13:07 13 Aralık 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'Türkiye’de ekonominin kötüye gidişinde dış güçlerin rolü olduğu söylemi 'zırva'dan ibaret, iktidar artık ne içeriye ne de dışarıya güven verebiliyor'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    0 53

    Mustafa Sönmez, Türkiye ekonomisinin kontrolden çıkmış bir durumda olmasında ‘dış güçlerin’ etkisi olduğuna dair yorumların ‘zırva’dan ibaret olduğunu söyledi. Sönmez’e göre, iktidar artık içeriye ve dışarıya güven veremez bir pozisyonda ve ancak yeni bir siyasi iktidar bu güveni tekrardan kazanabilir.

    Türkiye, 24 Haziran'daki baskın seçime gitmeye hazırlanırken, ekonomik kriz en önemli gündem maddesi. Türk Lirası'nın dolar karşısında rekor düşüşler yaşaması hem içte hem de dışta tartışmalara vesile oluyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) bu yükselişi durdurmak için aldığı faiz yükseltme kararı, ortamı tam olarak teskin edemezken, gelişmelerin nedenleri de yoğun tartışma konusu olmaya devam ediyor. Ekonomistler meselenin Türkiye ekonomisinin kötü yönetilmesinden kaynaklandığını vurgularken, kimileri de iktidara yönelen '15 Temmuz'un ekonomi versiyonunun' söz konusu olduğunu iddia ederek krizin ‘dış güçlerin' operasyonu olduğunu iddia ediyorlar.

    Gelişmeleri iktisatçı, gazeteci ve yazar Mustafa Sönmez ile konuştuk.

    ‘TÜRKİYE'DE EKONOMİDE DIŞ GÜÇLERİN ROLÜ OLDUĞUNA DAİR KULLANILABİLECEK TEK SÖZCÜK ‘ZIRVA'DIR'

    Mustafa Sönmez'e göre enflasyon ve cari açık göstergeleri ile kırılgan bir ekonomik tablo çizen Türkiye ekonomisinin, ‘dış güçler' sebebiyle bu durumda olduğuna dair söylemler ‘zırva'dan ibaret:

    "Türkiye'nin ekonomisinin kötüye gitmesiyle alakalı ‘dış güçlerin' rolüne dair kullanılabilecek tek sözcük ‘zırva'dır. Dış güçlerin Türkiye ile ne alıp veremediği olsun? Bu öteden beri AKP iktidarının kendi tabanına verdiği bir motivasyon örneğidir. Hehralde bu söylem karşılık buluyor ki ‘Bizi kıskanıyorlar bize oyun kuruyorlar' tarzında bir mağdur edebiyatını buraya kadar taşıyabildiler. Karşılık buluyor mu bulmuyor mu bilmiyorum ama buna zırva diyip geçelim. Derin bir problem var. Problem Türkiye ekonomisinin bugün getirildiği kırılgan durumla ilgili, bugün nereden baksanız Türkiye'nin bir dizi kırılganlığı ve darboğazı var. Yüzde 11'i aşmış bir enflasyon yüzde 11'i açmış bir resmi işssizllik (gerçeği yüzde 17'yi bulan), milli gelirin yüzde 6'sını açmış bir cari açık ve yüzde 3'üne koşan bir kamu açığı var. Böyle bir fotoğrafı kime gösterseniz söyleyeceği şey bellidir. Kredi derecenlendirme kurumu dediğimiz oluşumlar bu fotoğrafı gösteriyorlar ‘Dikkatli olun, burada ne yaparsanız başınız belaya girebilir' diyorlar. Burada güven vermeyen bir fotoğraf var. Bu fotoğraftan herkes kaçmaya başladı. Öncelikle yerli aktörler kaçmaya başladı. Bizler mevduatımızı Türk Lirası'nda tutmuyoruz. Neden? Türk Lirası olarak kaldığımızda faiz ve enflasyonla baş edemiyor. O zaman kendimizi güvende hissetmek için dövize yöneliyoruz. Mevduatların yüzde 45'i döviz oldu. Dolayısıyla dövize talep buradan kaynaklanıyor. Şirketler borçlanmış durumdalar. Şu anda 223 milyar dolar net döviz açığı var. Şirketler döviz havalandıkça Türk Lirası karşılığı olarak kur zararı yazıyorlar. Riskleri arttırmak için dövize talepte bulunuyorlar. İç aktörlerin böyle bir talebi var."

    ‘KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARININ RAPORLARININ SEÇİMLE İLGİSİ YOK'

    Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'deki göstergelere bakıp durumun ‘iyi' olduğunu söyleyemeyeceklerini belirten Sönmez'e göre bu kuruluşlardan Moody's, raporunu erken seçim kararı olmadan yayınlamıştı:

    "Kredi derecelendirme kuruluşları niye seçim konjoktüründe bu raporları yazdılar' argümanları da zırvadır. Moody's, raporu yazdığında henüz erken seçim kararı alınmamıştı. Türkiye'nin önünde 16 aylık yönetim yetkisi vardı. Moody's bu raporunu yazdığında mart sonuydu. Dolayısıyla bu kuruluşların yazdığı raporların seçim konjonktürüyle hiç ilgisi yok. Böyle raporlar yazmasalar bu kuruluşları kimse dikkate almaz. Göstergeler iyi değil. Göstergelerin iyi olduğunu söylesinler ya da enflasyon kontrol altında, cari açık ve kamu açığı makul diyebiliyorlar mı? Bunu herkes görüyor ve dolayısıyla da gelmiyorlar."

    ‘TÜRKİYE'YE GEÇİCİ OLARAK PARK ETMİŞ SICAK PARA GÜVENLİ MERKEZ ÜLKELERE YÖNELİYOR'

    ABD'de yükselen faizlerle ve Avrupa'nın kendi toparlamasıyla birlikte Türkiye'ye geçici olarak park etmiş sıcak paranın güvenli merkez ülkelere yöneldiğine dikkat çeken Sönmez'e göre ‘Türkiye'ye karşı komplo' söylemi insanları konsolide etmeye yönelik:

    "Türkiye'nin durumu bu ama dünyanın durumu da değişti. Dünyada yabancıları cezbeden çok farklı bir iklim başladı. ABD'de faizler yükseldi, Avrupa Birliği kendini toparlıyor. Dolayısıyla Türkiye'ye geçici olarak park etmiş olan yabancı sıcak para için şimdi güvenli merkez ülkeleri alternatifi ortaya çıktı. Oraya doğru yöneliyorlar. Türkiye'den de çıkıyorlar, Brezilya'dan da Güney Afrika'dan da. Yani bütün bu ‘komploları' sadece Türkiye'ye değil, bütün çevre ülkelere kuruyorlar o zaman. Bütün ülkelerden çekilme var. Bu realite ortada. Büyük fotoğrafı göstermeyip daracık bir komplo hikayesi uydurup insanları konsololide etmeye çalıyıorlar ama işe yaramaz."

    ‘DURUM KONTROLDEN ÇIKMIŞ DURUMDA'

    Merkez Bankası'nın aldığı yüzde 3'lük faiz arttırma kararının yüksek olmasına rağmen döviz fiyatlarını düşürmede etkili olmadığına vurgu yapan Sönmez'e göre durum kontrolden çıkmış durumda:

    "Şimdi geldiğimiz yer itibariyle durum kontrolden çıkmış durumda. Dün doların 4.92'ye kadar gelmesi ve buna göz yumulması büyük bir rezalet. Çünkü 4.92'ye kadar gelen dövize, mesai bittikten sonra faiz oranlarını açıklamak oradan bunun sinyali alanların döviz sattığında inanılmaz abad etmesine yol açar. Bunun sinyali alan anında elindekini sattığı anda dünyanın parasını götürdü. Burada inanılmaz haksız kazançlar oluştu. İkinci olarak söyleyebileceğimiz şey bu hamle işe yaramadı. Sert bir faiz artışına rağmen şu anda doların fiyatı 4.7. Yani 22 kuruşluk gerileme için 3 puan faiz yükseltildi. Bundan önceki faiz artışları 0.50, 0.75 civarlarındaydı. 22 kuruş geriletmek için 3 puan göze alındı. Sanılmasın ki bu faizin de maliyeti yok. Öbür tarafından baktığımızda faiz ateşi firmaları da yakar. Bu da işin başka bir yüzü. Türkiye nereye geldi? Yüksek faiz, yüksek dövizin içine itildi. Bununla birlikte dolara spekülatif ataklar başlayacak. Doları tekrar tırmandırmaya başlayacaklar ve Merkez Bankası'nı tekrar yeni bir 3 puana zorlayacaklar. Bunu Tansu Çiller döneminde, 1994 yılında da yaşadık. Bu bir oyundu. Karşındakini güçsüz gördüğünüz anda kedi-fare gibi oynarsınız. Türkiye tuzağa düşürüldü. Bir yandan faiz yükseltirilecek bir yandan dövizle oynanacak. Bundan iç ve dış rantiyeler dünyanın parasını götürecekler."

    Dolar, Türk Lirası
    © REUTERS / Murad Sezer/Illustration/File Photo
    ‘İKTİDARA KARŞI GÜVEN HEM İÇERİDE HEM DE DIŞARIDA KAYBOLDU'

    Sönmez, artık ortada yüksek döviz ile faiz arasında pinpon topu gibi oynanacak bir ekonomi ve yönetim olduğunu ve iktidara karşı hem içeride hem de dışarıda güvenin kaybolduğunu söyledi:

    "Tüm bunlara karşılık yapılan açıklamalara baktığımızda güler misiniz ağlar mısınız belli değil. Türkiye çok büyük kan kaybediyor. Şirketler kan kaybediyor. Türkiye doğru hamleler yapamazsa 2001 krizini bile arar hale gelebilir, bu derece kırılgan ve kaygan bir zemin içerisinde. O yüzden böyle abuk söylemlerle bir şey elde edilemez. Güven vermek lazım. Maalesef bu güveni kaybettiler. Hem içeriye hem dışarıya karşı oldu bu. Bundan sonra insanlar daha çok içlerine kapanacak. Yakayı kaptırmış durumdalar. Şimdi artık yüksek faiz ile yüksek döviz arasında pinpon topu gibi oynanacak bir ekonomi ve yönetim vardır. Kontrolü kaçırdılar geçmiş olsun. Türkiye'ye de geçmiş olsun. Bu insanları bu kadar iktidarda tuttuktan sonra artık bu sonuçlara da katlanmak lazım. Yazık oldu hepimize, çok ciddi faturalar ödenecek."

    ‘TÜRKİYE, IMF'NİN AYAĞINA GİTME NOKTASINA GELİYOR, ANCAK YENİ BİR YÖNETİM GELİRSE GÜVEN OLUŞABİLİR'

    İçe ve dışa karşı mevcut iktidarın güven veremeyeceğini ve bunun ancak yeni bir yönetimin gelmesiyle gerçekleşebileceğini söyleyen Sönmez'e göre Türkiye'nin IMF'nin ayağına gitmesi noktasına az kaldı:

    "Dünyaya bir yığın döviz yükümlülüğümüz var. On iki ay içerisinde 188 milyar dolar bir dış borcu döndürmek zorundalar. Yıllık cari açığımız 50 milyar dolara yakın. Bunları alt alta koy 238 milyar dolar para bulmak zorunda olduğu görülüyor. Bu parayı bulamaz ya da çok yüksek bedellerle bulmak zorunda kalırsan, olaylar bu şekilde tırmanırsa, tıkanırsınız. Tıkandığınız anda dışarıdan kaynak bulunmadığı anda gider IMF'nin kapısını çalarsınız. Bu yeni bir oyun değildir. Bu, oyunun kurallarını arasındadır. Türkiye bu noktaya yavaş yavaş gelmektedir. Arjantin geldi ve teslim oldu. Türkiye'de ciddi olarak bir dış kaynak kaçışı başladı. Portföy yatırımları başladı. Yabancı kaynaklar olmak üzere çıkışlar da başladı. Faizler dışarıda yükseldi, yeniden borçlanmanın imkanları daralıyor. Buna karşılık daha 476 milyar dolar borç stoku var Türkiye'nin. Milli gelirinin yüzde 53'ü. Bununla kolay hareket edemezsiniz. Bununla güven veremezsiniz. O zaman da ‘dış güç' IMF'nin ayağına gidersiniz. Normalleşme çok az. Güven meselesi en kritik mesele. Onu da bu iktidarın vermesi ihtimali kalmadı. Çünkü kendi ağızlarıyla Londra'da insanları hop oturtup hop kaldırtan demeçler verdiler. Şimdi bundan sonra ağzılarıyla kuş tutsalar kimse kolay kolay inanmaz. Dolayısıyla bu güven kırılması ancak bir siyasi bir dönüşümle onarılabilir. Yeni bir yönetim gelir dünyaya kendini anlatır ve güven verirse toparlanma olur. Ama buna kadar da ciddi bir fatura ödenecektir. Buna hazır olalım."

    ‘EKONOMİDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK YOK, BUNUNLA BAŞ EDEMEYİNCE KABAHATİ DIŞARIDA BULUYORLAR'

    Türkiye'deki hükümetin Batı'nın istediği şekliyle bütün neo-liberal politikaları en katı şekilde uygulayabilecek bir iktidar olduğunu söyleyen Sönmez'e göre ekonomide sürdürülebilirlik sağlanamadığı için kabahat, dışarıda bulunmaya çalışılıyor:

    "Türkiye'yi Venezüela ya da İran ile benzetmek elma ile armutu benzetmek gibi bir şey. Hiç alakası yok. Türkiye'nin ABD ile olan sürtüşmelerinin çok başka nedenleri olduğu biliyoruz. Ortadoğu'da farklı duruşlardan başlayarak, AKP hükümeti'nin kendisine atfettiği —altı boş- bölgesel güç iddiaları, zigzaglı diplomasi çizgisi gibi sebepler sürtüşmeye yol açtı. Ekonomik olarak ABD ya da Batı'nın Türkiye'den çekeceği hiçbir şey yok. Bütün neo-liberal uygulamaların, her türlü hoşlarına gidebilecek şeyleri en katı, en ortodoks uygulayan bir ülke Türkiye. Ayrıca Türkiye'nin gücüne güvenerek, kafa tutmaya ya da başka bir paradigmaya geçmeye niyeti de yok. Hiç ilgisi yok. Bu yüzden Batı'nın da Türkiye'den endişesi yok. Ortadoğu'da farklı duruşlar zaman zaman küçük uyuşmazlıklar getiriyor ama bu AKP'ye kumpas kurmaya kadar gitmiyor. İş normal akışı içinde gidiyor ve normal akışı yürütemiyorlar. Normal ekonomi, sermaye birikimini sürdüremiyorlar. Burada sürdürebilirlik kaybedilmiş durumda. Bununla baş edemeyince kabahati dışarıda buluyor. Benim ayranım tatlı ama bunlar bize ekşi diyorlar şeklinde bir söylem var. Halkımızda bir ‘gavur' alerjisi var. Bunu kullanıyorlar. Herhalde test ettiler bunu işe yarıyor diye. Kullanıyorlar. Ekonomideki durum herkese batmaya başlayınca sanırım akılları başına gelecek. Seçimlere kadar da uzun bir zaman olduğunu düşünüyorum. Bu süre içerisinde sonuçları yaşayarak aklı selimin yolunu bulacaklardır diye düşünüyorum."

    ‘DEĞİŞEN DÜNYA İKLİMİNE HAZIRLIK YAPILMADI, KAÇIŞ YOK'

    Mustafa Sönmez son olarak, ‘Körfez'den döviz akıyor' söyleminin bir efsaneden ibaret olduğunu ve Türkiye'nin değişen dünya iklimine hazırlık yapmadığı için ‘kaçışı olmadığı' görüşünü dile getirdi:

    "Körfez'den para geliyor efsanesi başından beri sakat ve yanlış bir efsanedir. Özellikle muhalefet tarafından kulağa hoş geldiği için kabul görmüştür. Gerçekte ise Türkiye'ye giren yabancı kaynakların sadece yüzde 10'u Körfez kaynaklıdır. Dolayısıyla bu Körfez meselesi efsanedir. Ama böyle bir görüntü yaratılmak isteniyor. İstendiği zaman para geliyor efsanesini diri tutmak istiyorlar. Kimse kimseye babasının hayrına para vermez. Ortadoğu'daki kimse parasını ‘bedavaya' kullandırtmaz. Dünya fiyatları neyse ona göre verir. ‘Bedava' verirse altında başka birtakım yararlar görüyordur. Bu kaynaklar kurutulmuştur. Geleceği kurtaracak kaynak yoktur. En son ‘Varlık Barışı' gibi bir şey yaptılar. Sadece Türkiye'nin değil, dünyanın kara parasına ışık yaktılar. Dünyadaki bütün kara paraya ‘gelebilirsiniz' ışığı yaktılar. Ama çok fazla işe yaramıyor. Biraz da dünya iklimi değiştiği için. Ne kadar çırpınırsa çırpınsın bu iklime hazırlık yapmadığı için, bu değişime uygun kararlar almadığı için ağustos böceğinin durumuna düşülecek. Bundan kaçış yok."

    Etiketler:
    faiz, ekonomi, 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçimleri, Mustafa Sönmez, ABD
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın