21:20 18 Ağustos 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'Lübnan'da savaş çıkarsa güneyle sınırlı kalmaz'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 11

    Ceng Sagniç’a göre Lübnan seçiminde Hizbullah’ın zaferi, Suriye’de güç dengesinin İsrail aleyhine gelişmesiyle savaş olasılığı arttı. Sagnic savaş çıkarsa bu kez Güney Suriye veya Lübnan’ın tamamında olacağı öngörüsünde bulundu.

    Lübnan’da dokuz yıl aradan sonra gerçekleştirilen seçimlerden Hizbullah ve Emel ittifakının güçlenerek çıkmasıyla İsrail’in saldırısı  ve yeni bir savaş olaslığı tartışılıyor. İsrail Eğitim Bakanı Naftali Bennettİin “Lübnan=Hizbullah’ açıklaması dikkat çekerken, İsrail’in sürekli Suriye’de İran hedeflerini vurması yine savaşın Suriye’de de yaşanabileceği kanısı yaratıyor. Bu gelişmeler ABD Başkanı Donald Trump’ın ülkesini BM Güvenlik Konseyi onaylı nükleer anlaşmadan çekmesiyle tehlikeli boyutlar kazanıyor.

    Durumu ve İsrail’den görünen resmi Moşe Dayan Merkezi’nden Ortadoğu Araştırmacısı Ceng Sagnic ile konuştuk.

    ‘LÜBNAN SEÇİMİ İSRAİL’İN ARGÜMANLARINI GÜÇLENDİRDİ’

    Ceng Sagnic’a göre Lübnan’daki seçim sonuçları İsrail açısından sürpriz bir gelişme olmadı, aksine bu sonuçlar İsrail’in argümanlarını güçlendirmiş oldu:

    “İsrail'de Hizbullah'ın müttefikleriyle beraber seçimi kazanması beklenildiği gibi zaten Lübnan'ın hükümeti, ordusu üzerindeki tahakkümü de yakınen biliniyordu. Beklenen bir gelişmeydi seçimlerin böyle sonuçlanması. Bir şekilde Hizbullah'ın seçimlerde kendine göre bazı yöntemlere yöneleceğini —seçim hilesi vesaire gibi- dile getirenler de oluyordu açıkçası. Tabii Hizbullah ve müttefiklerinin seçimi kazanabilecek bir toplumsal desteğe de sahip olduğunu biliyoruz. O yüzden İsrail için Lübnan seçim sonuçları sürpriz bir gelişme olmadı, aksine argümanlarını güçlendiren bir gelişme olduğunu söyleyebiliriz.”

    ‘NETENYAHU İLE GÜVENLİK YAPISI UYUMLU’

    Sagnic, İsrail Başbakanı Netenyahu’nun İran’ın ‘nükleer arşivi’ ile ilgili beyanlarının ABD kamuoyu ve hatta İsrail güvenlik bürokrasisinde bile fazla ikna edici bulunmadığı ve hatta iç politikada yolsuzluk dosyaları nedeniyle sıkışmasıyla bağlantı kurulduğu anımsatıldığında, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Bu tür think-tank gibi, analistler gibi, basın gibi mecralara geldiği zaman Netanyahu'nun iç politikadaki açmazları her ne kadar gündeme geliyor olsa da, İsrail'in güvenlik aparatlarıyla Netanyahu'nun İran'la ilgili yaptığı girişimleri oluşturan motivasyona baktığımızda aralarında bir uyum olduğunu görüyoruz. İsrail güvenlik aygıtlarının, Başbakan Netanyahu’nun bundan siyasi bir kazanç elde etme çabası dahi olsa bu durumdan rahatsız olduğuna dair herhangi bir işaret yok. Aksine zaten Netanyahu'nun duyurduğu ve ilan ettiği bilgiler güvenlik aygıtlarından geliyor.”

    ‘EN BELİRGİN KAYGI SURİYE SAVAŞI TECRÜBESİNİN İSRAİL’E KARŞI KULLANILACAĞI’

    Suriye savaşında güç dengesinin İsrail’in aleyhine değiştiğini söyleyen Sagni’a göre en belirgin kaygı Suriye savaşıyla birlikte elde edilen askeri ekipman ve tecrübenin İsrail’e karşı kullanılacağıyla ilgili:

    “İsrail tarafında Suriye konusunda atılan adımların tam tersi oluyor tarzında eleştiriler elbette var ama herkesin uzlaştığı bir nokta da var; Suriye savaşında değişen güç dengesi İsrail'in aleyhine gelişti. İsrail'e karşı bir güvenlik krizi yaratacak bir güç dengesi değişimi değil henüz fakat değişimin yaşanılır olduğu bölge Suriye ve Lübnan da İsrail'in neredeyse kapısının dibi. Bu değişim aslında İran'ın nükleer silah kapasitesini geliştirmesiyle hem ilgili hem ilgisiz. İlgili, çünkü İran'ın nükleer silah kapasitesini geliştirmeye devam ediyor iddiası İran'ın uluslararası girişimlerden etkilenmediği ve dokunulmazlık yolunda ilerlediği anlamına geliyor. Aynı zamanda bununla ilgisiz çünkü; İsrail için nükleer silahlar veya İran'ın eline geçebilecek nükleer silahlar tek başlarına tehdit değiller, başka tehditler de var. Bunların başında tabii ki Hizbullah ve İran'ın desteklediği şu an Suriye'deki 40 küsür Şii milis örgütün neye doğru evrildikleri, Suriye savaşında sona yaklaştıktan sonra namluların kime doğru çevrileceği. Buradaki en belirgin kaygı Suriye savaşında elde edilen askeri ekipman ve tecrübenin bir şekilde İsrail'e karşı kullanılacağıyla ilgili. Özellikle Yemen savaşıyla beraber çok daha fazla ortaya çıkmış olan bir İran ihracatı olan balistik füzelerin artık seri üretime geçmiş olması ve neredeyse Yemen'den Lübnan'a kadar füzelerin elden ele geçiyor olmaları. Burada İsrail'in artık birincisi Suriye savaşında en azından bu safhasında artık sona yaklaşıldığını görmesi ve bununla ilgili adım atması çok da sürpriz ya da şaşırtıcı şeyler değiller. Bu atılan adımların içerisinde birincisi İran'ın Suriye'deki askeri varlığının dengelenmesi var, ikincisi İran müttefiklerinin askeri kapasitelerinin Suriye'de yeniden dengelenmesi girişimleri var.”

    ‘RUSYA İLE İRAN’IN İTTİFAKI İDEOLOJİK DEĞİL PRAGMATİK’

    Rusya’nın İsrail ile İran arasında henüz tarafsız bir pozisyonda durduğuna işaret eden Sagnic, İsrail’in hamlelerini yaparken Moskova’yı da kızdırmamaya dikkat ettiği görüşünde. Sagnic, iki ülke arasında Suriye’de yaşanacak olası gelişmelerin ise ya Rusya’ya rağmen ya da Rusya’nın müsaadesiyle gerçekleşebileceği yorumunu yaptı:

    “Herkesin ikna olduğu ve bildiği bir şey var; Rusya ile İran arasındaki ittifak kesinlikle ideolojik bir ittifak değil. Yani İran ve Hizbullah arasındaki ittifak veya İran ile diğer Şii milisler arasındaki ittifaklara benzer bir ittifak değil. Burada daha çok pragmatik bir ittifak söz konusu. İkincisi, bu ittifaktaki güç dengesi çok farklı. Rusya, İran'dan çok daha büyük bir güç, bulunduğu yerde girdiği kabın içerisindeki alanı dolduran bir güç böyle olduğu için de aslında İran'ın pek de istediği kadar alana sahip olmasını sağlamayan bir güç. Bu, tabii İran ile Rusya arasındaki ilişkilerin kötü olduğu anlamına gelmiyor. Fakat çok bariz bir şekilde görüyoruz ki; Rusya, İran ve İsrail arasındaki veya İsrail ile İran destekli grupların arasındaki çatışmalarda henüz tarafsız bir yoldan değerlendirme yapıyor ve kimsenin diğer tarafa kontrolsüz bir şekilde saldırmasını istemiyor. Bunun örneği şimdiye kadar İsrail'in yaptığı tüm hava saldırıları Rusya'nın koruduğu hava sahası içerisinde olmuş olması ve buna karşın İsrail'e karşı herhangi bir girişimde bulunmamış olması olarak verilebilir. Bununla beraber de İsrail'in yaptığı hava saldırılarında Rusya'yı kızdırmayacak şekilde sadece kendisi için stratejik tehditler oluşturabilecek yerlere yapması ve bunun düzeyini de sınırlı tutması durumu da var. Eğer İsrail ile İran arasında Suriye'nin herhangi bir yerinde bir şey olacaksa bu ya Rusya'nın müsaadesiyle olacak ya da Rusya'ya rağmen olacak. Bunun Rusya'nın müsaadesiyle olması sadece ve sadece çok konvansiyonel bir tehdidin artık İsrail'e karşı engellenemez bir biçime ulaşmasıyla mümkün, henüz ortada bu kadar konvansiyonel bir tehdit yok. Rusya'ya rağmen yapılması ne demek? Burada İsrail ve İran ve İran destekli grupların kendi aralarındaki sorunu kendi aralarında çözmesi ve ABD'nin buna herhangi bir askeri girişiminin olmaması. Eğer ABD'nin herhangi bir askeri girişimi olmaması durumu devam ederse bu Rusya'nın İsrail ve İran arasındaki gerginliklerdeki tarafsız tavrını korumasının yolunu da açabilir.”

    ‘İSRAİL RUSYA’YI TAHRİK EDECEK BİR SATAŞMAYA GİRMEDİ’

    İsrail’in, Rusya’nın çizdiği sınırlara karşı temkinli davrandığını belirten Sagnic’a göre Rusya’nın İsrail’e karşı pozisyonunu etkileyecek şey ABD’nin bu konuda nerede duracağı:

    “Suriye'deki İsrail ile İran arasındaki sorunlar şu an Rusya'nın Ortadoğu'daki siyasetinin içerisine baktığımızda Rusya açısından çok daha küçük sorunlar. Burada Rusya'yı İsrail'e karşı tavır almaya veya pratik adım atmaya itecek şey İsrail ile İran arasındaki gerginlikte ABD'nin nerede duracağıdır, bunu da ancak ayın 12'sinden sonra Trump'ın nükleer anlaşmayla ilgili atacağı adımlardan sonra —yani anlaşmadan çekilmesi bekleniyor- görmek mümkün. Konunun Rusya'yla ilgili kısmında birincisi bugüne kadar İsrail, Rusya'yı herhangi bir şekilde tahrik edecek bir sataşmaya girmedi, attığı tüm adımlarda ve yaptığı tüm operasyonlarda Moskova'yı haberdar etti. İsrail’in, Rusya'nın çizdiği sınırlara karşı temkinli davrandığını düşünüyorum. Yaptığı operasyonların gerçekten çok ‘ameliyatvari’ yapıldığını ve güç dengesini sadece stratejik alanlarda değiştirecek ama konvansiyonel hedeflere yönelmediklerini düşünüyorum. Bu ne demek? Yani füze bataryaları veya füze merkezleri gibi çok stratejik yerler vurulmasına karşın sahada muhaliflerle veya IŞİD'le girişilen mücadeledeki askeri birliği değiştirecek büyük kayıplar diğer tarafa henüz İsrail tarafından verilmiyor veya verdirilmiş değil, özellikle Rusya'nın sponsorluğunu yaptığı projeye —amiyane tabirle- çok çomak sokulmuş durumda değil. Diğer yandan Rusya'nın tarafsızlığının devam etmesinin bazı koşulları var. Burada Rusya'nın İran tarafında ideolojik bir tavır sergilemesini beklemek çok yanlış olur. Bunu bekleyenlerin neye dayanarak bunu beklediklerine dair de bir argümanları yok. Rusya’nın tavrını değiştirip İsrail karşıtı sert bir tavır alabilmesinin yegâne sebebi konuya ABD'nin nasıl yaklaşacağıdır.”

    ‘RUSYA VE İRAN MÜTTEFİK OLSALAR DA İDEOLOJİK OLARAK ORTAK DEĞİLLER’

    İran ile Rusya’nın müttefik olsalar da ideolojik olarak ortak olmadıklarını ve Suriye’deki hedeflerinin farklı olduğunu söyleyen Sagniç’a göre İsrail, Suriye’deki güç dengesini Rusya’nın aleyhine değiştirecek adımlardan uzak duruyor:

    “Rusya'nın Suriye'nin toprak bütünlüğüyle ilgili taşıdığı kaygıların İran'ın Hizbullah'a veya diğer Şii milislere yaptığı askeri, ekonomik ve siyasi yatırımlarla pek bir ilgisi yok. Rusya'nın da bu tür bir algısı olduğunu düşünmüyorum. Yani bunu düşünmek bizi yanlışa götürebilir. Rusya'nın Suriye'de yaptığı yatırım, İran'ın bölgesel hedeflerini desteklemek, bölgesel yayılmacılığını desteklemek veya İran'ın bir 'Şii Dolunayı' kurmasının yolunu açmak gibi ideolojik bir hedefi yok. Yani bu şu demek oluyor; İsrail'in İran'a karşı attığı adımlarda sahadaki güç dengesini çok sert bir biçimde Rusya’nın aleyhine çok değiştirmeyecek adımlar atması durumunda Rusya'nın buna karşı konvansiyonel bir adım atmasını beklemenin bir manası yok. Yani çok daha açık söylemek gerekirse, İran'dan anlatıldığı gibi Lübnan'a gönderilen balistik füzelerin ya da ilerde İsrail'e karşı kullanılacak başka ekipmanın Suriye'nin toprak bütünlüğüyle ilgi olan hiçbir yanı yok. Bunu Rusya da İsrail de çok iyi biliyor. Yani İsrail'in kendi operasyonlarını veya İran'a karşı atacağı adımları bu noktayla sınırlandırdığı takdirde Rusya'nın, İsrail'e karşı askeri bir adım atmasını beklemek Rusya'nın siyasetini de doğru anlamamak anlamına geliyor. İsrail'in Suriye'de giriştiği operasyonlar veya İran'a karşı attığı adımlar bu güç dengesini Rusya'nın aleyhine değiştirmeye ya da Rusya'nın müttefiklerine çok ciddi yapısal zararlar vermeye yönelik şeyler değil aksine Rusya'nın açtığı yoldan veya Rusya'nın Suriye'de yarattığı ikmal hatlarını gelecekte İsrail'le yapılacak başka bir savaş için suistimal verecek adımları geri çevirmeye yöneliktir. Ben kesinlikle bunun böyle devam etmesi durumunda Rusya'nın sanıldığı gibi ideolojik bir tepki vereceğini düşünmüyorum, çünkü Rusya ve İran her ne kadar müttefik olsalar da ideolojik olarak ortak değiller.”

    ‘SINIRA GELENLERE SEN IŞİD’Lİ MİSİN DİYE SORULMUYOR’

    Sagnic, İsrail’in cihatçılara destek verdiğine dair haberlerin Rusya için ‘rahatsız edici’ niteliği anımsatıldığında, böyle bir bilgiye rastlamadığı yanıtını verdi. Sagnic, ancak İsrail’in sınıra yaralı olarak gelenlere sen IŞİD’li misin diye sormadığını da ekledi:

    “Cihatçılara verilen destek ile ilgili yorum yapmıyorum, gerçekten öyle bir şeye ben rastlamadım. İnsani bir durum var orada, sınırlara yaralı olarak gelen ve kendini İsrail tarafına atmaya çalışan insana, sen IŞİD'li misin, Nusracı mısın, şucu musun, bucu musun diye sorulmuyor, tedavisi yapılıyor ve geri gönderiliyor. Bu bir destekse destek, destek olmayabilir de bunu söylemek gerekirse.”

    ‘TAMPON BÖLGE FİKRİ İSRAİL’İN KENDİSİNİ RUSYA’YA DAYATTIĞI BİR FİKİR DEĞİL’

    İsrail’in Suriye sınırında geniş bir tampon bölge istediğini belirtirken, ancak bu konuda kendini Rusya’ya dayatmadığı görüşünü dile getiren Sagnic’a göre, İsrailliler bu bölgenin garantörlüğü için Rusya’yla anlaşma yapmaya kapalı değil:

    “İsrail tampon bölge istiyor ama geniş bir tampo bölge istiyor, bunun da Rusya'yla istişaresi devam edecek. Fakat bu tampon bölgenin rejim veya Rus güçlerinden arındırılacağı diye bir talep yok. Bu tampon bölgede bulunması istenmeyen grupların kim oldukları çok bariz bellidir. Yani bu tampon bölge talebinin Rusya'ya karşı tüm kapıları kapattığı ve İsrail'in kendi talebini çok dayattığı bir fikirmiş gibi anlamamak gerekiyor. Yani İsrail'in tampon bölgede istemeyeceği güçlerin başında İran ve İran destekli gruplar geliyor, Hizbullah geliyor. Yarın Rusya'yla yapılacak yeni birtakım anlaşmaların tampon bölgenin garantörlüğünü Rus ordusunun yapmasıyla ilgili veya bunun için bazı kurulacak bazı polis güçlerinin bu bölgelerde konuşlanmasıyla ilgili uluslararası çerçevede atılacak adımlara İsrail'in karşı çıkacağını düşünmek çok büyük bir yanılsama olacaktır. İsrail buna karşı çıkmayacaktır çünkü Rusya'yla bir iletişim kapısı kapatılmış değil, yani İran'la, Suriye'yle, Hizbullah'la kapalı olan iletişim kapıları Moskova'yla ardına kadar açıktır. Aksine İsrail'in Moskova'yı gereğinden fazla zorlamayacak adımlar attığını da çok iyi biliyoruz.”

    ‘MOSKOVA’NIN ORTADOĞU’DAKİ ABD MÜTTEFİKLERİYLE İLİŞKİ KESME SİYASETİ YOK’

    Sagnic, Moskova’nın Ortadoğu siyasetinde ABD müttefiki ülkelerle ilişkiyi kesme yönünde bir tavrının olmadığını ve tampon bölgeyle alakalı İsrail taleplerinin karşılanmaması için ortada büyük sebeplerin bulunmadığı değerlendirmesinde de bulundu:

     “Yani İsrail'in taleplerini Moskova'dan alamaması için ortada sanıldığı kadar büyük nedenler yok. İsrail, taleplerini Moskova'dan alamazsa bunun sebebi Moskova'nın ABD ve ABD müttefikleriyle olan sorunları olabilir ki Moskova'nın şu anda Ortadoğu siyasetinde ABD müttefikleriyle ilişkileri kesmek gibi bir siyaseti yok. Aslında ABD müttefikleri bir şekilde Moskova'yla ilişkilerinde her geçen gün daha da ilerliyor, bunun en güzel örnekleri Türkiye, Irak Kürdistan Bölge Yönetimi. Yani ABD müttefikleri olmalarına rağmen, bu müttefik pozisyonlarının devam etmesiyle beraber Rusya'yla da bir biçimde iletişimde kalmaları şeklinde ilerleyen bir siyasette Rusya'nın İsrail'e kapıyı kapatacağı fikri çok afaki bir fikir olur.”

    ‘SAVAŞ YA GÜNEY SURİYE’DE YA DA LÜBNAN’IN TAMAMINDA YAŞANACAK’

    Sagnic, Lübnan’da yaşanacak olası bir savaş senaryosunun ‘gerçekçi’ olduğu görüşünde. Suriye ile alakalı ikmal hatları nedeniyle bunun Rusya’yı da ilgilendireceğini belirten Sagnic’a göre, eğer savaş yaşanırsa mecburen Güney Suriye’de ya da Lübnan’ın tamamında olacak:

    Hasan Nasrallah- Saad el Hariri
    © REUTERS / Aziz Taher
    “Lübnan üzerinden bir savaş senaryosu gerçekçi olur ama şunu da eklemek gerekiyor; Lübnan'la yapılacak bir savaşta Rusya'nın çok ciddi bir etkisi var. Yani o savaşın geleceğine karar verecek olan ülkenin başında Rusya geliyor. Çünkü İsrail ve Lübnan'daki bazı güçler arasında —bu İran'ın bizzat kendisi olur veya İran destekli Hizbullah olur- yaşanacak ve artık Beyrut'un kuzeylerine kadar ilerleyebilecek bir savaşta Lübnan-Suriye sınırının ikmal hatları çok büyük önem kazanacaklar ve tüm bu ikmal hatları Rusya'nın kontrol ettiği yerlerden geçiyor olmasından dolayı bunun krizler doğurma ihtimali yüksek. İsrail ve İran arasında, İsrail'de veya İran'da bir savaş olası değil henüz, böyle bir askeri kapasitesi yok İran'ın. İsrail'in de İran'a tek taraflı bir operasyon yapması gibi ne bir askeri niyeti ne de planlaması var. Bu savaş yaşanacaksa eğer ya Güney Suriye'de ya da Lübnan'ın tamamında yaşanacak bir savaş olmaya şu an için mecbur.”

    ‘MOSKOVA’NIN SAVAŞIN SURİYE’DEKİ GÜÇ DENGELERİNİ DEĞİŞTİRMEMESİ TALEBİ OLABİLİR’

    Cenk Sanic son olarak Moskova’nın, İsrail’in Hizbullah’la olası savaşının Suriye’deki güç dengelerini değiştirmemesi yönünde talebi olabileceğini de belirtirken, bu talebin İsrail tarafından karşılanabilir olacağını da ekledi:

    “Bu savaşın ortaya çıkması durumunda da kriterler çok belli olacak. Yani eğer İsrail'le Hizbullah aralarındaki sorunu çözmek için bir savaşa girişeceklerse Moskova’nın bu savaşın Suriye'deki güç dengelerini değiştirmemesi talebi olacak. Ben bu talebin karşılanabileceğini düşünüyorum. Çünkü güç dengelerinde ufak değişimlere hatta büyük değişimlere gitme ihtimali olmasına karşın Suriye'de artık Suriye rejiminin toprak bütünlüğünü tehdit edecek boyutlarda —muhalif sorunu da kalmadığı için veya IŞİD sorunu da kalmadığı için- yani Rusya'nın da çok fazla istediği toprak bütünlüğüyle ilgili tehditleri doğuracak bir durum olmayacağını düşünüyorum. Bu şu demek değil, yani Rusya bu tür bir savaşa İsrail'in yanında destek verir ya da göz yumar manasında söylemiyorum, bu Rusya ile İsrail arasındaki iletişim kapısının ardına kadar açık olduğunun ifadesidir. Yani bu savaş riski çok yoğun bir biçimde var, yakın zamanda böyle bir savaş riski var, hatta savaşın Beyrut'un çok çok kuzeylerine sirayet etmesi artık başkentin de ötesine geçerek Lübnan'daki Sünni bölgeleri dahi içine alması gibi çok ciddi bir risk var. Suriye'deki askeri ikmal hatlarının, askeri güçlerin böyle bir savaşta İsrail'e karşı kullanılması en azından bu bölgenin dahil olması riski çok büyük bir risk. Bununla ilgili herkesin bir senaryosu var. Ama bu senaryoları konuşurken İsrail'le Moskova arasındaki iletişim kanallarının İran'ın lehine bir biçimde kapalı olduğu fikrini taşıyarak konuşulmaması gerektiğini düşünüyorum.”

    İlgili konular:

    Lübnan: Seçim sonuçları 48 saat içinde açıklanacak
    'Lübnan'daki tablonun birinci sebebi Hariri'nin yaptıkları'
    Lübnan seçimlerinde Hizbullah-Emel ittifakı önde
    Etiketler:
    Hizbullah, Ceng Sağnıç, İran, ABD, İsrail, Lübnan
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın