21:45 16 Aralık 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'Tillerson ziyareti sonrasında ABD ile ilişkilere dikkatli bir iyimserlikle yaklaşılmalı'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Metehan Demir’e göre Ankara beklentilerini çok net dile getirerek Tillerson’ın ziyaretinde ‘ağır basan taraf’ oldu. ABD yönetimindeki ‘kafa karışıklığı’ görüntüsünü anımsatan Demir, “Tillerson ile konuşuyorsun ama yarın Pentagon’dan farklı adım gelebiliyor” ikazı eşliğinde ‘dikkatli iyimserlik’ gerektiğine vurgu yaptı.

    ABD ve Türkiye arasında Suriye üzerinden yaşanan gerilimin ardından Ankara ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ı ağırladı. Tillerson önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 3 saat 15 dakikalık bir görüşme gerçekleştirdi ardından Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ile bir araya geldi. İki bakan ortak basın toplantısında Tillerson ‘Suriye'de aynı hedeflere sahibiz' mesajı verirken, taraflar sorunların çözümü için mart ayına kadar ortak mekanizma kurulmasında uzlaşmış görünüyor.

    Bu ziyaret ile birlikte Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini, bunun Suriye'deki sahaya yansımasını superhaber.tv internet sitesi yazarlarından gazeteci-yazar Metehan Demir ile konuştuk.

    ‘ABD GÖRÜŞMENİN ÖNEMİNİ DÜŞÜRMEYE ÇALIŞSA DA ANKARA İŞİN RENGİNİ DEĞİŞTİRDİ'

    Metehan Demir, Tillerson ile görüşmenin son dönemdeki en kritik görüşmelerden birisi olduğunu söylerken, normal protokol kurallarının dışına çıkılması ve önce Cumhurbaşkanı ile bir araya gelinmesine dikkat çekti. Demir, görüşmeye ‘mekanizma' önerisiyle gelen ABD'nin teklifini Türkiye'nin kabul ederek sonuç alıcı olması için kendi şartlarını da koydurduğunu söyledi:

    "Tillerson ile yapılan görüşme aslında Türkiye ile ABD arasında son dönemde en kritik görüşmelerden biri. Her ne kadar ABD tarafı ‘bu bir bölge gezisi, diğer ülkeleri de kapsıyor sadece sizi değil' şeklinde önemini düşürse de… Pazartesi günü Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Başbakan Binali Yıldırım'ın açıklamaları sonrası Ankara gezinin önemini arttırırdı. Yani ilişkilerin ya düzelme ya da tamamen bozulması gezisi olarak değerlendirince renk biraz değişti. Onun hakkını vermek lazım. Çünkü son zamanlarda sadece ABD Dışişleri Bakanı değil ABD Savunma Bakanı Mattis'in Nurettin Canikli ile temasları oldu. McMaster'ın İbrahim Kalın ile Cumhurbaşkanlığında temasları oldu. Bunları tabii yan yana koyduğumuz zaman farklı farklı açıklamalar var. İzleyen insanlar, analistler, dinleyiciler bir türlü anlaşılmıyor dediler. Net bir ABD politikası görülemedi. O açıdan da Tillerson gibi önemli bir birisinin gelmesi önemi biraz daha arttırdı. Bir de şüphesiz ki Tillerson'ın programına bakıldığında normalde protokol olarak Ankara'daki süreç asıl görüşme Dışişleri bakanları arasında olur sonra bir protokol çerçevesinde Cumhurbaşkanı ve Başbakanına götürülür. Fakat ilk ziyaret Cumhurbaşkanlığına alınıp burada da üç buçuk saatlik bir toplantı yapılınca işin nasıl kritik olduğu ortaya çıktı. Gelinen noktada zaten bana kalırsa bu görüşme (cumhurbaşkanıyla yapılan) yüzde 90 bitmişti. İlk önce ‘Cumhurbaşkanlığı'na gel bakalım' denmesi, Tillerson'a esas hazırlığın orada yapıldığını gösteriyor."

    ‘ANKARA NET VE SOMUT MEKANİZMA TAKVİMİ İSTEDİ'

    Türkiye'nin ABD'ye dosyalar vermesinin artık önemli olmadığını, Washington'ın Ankara4nın hassasiyetini zaten bildiği ve defalarca önlerine delil konulduğuna dikkat çeken Demir, ortaya çıkan tabloyu Türkiye'nin yüzde 60 ağır basmasına karşılık ABD'nin yüzde 40 ile sıyırttığı bir görüşme olarak niteledi:

    "Şu kadar dosya verildi, bu kadar delil verildi şeklindeki klasik haber jargonlarını biraz terk etmek lazım. ABD, Türkiye'nin PYD-PKK konusunda hassasiyetini biliyor ve bu konuda kendisine hazırlanan dosyaların defalarca verildiğini biliniyor. O nedenle Tillerson'a dün bir kere daha sanki bu yeni başlayan yeni başlamış bir kişiymiş gibi bir dosya verilmesi meselesi değildi. Türkiye artık son kez net beklentilerini söyledi ve mümkünse de bu konuda net ve somut mekanizma takvimini istedi. Ben açıkçası bu mekanizma kurulması durumunu tahmin ediyordum. Çünkü ABD bu gibi durumlarda baya tecrübeye sahip olduğu için, önceden çalışılmış bir proje olarak ‘bu konuyu bundan sonra ilişkileri çöplüğe atmamak adına bir ortak mekanizmayla değerlendirelim' diyor. Daha önce de yaşadığımız krizlerde özellikle PKK meselesinde de ‘bir mekanizma kuralım' dendi ve yüründü. Şimdi aynı benzer mekanizma teklifi ABD'den geldi diye düşünüyorum. Türkiye de bunu kabul etti ama içine bazı şartlar koyarak. Türkiye sonuç odaklı olsun diyor. Çünkü mekanizmayı zamana yayıp ‘sonuç alamadık, daha çalışıyoruz' denilerek işin içinden çıkılabilir. Onu engellemek için o konmuş. İkincisi de Türkiye belki PKK-PYD meselesinde bugünkü bildiriye ABD bunu koydurmasa da PKK uzantıları diyerek bir şekilde de istediğini almış oldu. Tam ‘win, win' gibi değil ama Türkiye %60 ağır basan bir tarafta ve %40 ABD'yi sıyırtan bir görüşme şeklinde görüyorum.''

    ‘TÜRKİYE, TİLLERSON'A NİHAİ ORTAK KARARI KONUŞACAK KİŞİ MİSİNİZ DİYE SORDU'

    ABD'nin farklı kurumlarından birbirini düzelten açıklamaların geldiğini ve ABD yönetiminde kimin ne yaptığına dair kafa karışıklığının olduğunu belirten Demir'e göre Türkiye, ABD Dışişleri Bakanı Tillerson'a ‘siz ABD yönetiminin nihai kararını ortak kararını açıklayacak kişi misiniz' diye sordu:

    "ABD'nin diplomatik tecrübesinden dolayı bir mekanizma icadı var. Böyle acil durumlarda devreye sokuyor. O yüzden sonuç odaklı olsun diyor Türkiye. Ben olsam bu konuda bu, şu konuda bu olsun diye de eklerdim. Çünkü bunlar benim için şaşırtıcı değil. Bunlar yeni başlamadı. Daha öncesiyle bugünü ele aldığımızda çok farklı resim çıkabiliyor. Bu kriz başladığında ilk önce CENTCOM'dan bir asker ‘biz 30 bin kişilik sınır gücü kuracağız' dedi. Kıyamet koptu. Sonra yok öyle değil dedi. Ardından düzeltme geldi, ‘yok öyle değil biz sizle 30 km. bir derinlik kuracağız, sizinle ortak ordu kuracağız' dediler. Sonra başka açıklamalar geldi. Ben bu açıklamaların hiçbirine şaşırmıyorum. Bu açıklamaların hepsini yan yana koyduğumuzda mantıki bir toplamı olmuyor. Erdoğan'ın ABD gezisinde Trump ‘biz bunlara gerçekten silah veriyor muyuz' diye bir soru sormuştu yakınındakilere. ABD yönetiminde kimin ne yaptığına dair kafa karışıklığı da var. Birbirlerinden habersiz iş yaptıklarından da oluyor. Açıklamalarını düzeltiyorlar. Şimdi bu da olacaktır. Tillerson'a Türkiye dün şunu sordu: Siz buraya gerçekten ABD yönetimin nihai ortak kararını konuşacak kişi olarak mı geldiniz? Nedeniyse Tillerson ile konuşuyorsun yarın Pentagon'dan farklı bir adım gelebiliyor. Türkiye bunun da teyidini istedi. Tek sesim diye bir açıklama yapmıştır Tillerson ama bu konuda bir kafa karışıklığının yaşandığını söylemek lazım. Ben bu konuda dikkatli iyimserliğin tarafındayım. Menbiç meselesi çok kritik. Türkiye'nin Rusya ile yakınlaşması düşünüldüğünde ABD, Menbiç konusunda beraber hareket edelim dediğinde ABD-Rus, Türk-Rus ve Türk-Amerikan ilişkileri yan yana konulduğunda nasıl bir resim ortaya çıkacak, Menbiç'te Rusya'nın çekinceleri nasıl olacak, ABD ne yapacak ve Türkiye hangi pozisyonda bulunacak ben bu bölümü de hassas bir süreç olarak bekliyorum."

    ‘RUSYA İLİŞKİLER DAHA SAĞLAM AMA İRAN İLE CİDDİ SIKINTILAR VAR'

    Tillerson'la ortak açıklamada Astana sürecine hiç atıf yapılmamış olması dikkat çekerken, Demir, Astana'nın ortağa Rusya ile ilişkilerin daha sağlam olduğu fakat İran ile ilişkilerde çok ciddi sıkıntıların yaşandığına dikkat çekti:

    "Astana sürecinde Türk-Rus, Türk-İran ilişkilerini ayrı ayrı analiz ettiğinizde Türkiye, Rusya'ya daha yakın duruyor. Ama İran ile çok ciddi sıkıntıları var. Ben bu Astana sürecinin sürmesini arzu ediyorum ama bir süre sonra sıkıntıya girebileceği konularında endişeler yaşıyorum. İdlib'de 14 tane gözlem noktası var Türkiye'ye kurması için tahsis edilen ama şu an 6 tanesi Türkiye tarafından aktif hale getirildi. Çünkü haritada bunlar sıkıntılı birtakım bölgeleri de kapsıyor. Baya altta güneyde yerlerde var. Buraya gidecek Türk askerlerinin güvenliğinin şüphesiz Ankara için birinci derece önemli. Bu açılardan bakıldığında Türkiye bu konuda ağır ağır adım atıyor, mayınlı bölgede yürür gibi. Türk-Rus ilişkileri daha stabil ama üçlü bakıldığında daha çatlak olabilecek bir yapı. Rusya daha sağlam ama Türk İran ilişkilerinde çok ciddi sıkıntılar var. Çok yüksek sesle dillendirilmiyor ama sesini yükseltmekten çekinmiyor, Afrin konusunda ‘hemen bitirin' diyor ama İran bire bir görüşmelerde ‘çok iyisiniz çok hoşsunuz' diyor. Burada Türkiye'nin kafası karışıyor. Ben o nedenle Astana sürecine Türkiye'nin pek atıfta bulunmasını istediğini sanmıyorum."

    ‘ABD, YPG İLE PKK'Yİ SAVAŞTIRABİLİRİZ AÇIKLAMASIYLA KENDİSİNİ ELE VERDİ'

    Demir, ABD ile Türkiye'nin Suriye'deki yollarının PYD ile ilişkiler nedeniyle ayrıldığını yorumunu yaparken, ABD'nin PYD konusunda enteresan çıkışlar yapabileceğini ve ‘YPG ile PKK'yi savaştırabiliriz' açıklamasıyla ABD'nin kendini ele verdiği görüşünü dile getirdi:

    "Bir de ABD, Türkiye ile Suriye'de en başından beri iş birliği yapmak istedi. Fırat Kalkanında en başta Türk-Amerikan özel kuvvetleri sınırda vardı. Türkiye ile iş birliği yapılarak başladı bu harekât ama onlar sonradan oradan gitti. Çünkü PYD-PKK eksenine karşı Türkiye'nin üzerlerindeki baskısı artmıştı. Türkiye başından beri ÖSO'yu ABD'ye tavsiye etti ‘siz bunlarla yürüyün, Rakka'ya bile beraber gidin' demişti. Türkiye'nin iş birliği isteği vardır ama yolları PYD ayırdı. Ama bugünkü açıklamalardan sonra PYD konusunda ABD'nin bazı enteresan çıkışlar yapabileceği düşüncesindeyim. Dün yaptıkları isterseniz biz ‘YPG ile PKK'yi savaştırabilir' açıklamalarıyla da kendilerini ele verdiler. Ya çok acemice harfleri karıştırdılar ya da kendilerinin ne kadar yakın etki güçleri oldukları konusunda ele verdiler kendilerini. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan raporda ‘YPG, PKK'nin uzantısıdır' dendi. ABD, PKK'yi resmi terör listesinde tutuyor. Onun uzantısı diyorsa YPG de teröristtir düz mantıkla. Biz bunları çarpıştırabiliriz diyorsan bunları çarpıştırmak ne demek? Başka bir şey var ortada. Daha önce Rakka'da ABD, ‘PYD'ye biz çok güveniyoruz, Rakka'ya beraber gireceğiz ve IŞİD'i temizleyeceğiz' dedikten iki gün sonra BBC'nin görüntüleri ortaya çıktı ve IŞİD militanlarının oradan tahliye edildiği görüldü. Nereye gitti deniliyor? Şimdi iddialar çok ciddi. Afrin'de bazen Türkiye'nin istihbarat raporlarında da dikkat çekiyor. Çok ciddi anlamda IŞİD ile YPG arasında iş birliği olduğu belirtiliyor. Geçen gün savaşan örgütler nasıl bir araya geliyor?"

    ‘SURİYE DÜNYANIN EN TEHLİKELİ LABORATUVARI HALİNE GELDİ'

    Metehan Demir son olarak Suriye'deki işin başka bir hesaba doğru döndüğü ve Suriye halklarının işinin zor olduğunu söylerken, Suriye'nin dünyanın en tehlikeli laboratuvarı haline geldiği yorumunu yaptı:

    "Suriye dünyanın en tehlikeli laboratuvarı haline gelmeye başladı. Buradaki savaş, savaş değil. Asimetrik terör ve asimetrik savaş aynı anda mücadele edilmesi gereken iki gerçeklik olarak ortaya çıkıyor. Şu anda diyorlar ki Suriye'nin geleceğinde ne zaman istikrar olur diyorlar, benim o kadar analiz yapmak haddime değil çünkü benim onu görmem mümkün değil. Görenleri de şaşkınlıkla izliyorum. Suriye'nin halkları umarım eski günlerine döner ama bugün Suriye'deki mücadeleye bakıldığı zaman Suriye halklarının işinin çok zor olduğunu görüyorum. Çünkü iş başka bir hesaba doğru dönmeye başladı. Türkiye terörle mücadele için orada ama diğer ülkelerin orada ne yaptığını bilmiyorum. Bir de bu Suriye meselesi bizim komşularımızın sayısını da arttırdı, yeni komşularımız var artık."

    Etiketler:
    Rex Tillerson, James Mattis, Metehan Demir, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın