11:36 21 Ağustos 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'Fransa emperyalist bakış açısıyla kendisine uluslararası politikada yeniden yer açmaya çalışıyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    0 10

    Mine Kırıkkanat, Fransa’nın ABD’nin yerle bir ettiği ülkelerdeki pastadan pay kapma derdine düştüğünü ve kendisine uluslararası politika yeniden yer açmak için emperyalist bir bakış açısıyla hareket ettiğini görüşünde. Kırıkkanat’a göre Fransız medyasının da ‘rafine habercilik’ katkılarıyla Macron’un Suriye politikalarını halkı anlayamıyor.

    Fransa, ABD ve İngiltere ile birlikte sahte kimyasal silah iddiaları üzerinden Suriye’ye ‘tek seferlik’ saldırıya katkısını esirgemezken liberal Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da hemen ardından gelen Washington’ı ziyaretinde ülkesini ABD’nin yanında konumlandırdı. Macron, ziyarette Fransa’yı ABD’nin Suriye işgalinin tamamlayıcısı kılan politika mesajlar verirken, Trump’ın İran’la nükleer anlaşmayı çöpe atmasına itiraz eden AB pozisyonundan da geri adım attı.

    Fransa’nın son dönemdeki Ortadoğu politikaları ve Macron’un ziyaretini uzun yıllar Paris’te yaşamış Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat ile konuştuk.

    ‘İŞADAMI TRUMP VE BANKACI MACRON ÇOK İYİ ANLAŞIYOR’

    Mine Kırıkkanat’a göre, her şey iş odaklı olarak bakan, birisi işadamı ve diğeri de bankacı olarak ABD Başkanı Donald Trump ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron çok iyi anlaşıyor. Kırıkkanat’a göre, bunda Macron’un Fransa’yi emperyalist bir bakış açısıyla kendisine uluslararası politika yer açma girişimi rol oynuyor:

    “Fransa kendisine uluslararası politikada, jeopolitikada yeniden yer açmaya çalışıyor. Fakat bunu çok yanlış, çıkarcı hatta emperyalist bir bakış açısıyla yapıyor. Macron aslında Trump ile çok iyi anlaşıyor. 2017’de Fransa’nın Alman işgalinden kurtuluş günü ve Fransız Devrimi’nin yıldönümünde Paris’te bir araya geldiler. Bu bir araya gelişler sırasında Trump’ın eşi Melanie Trump ve Macron’un eşi Brigette Macron’a ilişkin dedikodunun dışında Trump ve Macron hakkında aynı kültürün insanları olduğu şeklinde yorumlar yapıldı. Gerçekten de iki lider çok iyi anlaştılar, inanılmaz bir dostluk kurdular. Biri iş adamı, her şeye iş olarak bakıyor. Öteki kredi veren, o işlerden para kazanan —dünyada jeopolitik tavırda çok etkili olan- Rothschild bankasından gelen birisi. Birisi bankacı diğeri iş adamı. Bunlar çok iyi anlaştılar. Fransız basını da bunu söylüyor.’’

    ‘MACRON, SARKOZY’NİN DEVAMCISI’

    Eski Fransız Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin, De Gaulle’den bu yana süren bağımsızlıkçı politikayı kırdığını ve ülkeyi yeniden tümüyle NATO politikalarına dahil ettiğini anımsatan Kırıkkanat, Macron’un da bu politikaların devamcısı olduğu görüşünü dile getirdi:

    “Macron’un politikaları aslında Sarkozy’nin devamı. Fransa’da 1958’den 1969’a kadar iktidarda kalan De Gaulle, zamanının —büyük adamların politikası tabii ki farklı oluyor tıpkı Atatürk gibi- büyük insanları gibi bağımsızlık istiyorlardı. De Gaulle 1958’de iktidara gelir gelmez ilk işi NATO’yu ‘kapı dışarı etmek’ oldu. İkinci Dünya Savaşını ABD yardımıyla kazanmış olmanın getirdiği göbek bağını kestiler ve bu bir bağımsızlık ilanıydı. Fransa enerji politikasıysa De Gaulle’ün çabasıyla o süre içerisinde inanılmaz bir kalkınma yaşadı ve bu kalkınmanın pastasını yemek için 1968 Mayıs Devrimi oldu. Sonra Sarkozy’e kadar devam eden bu bağımsızlık politikasını kırmaya karar verdiler. Yani ilk darbe Sarkozy’nindir. Sarkozy, Fransa’yı tekrardan NATO’ya dahil etti. Fransa’nın Belçika’ya kovduğu NATO yeniden, Fransa’nın tam manasıyla bir katıldığı bir devlet haline geldi.”

    ‘CHIRAC BAĞIMSIZLIKÇI ÇİZGİDEYDİ’

    Fransa’nın De Gaulle’den Chirac’a kadar bağımsızlıkçı bir politika izlediğini, Chirac döneminde Irak savaşında sert bir şekilde karşı çıktığını anımsatan Kırıkkanat’a göre ABD’nin peşine takılma politikaları da Sarkozy’yle başladı, şu anda da Macron aynı noktada:

    “Jacques Chirac da Gaulle gibi sağcı biriydi. Solla alakası yoktu. Chirac’ın ilk kurduğu parti Gauelle yanlısı parti olarak bilinir. Dolayısıyla Chirac, sonuncu ‘Gaulleci’dir. Irak savaşında o zamanki dışişleri bakanının BM’deki konuşması muazzamdı. Fransa, müthiş bir karşı çıkışla Irak’a girmedi ve ABD’nin yanında yer almadı. Chirac, De Gaulle’in politikasını devam ettirdi. Sarkozy ise başka bir karar aldı. Sarkozy, tıpkı Macron gibi işadamlarının adamıydı. NATO’nun askeri kanadına dönerek ABD’nin peşine takıldı. Obama ve daha öncesinde eski başkanlarla defalarca görüştü. Macron aynı yoldan gidiyor.”

    ‘FRANSA, SURİYE’DE PASTADAN PAY KAPMA DERDİNDE’

    Trump ile el ele pozlar veren Macron’un ABD ile Fransa’yı el ele tutuşturmaya çalıştığını belirten Kırıkkanat’a göre Fransa, ABD’nin yerle bir ettiği yerlerdeki pastadan pay kapma derdinde:

    “Macron’un şu anda Trump ile el ele pozlar vererek kurduğu özel dostluğun ötesinde yapmaya çalıştığı şey Fransa’yı ABD ile tamamen el ele tutuşturmak. Bundaki amaç şu: Fransa silah satmak istiyor. Fransa büyük bir silah üreticisidir. ABD ve Rusya kadar olmasa bile iyi bir silah üreticisi. Bakıldı ki ABD’nin yerle bir ettiği yerlerde ‘iş’ var. Aynen bizim Türkiye’de ABD’nin peşine takılarak, Kürdistan’ın yapılanması, inşaatlar, pazar arayan adamlar gibi o yıkımdan doğacak olan pastadan pay almak için harekete geçti. Bunu açık açık söylüyor. Bazıları yazıyor, bazıları da yazıyor. Macron geçenlerde ilk kez Beşar Esad’ı devirdikten sonra oranın kalkınması için inşaatlar yapacağız dedi. Öte yandan Fransa her şeyi satabilecek durumda. Nükleer sanayide de en iyilerden birisi. Kendisine pazar açmak için ABD ile el ele, nerede vurulacak kırılacak ‘diktatör’, bahane edilecek kimyasal saldırı varsa buna koşacaklar.”

    ‘FRANSIZ MUHALEFETİ AKSİNİ DİLE GETİRSE DE HALK ESAD’IN KİMYASAL SİLAH KULLANDIĞINA İNANDIRILIYOR’

    Kırıkkanat Suriye’ye kimyasal silah iddialarıyla saldırı düzenlenmesinin yanlış olduğu yorumunda bulunurken, Fransa’da bu meseleyi muhalefetin dile getirmesine karşılık basının da ‘rafine tutumu’ nedeniyle dinleyen olmamasına da dikkat çekti:

    “Bu kimyasal silah iddiası hiç doğru değil. Sonuncu örneğinde öyle bir şey olmadığını gördük. Bu durum Fransa’da muhalefet tarafından dillendiriliyor, ama dinleyen yok. Türkiye’de basın özgürlüğü yok ama Fransa’da var. Ama Fransa basınında öyle rafine bir şey var ki hepsi Beşar Esad’ın kimyasal silah kullandığına inandırılıyor. Tabii ‘Ayakta Fransa’ diye bir hareket var. ‘O böyle bir durum yok, zaten BMGK’nın kararı olmadan vurmak hata’ diyor. Ama Fransızlar Esad’ın kimyasal silah kullandığını zannediyor. Macron ile birlikte Trump’ın yaklaşımları tamamen emperyalist bir yaklaşım. Emperyalizm lafını çok kolay sarf etmem, çünkü ona, buna emperyalist denmesinden çok bıkmış birisiyim. Fakat Esad’a karşı bu emperyalist Batı ittifakında Fransa, ABD ve İngiltere yer alıyor. Almanya da aslında ABD’den çok farklı çizgi izleyemez ama Merkel daha akılcı bir politika izliyor. Merkel çok fazla ‘hadi yallah gidelim’ diye bunların peşlerine takılmıyor. Aklı başında bir tek Merkel var. Baktığımızda bunların hepsi küçük adamlar. Batı dünyası, demokrasi geleneğinde büyük devlet adamı çıkaramamanın sıkıntısını yaşıyor, her yerde küçük adamlar var.”

    ‘KÜÇÜK ADAMLAR TİCARİ HESAPLARLA DEVLET YÖNETTİKLERİNİ SANIYORLAR’

    Mevcut durumda liderlerin hiçbir gelecek vizyonu olmadan, küçük ticari hesaplarla devlet yönettiklerini söyleyen Kırıkkanat, “Bu küçük adamlar, küçük ticari hesaplarla devlet yönettiklerini zannediyorlar. Hiçbir gelecek ve toplum vizyonları yok. Hiçbiri yurtsever, vatansever değil. Her şeye iş olarak bakıyorlar. Dünya bunun acısını çok çekecek” değerlendirmesinde bulundu. Tarihte dost yahut düşman olsun Churchill yahut Hitler yahut Stalin türünde idealist liderlerin hepsinin aynı dönemlerde bir anda çıktıklarını anımsatan Kırıkkanat, “Ama şimdi baktığımızda demokrasi yerlerde. Bu aslında demokrasinin de sonunun geldiğini gösteriyor. Her yerde tek adamlar, yetkili başkanlar çıkması tesadüf değil” vurgusu yaptı.

    ‘GERÇEK BİR DEVLET ADAMI OLAN PUTİN, SARKOZY’YE OLDUĞU GİBİ MACRON’A DA AYAR VERMELİ’

    Sarkozy’nin takipçisi olan Macron’un da liderlik vasıfları açısından ‘küçük adam’ kategorisinde olduğunu söyleyen Kırıkkanat, ‘gerçek bir devlet adamı’ diye nitelediği Rusya lideri ile kendisini kıyaslayan Macron’un “Putin’in eşitiyim” sözlerine atıf yaptı:

    “Hey şey Putin’in Macron ile karşılaşmasına bağlı. Geçmişte yaşanmış bir sahne olarak Putin’in Sarkozy’i felaket şekilde azarladığı ve Sarkozy’nin sarhoş sanılacak bir duruma düştüğü sahne var. Bu durum Sarkozy, Putin’e Macron gibi aynı efelenmelerle gittiğinde olmuştu. Küçük adamlar içerisinde gerçek büyük devlet adamı bir tane: O da Putin. Çünkü ülkesi hakkında —ne kadar sert eleştiriler ve iddialar olsa da, diktatör denilse de- ‘Büyük Rusya’ ülküsü var. Buna hizmet için orada. Macron, Sarkozy’nin devamı diyebiliriz. İş adamlarının tetikçisi bunlar. Sarkozy’nin devamı olarak Macron’a da aynı ayar gerekiyor. Omuzları silkeleye silkeleye gitmişti, toplantıdan çıktığında ise Sarkozy’i sarhoş sandılar, o kadar ‘yemişti’ yani Putin’den, korkunç cevaplar almıştı. Şimdi Macron’a da böyle bir ayar gerekiyor.’’

    ‘FRANSIZLARIN ÇOĞUNLUĞU MACRON’UN SURİYE POLİTİKASINI ANLAMIYOR’

    Fransa’nın ABD ve İngiltere ile birlikte Suriye’ye saldırısının uluslararası hukuka uygunsuzluğunu dile getirmenin göçmen karşıtı aşırı sağa kaldığını da aktaran Kırıkkanat, Fransızların büyük çoğunluğunun eskiden dost ülke olan Suriye’ye karşı Macron’un politikasını anlayamadığını belirtti:

    “Suriye gerçekten eskiden koloni olmasa bile, Fransa’nın çok etkisi altındaydı. Herkesin Fransızca konuştuğu, Fransa hayranı olduğu ve sıcak ilişkilerin olduğu bir ülkeydi. Fransa’da sokaktaki insanlar çok şaşkın. ‘Suriye bizim ahbabımızdı’ diyor ve bu durumu anlayamıyorlar. ‘Silah satma, dışarıya açılma’ gibi şeyleri de anlayamıyorlar. Bu ilk defa oluyor. Fransa, Suriye çok iyi ilişkiler geliştirilen bir ülkeydi. Çok özel bağları vardı. Fransızların büyük bir çoğunluğu Macron’un Suriye politikasını anlamadığı gibi, ne olup bittiği anlasalar kesinlikle aynı fikirde değiller. Bugün gerçekleri, uluslararası hukuksuzluğu vurgulayanlar- ‘Ayakta Fransa’ hareketi dışında- sol, aklı başında merkez sağcılar, ya da toz duman olmuş Sosyalist Partinin eski unsurları değil. Kimler? Ulusal Cephe, yani aşırı milliyetçi dediğimiz eski Jean-Marie Le Pen’ci, şimdiki Marine Le Pen’ci insanlar. Uluslararası hukuka uyulmadığını Ulusal Cephe’nin yabancı göçmen karşıtı kişileri dillendiriyor. Kimyasal kullandığı yalan, Macron’un yaptığı uluslararası hukuka aykırıdır, BM kararı beklenmemiştir deniliyor. Bu insanı çok üzen bir durum. Artık faşistler gerçeği dile getiriyor, demokratlar yalan söylüyor. Böyle yapmak ile hem emperyalizmi yeniden canlandırmaya çalışıyorlar ama bu arada insanlar demokrasiye güvenini yitiyorlar. Macron tarihin sayfalarına gömülecek ama o zamana kadar neler olacak?”

    ‘FRANSA, SURİYE’DE KENDİNE YER AÇMAYA ÇALIŞIYOR, BUNUN TÜRKİYE’Yİ KIZDIRMASI NORMAL’

    Fransa ile emperyalistlerin, Suriye Devlet Başkanı Esad’ı iktidardan devirmesi halinde yerine gelebilecek ismin Fransa ile yakın ilişkili biri olacağını söyleyen Kırıkkanat’a göre Suriye’de kendine yer açmaya çalışan Fransa’ya, Türkiye’nin kızması normal:

    “Fransa ile Türkiye arasında Suriye rekabeti oluşuyor saptaması doğru. Suriye’de ticari yer açmaya çalışıyorlar. Bunun Türkiye’yi kızdırması da normal. Orada Esad’ı devirebilirlerse, Esad ile Türkiye’nin anlaşması çok önemli. Çünkü Esad’ı devirebilirse emperyalistler o zaman yerine getirecekleri adamların pek çoğu Fransız kültürüyle yetiştirilmiş, orada tatilleri yapmış, orada parası olan insanlardan oluşacak. Macron bunu anladığı için zaten ABD ile el ele.”

    ‘TİCARİ İLİŞKİLER OLSA DA FRANSA, TÜRKİYE’NİN DOSTU DEĞİL’

    Kırıkkanat, Fransa’nın ticari ilişkileri bozmayacak şekilde Türkiye ile ilişkilerini idare ettiğini ancak Macron’un bir keresinde dile getirdiği “Her hafta Erdoğan ile konuşmak zorunda kalıyorum” ifadesinde kendini belli ettiği gibi Fransa’nın Türkiye’nin dostu olmadığı yorumunu yaptı:

    “Macron ‘Cumhurbaşkanlığı çok zor iş her hafta Erdoğan ile konuşmak zorunda kalan benim’ cümlesinde kendisini ele verdiği gibi aslında Türkiye’nin dostu falan değil. Fakat ilişkilere baktığımızda Fransızların Türkiye’de Mitsubishi ile ortak olarak büyük bir nükleer santral projesi aldığını görüyoruz. İnşaat devam ediyor. Bu santral bittikten sonra bunun işletmesi Fransız Elektrik Şirketi’nin 90 yıllığına tekelinde olacak. Burayla birlikte Türkiye’de inanılmaz ticari işleri var. Fransa, Türkiye’deki aşağı yukarı 300-400 yakın bir sayıda şirkette buralarda iş gören ve o şirketlerin başında olan bir ülke. Her zaman ticari ilişkileri bozmayacak şekilde Türkiye’yi idare ediyorlar. Ama asla Türkiye’nin AB üyeliğine arka çıkmayacaklar.”

    ‘AVRUPA İLE İLİŞKİLERİN KURULMASI İÇİN BU İKTİDARIN GİTMESİ GEREKİYOR’

    Mine Kırıkkanat son olarak mevcut durumda Türkiye’nin Avrupa Birliğine kabulünün mümkün olmadığını, ancak iktidar değişimi durumunda Avrupa ile ilişkilerin kurulup, hızlı bir üyelik sürecinin kurulabileceği düşüncesini dile getirdi:

    “Bu halde Türkiye’yi alamazlar. Fakat, Türkiye’de iktidar değişimi olur ve demokrat bir hükümet başa gelirse Türkiye için büyük ümit var. Avrupalılar ve bir zamanlar Türkiye’yi almamakla çok büyük hata yaptıklarını anladılar ve iktidar değişimi olması halinde kapıları sonuna kadar açacaklar. Eski Sovyet ülkelerini demokrasiye hazır olmadan aldılar. Türkiye için de böyle bir alınma yapılabilir. Müslüman olduğu için almıyorlar düşüncesi yanlış, fakat iktidarın değişmesi lazım. Bu iktidar kaldıkça OHAL, gazetecilere cezalar gibi almama gerekçeleri çok. Bu hükümetin demokrat olmaması zaten Türkiye’nin istediği hamleyi yapmasının önünü kesiyor. Ama Haziran ayı sonunda iktidar değişirse Türkiye’ye özel, ayrıcalıklı bir hızlandırılmış alış formülü uygulayabilirler. Çünkü onlar da yaptıkları hatayı anladılar. İki fırsat kaçırıldı, o zamanlar alınsaydı Türkiye, bugün başlarına bela olmayacaktı. Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin kurulması için bu iktidarın gitmesi gerekiyor. O zamana kadar düşmanken dostmuş gibi gözükmek, ticareti korumak, yalanlar söylemek geçerli olacak.”

    İlgili konular:

    Macron, Trump ile telefonda Suriye'yi görüştü
    'Trump ile Macron, Suriye'de IŞİD'in canlanmasını önleme hedefinden hiçbir şeyin bizi uzaklaştırmaması gerektiğinde hemfikir'
    Putin’den Macron ve Merkel’e: Suriye’deki ateşkes terörle mücadele operasyonlarını kapsamıyor
    Macron: Suriye'deki düşmanım Esad değil IŞİD
    Etiketler:
    Avrupa Birliği (AB), Emmanuel Macron, Fransa, Suriye, Türkiye, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın