11:35 23 Haziran 2018
Canlı Yayın
    Eksen

    'Londra çıkartması teslimiyettir, Sevr gibi bir şey, gittik teslim olduk'

    Eksen
    URL'yi kısaltın
    Ceyda Karan
    228

    Sabri Öncü’ye göre; İtalya ve AB’yi sarsan kriz ‘avro tasarımının yanlışlığı’ ve ‘finans kapitalin zaten dizginlenemeyecek’ olmasından kaynaklanıyor; dünyada sürecek krizler ve istikrarsızlık ise ‘bir büyük savaşa gebe’. Öncü, Ankara'nın İngiltere ziyaretleri hakkında “Londra çıkartması teslimiyettir, Sevr gibi bir şey. Gittik teslim olduk” dedi.

    İtalya'da 4 Mart seçimleriyle sandıktan çıkan iradenin ‘avro bölgesi' karşıtlığı nedeniyle hükümet kurmasına izin verilmemesinin yarattığı kriz, Avrupa Birliği'ni sarsıyor. ‘Avro bölgesi'ni odağına alan neoliberal ekonomik modelin neden ve sonuçları tartışılıyor. Ekonomik kriz Türkiye'nin de Batı ile ilişkilerinin odağında yer alıyor. Kur krizinin ardından Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Merket Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, İkinci Londra çıkartmasında yabancı yatırımcıları teskin etmeye çalıştılar.

    Avrupa'daki gelişmelerle Ankara'nın ekonomik krizden çıkmak girişimlerini Toplumsal Araştırma ve Özgün Düşün Merkezi (TÖZ) Baş Ekonomisti Sabri Öncü ile konuştuk.

    ‘AB'NİN SORUNU AVRO TASARIMININ YANLIŞLIĞI'

    Sabri Öncü'ye göre İtalya'daki siyasi ve ekonomik kriz Avrupa Birliği (AB) projesinin kuruluşuna içkin sorunların yansıması. AB'yi ‘Almanya'nın baskın olduğu emperyalist bir proje' diye niteleyen Önce, şu anda yaşanan krizde de ‘avro tasarımının yanlışlığının yattığı' görüşünü dile getirdi:

    "Bütün bu işin arkasında baştan yapılmış olan avro tasarımının yanlışlığı yatıyor. Bir zamanlar Avrupa Birliği acaba uygarlık beşiği, insan hakları, demokrasi, liberal ekonominin merkezi mi yoksa Almanya'nın hegemonyası altında bir emperyalist proje mi tartışmaları oluyordu? Ben ikinci tarafta yer alanlardanım. Bunun bir Alman baskınlığı altında emperyalist proje olduğunu iddia ediyorum. Emperyalizmin başında da sermaye akışları gelir. Sermaye girdiği yerde de büyümek amacındadır. Bu büyümeye katkısı olsa da olmasa da amacı büyüyerek oradan çıkmaktır. Birgün artık büyüyemeyeceğini farkettiğinde de çeker gider. Giderken de oradan almış olduğu özellikle finansal varlıkları satışa geçer. O satışlar sırasında bu finansal varlıkların fiyatları düşer. Eğer aldıkları devlet tahvilleri ve özel tahviller ise faizleri yükselttirirler. Piyasaların beklentileri var. Bütçe açığı olmayacak, enflasyon olmayacak, hatta Avrupa'da kural en düşük enflasyona sahip üç ülkenin yıllık enflasyon oranları ortalaması ile ilgili üye ülke enflasyon oranı arasındaki farkın 1.5 puanı geçmemesi, büyük cari açıkları olmayacak gibi piyasadaki herkesin bildiği kurallar var. eğer siz o kuralların dışında hareket etmeye başlarsanız da sizi cezalandırmaya başlıyorlar. Eğer siz sermaye akışlarına kapınızı sonuna kadar açtıysanız, çekip gittiklerinde geriye bıraktıkları bir harabedir. Yunanistan öyle oldu. İtalya'da oraya doğru gidebilir. Merkezden çevreye doğru akmakta olan sermaye çıkmaya başladığında böyle bir yangın yeri haline gelir ortalık."

    ‘FİNANS SERMAYE, BU DÜZENİN DEVAM ETMESİNİ İSTİYOR AMA…'

    Finansal sermayenin küresel entegrasyon denemesinin ortaya ciddi ekonomik ve sosyal sorunlar çıkardığını söyleyen Öncü, İşçi Partisi'nin de karşısında yer aldığı Brexit örneğinin bu modeldeki sıkıntıları ortaya serdiği görüşünü dile getirdi. Öncü şu saptamaları yaptı:

    "İlginç bir şekilde İngiltere'de Brexit'e karşı olanlar arasında İngiliz İşçi Partisi de var. Finans sermayesi tarafından bir küresel entegrasyon denemesi yapıldı. Bu ortaya ciddi ekonomik ve sosyal sorunlar çıkardı. Gelir ve servet dağılımı iyice bozuldu. Halk artık hayatından memnun değil o nedenle başka şeyler yapılmasını istiyor. Bir yandan da finans kapital yani finans sermaye Amerika'da, Avrupa'da, İngiltere'de bu düzenin akışının devam etmesini istiyor. Ve onların işine gelen şeyler arasında İngiltere'nin ABD'den çıkmaması da var. İngiltere de çıkacağız demeye başlayınca orada da ortalık karışmaya başladı. Brexit'i engellediler. Aslında İngilizler çakıcağız yönünde oy verdiler ama hala çıkmadılar. Bu sürecin sonlandırılması lazım. 2019'da sonlandırılacak. Bunu İşçi Partisi'ndeki ilerici solcular da biliyor. Bir şekilde çıkarlarsa aynı İtalya'da yapılan cezalandırmalar gibi İngilizler de cezalandırılabilirler. Büyük paralar döndüğü zaman ortalıklarda, o trilyonlar bir taraflardan öbür taraflara gittiğinde ayrıldıkları yerde ciddi ekonomik sıkıntılara neden oluyorlar. O nedenle bunu engellemek istiyorlar. İşin içinde başka nedenler de var ama asıl korku AB'den çıktıklarında ekonomik anlamda başlarına gelecekler."

    ‘FİNANS KAPİTAL İTALYAN MISIN, JAPON MUSUN, BAKMAZ'

    Türkiye'deki ekonomik krize de atıf yapan Öncü, Ankara'nın son dönemde yatırımcılara ve piyasalara verdiği mesajların sorunların körüklenmesinde etkili olduğu görüşünü dile getirdi. "Finans kapital kimsenin gözünün yaşına bakmaz" diyen Öncü, Ankara'nın istenileni yapmak zorunda kalacağına şu sözlerle dikkat çekti:

    "Piyasalar sizin kim olduğunuza bakmaz. Türkiye'de ‘Başarımızı çekemiyorlar. Faiz lobisi saldırıyor' deniyor. Ama faiz lobisi denen şey finans kapitaldir zaten. Finans kapital de kimsenin gözünün yaşına bakmaz. İtalyan mısın, Japon musun gibi bir sıkıntısı yoktur onun. Finans kapital girdiği yerde kendisini büyütmek ister, büyütemeyeceğini farkettiği zaman da çeker gider. Şu anda olmakta olan o. Buradan gönderilen bütün sinyaller Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da katıldığı Londra seferinde verilen sinyaller içeriye girmiş olan sermayenin büyümesini sürdüremeyeceği yönündeydi. Onlar da karar verdiler, çıkmaya başladılar. Aslında bunu uyarı amacıyla da yapmış olabilirler. ‘Bakın bu yaptıklarınızı sürdürürseniz, biz de çeker gideriz. Bakın, görün gidiyoruz da' şeklinde bir mesaj verdiler. Bizimkiler de bu mesajı aldılar. Son Londra çıkartması da teslimiyettir. Sevr gibi bir şey. Gittik teslim olduk. Orada yapısal reformları gerçekleştireceğiz, enflasyonu indireceğiz, bütçe açığını düzenleyeceğiz, bilançoya çekidüzen vereceğiz, ekonomideki ısınmayı engelleyeceğiz gibi sözler verdiler.

    ‘100'DEN FAZLA KİŞİYE TESLİMİYET BAYRAĞI AÇILDI'

    Şimşek ile Çetinkaya'nın Londra'daki temaslarını yorumlarken, "Mehmet Şimşek'in dediğine göre 100'den fazla yatırımcı ile konuşmuşlar. Kim bu yatırımcılar? Büyük bankalar, büyük yatırım fonları, büyük yatırım bankalarından oluşan 100'den fazla kişiye teslimiyet bayrağı açtı" diyen Öncü, vaadlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözlerinin dikkate alınmamasının dile getirildiği haberlerine atıf yaptı:

    "Siz bakmayın bizim seçimde partimizin lideri, cumhurbaşkanımız sayın Erdoğan'ın dediklerine. Aslında biz, siz ne isterseniz onu yapacağız' şeklinde teslim oldular. Merkez Bankası, finans sermayenin isteklerine cevap verecek eylemleri yaptığı sürece onlar tarafından bağımsız olarak algılanır. Onlar ne istiyorsa onu yapıyor çünkü. Mesela enflasyon varsa faizleri yükseltmek gibi beklentileri karşılayacak adımlar atmak zorunda. Merkez Bankası bağımsızlığından onların anladığı o. Sayın Erdoğan da ‘Ben bu faizleri indireceğim. Faiz sebeptir enflasyon da neticedir' gibi ciddi bir ekonomik teori geliştirmişti. Bu onların istediklerinin gerçekleştirilmeyeceği, paralarının birikemeyeceği, Merkez Bankası'nın onların istediği gibi faizleri arttıramayacağı gibi sinyaller gönderildi. Onlar da cezalandırdılar."

    ‘EKONOMİK GİDİŞATTA SORUNLAR DEVAM EDECEK, BÜYÜK BİR SAVAŞ ÇIKMA OLASILIĞI YÜZDE 50'DEN FAZLA'

    Küresel ekonomik ve siyasi sistemdeki sıkışma halini anlatırken, sorunların devam edeceğini belirten Öncü, ‘büyük bir savaş çıkma olasılığını da yüzde 50'den fazla gördüğünü söyledi. Öncü, şu değerlendirmelerde bulundu:

    "2025'e kadar bu sorunların devam edeceğini, bankacılık krizlerinin, gayrimenkul patlamalarının ortaya çıkacağını, insanların daha çok fakirleşeceğini, böyle bir ortamda ülkelerde istikrarsızlık olacağını, bir şekilde hayatın sürdürülebilmesi için ekonomilerin toparlanması gerektiğinden dolayı bunu gerçekleştirmek amacıyla savaşların çıkarılabileceğini düşünüyorum. Çünkü savaş ekonomiyi büyüten bir şeydir."

    ‘ALMANYA İLE RUSYA BİR TAKIM, ABD İLE ÇİN DİĞER TAKIM'

    Öncü'ye görü olası bir savaş halinde büyük güçler de aralarında ittifaklar geliştirmelerini beklemek gerekirken, umulmadık saf tutmalar gündeme gelebilir:

    "Sonuçta büyük bir savaş çıktığında büyük güçlerin hepsi bir tarafta yerlerini alacak. ABD ve Çin en büyük iki, arkasından Almanya, ekonomik olarak o kadar güçlü olmamakla birlikte Rusya. Bunlar bir şekilde takımlar oluşturacak. Almanya ile Amerika sanki birbirlerine yakın gibi duruyorlardı ama son zamanlarda araları açılmaya başladı. Almanya, Rusya ve Çin'e yaklaşmaya başladı. ABD'nin yanına kim geçecek? Fransa nerede olacak? Henüz belli değil ama bu ekonomik darboğaz daha da daralıp gerçek göçüş yaşanmaz da artık iyice sürünmeye başlarsa buradan çıkışın bir yöntemi savaş tabii ki. Ben Rusya ile Almanya'nın bir takım, ABD ile Çin'in diğer takım olacağını, diğerlerinin de bunlar arasında dağılacağını düşünüyorum. Büyük bir savaş çıkma olasılığının yüzde 50'den fazla olduğunu düşünüyorum."

    İlgili konular:

    Zeybekci: Türk ekonomisi, Türk makro ekonomi değerlerinin hiçbirini yansıtmıyor
    Erdoğan: Ben ekonomi tahsili gördüm, hocalarımız bize 'ekonomi cesaret ister' derdi
    Erdoğan: Kurla bizi vuramazsınız, ekonomi bizim işimiz
    Rönesans Holding, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu'na 4 anlaşmayla damga vurdu
    CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi'nin ekonomi kurmayları ekonomideki gidişatı değerlendirdi
    Şimşek'ten Londra'da piyasalara 4 mesaj
    Reuters: Şimşek ve Çetinkaya Londra'da yatırımcılara yeni faiz artırımı sinyali verdi
    Şimşek'ten Londra paylaşımı: Yoğun bir çaba içindeyiz
    Etiketler:
    Ekonomi, Ticaret, Merkez Bankası, AB, Murat Çetinkaya, Ceyda Karan, Mehmet Şimşek, Dünya, Avrupa, Türkiye
    Topluluk kurallarıTartışma
    Facebook hesabınızla yorum yapınSputnik hesabınızla yorum yapın