05:48 16 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'Batı'nın kırmızı çizgileri aşan Türkiye kısmi ambargo ile karşılaşabilir'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 10

    Hasan Kanbolat’a göre Ankara’daki üçlü zirve, Türkiye’nin dış politikada cephe değiştirdiğinin işareti değil. “ABD ve diğer ülkeler de Rusya ile ilişkiler geliştiriyor fakat Türkiye yapınca sorun haline getiriliyor” diyen Kanbolat’a göre Batı’nın koyduğu kırmızı çizgileri aşan Türkiye, S-400’leri aldığında kısmi ambargo ile karşılaşabilir.

    Astana sürecinin üç garantör ülkesi olan Türkiye, Rusya ve İran liderleri Soçi’de geçtiğimiz kasım ayında yapılan zirvenin ardından ikinci kez bir araya geldiler. Zirveden önceki gün Akkuyu’da Rusya ve Türkiye arasındaki stratejik enerji ilişkisi bağlamında çok önem taşıyan bir açılış gerçekleşti ve Putin ve Erdoğan arasında yapılan toplantıda S-400 füzelerinin erken teslimatı da konuşuldu. Zamanlaması Trump’ın ‘Suriye’den çekileceğiz’ söylemlerine denk gelen bu zirvede konuşulanları, Rusya ve Türkiye’nin enerji alanında gerçekleştirdikleri işbirliğininin anlamını Ankara Politikalar Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Kanbolat ile konuştuk.

    ‘SON GELİŞMELER TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKADA CEPHE DEĞİŞTİRDİĞİNİN İŞARETİ DEĞİL’

    Hasan Kanbolat, son zamanlarda yaşanan gelişmelerin ve Ankara’da yapılan üçlü zirvenin, Türkiye’nin ‘cephe’ değiştirdiğinin bir işareti olamayacağını söylerken, Türkiye’nin çok yönlü bir politika yürüttüğünü ve bu politikanın AK Parti ile başlamadığını sözlerine ekledi:

    “Ankara’da Türkiye, Rusya ve İran liderleri arasında yapılan zirveyle birlikte son yaşananlar Türkiye’nin cephe değişiminin bir alameti kesinlikle değil. Türkiye uzun süredir çok yönlü, çok boyutlu bir dış politikaya yönelmiş durumdaydı. Bu sadece AKP ile 2002'de başlamadı, daha önce bunu İsmail Cem döneminde de görüyorduk. Türkiye'nin son 20 yılına baktığımız zaman, Türkiye'nin Avrupa Birliği ekseninde Batı'nın bir parçası olarak, çok boyutlu, çok yönlü bir dış politikaya yöneldiğini görüyoruz.”

    ‘TÜRKİYE, SURİYE’NİN PARÇALANMASININ KENDİ GÜNEY BÖLGESİNİ İSTİKRARSIZLAŞTIRACAĞINI GÖRDÜ’

    Kanbolat’a göre Türkiye, Suriye’nin parçalanma sürecine girecek olmasının kendi güney bölgesinin de istikrarsızlaşmasına yol açacağını gördü ve bundan dolayı Türkiye için Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanması çok önem arz ediyor:

    “Suriye savaşının başlamasından sonra Türkiye şunu gördü; Suriye eğer böyle giderse bir parçalanma sürecine girecek ve Irak'tan sonra Suriye kaynaklı olarak güney sınırlarının istikrarsızlaşması aynı zamanda Türkiye'nin güneyinin istikrarsızlaşmasına neden olacaktır. Bundan dolayı Türkiye için Suriye'nin toprak bütünlüğünün sağlanması ve ayrıca ateşkesin de sağlanması çok önem arz ediyor.”

    ‘SURİYE ÜZERİNE KONUŞAN DEVLETLER ARTIK ONUN BÜTÜNLÜĞÜ İSTEYENLER VE İSTEMEYENLER OLARAK AYRILIYOR’

    Kanbolat’a göre Suriye’de askerlerini bulunduran ve Suriye üzerine konuşan güçler, onun bütünlüğünü isteyenler ve istemeyenler olarak ikiye ayrılıyor:

    “Bu çerçevede Suriye üzerine konuşan ve Suriye'de askerlerini bulunduran güçlerin artık ikiye ayrıldığını görüyoruz. Yani bir yanda Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve ateşkesi isteyen devletler var ve bunların başında Türkiye, Rusya, İran ve Şam hükümeti gelmektedir. Bir de artık Suriye'nin toprak bütünlüğünün sağlanamayacağını üstü kapalı olsa da ifade eden ve Şam hükümeti dışındaki güçleri de açıkça askeri olarak destekleyen ve üsler kuran diğer devletler var ki burada özellikle ABD ve Avrupa Birliği ülkelerini görmekteyiz. Böyle bir ayrıma doğru gidildiğini gözlemliyoruz.”

    ‘RUSYA İLE HERKES İLİŞKİ KURUYOR AMA TÜRKİYE İLİŞKİ KURUNCA SORUN HALİNE GETİRİLİYOR’

    Kanbolat, Türkiye-Rusya ilişkilerinin seyri hakkında yapılan yorumlarda Türkiye’ye haksızlık yapıldığını belirterek, ABD ve diğer Batılı ülkelerin de Rusya ile ilişkiler geliştirdiğini fakat Türkiye aynı şeyleri yapınca sorun haline getirildiği yorumunu yaptı:

    “Türkiye-Rusya ilişkilerindeki denge değişiyormuş gibi bir izlenim var ama bu konuda bence kesinlikle Türkiye'ye haksızlık ediliyor. Birincisi, Avrupa ülkeleri arasında S-400 alan ilk ülke Türkiye oluyor ama daha önce S-300'lerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından alındığını ve yerleştirildiğini biliyoruz ki Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıs olarak Avrupa Birliği içerisindedir. İkincisi, Rus doğal gazını sadece Türkiye almıyor, Rus doğal gazının ana alıcısı Almanya'dır ve İtalya'ya kadar bütün Avrupa'ya Rus doğal gazının satıldığını görüyoruz. Rusya Federasyonu ile Avrupa Birliği ülkeleri arasındaki dış ticaret hacmi Türkiye'den kat ve kat fazladır. Sadece Almanya'nın her yıl Rusya'ya sattığı araba miktarı 1 milyondan daha fazladır. Aynı şekilde ABD bile Rusya'nın tavuk etini karşılayan ülke olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine aynı şekilde Mersin Akkuyu nükleer santral projesine baktığımız zaman, Akkuyu'daki proje bir ikiz projedir, bunun diğer ikizinin Finlandiya'da inşaatına başlanılmış ve bitme durumuna gelmiştir. Yani Finlandiya'da yapılınca kimse ağzını açmıyor ama Türkiye'de yapılınca bunu bir sorun haline getiriyorlar.”

    ‘UÇAK KRİZİ SONRASINDA RUSYA’YLA İLİŞKİLERDE YÜZDE 90’A YÜZDE 10 TÜRKİYE’NİN ALEYHİNDE DURUM VAR’

    Kanbolat, uçak krizi sonrasında Rusya ile ilişkilerde yüzde 90’a yüzde 10 oranında Türkiye’nin aleyhinde bir durum oluştuğu görüşünü dile getirirken, Rusya’nın Avrupa ile daha dengeli ve daha iyi ilişkiler içinde bulunduğuna dikkat çekti:

    “Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerinin, Avrupa Birliği'nin diğer ülkelerine baktığımız zaman gerçekten ekonomik bir büyüklüğünün olmadığını görüyoruz. Hormonal bir büyüklük aslında. Yani şunu demek istiyorum; jet krizi öncesinde %80'e 20 Türkiye'nin aleyhinde bir durum vardı. Türkiye, genelde Rusya'dan hammadde almaktadır. Bunun başında doğal gaz, petrol ve diğer ürünler geliyor; kereste ve kömür gibi. Şimdi bu durum %90'a 10 oldu, yani Türkiye'nin aleyhine bir durum. Jet krizi öncesi Rusya Türk vatandaşlarına 30 gün vize uygulamasında bulunmuyordu, şimdi ise vize var. Rus bürokrasisine baktığımız zaman Türk vatandaşlarına düşmanca bir tavır aldıklarını da görmekteyiz. Ayrıca Türk müteahhitlerine de çeşitli zorluklar çıkarıyorlar, jet krizi sonrasında Rusya'da iş yapan Türk vatandaşları oturum izinlerini uzatmada zorluklar yaşıyor. Onun için Türk-Rus ilişkilerinin ne konuda iyi olduğunu iddia edebiliriz? Evet, Mavi Akım'dan sonra ikinci doğal gaz hattının Ukrayna baypass edilerek artık projelendiğini görüyoruz. Akkuyu'yu görüyoruz. Bunlar çok güzel adımlar ve desteklenmesi gereken adımlar ama Rusya Federasyonu'nun Avrupa Birliği'nin büyük ülkeleriyle olan dış ticaret hacmine baktığımız zaman onlarla daha dengeli ve daha iyi ilişkiler içerisinde olduğunu da görmemiz lazım.”

    ‘TÜRKİYE, BATI’NIN BİR PARÇASI OLMASINA RAĞMEN BÜYÜK SANAYİ HAMLELERİ SOVYETLER VE RUSYA İLE YAPILDI’

    Akkuyu’nun 500 yıllık Türk-Rus ilişkilerinde bir simge ve doruk noktası haline geldiğini söyleyen Kanbolat’a göre Türkiye, Batı’nın bir parçası olmasına rağmen büyük sanayi hamlelerini Sovyetler ve Rusya ile gerçekleştirdi:

    “Akkuyu'yu önemsememiz gerekiyor, çünkü 500 yıllık Türk-Rus ilişkilerinin artık bir simgesi ve doruk noktası haline geldi. Aslında Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri hatta Osmanlı'nın son dönemini de içine alırsak Türkiye Batı'nın bir parçası olmasına rağmen büyük sanayi hamleleri hep Rusya'dan geldi ve Rusya'nın yardımıyla oldu. Örneğin 1923 sonrası 1930'larda şeker fabrikalarının, tekstil fabrikalarının kurulmasından tutun 1960-70'li yıllarda Aliağa Rafinesi, İskenderun Demir Çelik, Seydişehir Alüminyum tesislerine kadar hepsi Sovyetler Birliği’nin yardımıyla oldu. En son 1976'da PETLAS kuruldu. PETLAS da aslında yine Sovyetler Birliği’nin onayıyla, Romanya teknolojisiyle oldu ve biz uçak tekerleri, lastik tekerleri üretebilir hale geldik. Bunları unutmamamız lazım. Aslında bu üçüncü nesil bir büyük sanayi hamlesi olarak şimdi de Akkuyu karşımıza çıkıyor. Ve Akkuyu'nun önemi sadece orada nükleer santral yapılacak olmasında değil, bunun yanı sıra büyük bir yan sanayinin de yavaş yavaş oluşmaya başlayacağını göreceğiz. Yani nasıl savunma sanayisinde Türkiye'de büyük bir yan sanayi oluşmaya başladıysa nükleer konuda da Türkiye'de ciddi miktarda yan sanayinin oluşmaya başlayacağına şahit olacağız.”

    ‘TÜRKİYE, BATI’NIN KOYDUĞU KIRMIZI ÇİZGİLERİ ARTIK AŞIYOR’

    Kanbolat’a göre Türkiye, Batı’nın kendisine koyduğu kırmızı çizgileri aşmaya çalışıyor:

    “Tabii Batı'nın burada Türkiye'ye koymuş olduğu kırmızı çizgilerin artık aşıldığını görüyoruz. Batı'nın kırmızı çizgileri neydi? Türkiye nükleer konulara hiç girmesin ve kıtalar arası füze sisteminden, teknolojisinden uzak dursun şeklinde kırmızı çizgileri vardı. Şimdi bu kırmızı çizgilerin aşıldığını, aşılmaya çalışıldığını görüyoruz.”

    ‘PUTİN’İN İLK YURT DIŞI ZİYARETİ ANKARA’YA OLDU’

    Hasan Kanbolat son olarak Türkiye’ye S-400’ler alındığında kısmi de olsa silah ambargosu uygulanabileceğini söyledi ve önümüzdeki süreçte Suriye’deki gerginliğin artabileceği yorumunu yaptı:

    “Putin'in yeniden devlet başkanlığına seçilmesinden sonra ilk yurt dışı ziyareti Ankara'ya, Türkiye'ye oldu. Bu çok önemli. İkinci nokta, Putin'in bu gezisi Rusya'nın Batı'dan yeniden soyutlandığı bir döneme denk geldi. Şimdi böyle bir noktada Batı ile ilişkiler ne olabilir? Önümüzde bir 24 Nisan var, özellikle ABD'de 24 Nisan tarihinde bu sefer Ermeni soykırım tasarısının tanınabileceği düşünülüyor. Bir başka nokta, S-400'ler alındığında Türkiye kısmi de olsa bir silah ambargosuyla karşı karşıya gelebilir. Ayrıca PYD ile Batı arasında —ABD'den sonra şimdi tamamen Fransa işin içine giriyor- iş birliğinin bu süreçte artacağı, bunun da Suriye'deki kutuplaşmayı arttırabileceğini iddia edebiliriz.”

    Etiketler:
    Hasan Kanbolat, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın