14:10 23 Ekim 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'İran’ı Suriye üzerinden vurma söz konusu olabilir ama doğrudan İran’a saldırı zor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 20

    Hakan Güneş, İsrail’de İran’a karşı ciddi bir savaş hazırlığının konuşulduğunu, Suriye’deki İran hedeflerine yönelik gerçekleşecek bir saldırının sürpriz olmayacağını söyledi. Güneş, Batılı ülkelerin farklı araçlarla Suriye yönetiminin topraklarının bütünü üzerindeki hakimiyetini engellemeye çalıştığını belirtti.

    ABD'de Rex Tillerson'ın görevi bırakıp, Mike Pompeo'nun Dışişleri Bakanlığı görevine gelmesiyle birlikte Ortadoğu'daki gündem hareketlendi. Ortadoğu'daki ilk ziyaretini Suudi Arabistan'ın yanı sıra İsrail ile Ürdün'ü yapan Pompeo, İran'ı hedefe koyarken, bakanlık görevinin ilk mesajları da Tahran ve Rusya üzerine oldu.

    İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun da İran'ın nükleer dosyası çıkışı eşliğinde yeni belirsiz bir dönem başladı.

    ABD-İsrail-Körfez cephesi ve AB ile Rusya'nın tutumlarını İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Hakan Güneş ile konuştuk.

    ‘İSRAİL'DE CİDDİ BİR SAVAŞ HAZIRLIĞI KONUŞULUYOR AMA…'

    Hakan Güneş, Trump'ın birçok davranışıyla gösterdiği üzere öngörülemez olduğunu söylerken, İsrail'de ciddi bir savaş hazırlığının konuşulmasına rağmen İran'a yönelik henüz bir saldırı olmayacağı kanaatinde olduğunu belirtti:

    "Trump'ın birçok davranışını tam yerli yerine oturtamıyoruz. Örneğin, Kore'deki gelişmelere baktığımızda sürpriz noktalara doğru varabildiğini, kendisinin de bu noktada hepimizi şaşırtan yaklaşımları sergileyebildiğini görüyoruz. Bu İsrail, ABD, İran gerilimi konusuna nereden bakarsak bir 39 yıllık gerilimden söz edebiliriz. Bunun savaş anına geleceğini biz çok konuştuk geçmişte. Yine şu anda bu konuşuluyor, hatta çok detaylı konuşuluyor, İsrail'de de konuşuluyor, başka yerlerde de. İsrail örneğin kuzey hattındaki ordunun yeterince hazırlıklı olup olmadığını tartışıyor, komutanlarını suçluyor. Yani ciddi bir savaş hazırlığı adeta konuşuluyor. Suriye'de mi olacak konusunda sayısız analist tartışıyor, yani saldırı Suriye'de mi olacak, İran'da mı olacak diye. Ben de daha ziyade henüz bir saldırı olmayacağı kanaatine sahip olanlardanım."

    ‘NETANYAHU, ABD KAMUOYUNU VE İSRAİL LOBİSİNİ HAREKETLENDİRMEK İÇİN KAMPANYA BAŞLATTI'

    İran'a yönelik İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun ABD kamuoyunu hareketlendirmek için kampanya başlattığını ve işin bu kısmının ABD'den bağımsız olduğunu söyleyen Güneş'e göre İran'a düşman olduğu herkes tarafından bilinen ABD Dışişleri Bakanı Pompeo'nun bir önceki ziyaretinde de ortalık karışmıştı:

    "Peki bunlar neden oluyor? İşin bir kısmı ABD'den bağımsız. Netanyahu'nun her zaman bu türden ziyaretler öncesi ve sırasında ABD kamuoyunu ve politik çevrelerini hareketlendirmek, keza İsrail lobisini hareketlendirmek için ve kendi radikal tezlerine taraftar bulabilmek için bir kampanya yaptığını görebiliyoruz. Birinci faktör galiba bu. İkincisi, Pompeo'nun hem Trump yönetimi içerisinde hem de ABD'de son yıllarda en şahin isimlerinden birisi olduğu ve özellikle Suudilerle çok yakın, İsrail'le çok dost ve İran'a çok düşman birisi olduğu herkes tarafından biliniyor. Bu vesileyle şunu hatırlayalım, Pompeo'nun bir önceki ziyaretinde çarşı-Pazar yine karışmıştı."

    ‘POMPEO'NUN GEÇEN YILKİ ZİYARETİYLE DE TÜRKİYE-İRAN İLİŞKİLERİ GERİLMİŞTİ AMA…'

    Devletlerin bazen beklenmedik manevralara girişerek içinde oldukları ittifak ilişkilerine ne kadar sadık olup, olmadıklarını gösterdiklerini söyleyen Güneş, Pompeo'nun bir önceki Ortadoğu turunda Türkiye ile İran ilişkilerinin müthiş gerilmiş ama Astana süreci yine de devam etmişti:

    "Pompeo bir yıl önce yine aşağı yukarı aynı güzergâhı izlemişti ve Ankara'dan geçmişti. O zaman da İran-Türkiye ilişkileri karışmıştı. Çünkü Türkiye yönetimi, daha sonra İbrahim Kalın'ın ‘Pompeo'ya bir dosya verdik' açıklamalarından da anlaşıldığı üzere İran'a karşı çeşitli yaptırım ya da yaklaşımlar içerisinde biz de yer alabiliriz teklifini sundular. Dolayısıyla Türkiye-İran ilişkileri müthiş gerilmişti. Ama ne oldu, bir yandan da Astana sürecinde partnerlik sürdürüyor, İran Dışişleri Bakanı Zarif'le sabah akşam gelinip gidiliyor, yani devletler bazen beklenmedik manevralara kalkışabiliyorlar. Bu da onların şu anda ittifak içinde oldukları yapılara ne kadar sadık olduğunu ya da olmadıklarını gösteriyor."

    ‘RUSYA'NIN SURİYE POLİTİKASI NET'

    Güneş, Rusya'nın Suriye ile ilgili politikasını net bir biçimde ortaya koyup, bu konuda anlaşamadığı devletlerle ise farklı ilişkilere girmekten kaçınmayan bir politika izlediğine işaret edip, İsrail ile de ilişkisine Suriye konusunda anlaşamamasına rağmen devam ettiğine vurgu yaptı:

    "Bu denklemin Suriye'yle ilgili kısmı yeni değil. 2011-2012 yıllarından itibaren Rusya'nın tam anlamıyla sahaya dahil olması itibariyle de baktığımızda —2015 Eylül itibariyle- yeterince sinyal almış durumdayız. Yeterince örnek sahibiyiz. Rusya bu sahadaki politikalarını yani Esad'la, Şam yönetimiyle olan ilişkisini ya da Suriye politikasını oldukça net bir biçimde ortaya koyuyor ve diğer ülkelerle ilişkisini şöyle tarif ediyor —yani Türkiye, İsrail ve diğerleriyle-: Ben Suriye'yi böyle görüyorum, sizinle bu konuda anlaşmıyoruz ama bu anlaşmazlığımız sizinle başka işler yapmamıza (örneğin Türkiye'de nükleer santral, İsrail'le vizesiz rejimle birlikte onun en önemli petrol sağlayıcılarından olması) mani değildir diye bir yaklaşımı var ve bunu da aslında uzun süredir sürdürüyor. Birçok devlette bu politika vardır ama Rusya'da bu oldukça belirgin ve problemsiz bunu sürdürüyor. Dolayısıyla İsrail'le Rusya'nın belirli anlaşmazlık konusu Suriye'yle ilgili ama diğer konularda iş birliklerini sürdürecekler, daha zor dönemlerde de sürdürdüler."

    ‘ZAMANI GELDİ, İRAN'IN SURİYE'DEKİ HEDEFLERİNE SALDIRI SÜRPRİZ OLMAYACAK'

    Güneş, asıl sorunun Suriye sahasındaki İran mevzilerine saldırı olup olmayacağı olduğunu söylemekle birlikte İsrail'in Rusya ile doğrudan karşı karşıya gelişten çekineceğini ve İran'a yönelik İsrail saldırısının çok sürpriz olmayacağı yorumunu yaptı:

    "Ama burada galiba sorun şu, yani Suriye sahasındaki İran mevzilerine saldırı olacak mı? Bir kere Hizbullah mevzilerine oldu, oluyor ve olacak hiç tartışılmasız. Ama bir adım ileri gidip İran'a yapılacak mı? Çünkü bütün bu gerilim biraz böyle İran'a mı saldırı olacak, İran nükleer baş belası, yeni bir Kuzey Kore vesaire anlatısından kaynaklanıyor. İsrail'in çeşitli tek taraflı hamlelerinin uluslararası kamuoyu nezdinde meşrulaştıracak bir hamle olacak. Peki Rus hava savunma sistemleri İran'ı koruyacak mı? Yahut İsrail, Rusların Suriye'deki hava savunma sistemlerine saldırı düzenleyecek kadar ileri gidecek mi? Orada Rusya'yla doğrudan bir tabii ki bir karşı karşıya gelişten kaçınacağını ben de pek çok kişi gibi tahmin ediyorum. Fakat İran konusunda ben artık zamanın geldiği kanaatindeyim. Yani İran'ın doğrudan Hizbullah'la beraber, İran'ın bölgedeki komutanlarının da hedefte olacağı ve doğrudan saldırıya maruz kalabileceklerini, artık bütün bu propaganda yoğunlaşmasının buraya doğru gittiği kanaatindeyim. Yani böyle bir saldırı çok sürpriz olmayacak."

    ‘FRANSA, İRAN'I YUMUŞATARAK BATIYLA EKLENME SÜRECİNİ SÜRDÜRMEK İSTİYOR'

    Güneş tüm bu gelişmelere karşın Fransa'nın diplomasi atağıyla İran'ı yumuşatıp, Batı ile eklenme sürecinin sürmesini sağlamaya çalıştığını belirtti:

    "Öte yandan ne var? Şunu biliyoruz; Fransa müthiş bir diplomasi atağı içinde çünkü İran'ı yumuşatarak Batıyla eklemleme sürecini sürdürmek istiyor. Trump'ı Macron İran'a yönelik doğrudan bir saldırıdan uzak tutmaya çalışıyor çünkü Fransa nükleer anlaşmadan en karlı çıka ülke. Yani anlaşma Obama tarafından malum, onun onayıyla gerçekleşmiş oldu, 5+1, fakat ertesi gün İran'daki bütün 5 yıldızlı oteller doluydu —sayısı fazla değil bu arada- yani Tahran'da her yerde Fransızca konuşuluyordu, bunu o bölgeye gidip gelenler bilir, Türk uçakları da dahil aktarmalı, hep bölge böyle bir Fransız istilasına uğradı. Çok ciddi kontratlar alındı. Dolayısıyla İran'ı biraz kollamaya, biraz fazla kollamaya çalıştı ama tabii onun da bir sınırı var."

    ‘SURİYE YÖNETİMİNİN HAKİMİYETİ ENGELLENMEYE ÇALIŞILIYOR'

    Daha önceden ‘eğit-donat' projesiyle ve sonra Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile ve şimdi de başka bir olası planın devreye sokulmasıyla amaçlananın Suriye yönetiminin ülkenin tamamında hakimiyetinin engellenmesi olduğunu söyleyen Güneş'e göre planlar bütünlük açıdan başarısız olsa bile savaşın sürdürülmesi esas amaç:

    "Körfez ülkelerinin de işin içine girdiği yeni bir taktik adımın ortaya çıktığı görülüyor. Bu artık oldu. Mesela hatırlayalım daha önce eğit-donat politikası izlendi. Daha sonra SDG ağırlıklı başka bir politikaya geçildi. Yani dönem dönem farklı politikalarla izlenmeye, yapılmaya çalışılan şey sonuç olarak Suriye yönetiminin gücünün zayıflatılması ve ülkenin tamamı üzerinde hakimiyet sağlanmasının engellemesi. Bu İsrail'in çok bayıldığı bir tema. Bir alternatif plan olarak sıradaki üzerinde çalışılan projenin Körfez ülkeleriyle hamle olduğu anlaşılıyor. Fakat nasıl eğit-donat projesi sonunda sadece bir asker kalmıştı ve sorulduğunda ‘sahada bir kişi var' diye yanıt verilmişti. Bu yeni planda da ona benzer olarak kaç ülke katılır gibi konular zorluk yaratacak. Çünkü Arap Birliği de bu anlamda parçalanıyor. Fas'ın Cezayir karşıtlığı kullanılarak, Körfez ülkelerinin orayı finanse etmesi sağlanıyor. Polisario meselesini böyle ortaya çıkardılar. Bu da tutmayabilir ama tutacak şey: Sonuç olarak üç senenin daha savaş ile geçirilebilir olmasıdır. Sonuç olarak yıkım devam edebilir. Eğit-donat kendi içerisinde başarısız olsa da bir seneyi onunla devam ederiz düşüncesi var. Savaş devam ediyor, yıkım devam ediyor."

    ‘TÜRKİYE'NİN BATI İLE TEKRAR ANLAŞMANIN ZEMİNLERİ VAR'

    Hakan Güneş son olarak Türkiye ile İran'ın çok farklı bölgesel yaklaşımlara sahip olmaları nedeniyle uzun süreli bir şekilde ittifak ilişkisi sürdüremeyeceklerini ve Türkiye'nin hala ABD ve Batı ile anlaşmaya eğilimli olduğu sözlerini belirtti:

    "Türkiye'nin tabii ki İran ile bölgesel yaklaşımları ve iddiaları çok kalıcı bir ittifakı mümkün kılmıyor. Bir tarafta Suudi Arabistan merkezli, Batı ile doğrudan içerden işbirliği içinde olan Ürdün, Suudi Arabistan ve müttefiklerini tanımlayabiliriz. Bir de daha İhvancı, daha ılımlı İslamcı bir takım modellerin hakim olabileceği bir ittifak alanı var. Bu da küçük bir saha değil. Bazılarında iktidardalar. Bu görüş bazen Suudi-İran karşıtlığında bile İran ile yakın olabiliyor. Ama bunun aynı zamanda kalıcı olmasının ve sürdürülebilir olmasının mümkün olmadığı bazı ülkeler var. Irak böyle bir yer, Suriye'de bunu yapmanız imkânsız. Türkiye de yakın planda bazı genel meselelerde iş birliği yapabilse bile sahasındaki önemli konularda İran ile yakın olabilmesi mümkün değil. Şimdiki durum Kürt meselesindeki sıkışma ve Suriye savaşındaki bütün yanlış politikaların birikiminden çıkmak için mecburi ara durak gibi geliyor ve hala Türkiye'nin ABD ile dönüp anlaşmaya yapmaya ve İran'ı karşısına almaya eğilimli olduğunu düşünüyorum. Bu durumda Rusya'nın Türkiye taraf değiştirirse çok üzülmeyeceğini ve projeleri rafa kaldırmayacağını, ‘İran ile de kavga edeceksen et' diyeceğini biliyoruz. Fakat özel faktörler de var. Pompeo'nun sert bir mizacı da var. Süreçlerin akışı bazen kişisel özelliklere de bağlı olabiliyor. Suudilerle ve İsrail ile olan yakınlığıyla birlikte Erdoğan ile olan rezonansının tutmaması işleri zorlaştırıyor bu ikili açısından. Batı merkezli resmî açıklamalarda ise Türkiye'nin müttefikliğinin altının çizildiği görebiliyoruz. Bu anlaşma trendleriyle birlikte bir anlaşmanın kapıda olmasa bile zemin olduğu görüyoruz. Bunun için biz de 24 Haziran'ı bekleyeceğiz."

    Etiketler:
    Hakan Güneş, İsrail, Suriye, Türkiye, ABD, Rusya
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın