15:44 19 Haziran 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'Tillerson'ın ziyareti, ilişkilere zaman kazandırmak ve Ankara'yı rahatlatmak amaçlı'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Zeynep Gürcanlı, Tillerson’ın ziyaretinin Ankara’yı rahatlatmak, zaman kazanmak için yapılmış bir ziyaret olduğu yorumunu yaptı. Menbiç’te ara formül bulunabileceğini belirten Gürcanlı ABD ve Türk askerinin karşı karşıya gelmesinin beklenmediğine işaret etti.

    Türkiye dış politikası güney hattındaki Suriye'den batısındaki Ege'ye kadar hareketli bir dönemden geçerken Türkiye'nin son zamanlarda sorun yaşadığı NATO'daki müttefiki ABD'nin Dışişleri Bakanı Tillerson bir dizi görüşmelerde bulunmak üzere Ankara'da ağırladı. Türkiye ile Avrupa ilişkilerindeki sıkıntılar da devam ederken, Ankara, Avrupa Konseyi Başkanı Jagland'ın temaslarına da sahne oldu.

    Son günlerde yoğunlaşan bu diplomasi trafiğini Sözcü Gazetesi Ankara temsilcisi ve yazarı Zeynep Gürcanlı ile konuştuk.

    ‘ABD'NİN ŞU AN TEK DERDİ İLİŞKİLERİ KOPARMAMAK'

    Zeynep Gürcanlı, Tillerson'ın ziyaretini ABD yönetiminin AK Parti yönetimini rahatlatmayı ve ilişkileri koparmamayı hedefleyen çabalarına yordu. Ankara'dan yükselen sert retoriğe karşılık, AK Parti hükümetinin ‘tamam mı, devam mı' tarzında bir keskin bir yaklaşımı olmadığını belirten Gürcanlı, ziyaretin ilişkilere zaman kazandıracağını vurguladı:

    "Ankara'nın bu ziyaretten beklentileri çok yüksek. Çünkü ABD Dışişleri Bakanı Tillerson, Trump yönetiminde önemli bir figür. Fakat sorun şu ki, Tillerson sadece Ankara'ya gelmedi, bölge turuna çıktı. Bu kapsamda pek çok yerde pek çok mesaj verdi. Türkiye konusunda da mesajları oldu. Tillerson'ın söylediği şey Türkiye'nin güvenlik kaygılarını anladıklarıydı ama ABD politikasında bir değişiklik olacağına dair işaretler verilmedi. Yani Ankara'nın başlangıçta çok büyük beklentileri vardı ama Tillerson'ın Türkiye'ye gelmeden önceki duraklarda yaptığı açıklamaları tek tek toplayınca bu beklenti giderek düştü. Çavuşoğlu'nun bir açıklaması oldu ‘artık tamam mı devam mı ilişkisi olacak, ona karar verilecek' dedi. Ama benim gördüğüm, bu retoriğe Ankara'daki yetkililer de pek rağbet etmiyorlar. Yani 'tamam mı, devam mı' tarzında keskin bir yaklaşım olmayacak. Daha önce Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster'ın yaptığı ziyarette olduğu gibi Türkiye'nin kaygıları konusunda ABD'liler öncelikle dinleyecekler ama ben bir plan beklemiyorum. Bu ziyaret biraz da buradaki AKP yönetimini rahatlatmak için yapılmış bir ziyaret."

    ‘TÜRK VE ABD ASKERLERİ KARŞI KARŞIYA GELMEZ'

    Gürcanlı, yakın zamanda TSK'nın Menbiç'e yönelik harekatının da beklenmediğini belirtirken, ABD ve Türk askerlerinin karşı karşıya gelmesi olasılığını dışladı:

    "Görebildiğim kadarıyla yakın zamanda zaten kimse TSK'dan Menbiç'e yönelik bir harekât beklemiyor. Dolayısıyla yakın zamanda ABD ve Türk askerlerinin karşı karşıya gelmesi beklenmiyor. ABD'lilerin şu anda tek dertleri ilişkileri koparmamak, bu ittifak ilişkisinin sürmesini sağlamak ki Ankara'nın da buna karşı bir duyarlılığı var gibi. McMaster ziyaretinde bunu gördük. Yapılan açıklamalar son derece olumluydu. Bir stratejik ortaklığın devamından bahsedildi. Biraz sanki Ankara'yı rahatlatmak için ‘biz sizi ziyaret ediyoruz, ciddiye alıyoruz, sizi en üst düzeyde dinliyoruz' demek için yapılmış bir ziyaret gibi geliyor bana. Zaman kazandıracaktır diye tahmin ediyorum Türkiye — ABD ilişkilerine."

    ‘ANKARA'YI RAHATLATACAK BİR UNSUR'

    ABD yönetimi içindeki bölünmüşlüğe dikkat çeken Gürcanlı, şu anda ABD de etkinliğin Suriyeli Kürtlerle hareket etme yönünde politika yapmak isteyen askerlerin elinde olduğunu belirterek, Menbiç'e dair orta yolun bulunacağı senaryoların Tillerson'ın elinde olmadığı görüşünde:

    "Menbiç'e dair orta yolun bulunabileceği bir senaryoya dair konuşulan bir şeyler varsa da bunun Tillerson'un elinde olmadığının Ankara farkında. Çünkü şu anda Washington'dan görünen unsur şu: Bölünmüş bir ABD yönetimi var. Etkinliği olanlar bir kısım generaller, askerler, yönetimdeki McMaster gibi eski askerler. Buna karşılık Tillerson'un başında olduğu Dışişleri Bakanlığı'nın etkinliği giderek düşüyor. Bu anlamda Tillerson Türkiye'ye gelmek isteyebilir. Çünkü zaten ABD Dışişleri Bakanlığı'nın politikaları Savunma Bakanlığı'na göre Türkiye'yi daha öne alan politikalar. Buna karşılık Savunma Bakanlığı daha çok Kürtlerle, bölgedeki YPG ile PYD ile iş birliğini geliştirmek yönünde bir politika izliyor. Dolayısıyla Tillerson'un Ankara'ya gelmesini bu anlamda Ankara'yı rahatlatacak bir unsur. En azından bir fotoğraf vermek açısından önemli olduğunu hesaplıyor sanırım Washington."

    ‘İNCİRLİK OSMANLI TOKADI OLABİLİR AMA…'

    İncirlik üssünün ABD'ye karşı ‘Osmanlı tokadı' olabilecek bir unsur olduğunu fakat Ankara'da bunu yapabilecek bir hareketin görülmediğini söyleyen Gürcanlı'ya göre Tillerson'ın ziyareti Ankara'nın böyle bir radikal eyleme geçmesini engellemek için:

    "Ankara'nın elinde 'Osmanlı tokadı' olabilecek unsurlar var. İncirlik var. İncirlik hakikaten ABD'ye şu anda kapatılırsa, iş birliği sona ererse tam bir Osmanlı tokadı olacaktır. Ama Ankara'da bunu yapabilecek bir hareket henüz görülmüyor. İşte Tillerson'ın ziyaretini biraz böyle okumak lazım. Türkiye'nin böylesine radikal bir eyleme geçmesini engellemek için 'sizi dinliyoruz, sizi ciddiye alıyoruz' mesajı vermeye yönelik bir ziyaret olduğunu düşünüyorum."

    ‘MENBİÇ FORMÜLÜ İÇİN WASHİNGTON ZAMAN KAZANACAK'

    Gürcanlı, Menbiç konusunda çözüm bulunabileceğine inandığını söyleyerek, Washington'un bu çözüm konusunda Tillerson'ın ziyaretiyle zaman kazanacağını görüşünü dile getirdi:

    "Menbiç konusunda ben de çözüm bulunabileceğine inananlardanım. Diplomaside sorunlar konuşarak çözülür ve her zaman bir opsiyon bulunabilir. Bu PYD/YPG konusunda da ilk zamanlarda opsiyon bunların Demokratik Suriye Güçleri gibi yeni bir isim altında oluşturulmalarıydı ve bu bir süre Türkiye'nin sesini kısmaya yetmişti o dönemde. Benzer bir çözüm üzerinde ABD'lilerin mutlaka çalışacaklarını, bunu bu ziyarette olmasa da ortaya koyacaklarına inanıyorum. Benim tahminim bu ziyaret biraz zaman kazanmak için. Yani 'biz bir formül bulacağız, sizi de anlıyoruz, güvenlik kaygılarınızı sonuna kadar anlıyoruz ama siz de bizi anlayın, bir orta yol bulacağız ama bize bir zaman tanıyın' mesajlarının ortada olacağı bir ziyaret olacağını düşünüyorum. O formül için biraz zaman kazanacak Washington anladığım kadarıyla."

    ‘ABD'YA KARŞI SERT RETORİK İÇ POLİTİKA İÇİN'

    Gürcanlı, Türkiye'nin erken seçim atmosferine girdiğini söylerken, ABD'ye karşı kullanılan sert retoriğin iç politikaya yönelik olduğunun ABD tarafından da bilindiği yorumunu yaptı:

    "Türkiye, kim ne derse desin bana göre biraz seçim atmosferine girmiş durumda. Bu Afrin operasyonuyla birlikte sertleşen ifadelerin biraz da bana erken seçimi çağrıştırdığını söylemem mümkün. Çünkü bütün işaretler, Avrupa'yla yakınlaşma, hani hep balon olduğunu düşündüğümüz o Türkiye'ye vize serbestisi konusunun yeni bir konuymuş gibi bir anda yeniden gündeme gelmesi, bir yandan ABD ile olan sert söylemler ama buna karşılık İncirlik'in kapatılması gibi gerçek hareketlerin hâlâ alınmamış olması gibi olayların hepsi aslında biraz iç kamuoyuna yönelik mesajlar havası içeriyor benim açımdan. Bu anlamda biraz buna da bakmak lazım. ‘Tamam mı devam mı' derken ABD de bu mesajı böyle okuyor, yani bunun daha çok iç politika kullanımına yönelik bir sertlik politikası olarak görüyor. Tamam, Ankara rahatsız, çok da rahatsız, ama bu rahatsızlık çok kısa bir süre içinde bir sıkıntılı sonuç çıkaracak bir rahatsızlık değil. ‘Hâlâ zamanımız var ve bu zamanı kullanabilmek için biz de biraz Ankara'yı rahatlatalım' havası var ABD tarafında. Bunu doğru mu yanlış mı okuyorlar bilemiyorum. Ama Washington'da da Ankara'nın sanki bir iç politikaya yönelik olarak bu retoriği kullandığına dair bir kanı var. Tillerson ziyaretini o açıdan da okumak mümkün, yani biz size saygı duyuyoruz demek için geliyor aslında."

    ‘ABD'NİN ELİNDE ‘HAVUÇLAR' DA VAR ‘SOPALAR' DA'

    Gürcanlı, Türkiye'ye karşı ABD'nin elinde Afrin ve Menbiç'te formüllerin bulunması, ilişkilerin geliştirilmesi gibi ‘havuçların' ve Sarraf davası, vize uygulaması gibi ‘sopaların' olduğunu belirterek, her iki tarafın birbirinin elinde ne tuttuğunun farkında olduğunu söyleyerek, pazarlığın sert olacağına dikkati çekti:

    "ABD'nin elinde ‘havuçlar' da var ‘sopalar' da. Havuçlar, dediğim gibi ‘Afrin'de sizinle beraber bir çözüm bulalım' tarzı unsurlar olabilir ama ABD Afrin'de ne kadar söz sahibi olabilir, bu çok ciddi bir soru işareti. Çünkü başından beri diyorlar ki: ‘Biz zaten Afrin'de yokuz' dolayısıyla o planları ortaya atsalar bile yine bunun bir zaman kazanma yöntemi olacağını düşünüyorum iki taraf için. Hani Türkiye açısından: ‘Bak bizim dediğimize geldiler', ABD açısından da ‘bir çarpışmayı engelledik en azından şimdilik' gibi bir zaman kazanma süreci olabileceğini düşünüyorum o tip planların. Onun dışında dediğim gibi ‘havuçlar' ve ‘sopalar' var. Havuçlar: Daha iyi ilişkiler, stratejik ilişkilerin geliştirilmesi gibi unsurlar ya da ‘Afrin'de işte biz de sizin önünüzü açalım', Menbiç'te çözüm bulalım, PKK'ya karşı çok daha sert önlemler alalım' gibi unsurlar olabilir. Ama sopalar da var: İşte mesela Zarrab Davası. ABD Hazine Bakanlığı'nın bir ceza vereceği kesin ama o cezanın ne derecede olacağını bilmiyoruz. Türkiye ekonomisini sarsacak kadar büyük mü olacak yoksa hani geçiştirilecek 1-2 milyar dolar gibi çok da ciddiye alınmayacak bir rakam mı olacak? Amerikan Hazine Bakanlığı'nın vereceği siyasi karar bu soplardan birisi. İşte Tillerson'ın cebinde de böyle bir sopa var. İkincisi, bu vize konusunda daha önce ABD Kongresi'nin almış olduğu birtakım kararlar var. Amerikan vatandaşlarının tutuklanmasına yol açan ya da onun sorumluluğunu alan Türk yetkililer hakkında vize yasakları getirilmesi konusundaki sorumluluk çok geniş tutulabilir ve siyasete de aktarılabilir. Böyle bir durum olursa Türkiye bir anlamda dışlanmış, AKP hükümeti dışlanmış bir duruma düşebilir. Bu da bir sopa olarak Tillerson'ın cebinde. Yaptırımlar var çünkü. Biz S-400'leri aldık Rusya'dan. ABD Kongresi'nin listesinde S-400'leri üreten Rus firması da var. Bunu da cebinden çıkarabilir Tillerson Türkiye'ye karşı. Bunların hepsi de aslında hiç belki masaya konulmayacak ama cepte olduğu bilinen birtakım unsurlar. Bir tarafta da İncirlik var ABD için çok önemli, diğer taraftan ABD'nin elinde tuttuğu birtakım unsurlar var. Çetin bir pazarlık olacak. Belki hiçbiri masaya gelmeden bir çözüm bulunacak. Ama iki taraf da birbirinin elinde ne olduğunun farkında."

    ‘TÜRK ORDUSUNUN AFRİN'DEKİ MEŞGULİYETİNDEN FIRSAT ÇIKARMAYA ÇALIŞANLAR VAR'

    Zeynep Gürcanlı son olarak Avrupa bağlamında tablonun şaşırtıcı olmadığı görüşünü savunurken, Yunanistan ve Kıbrıs yönetiminin Türk ordusunun Afrin'deki meşguliyetinden fırsat çıkarmaya çalıştığını söyledi ve bölgede enerji savaşı yaşandığını sözlerine ekledi:

    "Avrupa bağlamında tablonun şaşırtıcı olmadığını düşünüyorum. Çünkü uluslararası ilişkilerde çıkarlar ön plana çıkar. Eğer bir ülke biraz sıkıntıya düşerse herhangi bir konuda mutlaka etrafındaki fırsatçılar da harekete geçer. Bunu Suriye'de yaşadık, bir kriz yaşandığında kimlerin bunu fırsat bilip ortaya döküldüğünü hepimiz biliyoruz. Ama Türkiye'de de şimdi böyle bir sıkıntı var. Bir yandan ekonomik sıkıntı var, bir yandan da Türkiye aktif bir savaşta. TSK, Afrin operasyonunu yürütüyor, şu anda yabancı bir ülkede çatışma halinde. Cerablus'ta nöbette. Türk ordusu oldukça meşgul yani. Bu meşguliyetten fırsat çıkarmaya çalışanlar var. Bunlardan bir tanesi Yunanistan diğeri Güney Kıbrıs Rum Kesimi. Bu dağınıklıkta hem ABD ile olan çatışmalar, Rusya'yla bir yükselen bir düşen ilişkiler, Ortadoğu'da AKP hükümetinin yaşadığı sıkıntıların hepsini göz önüne alan Yunanistan ve Rum Kesimi elbet bundan bir fırsat çıkarmanın yolunu aramaktalar şu anda. Bu fırsat onlara verilir mi? Benim gördüğüm kadarıyla verilmiyor. Çünkü hakikaten Türk gemileri çok ciddi olarak Rum Kesimi'nin etrafında devriye gezmeye başladı, durdurmaya başladı birtakım çalışmaları. Bunu şöyle açıklamak lazım. Çok ciddi bir enerji kapışması da gidiyor bölgede. Mesela İran Halep'te 5 tane santral ihalesi aldı daha şimdiden. Yıkım halindeki Halep'in yeniden inşası konusunda enerji kıtlığının pastasını İran aldı. Çinliler de enerji işine girdi Suriye'de, anlaşmalar imzaladılar. Ruslar zaten oradalar. Onun dışında Rumlar ile yaşanan krize Mısır'ı da bir şekilde eklemek lazım. Türkiye Yunanistan ya da Rumlar ile sorun yaşarken bir de Mısır'dan Türkiye'ye karşı çok sert açıklamalar geliyor. Kıta sahanlığı, Akdeniz'de arama konusunda. Bir de buna doğrudan Türkiye'nin taraf olmadığı ama aynı bölgedeki enerji kavgasına İsrail ile Lübnan arasında yaşananları ve İsrail ile Suriye arasında yaşananları da eklemek lazım. Bunların hepsi aslında bölgenin ne kadar kaynadığını gösteriyor ve Türkiye bunların hepsine yetişebilecek mi yetişemeyecek mi, işte bu çok büyük bir soru işareti. Çünkü zaten Afrin'de Türk ordusu meşgul, Türk siyaseti buna endekslenmiş. Diğer konulara çok bakan yok gibi. Bundan istifade etmeye çalışanlar da olacaktır elbette."

    Etiketler:
    Rex Tillerson, Zeynep Gürcanlı, Recep Tayyip Erdoğan, İncirlik Hava Üssü, Menbiç, Türkiye, ABD, Ankara
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın