18:40 16 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'Tillerson'ın görevden alınması Türkiye üzerinde dolaylı yoldan baskı yaratabilir'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 0 0

    Hasan Köni’ye göre Trump, dış politikayı ülke içindeki konumunu sağlamlaştırmak ve ülke içindeki bazı lobileri tatmin etmek için kullanıyor. Tillerson’ın görevden alınmasının Türkiye üzerinde dolaylı yoldan baskı yaratabileceğine dikkat çeken Köni, Türkiye’nin ABD ile Rusya arasında tercih yapması halinde hızla ABD’ye döneceğini söyledi.

    ABD Başkanı Donald Trump, iki ay once ‘sahte haber’ diye yalanlamış olmasına rağmen Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ı görevden aldı. Trump ile Tillerson’ın söylem ve üslup farkı ile kimi anlaşmazlıklar yaşadıkları bilinirken, yerine atanan CIA Başkanı Mike Pompeo ile Amerikan dış politikasının nasıl şekilleneceği tartışılıyor. Tillerson şubat ortasındaki Ankara ziyaretinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ‘kayıtsız’ bir görüşme de gerçekleşmişken, görevden alınması ve odağına Menbiç’in oturduğu Türkiye-Amerika ilişkilerine bu değişikliğin olası yansımaları da konuşuluyor.

    Gelişmeleri Prof. Hasan Köni ile konuştuk.

    ‘TILLERSON’IN YAPTIKLARI TRUMP’IN HOŞUNA GİTMİYORDU’

    Hasan Köni’ye göre ABD Başkanı Trump, dış politikayı kendi konumu sağlamlaştırmak ve içerideki Musevi lobisini tatmin etmek için kullanıyorken, Trump’ın ateşli tavrını belli bir yerde tutan Tillerson’ın yaptıkları Trump’ın hoşuna gitmiyordu:

    “Tillerson ve Beyaz Saray’daki tim olayları dışişleri vasıtasıyla halleden yani normal diplomatik görüşmeler, antlaşmalar, uluslararası hukuk ile halletmek isteyen bir boyuttaydı ve Trump’ın o ateşli tavrını belli bir yerde tutuyorlardı. Hatta bir ara Tillerson, Trump’a ‘moron’ demişti. Şimdi Kore ile görüşebilme, İran ile yapılan Obama’nın kotardığı Nükleer Antlaşmanın devamı —ki kaldırmak istiyorlar ki her yerden kontrol diyorlar, denizden, havadan uluslararası atom ajansı kontrol ediyor ve yapmıyoruz deyince yapmıyorlar- gibi politikalar Trump’ın hoşuna gitmedi. Yani dış politika izlemek için değil kendi durumunu ABD içinde sağlamlaştırmak, ABD’yi yönlendiren Musevi lobisini tatmin etmek için hareketler yapıyor. Kudüs’ü başkent olarak tanıması ve elçiliğin oraya gelmesi, Suriye’de gaz kullanıldı denilerek orayı bombalarım denmesi, peşinden İran ile antlaşmayı kaldıracağız söylemleri ve ardından Kuzey Kore ile ilgili gelişmeler bu onun Rusya ile vasıtasıyla seçildiği iddialarının önüne geçmek için yapılıyor. Ayrıca bir daha seçilmek için, 2020’deki ara seçimlere yönelik yatırımlardır. Yoksa ABD’nin İran’dan, Suriye’den tehdit aldığı yok. Peki o zaman ABD niye Ortadoğu’da bu işleri yapıyor? Bir tek İsrail için. İnanılır gibi değil. Uluslararası ilişkiler derslerinde devletin rasyonel davranışı, kendi halkının çıkarı gibi teorileri tersine çeviren ve bu kitapların boş yere niye yazıldığını düşündüren gelişmeler oluyor.”

    ‘TİLLERSON’IN GİDİŞİ STRATEJİYİ DEĞİŞTİRMEZ AMA…”

    Köni, Tillerson’ın görevden alınıp yerine başka birisinin getirilmesinin Türkiye-ABD ilişkilerinde stratejik açıdan bazı şeyleri değiştirmeyeceğini söylerken, bu durumun Türkiye üzerinde dolaylı yoldan baskı yaratabileceği görüşünü dile getirdi:

    “Pompeo’nun gelmesi İran ile yapılacak antlaşmanın kaldırılmasına, İran’a yapılacak yoğun baskıların ve Suriye’de ABD hareketlenmesinin habercisi denilebilir. Çünkü orada olaylar sakinleşirse İsrail’in başına bela geleceği düşünülüyor. Türkiye açısından ise şimdiye kadarki gelişmelerde ABD’nin tavrı hep idare tarzında oldu. Bunun sebebi de Türkiye’nin Rusya ile Ortadoğu arasında bir engel oluşturmasıydı. Türkiye, Rusya tarafına geçerse ABD, Suriye’yi, İsrail’i, Irak’ı, İran’ı Doğu Karadeniz’i ve Akdeniz’i kontrol edemez. Bu yüzden kim gelirse gelsin stratejik açıdan yeni gelen adamın da bunu değiştirmeyeceğini düşünüyorum. Öbür türlü çok kayıpları olur. Şimdi İran’a yüklenecekler. Türkiye çabuk dönebilen bir ülke, bir ay sonra İsrail ile dostluğu da başlayabilir. İki ay sonra yine kızgınlıklar olabilir. İlişkilerin dengelere göre değişen bir yapısı var. O yüzden bu değişmenin Türkiye üzerinde bir baskı oluşturacağını düşünmüyorum. Ama dolaylı yoldan olabilir. Suriye’de Esad’ı bombaladı, Rusya cevap vereceğim dedi. İran’ı bombaladı işte Rusya’da onu destekliyor, Çin destekliyor. Bu sefer de onlar cevap vermek zorunda kaldı. Türkiye’de bu çatışmanın içinde Afrin ile uğraşıyor. Menbiç’i birlikte düzelteceğiz diyor. Bu sırada ABD, tepe tepe kullandığı YPG’yi terk ediyor. Bu olaylar içine evirilebiliriz. Çünkü bu gittikçe gerilimli bir hal alıyor. İngiltere de bir baskı oluşturuyor Rus diplomatlara. Batı tam saha Rusya üzerine preste.”

    ‘TÜRKİYE’NİN TAVRI ABD’NİN YANINDA OLACAKTIR, RUSYA’NIN YANINDA DURUP RİSK ALAMAZ’

    Köni, Türkiye’nin Rusya ile ABD arasında bir tercih yapması durumunda hızlı bir şekilde ABD’ye döneceği görüşünü dile getirdi:

    “Türkiye Rusya ile ABD arasında bir tercih yapsa hızla ABD’ye döner. Çünkü herkesin çocukları, muhafazakâr kesimlerin çocukları da Suudi Arabistan’da değil ABD’de okudu. O yüzden o tarafa doğru bir hayranlık var. Bir de tüketim hayranlığı var. Rusya’nın nesini tüketeceksiniz, havyar mı yiyeceksiniz? Müslümanlığı, ABD korur. Daha önceki antlaşmalarda Müslüman Kardeşleri destekleyen, çıkaran buydu sonra kızdı çıkardı ama ileride tekrar destekleyebilir. Rusya’nın böyle bir boyutu yok. Rusya belirli bir tavır ortaya koyamıyor Menbiç’e giremezsiniz, Afrin’de durduruyorum, İdlib’de Nusra ile ne yapıyorsunuz demiyor. Durumu dengeli idare ediyor. Bunun karşısında Türkiye’nin tavrı ABD’nin yanında olacaktır. Türkiye, Rusya’nın yanında durup risk alamaz. Psikolojik olarak alamaz.”

    ‘ABD AÇISINDAN ÖNEMLİ OLAN SURİYE’NİN BÖLÜNMÜŞ KALMASI’

    ABD açısından önemli olanın Suriye’nin bölünmüş kalması olduğunun altını çizen Köni’ye göre ABD bunu Türkiye ile iş birliği halinde yapabilecekse YPG’yi feda eder:

    “Önemli olan Suriye’nin bölünmüş kalması. Türkiye girmediği zaman bu Kürtlerle yapılıyordu. Ama Türkiye bu bölgeyi işgal edip ABD ile iş birliği yapacaksa YPG’yi feda ederler. ABD’nin insan hakları söylemi son 10 senede çok büyük edebiyat olarak ortaya çıktı. Uluslararası Af Örgütü, Gözlem Örgütü gibi örgütler onun yumuşak imajıydı ama öldürmeye devam ediyorlar. Bu müthiş bir şey. Dünya medyasının propaganda iletişim gücünün yansıması. O yüzden Türkiye ile götürür olayı bu sefer. Önemli olan Suriye’nin dağınık olup, İsrail’e karşı bir güç oluşturmaması. Irak’ın yanlarına gelmesi bu yüzden İran’a baskı oluşturulmasıdır. Öbür türlü ABD’nin rasyonel açıdan burada olma sebebi yok. Toplasanız hepsi ‘los palavros’ ülkeler. Ama lobi ile başa çıkamıyor. O yüzden bu kez Türkiye ile de götürür. Ne olacak 30 bin YPG’li gitsin. İki tane atom bombası atıp saniyede yüz bin Japon’u öldürüp 1948’de insan hakları beyannamesini yayınladılar. İnsan yayınlarken biraz utanır.”

    ‘BARIŞ OLURSA, SİLAH ENDÜSTRİSİNİN KAZANCI SIFIRLANIR’

    Hasan Köni son olarak dünya savaşı söylemleriyle birlikte gerginliklerin tırmanabileceğini vurgularken, savaş halinden silah endüstrisinin elde ettiği kazanca dikkat çekti:

    “Dünya savaşı yolunda bir tırmanma olabilir. Rusya’da bizimkilerin de yatırımları var. Komünizme karşıydık peki kapitalist Rusya’ya niye karşıyız? Dostluk ve barış olduğu zaman milyarları bulan silah endüstrisinin kazancı sıfırlanır. Dünyada silah ve eroin kaçakçılığı bitmiyor. Niye? Çünkü bütün devletler işin içinde. Olayın temel noktaları burada ve Ortadoğu’da İsrail var, geçmiş olsun… Kuzey Kore ile anlaşırlar, Çin’e ekonomik baskı uygularlar. Ama bu coğrafyada rasyonel ya da irrasyonel bulunması lazım. Siyasal sistemleri bunu emrediyor.”

    Etiketler:
    Hasan Köni, Rex Tillerson, Donald Trump, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın