15:39 19 Aralık 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'Fırat'ın doğusunu ABD-YPG'nin alması karşılığında AKP'nin Fırat'ın batısında özerk bölge planı var'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 43

    Mehmet Ali Güller’e göre AK Parti’nin Fırat’ın doğusunu ABD-YPG’nin alması karşılığında batısında özerk bölge kurma planı var. Güller, Çavuşoğlu’nun Afrin ve ardından Irak’ta operasyon olacağı sözlerini ise ‘sahaya değil masaya yönelik’ bir açıklama olarak yorumladı.

    Suriye’de gözler Suriye ordusunun başkent yakınındaki Doğu Guta’ya yaptığı harekata çevrilmişken, Batılı güçlerin buradaki sivilleri bahane ederek, cihatçı güçlerin temizlenmesinden rahatsızlık duyduğu yorumları yapılıyor. Diğer yandan da Afrin’e yönelik Türkiye’nin operasyonu devam ediyor. 2019 seçimlerine AKP ile ittifakla girecek olan MHP’nin lideri Devlet Bahçeli’nin “Suriye yönetimi teröristlerle iş birliği yaparsa toprakların bir kısmını elimizde tutmanın yolu açılacaktır” söylemiyle birlikte iktidar çevrelerinde artan ‘fetih’ söylemleri Afrin konusunda niyetlerin sorgulanmasına yol açıyor.

    Afrin ve Doğu Guta meselesinin Suriye savaşının gidişatı açısından önemini ABC Gazetesi yazarı, TELE1 Tv programcısı, gazeteci Mehmet Ali Güller ile konuştuk.

    ‘AFRİN OPERASYONU ‘GİZLİ AJANDA’ DİYEBİLECEĞİMİZ PROGRAMLA BAŞLADI’

    Mehmet Ali Güller’e göre Afrin operasyonu ‘gizli ajanda’ denilebilecek bir programla başlamışken, AKP’nin fırsattan yararlanarak Fırat’ın doğusunu ABD-YPG ittifakının alması karşılığında Fırat’ın batısında özerk alan yaratma planı olduğu görülüyor:

    “MHP lideri Devlet Bahçeli’nin Suriye topraklarına yönelik açıklaması benim açımdan aslında sürpriz değil. Daha önce de söyledim, 'gizli ajanda' diyebileceğimiz bir programla Afrin operasyonu başlamıştı. Bunun ilk sinyalini de zaten harekattan önce bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan vermişti. Ne demişti? ‘Kuzey Suriye, Misak-i Milli sınırları içindedir’ demişti. Bu çok açık bir şekilde Suriye'nin kuzeyindeki toprakları ele geçirme hedeflerini de ortaya koyuyordu. Zaten harekât süresince de benzer açıklamalar yaptı. 'Afrin'in fethi yakındır' gibi açıklamaları, cihat ilan edilişi anlamına gelen hükümet kanadından yapılan açıklamalar, hep bu argümanı besleyen ifadeler oldu. Daha sonra yine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun açıklamalarını hatırlarsak, 'Azez'e kaymakam, Cerablus'a emniyet müdürü, Mare'ye jandarma komutanı atadık' gibi ifadeleri yine bu meseleyi doğrulayan açıklamalardır. En son Başbakan Yıldırım'ın da bunu doğrulayan bir açıklaması oldu. O da mealen şöyle demişti: “Fırat Kalkanı ile oluşturduğumuz güvenli bölgeler gibi Afrin'i de asıl sahiplerine teslim edeceğiz.” Peki kim bu asıl sahipler? Bugün hala Esad'a terörist, katil deniliyorsa, Suriye ordusuna karşı ÖSO altında başka bir kuvvet destekleniyorsa, demek ki o asıl sahipler denilen desteklenen bu başka kuvvetlerdir. İşte o kuvvet, Türkiye'nin birlikte hareket ettiği, Erdoğan'ın da Kuvayi Milliye ilan ettiği ÖSO gibi İhvancı yapılardır. Türkiye'nin daha doğrusu AKP hükümetinin burada çok açıkça fırsattan yararlanıp, Fırat'ın doğusunu ABD-YPG ittifakı alması karşılığında kendisinin de Fırat'ın batısında bir özerk alan, bir nüfuz bölgesi oluşturmak gibi bir planı olduğu bütün bu açıklamalardan çok net görülüyor. Yine zaten, Cumhurbaşkanı yardımcısı gibi hareket eden Devlet Bahçeli de bu açıklamasından daha önce ‘82. il Halep’ benzeri çıkışlarıyla da bir mutabakat hükümeti olarak böylesi bir programları olduğunu aslında göstermişlerdi.”

    ‘TÜRKİYE’NİN AJANDASININ GERÇEKLEŞME ŞANSI YOK’

    Güller, iktidarın Suriye’deki politikalarının ABD projesine eklemlenme potansiyeli taşıdığını söylerken, AKP’nin Afrin konusunda ajandasında ne olursa olsun gerçekleşme şansı olmadığını ve Rusya’nın aktif girişimiyle AKP’nin buradan çekilmek zoruna kalacağını görüşünü dile getirdi:

    “Bu Erdoğanların, iktidarın hayali bir projesi aslında bu. Yani bugün Afrin konusunda ne söylerlerse söylesinler, ajandalarında, hedeflerinde ne olursa olsun, bunun gerçekleşme şansı yok. Zaten Suriye sahasında esas olarak iki temel proje, iki temel strateji çatışıyor. Bunlardan biri ABD'nin stratejisidir. Bu YPG'ye dayanarak Suriye'yi bölme stratejisi diye özetleyeceğimiz bir strateji. Diğer bir strateji ise Rus stratejisi. Bu ise YPG'yi, Kürt kuvvetlerini Suriye'nin birliği içerisinde tutma stratejisidir. AKP hükümeti bu iki çatışan stratejinin arasında, kendisine iç siyaseti de besleyebilecek bir hedef koyarak bir yol bulmaya çalışan bir stratejiyi önüne koydu ama bunun bu iki büyük stratejinin çatışmasının arasından bir boşluk bulup, kendine bir yaşam alanı yaratabilmesi mümkün değil. İşte esas risk de burada başlıyor. Böyle olduğu için bu proje Türkiye'ye tam da bir buçuk iki yıldır Rusya'yla normalleşme, Suriye'deki yanlış politikaların en azından bir kısmını değiştirme gibi gelişen süreçler, bu risk nedeniyle yeniden ABD projesine eklemlenme potansiyeli taşıyan bir uygulama içerisinde. Yoksa tabii ki Moskova ya da Tahran şundan çok emin: Nihayetinde bu ABD stratejisini oldukça, bölge kuvvetleri ve Rusya'nın birliği yönünde bir gelişme olacak, burada AKP hükümetinin hayali projelerinin de pek bir anlamı kalmayacak. Bugün kısmi olarak askeri anlamda yardımları dokunan bu harekât daha sonra Rusya'nın aktif girişimiyle zaten AKP hükümeti geri çekilmek zorunda kalacak. Rusya zaten biraz böyle bakıyor.”

    ‘ANKARA İLE WASHİNGTON ARASINDA ANLAŞMANIN YOLU ARANIYOR’

    ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’ın Ankara ziyareti ve sonrasında yapılan açıklamalardan hareketle Ankara ile Washington arasında Fırat’ın batısı ve doğusu şeklinde bir anlaşmanın yolunun aranıyor olabileceğini belirten Güller’e göre ABD eğer Fırat’ın doğusundaki YPG varlığını bazı tavizler vererek Türkiye’ye kabul ettirirse bu yeni bir 36. Paralel kazığı olur:

    “Bu riskin varacağı maksimum nokta şu: Tillerson'la kayıt dışı yapılan, devletin de haberinin olmadığı o ikili görüşmede, daha sonra yapılan açıklamalardan anladığımız kadarıyla Ankara ve Washington arasında Fırat'ın doğusu ve batısı şeklinde bir anlaşmanın yolu aranıyor gibi. Çünkü İsrail'in de belirttiği şekilde ‘Suriye artık bir omlet oldu, geri dönüşü yok bunun’ dendiği bir noktada, ABD bu omleti sürdürmek, yeniden yumurta olmasını engellemek için elinden geleni yapıyor ve AKP hükümetinin de burada böylesi hedeflerle yürüyor olmasını Suriye'nin omlet kalmasına katkı sağladığı ve olayların kendi stratejisine uygun geliştiği şeklinde görüyor. Bu noktada ABD, eğer Suriye'de Fırat'ın doğusunda YPG'nin otonom bölgesini Türkiye'ye kabul ettirebilirse, karşılığında Menbiç'te taviz vererek ya da Afrin'de bir güvenli bölge kurmasına destek vererek Basra’dan Doğu Akdeniz'e uzanan enerji koridoru için kazanım elde etme amacını sürdürmüş oluyor. Bu tabii ki Türkiye açısından büyük risk. Türkiye, Irak'ta yemiş olduğu paralel devlet kazığını, 36. Paralel çizilip de Kuzey Irak'ta bir ‘Barzanistan’ oluşması kazığını, bu şekilde yeniden yemiş olabilir. Meselenin Türkiye açısından böyle bir riski var. Doğru işi yanlış strateji ile yapmak mümkün olmuyor çünkü. Bu noktada Türkiye, Şam'la anlaşmamayı sürdürdüğü müddetçe, bir yanlış stratejiyi büyütmüş olacak, o yanlış stratejiyi de Türkiye'nin birtakım doğru taktikler üreterek düzeltmesi mümkün olmayacak.”

    ‘OPERASYON, FETİH AÇIKLAMALARI SAHAYA DEĞİL, MASAYA YÖNELİK’

    Güller, Çavuşoğlu’nun Afrin operasyonun süresi hakkında ve Irak’ta da operasyon yapılacağına yönelik açıklamalarının sahaya değil masaya yönelik olarak yapıldığını belirtti ve eğer kulislerde yer alan erken seçim haberleri doğruysa daha çok ‘fetih’ açıklamaları duyabileceği yorumunu yaptı:

    “Çavuşoğlu’nun Afrin’e yönelik ve ‘Irak’ta da operasyon yapacağız’ şeklindeki açıklaması bana sahaya yönelik verilen bir mesajdan çok masaya yönelik verilen bir mesaj gibi geliyor. Tillerson, Erdoğan görüşmesinde kararı alınan üç mekanizmadan ilkinin toplantısı başlayacak ve o mekanizmaların gidişatı biraz Türk-Amerikan ilişkileri açısından biraz da Suriye'de anlaşma yolunun olup olmadığını görebilmek açısından her iki başkent için önemli. Dolayısıyla bu masa öncesi tarafların karşılıklı birbirine verdikleri kendi kırmızı çizgilerini, sınırlarını belirtmeye yönelik mesajlar gibi geliyor. Çünkü aksi takdirde Dışişleri Bakanlığı makamında oturan birinin, ‘askerî harekât şu zaman biter, ya da bitmez’ diye bir açıklama yapmasının uygun olmayacağını bilmesi gerekir. Çünkü bu tip açıklamalar yapmak herhangi bir askeri harekatın içeriği açısından zaaf işareti olur. Bu açıklamaları yapmak doğru olmayacağı için bu sadece sahaya yönelik değil, masaya yönelik, daha çok siyasi bir açıklama gibi geliyor. Bir yandan da çünkü şunu da göz önünde bulundurmak lazım, bugün kulislere düşen bir habere göre; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurmaylarına ‘bir erken seçin ne getirir ne götürür, bir araştırın’ dediği söyleniliyor. Bu tabii ki sonbaharı işaret eden bir seçim hazırlığı olacaksa biz daha çok operasyon, fetih lafları duyarız zaten.”

    ‘DOĞU GUTA’NIN TEMİZLENMESİ GİDİŞATI OLAĞANÜSTÜ ETKİLEYECEK’

    Güller, uzun zamandır tahkimat ve problem yeri haline gelen Doğu Guta’nın Suriye ordusu tarafından temizlenmesinin savaşın gidişatı olağanüstü etkileyecek düzeyde bir gelişme olacağını söylerken, Türkiye’nin buradan terörist bir örgütü çıkarabilme iradesine sahip bir devlet durumuna düşmesinin ileride yaşatacağı sıkıntılarına dikkat çekti:

    “Doğu Guta meselesi aslında uzun zamandır bir problem ve bir tahkimat bölgesi olarak Esad karşıtı harekatların o bölgedeki bir sıklet merkezi olmuş durumda. Oradan bir kimyasal komployla 2013'te ABD'nin müdahalesi neredeyse gündeme geliyordu. Rusya da konuya müdahale edip kimyasalları Suriye'den çıkarma anlaşmaları yaparak o zamanki sıcak çatışmayı engellemişti. Doğu Guta o açıdan çok önemli. Oraya bir tahkimat yapılmış vaziyette. Şimdi şartların bölge kuvvetlerinin lehine geliştiği bir ortamda bu sefer durum değişecek. Bir Suriye ordusu taarruzuyla Doğu Guta'nın tamamen temizlenmiş olması bundan sonra normale dönme eğiliminin iyice belirginleşmesi demek olacak. Burada o nedenle kimi haberlere göre de uzun bir zamandır bu gelişme görüldüğü için yine Doğu Guta'ya çeşitli örgütler gönderiliyordu, bu noktada Doğu Guta’da bir bilek güreşi var. Türkiye açısından burada önemli olan şu; örneğin diplomatik olarak Erdoğan'a teşekkür etti Putin, ama o teşekkürler içerisinde aynı zamanda bir de şu resmileşmiş oldu: Türkiye'nin kontrol ettiği ama Rusya'nın terörist dediği grupların olduğu ortaya çıkmış oldu. Yani Türkiye, Rusya'nın terörist dediği o grupları Putin'in ricasıyla 700 kişiyi geçirmiş oldu. Bunlar şimdi ileriye dönük olarak, devletlerin birbirlerine karşı kullanabileceği kozlar olarak da tutuluyor. Yani bir terörist örgütü Doğu Guta'dan çıkarabilme iradesine sahip bir devlet durumuna düşürülüyor olmak o bakımdan ilerisi için sıkıntılı bir durum. Ama ne olursa olsun, bütün bu ayrıntıları geçerek söyleyeyim, Doğu Guta'nın temizlenmesi, terörden arındırılması, Şam'ın hemen yanı başında zaman zaman roket saldırıları da yapılan bu noktanın temizlenmesi, bu savaşın gidişatını olağanüstü etkileyecek önemdedir.”

    ‘ESAD’I YPG’YE İTEN DEVLET AKLININ BU SORUN ÜZERİNE DÜŞÜNMESİ GEREKİYOR’

    Mehmet Ali Güller son olarak Bahçeli’nin açıklamaların bir özelliğine daha dikkat çekerek, iki ay önce YPG’ye ‘vatan haini’ diyen Esad’ın şu an bu örgüte el uzatır hale gelmesinin Türk Devlet aklı tarafından düşünülmesi gerektiğine işaret etti:

    “Özetle ‘Suriye yönetimi teröristlerle iş birliği yaparsa biz de toprakları elimizde tutarız’ diyen Bahçeli’nin açıklamasının şu önemi de var: Daha iki ay önce Esad PYD/YPG’ye vatan haini diyordu. Fakat eğer bu iki ayın sonunda Türkiye bu noktadaki Esad'ı YPG'ye doğru iten bir siyaset izliyorsa burada Türk devlet aklının oturup iyice düşünmesi gerekiyor. İki ay önce ‘vatan haini’ dediği bir örgüte Esad el uzatıyorsa, ona doğru yakınlaşma mecburiyeti doğuyorsa burada bizim Afrin operasyonunu ele alış tarzımızda ciddi bir sorun olduğu ortaya çıkıyor. Ankara'nın bu sorunun üzerine eğilmesi gerekiyor.”

    İlgili konular:

    Koalisyon: YPG Fırat vadisinde kalacak
    Yıldırım: Fırat Kalkanı ile oluşturduğumuz güvenli bölgeler gibi Afrin'i asıl sahiplerine teslim edeceğiz
    ABD destekli güçler, Rusya'nın Fırat Nehri üzerine yaptığı köprünün hasar görmesine sebep oldu
    Etiketler:
    Mehmet Ali Güller, Afrin, Suriye, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın