‘ABD İLE TÜRKİYE ORTA YOL ÇÖZÜMÜNE VARABİLİR'

    Türkiye'nin Amerikalılara ‘bunları sat bizimle beraber hareket et' diyebileceğini ancak bu tutumun zorlu sorular ortaya çıkartacağını belirten Kasım Han, iki tarafın ‘orta yol' çözümünde buluşabileceği kanaatinde:

    DSG
    © AFP 2018 / Bülent Kılıç
    "Bu bir kere durum böyleyken, yani teyit edilmişken ABD'lilere ‘bunları sat bizimle beraber hareket et' denilebilir. Ama burada şu sorular ortaya çıkıyor: Türkiye bu fikri ABD'ye ne kadar satabilir, ABD de bunu almaya ne kadar hazır? Türkiye, ABD'ye eğer bu öneriyi almaya hazır değillerse onları ne kadar zorlayabilir bir de tabii ki iki taraf da Türkiye-ABD ilişkilerinin genel çerçevesi içinde bunun nasıl sürdürülebileceğini düşünür. Bunlar ağır sorular. Bunların cevabına göre durum şekillenecek. O yüzden bu sorular iki taraf açısından da zor sorular olduğu için ara çözüm bulunacağını düşünüyorum. Ben kimsenin şu anki şu ortamda, bu kadar çok çelişen durum varken Türkiye'nin ve ABD'nin varabileceği pozisyonun temelde bir orta yol çözümü olabileceğini düşünüyorum. Bu orta yol çözümü de yine ABD'nin muhtemelen çekilmesi olacak. Bu çözümde ABD açısından Suriye siyasetinde benzer parametrelerle devam edebilmesinin koşulu olarak oradaki YPG unsurlarının da beraber çekilmesinin razı edilmesi olduğunu düşünüyorum. Bu elde edilebilir bir denge olabilir. Diğer ağır sorular yerine bu şekilde bir ‘orta yol' yanıtı olabilir."

    ‘ANKARA ÇOK NET SİNYAL VERDİ'

    Prof. Kasım Han, bu noktada Türkiye'nin YPG'ye ‘tasarımlarını gerçekleştirmeye izin vermeyeceğim' şeklinde çok net sinyal verdiğinin altını şu sözlerle çizdi:

    "Türkiye şu an çok ciddi bir sinyal verdi YPG'ye. Klişe cümle vardır ‘evde ve dışarıda', hem iç politikada ve dış politikada yani; bu sözü tersine çevirelim Türkiye dışarıda ve içeride YPG-PKK'ya ve bunların bütün bağlantılarına ‘ben sizin dizaynınızı gerçekleştirmenize izin vermeyeceğim ve bulduğum her fırsatta gerekirse en ağır şekilde güç kullanarak burada sizi sıkıştıracağım' mesajını verdi. Bu çok açık bir mesaj."

    ‘ABD'NİN İDLİB'İ BİÇİMLENDİRME ŞANSI YOK, O İŞ BİTTİ'

    Prof. Kasım Han, ABD'nin Ankara ile Suriye'nin kuzeybatısında birlikte çalışma şansının ise bulunmadığını düşünüyor:

    "Tillerson sabaha kadar İdlib hakkında konuşabilir. Ama ben günün sonunda ABD'nin İdlib'i herhangi bir şekilde biçimlendirme şansı olduğunu düşünmüyorum. Bence o iş bitti. Suriye rejimi ve Rusya ittifakı, kendi yabancı savaşçıları ve İran o bölgeyi temizleyeceklerdir. Ben hatta Fırat Kalkanı bölgesiyle Afrin arasına girmiş olan rejim güçlerinin Tel Rıfat'a yönelik bir çıkış yapmalarının da çok beklenir olduğunu düşünüyorum. O nedenle bir ABD'lilerin orada planları varsa geçmiş olsun. O iş bitti."

    ‘SURİYE'NİN GELECEĞİNDE SÖZ SAHİBİ OLMA ÇABASI'

    Türkiye'nin Suriye'de herkes gibi kendi pozisyonunu yaratmaya çalıştığını söyleyen Kasım Han, bunun da bu ülkenin geleceğinde söz sahibi olma çabası olduğuna dikkat çekti:

    "Rusya açısından yaklaşırsak Rusya'nın Esad'dan vazgeçmeyeceği net. Türkiye herkesin yaptığı gibi bir pozisyon gösteriyor. ‘Jest' gösteriyor ve bununla muhataplarına bir mesaj vermeye çalışıyor. ‘Jest'i bu arada güzellik yapıyor anlamında değil bir pozisyonlama yapıyor anlamında kullanıyorum. Türkiye'nin pozisyonlaması Suriye'de herkes hangi amacı hedefliyorsa aynı amaca yöneliktir. Bu da Suriye'nin geleceğinde söz sahibi olmaktır. Herkes kendi ittifaklarıyla, vekilleriyle ve kontrol ettiği toprak parçasıyla Suriye'nin geleceğinde bir söz sahibi olmaya çalışıyor."

    ‘ANKARA ABD İLE HAREKET ETMEYİ TERCİH EDER AMA…'

    Diğer yandan Türkiye'nin ÖSO ile kurduğu ilişkinin devamı için ABD yahut Rusya ile yakın olması gerektiğine vurgu yapan Kasım Han, Ankara'nın ABD'yle birlikte hareket etmeyi tercih edeceği görüşünde. Kasım Han, Moskova'nın YPG'ye bakışına da dikkat çekerek Ankara'nın Rusya'dan sonsuza kadar ‘yeşil ışık' alamayacağının altını çizdi:

    "Ama Türkiye'nin burada ÖSO ile kurduğu ilişkinin devam edebilmesi için ABD ile Rusya'dan en azından birisiyle yakın olması lazım. Ruslar bence Türkiye'nin yaptığı açıklamalardan sonunda Türkiye'nin —ben böyle düşünüyorum bütün retorik bir yana- ABD ile birlikte hareket etmeyi tercih edeceğini düşünüyor olmalılar. Bu nedenle de Türkiye'ye sağlayacağı hareket alanının bununla alakalı önemli bir parametresi var. Sonsuza kadar bir ‘yeşil ışık'tan bahsedilmediği de bence çok aşikâr. Ruslar şu anda daha ziyade İdlib'e konsantre haldeler. Bu konsantre hali içerisinde YPG'nin bazı yanlış politikaları nedeniyle Rusya tarafından ‘sopa yeseler fena olmaz' denilmesi sebebiyle bu operasyonun şu günkü bölümüne tamam deniliyor. Ama operasyon ilerler ve derinleşirse aynı ‘yeşil ışığı' muhafaza etmek zor olacaktır. Bu ışığın sarıya dönmesi Türkiye açısından harekât bölgesinde çok kolay katlanılamaz sonuçlar yaratabilir. Böyle yaklaşmak gerekir."

    ‘KAHVALTI BİTTİKTEN SONRA GÜNAYDIN'

    Suriye'nin kuzeyindeki oluşum Afrin nedeniyle Rusya'yı suçlayıp ABD'yi eleştirmekten kaçınırken, Washington'ın Menbiç'ten de çekilmesinin Türkiye-Suriye-Irak arasında sıkışmış haldeki Kürtleri zora sokacağı anımsatılınca, Prof. Kasım Han ABD'nin sonsuza dek bölgede kalacağını düşünmenin naiflik olacağı yorumunu yaptı. Kasım Han şu değerlendirmede bulundu:

    "Tabiri caizse kahvaltı bittikten sonra günaydın yani. Bu çok beklenmedik bir şey gibi geliyorsa da bu gruplara, ben hiç öyle olmadığını söyleyeyim. Hatta belki garip olacak ama sadece sorumluğu üstüme almak bağlamında söylüyorum, ben bunu herhalde 1.5 sene önce söyledim. Yani kamuya açık mecrada ifade edilmiş bir şey bu, en azından benim tarafımdan ama benim dışımda da insanlar bunu söyledi. ABD'nin sonsuza kadar orada kalacağını düşünmek biraz fazla naifçe olur. O kadar naif siyaset yaparsan sonunda da başına bir gelecek olur. Şimdi kuzeyinde Türkiye'nin, doğusunda İran'ın ve Arapların, güneyinde Arapların ve batısında yine Arapların ve hatta şimdi Türkiye ve Türkiye'nin desteklediği grupların olduğu bir yapının siyasi olarak yaşaması çok güç. Yani bakın 1991'den beri şu veya bu biçimde devam eden bir kurumsallaşma, az ya da çok işleyen bir sisteme sahip olan Kuzey Irak'ta Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nde yapılan bir referandum bile o bölgeyi devletleştiremedi. Onun için biraz orda insanın en azından izan bakımından ayağını yorganına göre uzatması lazım ve ABD'nin de bundan çekineceğini hiç zannetmiyorum. Çünkü dediğim koşullar geçerli olduğu müddetçe oradaki karar alıcılar, yerelde PKK ile ilintili olan karar alıcılar ABD'yi içerde tutmaya çalışacaklar. Yalnız başına kendini var edebilme imkânı olmayan, belli bölgelerde çoğunluk, belli bölgelerde azınlık — dalmaçyalı gibi- bir yapı içerisinde kendi gücünün çok ötesinde bir coğrafyayı kontrol eden askeri-siyasi grubun buradan kendine kalıcı bir kazanım çıkartması zor, ittifaksız ayakta kalması imkansız."
    Kasım Han, yine de Rusya'nın YPG'nin Moskova'da temsilciliğine izin verdiğini anımsatırken, şu an için bir denge yaratılmış olduğunu anımsattı.

    Etiketler:
    YPG, Ahmet Kasım Han, Donald Trump, Beşar Esad, Recep Tayyip Erdoğan, Afrin, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın